Bölüm ( Mihrabın kabusu)

1032 Words
__ Seni çok iyi anlıyorum bende senden farksızdım burada bulduklarımdan giyindim bende. __ İyi yapmışsın derken Seher ile birlikte dışarı çıkmıştık herkes hala bahçede idi Arat, ile bir an göz göze geldiğimizde ona kızgın olduğum için bakışlarımı ondan kaçırmış idim. __ Çok hoş olmuşsun tatlım. __ Teşekkür ederim Tuana, diyerek bahçedeki salıncağa oturmuş ateşin içindeki odunların köz oluşunu seyretmeye başlamıştım Arat, ateşin başından kalktığında ne yapıyor bu diye bir an onu izlemeye başladım ama yerinden kalktıktan sonra bana doğru geldiğini görünce bir an ne yapacağımı şaşırmış panik olmuştum. O ise yanıma gelip birden oturunca, başımı çevirip ona bakmamıştım bile yine kalbim isyan bayrağını çekmiş göğüs kafesine savaş açmıştı. __ Neyin var dünden beri sende bir gariplik var İnsan diye sorduğunda kalakalmıştım bu adam bana kalp krizi mi geçirtmeye çalışıyordu böyle. __ Bir şeyim yok. "Yine çok kötü kekelemiştim." __ O halde neden gözlerini kaçırıp yüzüme bakamıyorsun dediğinde şaşkınlıkla ona dönmüş yüzüne öylece baka kalmıştım. __ Neden yüzüne bakamayacakmışım diye geçiştirmeye çalışmıştım onu o sırada yanımıza Tina'nın gelmesi ile onun üzerindeki dikkatim tamamen dağılmıştı. __ Efendim sizinle bir iki dakika konuşabilir miyim dediğinde kalkıp onun saçına yapışasım gelmişti yine kara kedi gibi aramıza girmişti. __ Tamam geliyorum diyerek onun ardından gittiğinde içimden Arat'a saydırma ya başlamıştım bu adam beni deli ediyordu acaba bu kadın onunla ne konuşmak istemişti içimdeki kurt beynimi şimdiden kemirmeye başlamıştı bu böyle devam edemezdi kalkıp gizlice peşlerinden gitmiştim ikisi de ağaçlık bir yere gitmiş bir göl kenarında konuşmaya başlamışlardı onlara biraz yaklaşıp bir ağacın arkasından ne konuştuklarını dinlemeye koyulmuştum biliyorum bu yaptığım doğru değildi ama kalp bunu dinlemiyordu işte. __ Benimle ne konuşacak'tın bir sorun mu var Tina? __ Efendim size söylemem gereken bir şey var! __ Seni dinliyorum? __ Ben ben! Bunu size nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama bunu sizden daha fazla saklayamayacağım efendim. __ Neyi? __ Ben ben! Size aşığım efendim sizi seviyorum dediğinde kalbimi bir şey öyle bir sıkmıştı ki korktuğum başıma gelmişti duydukları mı duymamayı tercih ederdim o an Arat'ın vereceği cevaptan korktuğum için hemen oradan ayrılıp uzaklaşmıştım istemsizce gözlerimden süzülen göz yaşlarım ile nereye gittiği mi ne kadardır yürümeye devam ettiğimi bile bilmiyordum fazla uzaklaştığı mı anladığım da ise artık çok geçti. Çevreme baktığımda ona yakın zombi bana doğru geliyordu, göz yaşlarımı silip geri geri giderken, hepsi hızla bana doğru koşmaya başlamışlardı. __ Lanet olsun bir bu eksikti onlardan kaçarken bir anda bir ayı kapanına yakalanıp yere serilmiş idim canım öyle çok yanmıştı ki çığlık çığlığa bacağıma yapışmıştım kapanın sivri parçaları etime girmiş kemiğime kadar geçmişti. Zombiler kanın kokusunu alınca daha da hızlanmışlar bana daha da çok yaklaşmışlardı parmaklarımı kapana sokup bileğimden ayırmaya çalışırken boğazımdan tiz bir çığlık yükselmişti canım öyle yanıyordu ki artık sonumun gelmiş olacağından korkuyordum kapanı zorlukla açıp etimden çıkarırken acıyla inledim sonunda kapanı çıkarmıştım ama ayağa kalkamıyordum bir türlü bacağım çok kötü bir durumdaydı yaradan kan boşalırken geri geri sürünüp onlardan kaçmaya çabalıyordum ama nafile idi, hepsi başıma toplanmış tam bana saldıracakları sırada hepsi gözlerimin önünde toza dönüşüp yok olmuştu korkuyla kafamı kaldırıp baktığımda Arat, ile göz göze gelmiştik o an onun gözlerinde gördüğüm korku ve öfke beni şaşırtmıştı. __ Ne yapıyorsun sen kendini mi öldürtmeye çalışıyorsun deli kadın derken saniyesinde yanıma gelip bacağıma bakmıştı. __ Dokunma canım çok yanıyor diye bağırmıştım o can acısıyla. __ Aslında canın daha çok yanmalı neden uzaklaştın bu kadar kafanda ne vardı senin diye öfkeyle sorgulayan bakışlarını yüzüme çevirmişti. __ Başkasının yakmasına gerek yok sen yeterince yakıyorsun zaten dediğimde bir süre yüzüme sessizce bakmıştı bileğimdeki yaramı iyileştirir iken aslında yüreğimin daha çok acıdığını bilmiyor muydu bu adam. __ Söylesene İnsan senin canını nasıl yakabilirim? __ Neden buraya geldin Arat, söylesene beni üzmek için mi? Dedim neredeyse ağlamak üzere idim acaba kabul etmiş mi idi o kadını. __ Madem bizi dinledin İnsan neden sonuna kadar kalmadın dediğinde göz göze gelmiştik ve ben neredeyse ağlamak üzere idim yine her zamanki gibi aklımı okumuştu ve gözlerimi kaçırıp ayağa kalkmaya çalıştığım da beni omuzlarımdan tutup buna izin vermemişti; Cevap ver neden sonuna kadar kalmadın? __ Bırak beni! Demek orada olduğumu biliyordun ne yapacaktım durup o kadını kabul ettiğini mi dinleyecek idim dediğimde sinirle karışık güldüğünü görünce hepten sinirlerim bozulmuştu onu itip kalkmaya çalıştığım da yine beni bırakmamış saçlarımdan yakalayıp kendine doğru çekmişti. __ Aptal sen koca bir aptalsın derken nefesimiz birbirimizin yüzüne vuracak kadar yakındı birbirine kendimi ondan kurtaramıyor bir türlü gözlerinden ayıramıyordum gözlerimi yine her zaman olduğu gibi soluğu mu kesmişti bu adam; Onu sevdiğimi mi sanıyorsun? Ani gelen bu sorusu beni hepten bocalatmıştı nereden bile bilirdim onun kalbinden geçenleri. __ Sevmiyor musun dediğimde bakışları dudaklarıma kaymıştı başını yüzüme yaklaştırdığında sanki mideme koca bir yumruk yemiş gibiydim. O ise dudaklarımdan teğet geçip yüzünü boynuma yaslayıp saçlarıma doğru çıkmıştı koku mu içine çekerken konuşmaya devam etti... __ O böyle kokabilirmi ona böyle yaklaştığımda kalbimi göğüs kafesine karşı savaş açtırabilirmi beni ne kadar değiştirdiğinin farkında değil misin kalbimde senden başkasına yer yok aptal kadın ben buraya sadece sensiz yapamadığım için geldim eksik yanımı tamamlamak için dediğinde zorlukla yutkunmuştum. __ Sen sen! Neler söylüyorsun onun sözleri karşısında şaşkınlıktan ne diyeceğimi şaşırmıştım o ise bana daha da fazla yaklaşıp birden belimi kavrayan parmakları beni kendine doğru çekmiş vücuduna doğru bastırmıştı. Onun göğsünün üzerinde zayıf bedenim ezilirken aniden dudakları arzuyla dudaklarımın üzerine kapandığında midemdeki kelebekler sanki bir bir özgürlüğünü ilan etmiş vücudumun her yerine dağılmıştı soluğumu kesen bu adam da tıpkı benim ona aşık olduğum gibi aşıktı bana, yaşadığım acı yitmiş yerini büyük bir mutluluğa bırakmıştı. O da beni seviyordu dudaklarının sıcaklığı kalbime işlerken sanki bu duyguyu ilk kez bu denli yoğun hissediyordum beni bıraktığında oldukça utanmış yanından kaçmıştım geri döndüğümde yüzümün halini gören herkes beni soru yağmuruna tutmuş köşeye sıkıştırmıştı. __ Sen nerelerdeydin canım yüzünün bu hali ne hasta mısın kıpkırmızı olmuşsun? __ Sen iyi misin Mihrap? __ İyim biraz dinlenmeliyim diyerek diğerlerinin sorularını es geçip odama kaçmıştım kendimi yatağın üzerine atıp çığlık çığlığa yastığı yüzüme kapatmış az önceki yaşadıklarımı sindirmeye çabalıyordum. Tüm bu yaşadıklarıma hala inanamıyordum duygularım karşılık almıştı o da beni seviyordu aklımda bir sürü güzel düşünce ile uykuya daldığımda kendimi periler ile bir savaşın içinde bulmuştum hepimiz periler tarafından köşeye sıkıştırılmıştık ve bizi yakalayan periler Arat'a karşı bizi koz olarak kullanılıyorlardı bizim yüzümüzden Arat, yakalanmıştı ve Perilerden biri ona çöküntü sırasında kayıplara karışan o kara büyü kitabı ile büyü
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD