Ağalar toplantısı
Serdar bugün Zehra'nın ona verilmesi için heyecanlıydı elbette. Atahan ağa da olsan kız kardeşini berdel den kurtaramıyordun. Serdar akıllı adamdı, her fırsatı kendi lehine çevirmeyi bilirdi. İlk karısını da ilk görüşte beğenmiş annesine istetmişti. Şimdi ilk karısında hissettiği heyecan ile, Zehra'ya hissettiği heyecanı karşılaştırınca %80e %20lik bir fark var diyebilirdi.
Bu küçük kız onun aklını başından almıştı.
"Ah Zehra, bana direnmemen gerektiğini bilmen gerekirdi" dedi keyifle. Toplanmış ağalara bakıp keyifle sandalyesine yayıldı. Zaten az sonra da Atahan ağa göründü. Yüzüne gelecek gülümsemeye engel olmaya çalıştı. Dağ gibi Atahan ağa ne hale gelmişti. Ama arkasında kimseyi göremeyince kaşları çatıldı. Zehra'yı getirmemişti Atahan ağa. Derin bir nefes alıp Atahan ağanın herkesi selamlayıp sandalyesine oturmasını bekledi. Onu pek sevdiği söylenemezdi ama kız kardeşi için aynı şeyi söyleyemezdi.
"Ee Atahan ağa, bu durum hakkında görüşlerin nedir?"
Atahan sert bir soluk bırakıp
"İstedikleri parayı vereceğim" dedi.
"Benden başka bir şey istemesinler" diye sert şekilde karşı aileye baktı. Bu onları ürkütmek için yeterli gelmişti ama yine de Serdar ağa ortaya atılıp
"Bu iş para ile hallolmaz Atahan ağa, kızımıza karşılık kız isteriz" dedi. Atahan'ın ona attığı sert bakışla boğazının kuruduğunu hissetti.
"Bu mümkün değil Serdar ağa, kız kardeşimi veremem, para miktarını siz belirleyin" dedi.
Serdar karşı çıktı. Atahan direndi. Ağa büyükleri de araya girince ortam iyice karıştı. İlk seçenek kıza karşılık kız olduğu için Atahan Sevginin ailesini ikna etmeliydi. Otoritesini kullansa da Sevgi'ni ailesi ikna olmuyordu. Atahan iyice sinir olmuş, kasları gerilmekten ona sancı vermeye başlamıştı. Görüşmeler saatlerce sürmüş olsa da Atahan kız vermem, diğer taraf para kabul etmem dedi. En son görüşme yarına ertelenmek zorunda kalmıştı. Atahan kız vermeme konusunda son derece kararlıydı. Hemde kuma olarak verilmesi imkansızdı. Çok küçüktü Zehra, böyle bir hayatı ona layık göremezdi.
***
Zehra'dan
1 günden fazladır abimi görmeyişimin hayra alamet olduğunu zannetmiyordum. Abim çok güçlüydü ama bu konu onu bile zorluyordu demek ki, yoksa çoktan haber vermiş olurdu. Odamdan çıkmak istemiyordum. Yengem sürekli beni kontrole gelip, bana destek oluyordu ama içimin sıkıntısı geçmek bilmiyordu.
Telefonumun titreşimini duyunca sert bir soluk bırakıp telefonu elime aldım. Arayanın Dilan olduğunu görünce güç düğmesine basıp telefonu sessize aldım. Telefon kapanıp tekrar titreşimi çalınca sinirli bir soluk bıraktım. Tamam Dilan'ı seviyordum ama başıma ne gelmişse onun ailesi yüzünden gelmişti. Telefon tekrar kapanıp tekrar titreşimle çalınca boğazımı temizleyip telefonu açtım. Soğuk bir sesle
"Efendim" dedim.
"Zehra nasılsın?" diye sorunca kaşlarım çatıldı.
"İyi değilim" dediğim zaman sert nefesi kulağıma doldu.
"Ben her şey için üzgünüm Zehra ama benimde haberim yoktu bu olanlar dan inan. Fazla zamanım yok o yüzden sana söyleyeceğim şeyi söyleyip kapatmam lazım" diyerek bir süre sessiz kaldı. Artık söyleyeceği şeylerin beni memnun edeceğini zannetmiyordum ama yine de dinleyecektim.
"Üvey abim Alaz ağa bekar, eğer seni abimlerden biriyle evlendirmeye çalışırlarsa onu seç. Alaz abim iyi biridir, ayağından vurulduğu için aksak ama iyileşiyor yavaş yavaş" diyerek beni şaşkınlığa uğrattı. Alaz abisini ilk kez anlatmıştı o yüzden şaşırtmıştım. Demek bekar bir abisi varmış, hemde aksak olduğunu söylüyordu. Umarım berdel olmadan o aileden kurtulmam mümkün olurdu.
" Senin için yapabileceğim tek iyilik bu Zehra. Çünkü burda evlilik ve düğün konuşuluyor. Umarım her şey gönlünce olur. Seni sevdiği mi unutma" diyerek telefonu kapattı. Bir süre neler olduğunu kafamda toparlamaya çalıştım ama ne yapmam gerektiği hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.
Kapım çalınınca yengemin geldiğini anladım. Kapı aralanınca içeriye girip yanıma geldi. Yatağın kenarına oturup
"Biraz avluya çıkmak ister misin?" diye sordu. Başımı olumsuz anlamda sallayıp
"Abim nerde?" diye sordum.
"Sabah erkenden çıktı." dedi. Saat yine akşamı bulmuştu. Tekrar kapım çalınınca sert bir soluk bıraktım. Kapı açılınca bu sefer abim girmişti odaya. Sahra yengem ayağa kalktı.
"Bize biraz müsaade eder misin bebeğim? Zehra ile baş başa konuşmak istiyorum"
"Tamam hayatım" diyen yengem odadan ayrıldı. Abim yorgun ifadesi ile yanıma oturup
"Söze nasıl başlamam gerektiğini inan ki bilmiyorum Zehra. Belki gösteremiyorum ama seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum. Sen benim küçük kardeşimsin" diyerek derin nefes aldı abim.
"Bana her şeyi olduğu gibi anlatır mısın abi?" kendimi bu berdel olayına alıştırmak istemesem de seçeneklerden en güçlüsü oydu.
"Berdel kararı verilmek isteniyor ama kabul etmedim" dedi. O kabul etmese de bu karar çıkmışsa söz hakkı yoktu. Buraların kanunu maalesef buydu. Ben sessiz kalıp başımı öne eğince
"Berdel olmak zorunda değilsin Zehra. Kimse benim kardeşimi istemediği bir evliliğe zorlayamaz"
Gözüme hücum eden gözyaşlarımı geriye iterek Atahan abime baktım. Kurallar belli, karar verilmişti. Abim bu şehrin en sözü geçen ağası olsa da hüküm belliydi.
"Ben berdeli kabul ediyorum abi. Sadece Serdar ağa ile değil üvey erkek kardeşi Alaz ağa ile berdel olmak istiyorum. Bunu sağlarsan senden başka bir isteğim yok" dedim.
Abim şaşkın gözlerle bana bakıp
"O gencin aksak olduğunu biliyor musun? Yani onunla evlenmek istediğine emin misin?"
"Aksayarak yürüdüğünü biliyorum ama ben Serdar ağayı istemiyorum abi" dedim.
Abim bana sorgulayan bakışlarını yollarken
"Sadece Alaz ağa ile evlenmek istiyorum. Ona kalbim ısındı" dedim.
Daha adamı hiç görmemiştim ama abime yalan söylemek zorunda kalmıştım.
"O şerefsiz Boran'ı öldüreceğim. Bir kadın neyine yetmedi de birde kız kaçırıyor" diye dişleri arasından konuşan abim haklıydı.
Boran abim Yaren yengemin üzerine kuma getirince, yengemin babası kızını alıp götürmüştü. Bende abim yüzünden berdel olmak zorunda kalıyordum.
"Ne desen haklısın abi ama elimizden ne gelir?" diye sordum.
"Seni feda etmek yerine, onu kurban etmeyi tercih ederim" dedi. Atahan abim gerçekten çok kızgındı. Bir gece önce gözü gerçekten dönmüş gibiydi. Bıraksaydık Boran abimi hastanelik ederdi. Boran abim bunu hak etmişti ama canını yakmak kimseye çözüm olmayacaktı maalesef.
"Beni kuma verme abi, senden tek isteğim bu. Alaz ağa ile evlenmeye razıyım" dedim.
"Sen Alaz ağayı nerden tanıyorsun Zehra?" derin bir nefes alıp
"Dilan yani kız kardeşini okula getirirken bir kaç kez gördüm?" dedim yalan söyleyerek. Alaz ağanın ismini bile ilk defa bugün duymuştum.
"Bu ciddi bir karar Zehra emin misin? Atahan ağanın kız kardeşine zarar vermek istemek cesaret ister elbette ama yine de onların arasında yaşamak zorunda kalacaksın" dedi abim bıkkın bir nefes vererek.
"Biliyorum abi" dedim.
"Bu gece bu konuyu düşüneceğim. Yarın kararımızı açıklarız" diyerek ayağa kalkan abimle bende ayağa kalktım. Bana dönerek dibime yaklaştı. Saçımı öperek bir süre sessizce öyle kaldık. Daha sonra sert bir soluk bırakıp beni dolu gözlerle odada bırakıp çıkıp gitti.
Abimin de çok üzüldüğünü biliyordum. Tam yengem ile mutluluğu yakalamışken şimdi başına bu bela çıkmıştı. Benim için fazlasıyla çabaladığını biliyordum, beni kurtarmak için uğraşıyordu ama yapacak bir şeyi yoktu onunda. Bu aralar o kadar gergindi ki birine zarar verip başını belaya sokmasından fazlasıyla korkuyordum.
***
Atahan ağa Zehra kabul ettiği için berdeli zoraki de olsa kabul etmişti. Yeniden kurulan istişare masasına giderek son kararını bildirdi. Aksi halde kız falan vermeyeceğini, kız kardeşinin asla kuma olamayacağını söyleyince çoğunluk oyu ile kabul edilmişti. Bu durumdan memnun olmayan biri vardı, Serdar ağa.
Bunca planı üvey pislik için mi kurmuştu. Onu zaten zerre sevmiyordu, şimdi birde sevdiği kızı ona veriyorlardı. Gerçek yüzünü göstermeye cesaret edememişti. Sonuçta gerçekten bekar biri varken ona kızı vermek uygun düşmezdi. Sonuç olarak kızı erkek kardeşine vermişlerdi ama bir yolunu bulup bu nikaha engel olacaktı. Zaten Alaz evlilik cümlesini duyunca sinirlenmişti. Evliliği asla düşünmediğini söylemiş, kızı azat ettiğini söylemişti. Ama işler böyle yürümüyordu. O yüzden evlenmesi için ona baskı yapmışlardı.
Düğün alışverişi
Zehra konakta son günleri olduğunun artık farkındaydı. Dün gece Dilan onu aramış ertesi gün için düğün alışverişi yapılacağını bildirmişti. Zehra mecbur kabul etmiş, yengesi Sahra'nın ona eşlik etmesini söylemişti. Yengesi hemen kabul etmiş Zehra'yı kırmamıştı.
Sabah kapısının çalınması ile bakışları kapıyı buldu. Yengesi içeriye girip
"Hazır mısın Zehra?" diye sorunca başıyla onu onaylayıp kapıya doğru yürüdü. Nişan alışverişi için abisi onlara bir araç bırakmıştı. Evleneceği adamla merkezde bir araya gelecekti. Merkeze inince abisinin yakın koruması onları buldu. Alışverişi yaparken onlara eşlik edeceğini söyledi. Diğer aile ile ortak buluşma yerine gelince, karşı taraftan sadece Dilan ve yengeler gelmişti. Zehra evleneceği adamı görmeyince sert bir soluk bıraktı. Yengesi Sahra ona destek olmak için elini omuzuna koyup Zehra'ya destek oldu.
Büyük bir alışveriş merkezine gidilerek daha çok Dilan'ın öncülüğü ile uzun bir alışveriş yapıldı. Zehra'ya uzun beyaz bir elbise seçildi. Düğün yada nikah her neyse kalabalık olmayacağı için sorun yoktu. Zaten Alaz ağa düğün alışverişine bile gelmeyerek onu kesinlikle istemediğini belli etmişti. Acaba sevdiği biri mi vardı diye düşündü. Varsa arada ki kara kedi olacaktı. Belki de yine kuması olan bir kadın olmak zorunda kalacaktı kim bilir? Alaz ağayı bu evliliğe sürüklediği için üzülüyordu ama onun da başka seçeneği yoktu ki. Elinde olsa zorla kimseyle evlenmezdi elbette.
Alışveriş herkes için tuhaf bir şekilde devam ettikten sonra nihayet bitmişti. Bir kaç parça eşya Zehra da kalırken, diğer eşyaların çoğu Alaz ağanın konağına gitmişti. Zehra konağa dönerken içinde büyük bir ağırlık vardı, istenmediği için mi? Yoksa bu evliliği kendisi de istemediği için mi bilmiyordu ama içinde taşıyamayacağı bir ağırlık vardı...