BAĞIMSIZ ESARET

553 Words
Şimdiki zaman İtalya ,Milano. Tenime hapsolmuş soğuk hava bedeni mi titretiyordu.Hızlı adımlarla ilerleyerek dışarıdan yıkık dökük gözüken içinin bir saray gibi büyük olduğu evime adımladım.Bu ev benim inimdi.Gizli işlerimi burada hallederdim.Yanmakta olan şömüne'nin başına geçerek kaban ve çizmeleri bir kenara savurdum. O sırada kulaklarımda yankılanan telsiz sesi duyruldu. "Dinliyorum ihtiyar."ruhsuz sesim odada yankılanırken onun sesine odaklandım. "Neredesin aptal kadın günlerdir sana ulaşamıyorum.Telefonların kapalı evinde yoksun neredesin sen?" Bu ihtiyarın benden ilgi beklediği çok bariz belliydi ama işimi görmesi hoşuma gidiyordu. "Söyle aptal herif." "Neredesin Lia."Aynı soruları bana yöneltirken sinirlendiğimi hissediyordum. "O kokuşmuş buruşuk suratını görmemek için cehennemin dibindeyim."bir süre sessiz kalarak tekrar konuşmaya başladım."Bana ne istediğini söyle Alex?" "Halletmen gereken bazı vakalar var ama rakiplerin oldukca güçlü ve." Sessiz kalmayı seçmişti.Telsizden gelen cızırtılı ses kulaklarımı tırmalıyordu. "Ve."dedim onu dinleyerek. "Rakiplerin güçlü ve aralarında senin avın var." Dudaklarımda beliren intikamın gülümsemesiydi.İntikam nefret ve kinim beni bir yılan gibi sarıyordu. "Güzell."dedim histarik bir kahkaha patlatarak. Daha fazla ihtiyarın sesini dinlemeden telsizi kapatım diğer tarafa fırlattım.Kilitlemiş olduğun çelik kasamı parmak izimle açarak bazı DNA bulgularını inceledim. Marcus WİLSON. Fısıltım kulaklarımda yankılanırken.Onun bulanık fotoğraflarına baktım.Uzun boylu bronz kavruk teni,ve net olmayan keskin yüz hatları mevcuttu.Oldukca iri bir yapısı vardı muhtemelen kadınların ona hayran kalmasına alışmıştı.Fakat o göründüğü gibi gün yüzüne çıkan bir adam değildi. Marcus WİLSON.Dünya çapına yayılmış yer altı çetesinin lideriydi.Gölge gibi yaşardı onun kim olduğunu hiç bir insan bilmez ve görmezdi.Kurnaz zekasıyla dünya çapındaki şirketlerin yazılımına çökerek bütün güce sahip oluyordu. Fotoğrafına bakarak sigaramın ucunu yaktım.Fakat hesaba katmadığı çok fazla detay vardı.Benim zekam ondan daha keskin ve kurnazdı.Ben babamın kızıydım. Lia PERLAS İngiltere'nin köklü mafyası Derek PERLAS'ın kızıydım.Babamı o gün bir katliama kurban gitmesini gözlerimle görmüştüm.Eşim abim,annem ve babam sayamadığım bir çok insan.Toparlanmam günlerimi alsa da bir mafya liderinin kızı olmak kolay değildi.Güçlüydüm zekam bedenim param herşeyim vardı.Onların karşısına minik bir Lia olarak değil bir yer altı mafyası olarak karşılarına geçmiştim.Ailemin vefatından sonra babamın tahtına geçmek isteyen köstebeklerin kellelerini kopararak villamın havuzunda babamdan kalan siyah timsaha yem etmiştim. Fotoğrafları ve DNA'ları cebime sıkıştırarak Kimsenin bilmediği inimden motorla uzaklaştım.Villa'nın yolunu tutarak gittiğimde korumalarım kapıda beni bekliyordu. "Lia Hanım tek çıkmanız doğru değil etrafınızda bir çok çakal sizi bekliyor." "Farkındayım Leon."Leon bamamın baş korumasıydı. "Babanız böyle birşeye asla müsade etmezdi." Dudakları da yayılan gülümseme büyürken Leon'un haklı olduğunu biliyordum. "Babam o katliamdan kurtulmuş olsaydı seni yaşatmazdı Leon.Niye biliyormusun.Ben söyleyeyim o gece bir baş koruma bile suikasti farkedemediyse koruma olma'nın ne anlamı var." Leon sessiz kalmayı seçmişti.Kırlaşan sacları bana babamı hatırlatıyordu.O günden sonra bütün korumaları öldürmüştüm.Leon hariç. Kapı açılır açılmaz beni bekleyen asistanım ve avukatımı görmüştüm. "Lia hanım rahatsız ediyorum fakat size ulaşamadım ve buraya gelmek zorunda kaldım.İki saat sonra önemli bir toplantı var." "Hatırlatığın için teşekkür ederim Alina.Fakat gelmeyeceğim." "Ama bu şirket görüşmesi sizin için büyük bir şans olabilir.PERLAS şirketine Maddi kazanclar sağlayarak zincirleri güçlendirebilirsiniz." "Alina."dedim nefes vererek."Bahsettiğin sikik toplantı umurumda bile değil." Avukatım ve asistanımı arkamda bırakarak odama adımladım.Onlar hâlâ konuşmaya devam ediyorlardı. Oldukca büyük ve geniş villada odamın nerede olduğunu bulmak bile zordu.Odama gidip dosyaları incelemek ve bu kansız iti kendi silahıyla öldürmek istiyordum. Altın işlemeli kapıyı aralayarak odama girmiştim.Büyük yatağımın üzerine bırakılmış Kırmızı kadife kutu dikkatimi cekmişti. Bu hediyeden haberim yoktu.Belimdeki silahın namlusunu kutuya isabet alarak iki el ateş ettim.Fakat kutu sadece yerinden oynamıştı.Hızlı adımlarla kutuya ilerlediğimde kutunun kapağını açtım.Kadife kutu kurşun geçirmez çelikti.El yazısıyla yazılmış bir not vardı. "Deniz gözlerinde boğulmak dileğiyle." M.W
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD