Herşeyin başladığı sıfır noktası Griselle Ormanı (Yasaklı Orman)
Bir diyar düşünün gökyüzünde uçan periler, sularda yüzen deniz kızları, ormanlarda dolaşan elfler, ateş saçan ejderhalar ve daha nice doğa üstü güçler cadılar, elementler, kurtadamlar, vampirler, melezler ve nice özel türler barındıran sihir ile yaşayan bir diyar.
O diyarın ismi Avelora Diyarı binlerce yıldır varolan türlere ev sahipliği yapıyor bu diyar kimi zaman sevinç kimi zaman gözyaşı barındırıyor şimdi gelin hep birlikte bu diyarda olan ve olacak herşeye hep birlikte şahit olalım.
Arya Akademisi, Avelora diyarının kuzeyinde, şehrin geri kalanından yüksek taş duvarlarla ayrılmış, sisli ormanların ve eski büyü kalıntılarının arasında bulunur.
Bu akademi Avelora Diyarının her türden bir üyenin temsil ettiği üyelerle yönetilen Armonya Meclisi tarafından kurulan bir akademidir amaç her türün doğru ve adaletli bir şekilde eğitim alabilmesi korunabilmesi ve yetiştirilmesidir. Yüzlerce öğrenciye sahip olan bu akademi oldukça gösterişli ve özeldir.
Akademiyi En dost canlısı tür olarak bilinen Element türünden Bayan Juana Biller yönetiyor kendisi Ateş elementini kullanabiliyor Elli yaşında otoriter kurallara bağlı yardım sever ve eğitimi herşeyden üstün tutan biridir.
Ve birde yasaklı orman var Griselle Ormanı Arya Akademisi'nin sınırlarının ötesinde, hiçbir büyünün tamamen iyi ya da kötü olmadığı kadim bir orman.
Burada ağaçlar bile sihir taşır ve ormana giren herkes aynı kişi olarak geri dönmez.Bu ormanda kaybolan yüzlerce kişi var bu yüzden Armonya Meclisi ortak kararı ile orman on sekiz yıl önce kapatıldı sebebi on sekiz yıl önceki ormanda olan bazı gizli olaylar sonucu kaybolan ve ölen kişiler olmasıydı hala gizemini koruyan bir olaydır. Bu olayda kaybolanlardan biri Lavinia'ydı kaçırılması sonucu on sekiz yıl boyunca yasaklı ormanın diğer tarafı olarak bilinen Veylora Diyarında büyüdü.
Bu diyara karanlık tarafta denir sürgün edilen insanlar kötü insanlar kötü sihir hepsi burada yaşardı on sekiz yıl boyunca bu diyarda her türlü zorlukla büyüdü ve şimdi yine o kaybolduğu ormana doğru koşuyordu peşinde olan psikopattan kurtulma umudu ile var gücü ile koşuyordu.
Boynunda bulunan kolye dışında kanından olduğu aile hakkında bildiği tek şey öz babasının Veylora Diyarından olduğu ama onu hiç görmedi öz annesinin ise Avelora Diyarından olduğuydu tek umudu ormana girip diğer tarafa geçmekti.
Lavinia ormanda koşarken kolları ve bacakları ağaç dallarına takılarak her yeri kanamıştı ama umrunda değildi koşmak zorundaydı ormanın diğer tarafını görene kadar koştu.
Lavinia ormandan çıktığı gibi etrafını askerler sarmıştı bunlar Avelora Diyarından askerler di Lavinia'yı potansiyel düşman olarak görüyorlardı.
Lavinia nefes nefeseydi saatlerdir koşuyordu ve artık bitkin düşmüştü konuşamadan bilinci kapandı.
Askerler yere düşen Lavinia ile şok oldu bir asker yanına yaklaştı perişan halini gördü yanına diz çöktü "hey çocuk uyan" Lavinia'ya ne kadar seslenirse seslensin Lavinia uyanmadı. Kahverengi uzun saçlar beyaz bir ten 170 boy kollarında ve bacaklarında yaralar olan bir kız çocuğu ve kurt kanı taşıdığı belli oluyordu peki ama kimdi bu kız.
Daha sonra asker Lavinia'nın elinde bir şey tuttuğunu fark etti. Lavinia'nın elinde bir kolye var asker kolyeyi aldı inceledi ve şaşırdı bu Kolye Elaris ailesinin armasını taşıyordu Elaris ailesi şehrin en güçlü kurt adam ailelerinden biriydi asker Lavinia'yı sınır hastanesine götürdü ve Elaris ailesine de bu durum haber edildi.
Saat gece birde haber Elaris ailesinin aile büyüğü Tom Elaris e bildirildi Tom'a edilen telefonda on sekiz yaşında ki bir kurt adam ın Griselle Ormanından yaralı halde koşarak geldiği ve bayıldığı elinde bir Elaris arması olan kolye olduğunu söyledi Tom oldukça şaşırdı ve onu Avelora'ya Arkana hastanesine getirmelerini söyledi ve kendiside hastaneye gidip bekledi.
Lavinia bir saat sonra Arkana hastanesine getirilmişti hala baygın yatıyordu Tom odaya girdi küçük kıza baktı ona bir yakınlık hissediyordu ama sebebini bilmiyordu
Kapı açıldı doktor içeri girdi Kurt adamların saygın bir üyesi olan Tom a saygıyla konutu "efendim merhabalar" Tom doktora baktı "bu çocuğun durumu nasıl doktor" "Endişelenecek bir şey yok belli ki uzun süredir koşuyor açlıktan, yaralardan ve uzun süre koşmaktan bayılmış sabaha uyanır" "peki sağol doktor" doktor selam verip gitti Tom koltuğa oturdu düşüncelere daldı çünkü bahsettikleri kolye kızına aitti ve merak ediyordu kızının kolyesi neden bu küçük kızdaydı sabah olunca kızını arayıp çağıracaktı.
Sabah saat dokuzda Tom karısı Marry ve kızı Layla yı çağırdı onlara Lavinia'dan ve kolyeden bahsetti ve üçü de aynı şeyi merak ediyordu bu kız kimdi ve yıllar önce kaybolan kolye neden ondaydı.
Herkes merakla bekliyordu bir süre sonra Lavinia uyandı panikle dehşet içinde inceledi etrafı önünde duran insanlara baktı bu yabancılara şüpheyle bakıyordu.
En son Griller ormanında kaçıyordum askerler önünde bayılmıştım şimdi ise bir hastanedeyim bana dikkatle bakan üç yabancı var adam tekli koltukta oturmuş ortalama iki metre boyu olan yapılı kahverengi saçlara ve kahverengi gözlere sahip bir adam vardı yanında ki ikili koltukta ise iki kadın vardı biri daha gençti tıpkı adam gibi kahverengi gözlere ve kahverengi saçlara sahip beyaz tenli güzel bir kadındı yanındaki daha büyük duran kadın onun elini tutuyordu bana gülümsüyordu ama bir yandan da endişe vardı yeşil gözlerinde."Siz de kimsiniz neden ben hastanedeyim" adam bana baktı ve elinde tuttuğu kolyemi gösterdi "bunu nasıl buldun" "o benim ver onu bana" adam şüpheyle baktı bana "bu nasıl sana ait oluyor" bir an sinirlerime hakim olamadım sesim yükseldi "beni doğuran kadına ait" dedim genç olan kadın bunu duyunca önce şok oldu sonra kekeledi "yani bu annene mi ait" kafamla onayladım kadın yanında ki adama baktı "baba lütfen dışarı çıkın biraz hava alın ben onunla yalnız konuşmak istiyorum" yaşlı adam itiraz edecekmiş gibi baktı ama vazgeçti karısını alıp çıktı kadın ayağa kalktı yanıma yaklaştı "kaç yaşındasın" ona şüpheyle baktım" neden soruyorsun" "lütfen cevap ver" "on sekiz" kadın yutkundu "sırtında bir çiçeğe benzeyen doğum lekesi var mı" bunu duyunca şaşırdım çünkü gerçekten vardı bir an kendimi savunmasız buldum"sen bunu nasıl biliyorsun" kadın yatak kenarına oturdu ve bana baktı "bu kolyenin sahibi benim kızım" bu kadının dediklerini duyunca şok oldum yani bu kadın benim annemdi "ne saçmalıyorsun sen ben gitmek istiyorum " ayağa kalkmaya çalıştım beni durdurdu "bekle lütfen konuşalım" kolumu tutunca kolumu geri çektim " burası neresi" " Şu an Avelora Diyarındasın" bunu duyunca şoka girdim Griller ormanında beni bulan askerler beni geri geldiğim yere yollar sanıyordum.
“Şu an Avelora Diyarı.”
Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedim.
Avelora...
Bu ismi daha önce yalnızca hikâyelerde duymuştum. Veylora'nın tam karşısında, Griller Ormanı'nın ötesinde bulunan ve benim gibi insanların yalnızca uzaktan hayal edebileceği bir yerdi.
Ama şimdi oradaydım...