Arabanın içinde sessizlik hâkimdi.
Direksiyonda Liam vardı.
Ön koltukta Marry oturuyordu.
Ben ve Alex ise arka koltuktaydık.
Hepimiz aynı yere gitmiş, Alfa'yı birlikte görmüştük.
Şimdi ise eve dönüyorduk.
Ben camdan dışarı bakmaya devam ettim.
Alfa'nın bakışları hâlâ aklımdaydı.
Ve içimde açıklayamadığım bir his vardı.
Bir süre sonra ev göründü.
Liam arabayı durdurdu.
Kapılar açıldı ve hepimiz birlikte arabadan indik.
Evin kapısı açılır açılmaz Melina ve ailenin diğer üyeleri bizi karşıladı.
Melina sordu
"Sonuçlar?"
Marry birkaç saniye sustu.
Sonra bana baktı.
Ben de sessizce konuştum.
"DNA testi pozitif."
Salondaki herkes bir anda sessizleşti.
Melina'nın yüzündeki merak, yerini şaşkınlığa bıraktı.
"Gerçekten mi?"
Başımı salladım.
"Evet."
Alex hemen araya girdi.
"Test kesin çıktı."
Liam da başını salladı.
"Doktor sonuçlardan emin."
Melina'nın gözleri üzerimdeydi.
"Yani..."
Bir an duraksadı.
"Gerçekten annemin kızı olduğunu mu kanıtladı?Sen benim üvey kız kardeşimsin."
Marry bu kez cevap verdi.
"Evet."
Sesinde hem mutluluk hem de hâlâ tam olarak kabullenemediği bir şaşkınlık vardı.
Melina birkaç adım bana yaklaştı.
Ben ise istemsizce bir adım geriye çekildim.
Bunu fark eden Marry sessiz kaldı.
Kimse üzerime gelmedi.
Sonuçta bu aileye hâlâ alışmaya çalışıyordum.
Tam o sırada Liam'ın yüzündeki ifade değişti.
Melina bunu fark etti.
"Bir şey daha mı var?"
Liam cevap vermeden önce Marry'ye baktı.
Marry derin bir nefes aldı.
"Evet."
Herkes yeniden sustu.
Marry gözlerini bana çevirdi.
"DNA testinin sonucuyla birlikte... başka bir gerçek daha ortaya çıktı."
Melina'nın kaşları çatıldı.
"Ne gerçeği?"
Bu kez cevap vermek zorunda kalan Liam oldu.
"Lavinia..."
Sözcükleri söylemekte çekindi.
Alex sessizce bana baktı.
Sonunda derin bir nefes aldı Liam.
"Alfa'nın eşiymiş."
Melina'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Ne?"
"Bu konu habire açılacak mı yeter lütfen"
Salonda fısıltılar yükseldi.Liam devam etti.
"Bugün Alfa'yı gördük. Hepimiz birlikteydik."
Alex başını salladı.
"Ve aralarında ki bağın gerçek olduğunu Alfa kendisi teyit etti."
Melina'nın bakışları yeniden bana döndü.
"Sen... Alfa'nın eşi misin?"
"Hmm öyle dedi."Huzursuzca mırıldandım.
Kimse bir süre konuşmadı.
Çünkü artık sadece benim gerçek ailesimin kim olduğu değil...
Alfa'nın eşinin kim olduğu da ortaya çıkmıştı.Sonradan sıkıldım ve konuştum.
"Böyle ayakta dikilmeyi bıraksak olur mu ben açım dünden beri yemek yemedim."
Bir anda herkesin yüzündeki ifade değişti.Marry'nin gözleri büyüdü.
"Dünden beri mi?"
Omuzlarımı silktim.
"Evet."
Liam kaşlarını çattı.
"Lavinia, neden yemek yemedin?"
"Fırsat olmadı."
Alex hemen araya girdi.
"Fırsat olmadı mı? Bütün gün ortalıkta dolaştın, Alfa'yı gördük, test sonuçlarını bekledik..."
"Alex."
Liam'ın uyarısıyla Alex sustu.
Melina ise hâlâ bana bakıyordu.
Sonra başını iki yana sallayıp hafifçe güldü.
"İnanamıyorum."
"Neye?"
"Az önce Alfa'nın eşi olduğunu öğrendik ve senin aklındaki tek şey yemek."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Çünkü gerçekten açım.Ayrica o alfa denen uyuz herif ne kadar inat ederse etsin eş bağı umrumda değil."
Alex'in ağzı hafifçe aralandı.
"Sen bunu onun yüzüne de söyledin mi?"
"Hayır."
Bir an düşündüm.
"Henüz."
Alex kahkahayı zor tuttu.
Liam ise başını iki yana salladı.
"Bu hiç iyi bir başlangıç değil."
"Ben başlatmadım."
Liam bana baktı.
"Lavinia ne olursa olsun o Alfa Ryhdian biz Kurtadamların Lycan kralı onun için ona saygılı ol lütfen onun betası olarak rica ediyorum senden"
Kollarımı bağladım.
"Ne yapmamı bekliyorsunuz? Bir anda 'Aa, demek eşimsin. Ne güzel!' deyip boynuna mı atlayayım?"
Melina yeniden gülmeye başladı.
"Hayır, ama en azından biraz şaşırmanı bekliyorduk."
"Beni anlamıyormusunuz ben onun hissettiklerini hissetmiyorum bunu onada söyledim ayrıca sizde ordaydınız" Alex , Liam ve Marry e hitaben söyledim onalra söylemiştim eş bağı hissetmiyorum kurdum yok diye.
"Üçünüz de duydunuz. Ona eş bağını hissetmediğimi söyledim. Çünkü aramızda bir bağ kurulduğunu da hissetmiyorum."
Marry sessizce başını salladı.
"Evet, söyledin."
Liam'ın yüzündeki ifade ciddileşti.
"Hatırlıyorum."
Alex de araya girdi.
"Ben de hatırlıyorum. Ryhdian'ın yüzünü gördüğümde ne kadar şaşırdığını bile hatırlıyorum."
Kollarımı çözüp ellerimi iki yana açtım.
"Ben ne hissediyorsam onu söylüyorum. Eğer ortada bir eş bağı varsa bile ben onu hissetmiyorum."
Melina'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu.
"Peki ya o hissediyorsa?"
Ona baktım.
"Bu benim problemim değil."
Liam derin bir nefes aldı.
"Lavinia..."
"Hayır."
Sözünü kestim.
"Onun ne hissettiğini değiştiremem. Ama benim ne hissettiğimi de kimse değiştiremez."
Bir an sessizlik oldu.
Sonra midemden gelen gurultu bütün ciddiyeti bozdu.
Alex gözlerini kapatıp gülmemek için kendini zorladı.
Melina ise kahkahayı bastı.
Ben kaşlarımı çattım.
"Ne var?"
Alex gülerek:
"Hiçbir şey."
Marry başını iki yana salladı ve mutfağa yöneldi.
"Tamam, tamam. Önce yemek yiyelim."
Ben de hemen arkasından yürüdüm.
"Sonunda mantıklı bir fikir."
Liam arkamdan seslendi.
"Yemekten sonra bu konuyu tekrar konuşacağız."
Adımlarımı durdurmadan cevap verdim.
"Yemekten sonra ne konuşursanız konuşun."
Bir an duraksadım.
"Yeter ki yemek gelsin."
Yemek masasına oturdum.
Elimde ki eşyalara baktım.
Ryhdian'ın verdiği telefon, hat ve kartı hiç umursamadan masanın üzerine bıraktım.Daha hiç açılmamış bir pahalı telefon.
Telefonun kutusu masaya hafifçe çarptı.
Edward'ın gözü hemen eşyalara kaydı.
Merakla telefon kutusunu eline aldı.
"Bu ne?"
"Pasta."
Edward birkaç saniye yüzüme baktı.
"...Pasta mı?"
"Tabii ki pasta."
Melina gülmemek için ağzını kapattı.
Edward gözlerini kıstı.
"Lavinia, ciddi soruyorum. Bu telefon nereden geldi?"
Omuzlarımı silktim.
"Ryhdian verdi."
Edward'ın kaşları havaya kalktı.
"Alfa mı"
"Evet."
Elindeki telefonu tekrar inceledi.
"Peki bu?"
Bu kez masadaki hatta işaret etti.
"O da onun verdiği hat."
Edward'ın bakışları karta kaydı.
"Bu da alfanın mı?"
Başımı salladım.
"Evet."
Edward kartı eline aldı.
"Ve bütün bunları sana neden verdi?"
Omuzlarımı silktim.
"Telefonum yoktu. Hat da yoktu. Kartın ne işe yaradığını bilmiyorum."
Edward şaşkınlıkla bana baktı.
"Sen bunların ne olduğunu bile bilmiyor musun?"
"Hayır."
Sonra tabağıma baktım.
"Açım."
Edward birkaç saniye daha bana baktı.
"Sen gerçekten inanılmazsın."
Çatalımı elime aldım.
"Şu an bunu söyleyen kaçıncı kişisin bilmiyorum."
Melina gülmeye başladı.
Liam ise başını iki yana salladı.
"Edward, kartı bana ver."
Edward kartı Liam'a uzattı.
Liam kartı eline aldığı anda yüzündeki ifade değişti.
"Bu..."
Marry hemen ona baktı.
"Ne oldu?"
Liam kartın üzerindeki işareti dikkatle inceledi.
"Bu sıradan bir kart değil."
Lavinia kaşlarını hafifçe kaldırıp Liam'a baktı.
“Ne yani?”
Liam cevap vermeden kartı çevirdi, arkasını da dikkatlice inceledi.
“Bilmiyorum... Daha önce böyle bir kart görmedim.”
Omuz silktim.
“Eee? Kart işte.”
Edward hemen araya girdi.
“Lavinia, adam sana sıradan bir telefon, hat ve kart vermemiş olabilir.”
Çatalımı tabağıma bıraktım.
“Ben hâlâ bunun neden bu kadar önemli olduğunu anlamıyorum.”
Liam gözlerini karttan ayırmadan konuştu.
“Çünkü üzerindeki işaret... Alfa'nın özel mührü.”
Bir an sessizlik oldu.
Kaşlarımı kaldırdım.
“Güzel. Peki bu ne işe yarıyor?”
Melina şaşkınlıkla bana baktı.
“Sen gerçekten hiçbir şeyi merak etmiyor musun?”
“Merak ediyorum.”
“Hiç öyle görünmüyor.”
“Çünkü açım.”
Melina, kartı Liam'ın elinde bırakıp masadaki telefona uzandı.
“Tamam, bunu sonra konuşuruz. Önce şu telefonu çalıştıralım.”
Telefonu kutusundan çıkardı. Koruyucu jelatini dikkatlice söküp cihazı elinde çevirdi.
“Şarjı varmış.”
Telefonu açtıktan sonra birkaç saniye bekledi. Ardından Ryhdian'ın verdiği hattı eline aldı.
“Hat da burada.”
Lavinia omuz silkti.
“Tak o zaman.”
Melina hattı telefona yerleştirip cihazı yeniden başlattı. Birkaç saniye sonra ekranın üst kısmında şebeke işareti belirdi.
“Tamam, çalışıyor.”
Sonra bana baktı.
“İlk olarak kendi numaramı kaydediyorum.”
“Niye?”
Melina gözlerini devirdi.
“Çünkü bu telefonu kullanmaya başladığında arayabileceğin ilk kişi ben olayım diye.”
Telefonun rehberini açıp kendi numarasını yazdı.
Melina ❤️
diye kaydetti.
Telefonu bana uzattı.
“Al. Artık benim numaram kayıtlı.”
Telefonu elime aldım ve ekrana baktım.
“Kalp koymana gerek var mıydı?”
Melina gülümseyerek omuz silkti.
“Var.”
Edward masanın diğer tarafından ekrana baktı.
“Benim numaramı da kaydet.”
Melina hemen ona döndü.
“Sen de mi?”
Edward sırıttı.
“Tabii. Aile grubunu kurmamız lazım.”
Lavinia kaşlarını çattı.
“Bir dakika... Aile grubu mu?”
Lavinia, “Aile grubu mu?” sözünden sonra hepsine dehşetle bakıyordu.
“Hayır. Kesinlikle hayır.”
Edward gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
“Ne var? Gayet normal.”
“Bence hiç normal değil.”
Tam o sırada Liam elimi uzatmadan telefonu benden aldı.
“Bir dakika.”Ekrana baktı, ardından masadaki kartı eline aldı.
Kartın üzerindeki bilgileri dikkatlice inceledi. Sonra telefondaki rehberi açtı.
“Alfa'nın kişisel numarası burada.”
Başımı hızla Liam'a çevirdim.
“Ne?”
Liam numarayı telefona kaydetmeye başladı.
İsim kısmına ise hiç düşünmeden:
Ryhdian — Alfa
yazdı.
Telefonu bana geri uzattı.
“Tamam. Artık Alfa'nın kişisel numarası da kayıtlı.”
Telefonu elime aldım ve ekrana baktım.
“Ben bunu kaydetmek istememiştim.”
Liam kaşını kaldırdı.
“Bir gün lazım olabilir.”
Telefonu masaya bıraktım.
“Umarım olmaz.”
Melina kahkahayı bastı.
“Bence yakında çok lazım olacak.”
Ona ters ters baktım.
“Bunu neden bu kadar eğlenceli buluyorsun?”Liam telefonu bana uzattığında ekrana baktım.
Rehberde yeni kayıt hâlâ açıktı.
Ryhdian — Alfa
Kaşlarımı çattım.
“Bunu böyle bırakmam.”
Liam şaşkınlıkla bana baktı.
“Lavinia...”
Parmağımla isim kısmına dokundum. Liam’ın yazdığı ismi sildim.
Sonra birkaç saniye düşündüm.
Dudaklarımda alaycı bir gülümseme belirdi.
Yeni ismi yazdım:
Eş bağı mağduru 🐺
Telefonu kilitleyip masaya bıraktım.
“Şimdi oldu.”
Melina birkaç saniye ekrana baktıktan sonra kahkahaya boğuldu.
Edward da gülümsemeye başladı.
Liam ise alnını ovuşturdu.
“Lavinia...”
Omuz silktim.
“Ne? Gerçek adını yazmak istemedim.”
Melina gülerek sordu:
“Ryhdian bunu görürse ne olacak?”
Çatalımı tekrar elime aldım.
“Görürse görsün. Belki kendine çeki düzen verir.”