AV - AVCI

1203 Words
Selamun aleyküm 🍂🍂 Keyifli okumalar...🍭🍭 1 YIL SONRA -Yarın başlıyoruz. Son hazırlıklar yapıldı. -Çok riskli. Peyker 'in tek başına böyle bir operasyonu yönetmesi hâlâ doğru bir karar gibi gelmiyor şefim. -Peyker değil! Artık Peyker diye biri yok. Peyker ismini silin hafızanızdan. Mahur Kılıç ismine alışın artık. -Neyse ne! Böyle bir plan şart mıydı? Başka bir yolu muhakkak olmalı. -Her şey için çok geç. Yarın başlıyoruz. Mahur bu geceden itibaren eskisi gibi apartman dairesinde kalmaya devam ediyorsun. Kulağındaki dinleme cihazı dışında bizlere ulaşmaya çalışmayacaksın. Karşımızdaki adam çok tehlikeli. İlk yanlışını fark ederse aylardır yaptığımız plan çöp olur. Ve en önemlisi polis olduğunu öğrenirse canınla ödersin hatanın bedelini. -Anlaşıldı şef. -Herkes görev yerlerine. Mahur sen de evine gidebilirsin. Şimdi herkes dağılabilir. Şef toplantı salonundan çıkarken oyalanmadan ekiple vedalaşıp binadan çıkarak gördüğüm ilk taksiye binerek bir yıldır yaşadığım yeni evimin yolunu tuttum. Taksi artık aşinası olduğum apartmanın önünde durunca taksimetre de yazan ücreti ödeyip taksiden indim. Çantamdan ayıcıklı anahtarlığı çıkarıp giriş kapısını açtım. Üçüncü katta bulunan daireme asansörle çıkmak yerine merdivenlere yönelip üçüncü kata aheste aheste çıktım. Anahtarı kilide sokup dairenin kapısını açıp hızlıca içeriye girdim. Ne yapacağımı bilemez halde dakikalarca olduğum yerde dikildim. -Toparlan Mahur. Mahur... Bir yıldır bu adı kullanıyordum. Yapılan planın en ince ayrıntısına kadar düşünmüştük. Bir yıldır bu mahallede oturuyor gözüküyordum. Sabah buradan merkeze gidip, akşam geri dönüyordum. Peyker Polat yoktu artık. Mahur Kılıç vardı. Bir yıl önce verilecek görev açıklandığında fazla düşünmeden üstlenmiştim. Ekip arkadaşlarıma göre yanlış bir karar olsa da bu görev için en uygun kişi bendim. Ekibin bir kısmı evli ve çocukluydu. Diğer kısmının ise bir ailesi vardı. Hepsinin kaybedecek birileri vardı ama benim yoktu. Bu iş için biçilmiş kaftandım. Anne, babasını on yaşında kaybetmiş, yetimhane köşelerinde büyümem beni öne çıkarmıştı. Anne, baba, kardeş, eş, çocuk... Hiç kimsem yoktu. Endişeleneceğim, geride bırakacağım kimsem yoktu. Olur da işler istediğimiz gibi gitmez ve kimliğim deşifre olursa canımdan başka kaybedeceğim bir şeyim yoktu. Defişre olursam tehdit edecekleri kimsem yoktu. Yapacakları işkencelerden sonra başıma sıkıp bir köşeye atarlardı en fazla. Yetimhanede büyümüş birinin arkasına kimse düşmezdi. Arkasından üzülüp ağlayacak bir Allah'ın kulu çıkmazdı. Ayak da dikilmeye son verip mutfağa geçerek boncuğun mama kabına yaş mama koymuş, diğer bölmeye ise su doldurarak odama geçtim. Bütün günüm toplantı odasında yaptığımız planın üstünde kafa patlatmakla geçtiği için başım feci halde ağrıyordu. Ağrı migren ağrısına dönmesin diye perdeleri çekip karanlık bir ortam elde ederek kıyafetlerimi umursamadan yatağa attım bedenimi. -Yarın için bol bol dinlen Mahur hanım. ..... Saat on da çalan alarm ile yeni güne gözlerimi açtım. Yatak da biraz oyalanıp yatakdan çıktım. Dünden beri üstünde olan kot pantolon ve tişörtten kurtulup şort ve tişört giyerek banyonun yolunu tuttum. Banyo da rutin işlerimi hallederek mutfağa geçip en sertinden bir kahve yaparak güneşli havanın tadını çıkarmak için balkona çıktım. Balkonda bulunan sandalyeye oturarak sokakda oyunlar oynayan çocukları seyrederek kahvemi yudumladım. -Günaydın Mahur kızım. Üst kattan gelen ses ile kafamı kaldırıp baktım. -Günaydın Neriman teyze. -Hayırdır bugün iş görüşmen yok mu kızım? -Ahh be Neriman teyze kim iş bulmuş ki biz kaybedelelim. Özel okullar tecrubeli öğretmen arıyor, devlet okullarına da atama şart. -Ehh be kızım öyle bir bölüm okumuşsun ki ataman nasıl olsun. -Ne yapayım ya. Ben üniversite sınavına hazırlanırken tarihi diziler popülerdi. Sultan Sülüman uğruna yaktım hayatımı. Mezun olalı dört yıl oldu hâlâ bir yerde dikiş tutturamadım. -Zamane gençleri sizi. Böyle önemli konuların kararını nasıl aklı beş karış havada veriyorsunuz ki. -Haklısın Neriman teyze. -Eee sizinkiler ne diyor bu duruma? -Ne desinler be teyzem. Senin gibiler. Yanlış yaptığımı söylüyorlar... Neyse Neriman teyze, sana kolay gelsin. Ben de kahvemi içip temizliğe başlayacaktım. -Kolay gelsin kızım. -Sağ ol Neriman teyze. Neriman teyze başını çekince yukarı bakmaktan uyuşan boynumu ovuşturarak salona geçtim. Temizlik yapacak halim yoktu. Bu yüzden odaya geçerek bu akşam giymek için özel olarak aldığım mini elbiseyi, çanta ve ayakkabıyı yatağın üstüne bırakıp yatağın önüne yere çöktüm. Bu görev aldığım ikinci büyük operasyondu. İlkinde ekip halinde operasyonu başarıyla tamamlamıştık ama bu sefer aktif görev sadece bendeydi. Diğerleri merkezden takip edecekti. Benden aldıkları bilgileri doğru zaman da doğru yer de kullanıp o şerefsizin ipini çekeceklerdi. Ya işler istediğin gibi gitmezse Peyker? Ölüp ailemin yanına giderim en fazla. Yalnız kaldıkça düşünmekten kendimi alıkoyamadığım için anahtarımı ve telefonumun arkasına bir miktar para koyarak telefonu alıp evden çıkarak sahile indim. Sahil boyunu birkaç defa turlayıp kuaföre gidip manikür ve pedikür yaptırarak el ve ayak tırnaklarıma kan kırmızısı oje sürdürüp tekrar sahile inerek köfte ekmek yemiş ve tekrar evin yolunu tuttum. Açık hava beni kendime getirmişti. Rahatlamıştım. Bu gece için olan stresimi, heyecanımı az da olsa bastırmışmıştım. Saate baktığımda akşamüstü altı olduğunu görünce ufaktan hazırlanman gerektiği anladım. İlk iş olarak bornozumu alıp banyonun yolunu tutarak güzel bir duş alıp odaya geçtim. Kendimi bildim bileli hep at kuyruğu veya örgü yapıyordum saçlarımı. Bu yüzden ne yapacağımı pek bilmiyordum. Saçma sapan bir saç modeli yapmaktansa saçlarıma fön çekerek ben kapalıyım diye bağıran tokalardan birini yandan üstüne taktım. Saçım çok sıradan göründüğü için iddialı bir göz makyajı yapmaya karar verip geri banyoya adımladım. Rimel ve maskara dışında makyaj bilgim olmadığı için Gözde ile defalarca makyaj malzemeleri üzerine oturup uzun uzun konuşmuştuk. Neyin ne işe yaradığını, nasıl kullanmam gerektiğini en ince ayrıntısına kadar anlatmış ve yüzüme uygulamıştı. Kimi gece ise o karşıma geçip oturmuş, ben de yüzüme makyaj yapmıştım. Bu gece giyeceğim elbise hareketli olduğu için göz makyajımı ona göre ayarlayıp neredeyse kırk dakika makyajla uğraşıp odaya geçerek elbiseyi giyinmiş ve ayakkabıları ayağıma geçirdim. Kendimi bildim bileli kot pantolon ve spor ayakkabılarla makyajsız dolaşıyordum ve şu an aynada gördüğüm kişi ben değil gibiydim. Peyker yok! Sadece Mahur var. -Amacımıza ulaşmış sayılırım. Dikkatimiin dağılmasına izin vermeyip aynadan kulağımın kıkırdağını taktırdığımız piercing görünümlü dinleme cihazını kontrol ettim. Ekibimle aramdaki tek iletişim kaynağı olduğu için çok önemliydi benim adıma. Kulağımla oynuyormuş gibi yapıp içinde bulunduğum ortamı dinlemelerine olanak sağlayacaktım. Aynadan son kez kendime bakıp şahsi telefonumdan Gözde'ye evden çıkıp bara gideceğimi haber veren bir mesaj atarak telefonu komple kapatıp yatağın başlığının altına denk gelen süpürgeliğin kaldırıp altına koyarak çantamı almış ve evden ayrılmıştım. Evden çıkmadan önce durakdan çağırdığım taksi geldiği için taksiye binerek gideceğim barın adını söyleyip akan yolu izledim. Saat geç olmasına rağmen yollar beklediğimden daha dolu gelmişti gözüme. Bu yüzden belirlediğimiz saatten neredeyse yirmi dakika sonra taksiden inebilmiştim. Kapıdaki güvenlikler ile problem yaşamadan içeriye girmeyi başardım. Yüzüme yoğun ter ve alkol kokusu gelmişti. Bu durum midemi bulandırsa da yüzündeki gülümseyen ifadeyi silmeden barmenin yanına adımladım. -Merhaba. -Merhaba. Ne istersiniz? -Birbirinden farklı kokteyller hazırladığını duymuştum. O yüzden tercihi sana bırakıyorum tatlı çocuk. Barmen söylediğime gülümseyip arkasını döndüğünde barmene bakmayı kesip yönümü değiştirip pistte dans eden insanlara döndüm. Fazla samimi hallederde dans ediyorlardı. Bu durum yüzümü buruşturmama sebep olduğu için hedefimi bulmak için bütün mekana göz gezdirdim. Aramama localardan birinde arkadaşlarıyla sohbet edip, elindeki kadehi yudum yudum içen adamı görmemle son verdim. Barmenin hazırladığı kokteyli uzatmasıyla oyalana oyalana ilk kadehi bitirip ikincisini isteyip tekrar hedefimin olduğunu tarafa döndüm. Normalde içki içmeyi sevmediğim için daha ikinci kadehde başım dönmeye başlamıştı. Bu kafayla adamı kafalayamazsın. Ayık olman lazım. İçinde bulunduğum duruma sinirden güldüğüm sırada avım ile göz göze geldim. Elindeki kadehi bana doğru kaldırmış yüzündeki gülümseme ile bana bakıyordu. Utangaç olduğunu düşündüğüm bir gülümseme atarak kadehimden bir yudum almış gibi yaparak kulağıma dokundum. -Zokayı yuttu. Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir... Cesur Haznedar en geç altı ay içinde demir parmaklıklar ardında olacak. 💥💥💥
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD