Savaş Arslanlı bir adamını daha Adin Aladoğan yüzünden harcamıştı. Sekman Sabuncu'nun ölümü konseyin sakinleşmesi açısından faydalı olmuştu. Arslanlı bir kez daha kimin patron olduğunu göstermiş bir nevi gözdağı vermişti. Konsey üyeleri onun kararlarını bu denli sorgulamanın sonucunu canlı olarak görmüşlerdi. Yeraltı kurallarına göre haklı bile olsalar son söz Arslanlı'nındı ve kimse lafının üzerine laf söyleyemezdi. Toplantıdan sonra konsey biraz olsun durulmuş ve işi tamamen Savaş’a bırakmışlardı. Hepsi avukatın ölümünü destekliyor olsalar da bir avukat için kendi canlarını tehlikeye atmalarına değmezdi. Zaten Arslanlı bugüne kadar hiç yanlış bir karar vermemişti, gönül rahatlığıyla ona güvenebileceklerini biliyorlardı. Savaş ise konseyini sulh etmiş, işleri tekrar yoluna koymuştu

