Bölüm 15: Karanlık Orman

497 Words
Alfa Alex uzun bir koşudan sonra ormanın derinliklerinde betası Cael’in kendisini beklediği yere ulaştı. Cael, sık ağaçların arasında bir açıklıkta durmuş, sabırsız bir ifadeyle Alex’i bekliyordu. Onu görünce hemen doğruldu ve gözlerini Alex’e dikti. "Geldi mi?" diye sordu Cael, sesi ciddi ve sabırsızdı. Alex hafifçe gülümseyerek başını salladı. "Evet," dedi. "Ve onu öptüm." Cael’in kaşları önce bir an için kalktı, ardından yüzünde memnun bir gülümseme belirdi. "Bu çok iyi," dedi. Alex, bir ağaca yaslanarak derin bir nefes aldı. Gözleri, dolunayın loş ışığında parlıyordu. "Her şey daha da iyi olacak," dedi, sesi sakin ama kararlıydı. "Az kaldı, Cael. Planlarımızı gerçekleştirmeye çok az kaldı." Cael, Alex’in sözlerini dikkatle dinledi. "Sana güveniyorum, Alex," dedi. "Ama bu işte hata yapma lüksümüz yok. Lucy, kehanetin gösterdiği kişi ve onun bizim yanımızda olması şart.." Alex, Cael’e döndü ve gözleri kararlılıkla parladı. "O bizim yanımızda olacak," dedi sert bir şekilde. "Onu kazanmadan bu savaşı kazanamayız." Cael bir an duraksadı. Alex’in haklı olduğunu biliyordu, ancak bu durumun ne kadar tehlikeli olabileceğinin de farkındaydı. "Ondan hoşlanıyor musun?" diye sordu, biraz çekinerek. Alex, bu soruya hemen cevap vermedi. Lucy ile geçirdiği anı düşündü; onun masumiyeti ve şaşkınlığı, Alex’in daha önce hissetmediği bir çekimi ortaya çıkarmıştı. Ama bu duygu, onun liderlik sorumluluğunun önüne geçemezdi. "Bu işte duygulara yer yok," dedi sonunda, sesi soğuk ve netti. "Bu savaşı kazanmak için Lucy'e ihtiyacımız var. Bu kadar" Cael, Alex’in bu kararlılığına hayranlıkla baktı. "Peki sıradaki adım nedir?" diye sordu. "Lucy’ye yakın olmaya devam edeceğim," dedi Alex. "Onun güvenini kazanmam gerek. Ama aynı zamanda Leon ve sürüsüyle de başa çıkmamız gerekiyor. Onların biz hazır olana kadar sürümüze ulaşmasını engellemeliyiz." Cael, Alex’in planını onaylarcasına başını salladı. "Leon’un yakaladığı dolunayda doğandan bilgi almış olabilir," dedi. "Ama biz de harekete geçmeliyiz. Lucy bizim avantajımız olabilir." Alex, Cael’e doğru bir adım atarak elini onun omzuna koydu. "Birlikte yapacağız, Cael," dedi. "Benimle misin?" Cael, gözlerinde bir inançla, "Her zaman seninleyim, Alfa," dedi. Alex, Cael’in omzunu sıkarak geri çekildi. "O hâlde başlıyoruz," dedi. "Çok dikkatli olmalıyız. Çünkü sadece sürümüzün geleceği değil, tüm dünyasının geleceği bize bağlı." Cael, Alex’in kararlılığını gördükçe ona olan inancı daha da güçleniyordu. "Hazırım," dedi. Alex, başını hafifçe salladı ve etrafına bir kez daha baktı. Ormanın derinliklerinde Lucy’nin varlığı hâlâ zihninde yankılanıyordu. Onun kaderi, Alex’in kaderiyle iç içe geçmişti ve bu yolu birlikte yürümek zorundaydılar. Ama Alex her şeyin kontrolünün kendisinde olduğundan emin olmak istiyordu ve bu kontrolü asla bırakmayacak kadar tedbirliydi. "Lucy, henüz kim olduğunu bilmiyor," dedi Alex, kendi kendine. "Ama öğrenecek. Ve o zaman, her şey değişecek." Cael, Alex’e son bir kez bakarak başını salladı. "Bu işin sonunda ne olacağını kestirmek zor," dedi. "Ama seninle birlikte bu savaşı kazanacağımızı biliyorum." Alex, Cael’e keskin bir bakış attı. "Sadece kazanmak değil," dedi. "Bu dünyayı yeniden şekillendireceğiz." Cael, başını sallayıp ormanın derinliklerine doğru yürümeye başladı. Alex ise bir süre daha olduğu yerde durup gökyüzüne baktı. Dolunayın ışığı, onun yüzüne vuruyordu. İçinde bir yerlerde, Lucy’ye olan çekimi ve bu savaşın ağırlığı arasında bir denge kurmak zorunda olduğunu biliyordu. Ama ne olursa olsun, kaderini kendi elleriyle yazmaya kararlıydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD