Hayat bana kızmıştı arkasını dönmüş hızlı adımlarla giderken arabadan inip peşinden gittim.
"Şişt tamam kızım tamam ya özür dilerim."
Bana öfke ile baktı. İçinden ettiği tüm küfürleri duyuyordum. Sinirden gözü dönmüştü.
"Kahve ısmarlayayım sana hadi bu orada konuşuruz."
"Bana bak pinokyo ben normalde yalancı birisi değilim senin bok yemene yalan söyledim diye ağzımdan her çıkan da yalan değil."
"Haklısın benim hatam."
Kolundan tutup yeniden arabaya geçtiğimizde gülümseyerek morali yerine gelsin diye
"Annem sana bayıldı."
"Çok harika bir kadın. Utanmıyor musun böyle güzel bir anneye yalan söylemeye. Kadın gerçekten bir gelin istiyor. Senin gerçek bir yuvan olmasını."
"Ben yuva kurmaya hazır değilim ama."
"Bunun için sahteden evlenmek akıl almaz bir fikir. Bu işin sonunda inşallah aileni çok üzmüş olmazsın."
"Sen merak etme."
Omuz silkti. Biraz kaynaştı diye benim ailemi benden çok düşünür oldu hanımefendi. Ben annemle babamı üzmeden bu işten kurtulacaktım. İşin sonunda herkes mutlu olacak.
"Banane pinokyo ben bir sene sonra olmayacağım sonrasını sen düşün."
Gülümsedim. Evet en güzeli oydu bana aşık olmayacak, sevmeyecek ve takılıp kalmayacak bir kız olmasıydı. Hayat tam bana göreydi.
"Tamam sen merak etme."
Gittiğimiz avmde önce Hayat'ın telefon numarasını değiştirdik. Sonra dün eksik kalan birkaç şeyi aldık bir cafede oturmuş kahve içerken cebinden çıkardığı telefonuna.
"Cenk'i arayım belki merak etmiştir."
Nedense o Cenk'in hiç seni merak edecek bir adam olacağını düşünmüyorum. Adamı tanımadan uyuz olmaya başladım. Eskort olmasına söz etmemiş yetmemiş birde benimle evlenecek olmasına bile söz etmemiş. Benim sevdiğim kadın bana böyle teklifle gelse gözüm dönerdi herhalde. Aman banane.
"Cenk benim canım Hayat. Evet evet numaram değişti. Tamam. Şey bilmiyorum haber veririm."
Telefonu kapadı. Suratıma melül melül bakıyordu ne yumurtlamak peşindeydi acaba?
"Şey bir şey sorabilir miyim?"
Kafa salladım. Evet gönder gelsin bakalım.
"Ben nerede kalacağım. Cenk bugün uygun değil yani zaten açıkcası ben hep onda kalmıyorum.”
Cenk efendi kızı daha şimdiden postalamaya başladı bile. Zaten onun evinde kalmasına lüzum mu var? Benim karım olacaksa benimle yaşaması makul olurdu. Gözlerinde endişe vardı ama acaba bende işim var der miyim? Onu başımdan atar mıyım diye düşünüyordu ama artık korkmasına gerek yoktu 1 sene boyunca o ev onunda ne zaman isterse gelip giderdi.
"Kalamazsın zaten."
"Efendim."
"Şey yani kalma tabi bende kalırsın ya kocaman ev kızım takıl kafana göre şurada evlenmemize ne kaldı." Diyerek güldüm.
"Zevzek."
"Hayat kim bu Cenk. Evlendiğimizde sürekli kalmanda sıkıntı çıkabilir. Kaldı ki müşterin ise yani bu hayatı bıraktığını sanıyorum."
"Elbette Emir. Sence o deliğe döner miyim bir daha. Cenk başka. O... O benim kalbim, pusulam, önüm, arkam yaslandığım ağacım."
"Sevgilin mi dediğimde net bir şey demedin?"
"Benim her şeyim o aşık olduğum tek adam."
"Peki ya o onun hisleri."
"Seviyor beni. Değer veriyor bana, önemsiyor."
Şimdi bir şey diyeceğimde bu deli ortalığı dağıtır ulan madem değer veriyor ne bok yemeye eskort olmana ses etmedi.. benim değer verdiğim hatun eskort olacak öyle mi? Neyse neyse gerçekten büyük konuşmak istemiyorum. Zaten bu kızın babaannesi ile sıran bir hayatı varken okumuş bir öğretmen iken nasıl bu yola düştüğünü merak ediyorum. Şimdi sorsam anlatmaz da aman banane zaten ben kendi işime bakarım.
"Umarım mutlu olursun. Belki bu hayattan kurtulmuşken sizin için de bir şans olur ne dersin?"
Gülümsedi yüzünde beliren umut ile gülümsedi. İsterdi bunu kim istemez ki sevdiği biriyle olmayı. Sevmek güzel bir şey olmalı. Ben yaşamadım bu hisleri ama onun suratında kocaman gülümse oluşuyor o heriften bahsedince. Ses tonunda bile farklı bir tını oluyor. O adam kızın bu sevgisini hiç hak etmiyor gibi geldi ama…
"Nasıl bir his?"
"Ne?"
Gülümsedim.
"Sevmek yani birini sevmek nasıl bir his?"
Kahvesinden bir yudum aldı. Gözlerini kapadı. Onu mu hayal ediyordu?
"Onu gördüğüm ilk an korkudan ölmek üzere olan bir kızdım ve o korkan kızı sarıp sarmaladı. Yanındayken korkularım yok oldu. Sevmek yağmurdan sonra gökkuşağı çıkması kadar güzel ve renkli bir şey pinokyo. Umarım seversin bir gün seversin ve gerçek anlamda bir evlilik yaparsın."
"Kim bilir. Kalkalım mı?"
Eve doğru giderken yolda biraz lafladık yarın Yavuz ve Funda ile tanıştıracaktım onun öncesinde halletmemiz gereken işlerimizde vardı tabi."
Eve geçince kıza hiç evde giymesi için bir şey almadığımız için benim üç beden büyükleri geçirdi üzerine. Salonda bir koltukta ben diğerinde o takılırken ben benim hatunlardan biriyle mesajlaşıyordum Hayat'ta yüzündeki gülümsemeden anladığım kadarı ile cenk ile konuşuyordu. Koltuğun birinde ben uzanmış diğerinde o evleneceğim kadınla aynı evde flörtlerimiz ile konuşuyorduk. Çok garip duyda inanma. Ayaklandı bir an mutfağa gitti beş on dakika sonra elinde iki fincan ile geldi
"Aaa kahve mi yaptın?"
Kafa salladı. Ayak ucuma oturdu ayaklarım onun dizlerinin üzerindeydi ben toplanacaktım izin vermedi rahatına bak der gibisine.
"Ay evet ben sormadan pata küte daldım mutfağına hoşlanmaz isen girmem bir daha."
"Sorun değil canım takıl kafana göre. Ya normalde annem yemek için temizlik vs için birini al diyor aslında ama ben evde her gün birinin olmasından hoşlanmıyorum. Haftada bir geliyor bir kız yemek vs hallediyor evde pek yemek yediğimde söylenmez. Yani mutfağı çok kullanmam sen canın ne yapmak isterse takıl."
"Eyvallah."
Bak yine Hüseyin abiye bağladı.
"Eyvallah demek yok."
"O neden?"
"Teşekkür ederim. Mersi... Bunlar varken eyvallah denmez."
"Mersi ne oğlum mersi diyeceğime eyvallah derim daha samimi."
"Hayat..."
"Aman tamam be."
"Yarın Yavuz ve nişanlısı ile tanışacağız. Aman ha onun nişanlısı cingöz şeytanın teki ona bir şey belli etmemek lazım."
"Ya sen merak etme pinokyo o iş bende. Yüksel Anne'yi nasıl inandırsıysak aynı şekilde inandırırız."
Yüksel Annemi dedi benim anneme hem de yok artık benim annem yalnızca benim annemdi. Neyse neyse
"Bana pinokyo deme."
"Ama öylesin." Diye kıkırdadı.
Kaşlarımı çattım.
"Paran var mı? Bir şeye ihtiyacın? Ne lazımsa söyle bana."
"Var var şuan ihtiyacım yok. Duruma göre öğlen Cenk ile olacağım. Senin arkadaşlarla akşam buluşacağız değil mi?"
Kafa salladım kahvemi bitirdim
"Salonda yatma artık benim yan odamda kal orada yatak dolap her şey var istediğine göre eksik bir şey görürsen alalım. Kıyafetlerini yerleştirirsin. Sana ev için de bir şeyler alalım."
"Tamam."
Birlikte yukarıya çıktık odanın kapısının önüne gelince gülümsedi.
"Eh iyi geceler o halde."
"İyi geceler."
Odaya girdim. İçimde kötü bir his var ben nasıl büyük bir bok yiyordum şaka maka haklı ulan kız eskort kızı aldım geldim tanıyan, öğrenen biri olduğu an bittim ben bittim. Bizim deli kız sahiden öğretmenmiş ama vay be ben yalan söylüyor sanarken. Kafayı yemek üzereyim neden bu kız bu yola düştü ki. Cenk dediği o işe yaramaz herife nedense güvenmiyorum. Sevgi böyle bir şey olamaz benim sevdiğim kadın olsa kimse bakamaz izin bile vermem ama o bu kıza başka adamların dokunmasına izin verdi. Bu kız benimle sevişti iki kez benimle oldu ben olsam kafayı yerdim ama bu baya gavat herhalde. Aman banane ne bok yerlerse yesinler.
Sabah uyandığım an Hayat'ın kapısının önüne gittim tıkladım ama ses yok en son kapıyı açıp girdim yok odada. İnşallah fare gibi kaçmamıştır yine. Hızlıca aşağı indiğimde mutfaktan gelen tıkırtılar ile oraya yöneldim. Mutfakta tezgahın üstüne oturmuş kahve içip sandviç yiyordu beni görünce gülümsedi.
“Günaydın. Ben biraz acıktım bir şeyler atıştırıyordum."
"Afiyet olsun. Kahve var mı?"
Filtre kahve makinesini gösterdi.
"Var tabi."
Kendime kahve koydum.
"Erken kalkmazsın sanıyordum."
Gülümsedi.
"Bana dün sorumsuz dedin ne yapayım alarm kurdum bende."
Göz kırptım maskas aldım yanağından, o sıra çalan telefonda beliren isimle gülümsedim.
"Alo. Selen naber ya sen arar mıydın?"
"İyiyim ya kaçamak yapıyoruz Dubai'ye gideceğiz birkaç günlüğüne gelsene."
Ah ulan ne çok isterdim şuan ama hala param yok ve sahte bir müstakbel karım var yani işlerim başımdan aşkın.
"Ah be güzelim çok isterdim başka sefere yaz isimleri. Burada şirkette çok önemli işlerim var."
"Aaa hadi ama muhteşem geçecek geceleri düşün derim."
Düşündüm düşündüm ve ikna olmak üzereydim ki babam canıma tükürürdü annemle Hayat tanışmışken çok dikkat çekmemek gerekiyordu.
"Yok dediğim gibi başka sefere."
Üzülerek telefonu kapattım gülerek bana baka Hayat'a
"Ne oldu?" dedim.
"Çok komik görünüyorsun ne oldu?"
"Bir hatun vardı güzel bir fırsatı kaçırdım."
Kıkırdadı. Kahvesinden bir yudum aldı.
"Üzülme evlendiğimizde gidersin idare ederim ben."
Kahkaha attım ah ya dünyada cenneti yaşamak mı bu? Bir karım olacak ve çapkınlık yapmama yardım edecek duyda inanma. Her erkeğin hayali mi yoksa?
"Hayalimdeki evlik be ne güzel bir iki olacağız seninle."
Göz kırptı tezgahın üstünden indi.
"Eh bir sene sahte karın olduğumda rahatsın sonrası için beni alakadar etmez."
Odaya çıkıp üzerini giyinmeye gitti bende kendi üzerimi değiştirdim tam odasının önündeydim ki sesi duyuldu.
"Ya Cenk neden anlamıyorsun öğlen gelmeye çalışacağım adamı yüzüstü bırakamam. Ben sen olmadığın zamanlarda böyle değildim. Ne demek aynı değil. Cenk bana bağırma. Bana bak... Cenkkkk!"
Öfkeyle kapı açılınca yüz yüze geldik kaşlarını çattı. Sinirini benden çıkarmaya hevesli gibi.
"Beni mi dinliyorsun sen?"
"Yok kızım çağırmaya geliyordum. Ne o barut gibisin."
Omuz silkti. Anlatmadı bende duyduğumu belli etmedim. Bu Cenk denilen it başıma bela olacaktı belli ki.
"Ne yapacağız biz şimdi."
"Bizim spor salonuna üye edeceğiz. Bu çakal Yavuz gider baktırır falan. Sonra eksiklerini alırız daha sonra benim şirkete uğramam gerek babam canımı okuyacak."
"Beybabayı kızdırma sen ha açlıktan sürünürsün sonra. Bana bak baban olmadan bir şey beceremezsin he?"
"O ne demek öyle. Ekonomistim ben kızım ekonomist."
"Vah vah bak sen desene Maliye Bakanlığı son anda kaçtı."
Burnunu sıktım.
"Dalga geçme koparırım burnunu."
Gülümsedi. Doğruca spor salonuna geçtik üyeliği yaptık özel rica olarak soran olursa bir yıldır geliyor denmesini rica ettik. Eksik olan eşyaları aldık benim artık şirkete gitmem gerekti.
"Eve mi bırakayım seni? Benim anahtarı vereyim sana unutmayalım anahtar çıkaralım sana."
"Yok pinokyo ben eve gitmeyeyim Cenk ile görüşeyim."
Kafa salladım. Onu istediği yerde indirip şirkete geçtim. Gitsin bakalım alsın şu mendebur sevgilisinin gazını.
HAYAT
Artık Emir'e bir borcum vardı. Ummazdım ama burnumu boktan kurtardı yaptı helal olsun be. Her ne kadar yaptığımız şey akıl dışı olsa da delilik olsa da o bana yardım etmişti benim de ona etmem gerekti. Annesi ile arayı iyi tutmuştum hoş ve iyi birisiydi tabi pinokyo beni kendi gibi yalancı sandığı için öğretmen olduğuma inanmadı sahi deden inansın bir fahişe iken kim inanır ki benim öğretmen olduğuma?
Cenk iyiden iyi huysuz olmaya başlamıştı. Ona göre bu evliliği yapmam aptallıktı istemiyordu ama mecburdum. Sabah bana o adamın yavru köpeği oldun dedi çok öfkelendim neyse ki sonrasında görüşmek üzere sözleştik. Cafede oturmuş beni bekliyordu. Yanına gittim yanağına kocaman bir öpücük kondurdum. Yüzüme dokundu.
"Nasılsın? Gelebildin müstakbel kocan izin vermiş."
"Yapma Allah aşkına adam işe gitti eksik şeyleri aldık. Cenk ne sanıyorsun güle oynaya o adamla evlendiğimi mi? Ya ikimizde mecburiyetten birlikteyiz işte."
"O adamla birlikte oldun ama değil mi seviştin onunla?"
"Geçmişte kaldı ya öyle bir şey olmayacak artık tekrarı olmayacak."
"Olamaz zaten."
"İyi ya delirme o zaman. O adam sadece iş ortağım."
Elimi tuttu.
"O adamı sevmenden korkuyorum belki de."
Kıkırdadım daha neler onun nesini seveceğim Allah aşkına cinsin teki. Aklı beş karış havada. Pinokyo. Çok yakışıklıydı evet yeşil gözleri, kumral teni, konuşması, eğlenceli oluşu bunlar iyiydi ama ona karşı hiç o hissiyatım olmadı. Benim için kurtarıcıydı sadece. Sevdiğim tek bir adam vardı…Eğildim yüzüne öpücük kondurdum.
"Baksana kafayı yedin herhalde onu sevmem. Sevdiğim tek adam sensin biliyorsun değil mi? Yeryüzünde sevilecek adam mı kalmadı hem o yarım akıllıyı neden seveyim?"
"Sana yardım etti minnettarsın."
"Bende ona yardım ediyorum yani oda bana minnettar karşılıksız bir iyilik yapmadı ya bana."
Gülümsedi. Ellerini saçlarımın arasında dolaştırdı. Anlık gözlerimi kapadım. Huzur dolardım saçlarımla oynandığında.
"Doğru diyorsun. Ee ne olacak şimdi?"
"Akşam arkadaşları ile tanışacağım belki ilerleyen zamanlarda babası ile. Onun evinde kalıyoruz ama bir araya gelip muhabbet ettiğimiz bile söylenemez. Kendi halimizdeyiz yani. Senden bahsettim zaten. Görüşmeye devam edeceğim dedim umurunda olmadı hayatlarımıza karışmayacağız."
Kafa salladı. Bir şeyler atıştırdık. Cenk bana gidelim dedi ama o kadar vaktim yoktu pinokyoyu kızdırmamak gerekti. Cenk ile zorda olsa ayrıldık taksi ile Emirlerin şirketinin önüne gittim kapıda bekle demişti. Ne kadar büyük bir şirket böyle bu kocaman yerin sahibi miydi şimdi? O kadar para tabi bu adam için çerez parası kalır. Beş dakika geçmeden Emir geldi. Tokalaştık. Göz kırptı bana.
"Naber çok bekledin mi?"
"Yok yeni geldim,hadi."
Arabaya geçtiğimizde on bininci kez Funda'nın çok gözü açık birisi olduğunu dikkatli olmam gerektiğini söyledi. Yavuz biliyormuş ama eskort olduğumu bilmiyormuş. Ne kadar az insan bilirse o kadar iyiydi. Onlarla buluşacağımız mekanın önüne gelince elimi tuttu yine. Birlikte içeriye girdik elini kaldırıp karşıda bir yere el sallayınca karşılık olarak el kalkan yere doğru gülümsedim. Masaya geçtik Funda ve Yavuz ile tanışıp hemen sahte sevgilimin yanında aldım yerimi. Up uzun siyah saçları vardı Funda’nın beyaz tenli, ela gözlü bir kızdı çok güzel görünüyordu. Bellerine kadar olan saçlarına hayranlık ile baktım. Yavuz’da uzun boylu esmer bir adamdı birbirlerine çok yakışmışlar.
"Eee Hayat nasılsın? Çok şaşırdım Yavuz Emir'in kız arkadaşı deyince."
"Neden?"
Emir'e baktı yargılar tavırla.
"Pek düzenli ilişki insanı değildi."
Kıkırdadım yüzüne dokundum Emir'in bu pinokya neler yapıyor bil bilseniz.
"Herkesin miladı olurmuş. Biraz fazla çapkın ama değil mi?"
Funda gülerek kafa salladı.
"Artık tam bir ev kedisi yaptım onu. Sizden önce nikah yaparız."
Yavuz kahkaha attı.
"Ya tabiki evlilik adamı benim kardeşim. Spor salonunda mı tanıştınız?"
Kafa salladım. Öyleydi yani umarım ayrıntı falan sormazlardı.
"Evet peşinden baya koşturdu beni. Ama hedefime ulaştım. Girdim gönlüne."
"Emir'in kalbine girmekte cidden büyük başarı."
Aman ha bu da amma mendebur herhalde şuna baksana.
"Evet başarı tabiki başta bir flört ettik olmadı sonra yeniden denedik."
Emir atladı.
"Hem çok güzel hem çok zarif hem de böylesine iyi kalpli bir kızı buldum neden kaybedeyim ki dedim."
Funda uzanıp elimi tuttu.
"Ay inşallah evlenirsiniz inan Yavuz ve Emir yan yana iken hep bir diken üstündeyim. Yanlış anlama Emir geçmişte çok alakasız kızlarla takılırdı da."
Hıhı hala öyle canım eskort kızı kolundan tuttuğu gibi sizin karşınıza getirdi. Ah ya amma ahmak bu çocuk.
"İçin rahat olsun bundan sonra çapkınlık ve Emir iki yabancı terim."
Ona döndüm.
"Değil mi canım?"
Gülümseyerek kafa salladı. Funda ve Yavuz ile koyu bir sohbet ile baya eğlenceli konular konuştuk. İçten güldüm samimi davrandım onlara sahte değildim. Gecenin sonunda eve geldiğimizde yorgunluktan direkt odama geçtim ben bu kadar erken kalkıp yoğun tempoya alışık değildim. Yatağa yattığım gibi uykuya daldım.
Aradan geçen birkaç günün ardından annesinin ısrarlarına dayanamayınca beni babası ile de tanıştırmaya karar verdi. Aynı evde şuan da akşam yemeği için masada toplanmış kaynaşmaya çalışıyorduk beybaba anne gibi değil gözü açık cingöz birisi. Kalıplı, kır saçlı ve renkli gözlü birisiydi. Emir babasına benziyordu.
"Hangi üniversite de okudun sen kızım?"
"İstanbul Bilgi Üniversitesi."
"Özelde miydin? Bizim haylaz gibi fire vermedin inşallah."
"%100 burslu girdim ben okula. Fire vermedim."
Yüksel hanım uzanıp elimi tuttu.
"Ay maşallah Fatih görüyorsun değil mi birde burslu kazanmış bitirmiş okulunu maşallah kızım."
Gülümsedim.
"Ailen vefat etmiş galiba kızım çok üzüldüm."
"Evet öyle. Teşekkür ederim."
Kafasını kaldırıp Emir'e baktı.
"Ne oldu da evliliğe ikna oldun? İki dünya bir araya gelse evlenmem diyordun?"
"Hayat fikrimi değiştirdi ama. Onu gördüğüm an durdum ve dedim ki babam haklı neden evlenmiyorum."
Gülümsedim. Aman ha pinokyo beyefendi yine kıssadan hisseler sallıyor.
"Nerede yaşıyorsun kızım şimdi? Kimsen kalmamış galiba yalnız yaşamak zor değil mi yavrum."
Gözlerim doldu zor olmaz olur mu? Beş kuruş paran yokken senin ne yaptığını nasıl karnını doyurduğunu merak etmeyen insan olması öyle zor ki. İçin acıyor ama hiçbir şey yapamıyorsun. Geceleri korkuyorsun ışığı açıp uyumak bile yeterli gelmiyor. Gölgesinden korktuğun insanların yatağına girmeye mahkûm ediyor bu hayat. Yalnızlık ve kimsesizlik öylesine zor işte. Üzüldüğümü Emir anlayınca araya girdi.
"Ev arkadaşı vardı ama ben ısrar ettim bana taşındı. Bende kalıyor şuan."
Fatih Bey'in yüzü değişti adam haklı daha buna deliriyor eskort olduğumu kazayla öğrense kalp krizi geçirir.
"Size yalan söyleyemem ben. Yani sizden gizlemek doğru olmaz. Birlikte yaşıyoruz ama evlenmeye karar verince oldu bu da."
Kafa salladı annesi.
"Olsun evladım tamam siz doğrusunu bilirsiniz. Düğünü çok bekletmeyin."
"Ben senin haylaz oğluna güvenir miyim zaten? Yanlış anlama kızım bu bizim ki biraz fırlama evleneceğim diye beni oyalıyor hatta seni oyalıyor bile olabilir. Az çok tanımışsındır."
Ses etmedim. Oyalamıyor da biz ufak bir yalan atıyoruz sadece.
"Yok öyle bir şey yok."
"Ben garanticiyim kızım gidin tarih alın haftaya falan zaten düğün istemiyoruz dediniz sade bir tören istiyormuşsun dediğiniz gibi olsun."
Yüksek Hanım girdi. Oğlu için farklı hayalleri vardı belli ki. Mazlum bir tavırla
"Gönül isterdi ki tek oğlumu en güzel şekilde törenle evlendireyim."
Ah be güzel teyzem sen oğlunu gerçek olacak karısı ile git yalıda en güzel yerde evlendir benim için hiç gerek yok bu kadar teferruata. O gün kazasız belasız bitirdiğimiz tanışma yemeğinin ardından her şey çok hızlı gelişti hem de çok hızlı.
Harbiden bir haftanın sonunda nikah tarihi aldık. Yarın için aile arasında sade bir tören yapmaya karar verdik Emir çok göze batmadan abartmadan halletme taraftarıydı. Bu koşuşturmada iyiden iyiye yorgun düşmüş zayıf düşmüştüm. Sürekli yorgunluk halinden kurtulamıyordum. En son Emir'in düğünde giymem için aldığımız beyaz elbise için bir şeyler derken.
"Huhu sana diyorum. Dinlemiyor musun beni?"
Suratımı ekşittim. Hiç iyi hissetmiyordum.
"Kusacağım sanırım."
"Ne?"
"Ateşim mi var benim hasta oldum galiba."
Elini alnıma koydu kaşları çatıktı.
"Kızım nikah arifesi etrafa mikrop saçma."
"Aman be kalpsiz. Taş yürekli."
"Psikolojik o dün dipçik gibiydin bir şeyin yok."
Yanıma yanaştı. Kur yapar bir tavırla bana gülümseyerek.
"Sahtede olsa karım olacağıma heyecanlı mısın yoksa."
Kaşlarımı çattım omzuna cimcik attım.
"Ahh ne yapıyorsun be."
"Bana kur yapma pinokyo ne heyecanı be stresten öleceğim oğlum. Seninle çıktık bir alamete ama bak şuaya yazıyorum eğer ki patlarsak bütün kabahat senin."
Kafa salladı.
"Merak etme sen merak etme her şey tereyağında kıl çeker gibi olacak."
Omuz silkip odama çıktım yatağıma girdim yarın madem evlenecektim dinlenmem gerekti. Sabah Emir'in paldır küldür kapımı çalması ile açtım gözlerimi.
"Hadi hadi kuaför geldi yine uyudun mu sen?"
"Kalktım ulan tamam."
Yataktan zar zor kalktım. Kapıyı açtım.
"Hadi kızım hadi."
Omzundan tutup çektim. Beni devamlı böyle yaparak daha çok strese sokuyordu. Zaten çok gergindim.
"Bana bak bana sürekli telaşlı telaşlı konuşma. İki ayağımı bir papuca sokuyorsun."
"Tamam tamam hadi aman ha korkuyorum bir şey ters gidecek diye."
"Gitmez hadi hazırlanalım."
Kafa salladı. Kuaför saç makyaj diye başlayıp öncesinde bütün bakımlarımı yaptı bebek gibi bakıma girdim güzel abartıdan uzak bir saç ve makyaj geriye sadece gelinliğimi giymek kalmıştı. Emir ile öylesine alel acele beni götürdüğü modacıda hazır dikimler arasında gözüme ilk çarpanı kapıp almıştım. Yüksel Teyzeye kalsa daha tasarım şaşalı bir şey bile giyebilirdim çok makul şeyler seçmeme gerek yokmuş dedi ama benim için fazla masrafada gerek yok. Dolapta asılı olan gelinliği elime aldığımda gözlerim doldu. Bugün hayatımda ilk kez gelinlik giyeceğim ama gelinliğin masumiyetine bile yakışmayan bir kızım. Kim eskort bir kızı gelinlik giymesini isterdi ki eskortlar evlenilmeyi hak etmeyen hayatı boyunca bu bokta kalmaya zorunlu kişiler gibiydi. Kimse eskort bir kızı başkalarına ait olmuş bir kızı kendine gerçekten eş yapmazdı, gelini olarak istemezdi. Cenk... Cenk bile benimle evlenmezdi ki. Bir umut ama işte mutlu olacağıma dair bir umut. Babaannemin tek hayaliydi gelin olduğumu görmek. Yaşasaydı alnım ak olurdum gerçekten hakkımla giyerdim bu gelinliği. Gözümden bir damla yaş aktı. Gelin olacaktım eskort değildim artık ama masumda hissetmiyordum. Kirlemişlik hissinden kurtulamıyordum. Dönebilseydim eğer tüm o şeylerin olduğu güne dönebilseydim namusumla ölmeyi tercih ederdim ama o zamanlar ölümden korkan genç bir kızdım. Gelinliği hızlıca üzerime geçirdim daha çok duygulandım. Güzel olmuştum kim olmazdı ki? Ben birinin gerçekten gelini hiç olamayacaktım belki o yüzden sahte gelin olmanın tadını çıkarmak en iyisiydi. Giydiğim ilk ve son gelinlik bu olabilirdi.