Parçalanan ve Toplanan Halıdaki porselen parçaları kaybolmuştu, evet, ama Kerem'in zihninde her bir kırık, bir yara gibi kanamaya devam ediyordu. Sibel'in temizlediği sadece fiziksel bir enkaz değil, aralarında kalan son kırılgan köprünün kalıntılarıydı. Onun o nötr, donuk "Günaydın"ı, Kerem'in kulaklarında bir yargıç tokmağının sesi kadar keskin ve nihai çınlamıştı. Kahvaltı masasında, bir zamanlar paylaştıkları samimiyetin yerini alan mekanik bir ritüel vardı. Çatal bıçak sesleri, odadaki ağır sessizliği delemiyor, sadece onu daha da belirgin hale getiriyordu. Kerem, Sibel'in yüzünü inceliyor, o buzul maskenin en ufak bir çatlağını, bir titremeyi arıyordu. Ama bulduğu tek şey, profesyonelce cilalanmış bir kayıtsızlıktı. Gözlerindeki o dipsiz boşluk, dün gece patlayan öfkenin ve gözyaşl

