27. Bölüm

1308 Words

Kıskandırma Oyunu Kerem için zaman, artık lüks ofisinden çok daha lüks bir cehennemde, ağır ve acımasız bir şekilde işliyordu. Sibel'in reddi ve koridorda dizlerinin üzerine çöküşü, içinde bulunduğu çıkmazın son noktası gibi görünmüştü. Ancak, tıpkı dibe vuran bir dalgıcın çaresizce yüzeye çıkış hamleleri gibi, zihni de karanlıkta bir çıkış yolu arıyor, bulamadıkça daha da umutsuz, daha da çılgınca fikirler üretiyordu. "Ben senin pişmanlığını taşıyamam, Kerem." Bu cümle, günlerce, gecelerce beyninin içinde yankılandı. O kadar doğru, o kadar kesindi ki. Sibel, onun duygusal yükünü taşımayı reddediyordu. Peki ya kendi yükünü? Onun hissettiği, hissetmeyi reddettiği her şeyi? Kerem'in aklına, zehirli bir şimşek gibi bir fikir düştü. Eğer doğrudan ulaşamıyorsa, dolaylı yoldan ulaşacaktı. Eğ

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD