GEÇMİŞİN İZİ
GÜNIŞIĞIM
KARAN KOMUTAN
Yaşananlar deprem öncesi toprağın titreşimleriydi.
BÖLÜM 1
İşte bunun adına mutluluk denirdi. Hayatımın en büyük şansı kaderim... Bu alyans ikimizi birbirine bağlayan yegane parçamız değil bizim kaderimizdi. Ozan ve beni birbirimize bağlayan en güzel şey... Ben alyansımla uğraşırken yanımdan hıçkırma sesi geldi. Başımı kaldırıp Ozan'a baktığımda içkisini yudumluyordu. Onu daha önce hiç içki içerken görmemiştim. Düğünümüze özel olarak içtiğini söylese de sanki fazla abartmıştı.
"Ozan daha fazla devam etmesen mi?" Üstümdeki gelinlikle burada daha fazla kalmak istemiyordum. Düğünden sonra kutlama yemeğimiz var derken aklıma böyle bir şey hiç gelmemişti.
"Aşkım eğlenmene bak."
Ozan uzanıp yanağımdan öptüğünde gülümseyerek peki, demiştim. Suyumdan bir yudum alırken arkadaşı kaldığı yerden bir şeyler anlatırken göz ucuyla kocama baktım. Ozan öylesine yakışıklı görünüyordu ki ona bakmak bile yüreğimin hoplamasına neden oluyordu. Benim onunla evlenmen bir mucize olmalıydı. Filmlerde zengin iş adamlarının hep aşağı tabakadan biriyle evlenip gerçek aşlarını bulduklarını görmüştüm de bunun başıma geleceğini hiç düşünmemiştim. Ozan şu hayattaki en büyük şansımdı.
Keşke ailemde bu düğüne karşı çıkmasaydı. Babam evlatlıktan ret etse de ben inanıyordum. Benim muştu olduğumu görünce kesin beni affedecekti. Hem beni affetmeyecek olsa düğümüze gelir miydi? Annem mutlu ol demişti. Bizim tek arzumuz senin mutluluğun demişken kendimi kötü hissetmeme hiç gerek yoktu. Hem yirmi yaşında evlenen ilk kız ben değildim. Yaş sorun olmamalıydı.
Ozan düşüncelerimi böldüğünde ceketini alıp gidelim demişti. Herkesle birlikte kalktığımızda Ozan'ın koluna girdim. Mekandan çıktığımızda geldiğimiz arabayla eve gelmiştik. Arkadaşı kapıya kadar bize eşlik ettikten sonra iyi geceler dileyerek arkadaşının arkasına vurup iyi eğlenceler demişti. Son andaki tavrı hiç hoşuma gitmese de sesimi çıkarmadım. Evimizin kapısına geldiğimizde anahtarı isteyip kapıyı güç bela açarak içeriye sokmuştum. Bunu gelinlikle yapmak o kadar güçtü ki şimdiden ölmüştüm.
Ozan salona geçip kendini koltuğa attığında elimi belime koyup nefes nefese etrafıma baktım. Neden böyle olmuştu. Ben hiçte böyle hayal etmemiştim. İçimden kahve diyerek yüzüstü yatan Ozan'ı bıkarak mutfağa geçtim. Mutfağa yabancı olduğumdan kahveyi yapmam epey uzun zamanımı almış o sırada da topukluları çıkarıp kenara atmıştım. Salona elimde kahveyle geldiğimde Ozan'ın uyuduğunu fark ettim.
"Ah Irmak, neden bu kadar içmesine izin verirsin ki?"
Kahveyi kenara bıraktığımda Ozan'ı uyandıracaktım ki telefonu çaldı. Ozan demem rağmen uyanmayınca arka cebinden telefonunu alıp ekranına bakmamla bana kal gelmişti. "Aşkım mı?" Aşkım. Telefonum çantamda olduğunu göre onu kim arıyordu. Uyuyan kocama bakarak teflonu açtım.
"Sevgilim kaç defadır arıyorum neden açmıyorsun? Karın uyudu mu?" Karın mı? Bu ses tanıdık geliyordu? "Aşkım orada mısın?" Öylesine donmuş vaziyet dururken kadın konuşmaya devam etti. "Ozan cevap ver? Yoksa seni bu gece beklememeliyim." Telefon elimden düştüğünde ses kesilmişti.
Şokla Ozan'a bakarken elimin tersiyle gözyaşlarımı silip suyu elime aldım. Hiç düşünmeden suyu Ozan'ın kafasına döktüğümde Ozan küfür ederek yerinden sıçradım. Söylenerek etrafına bakarken bir kez daha hıçkırmıştı. "Irmak! Ben... Uyuya kalmışım. Hadi odamıza gidelim" Ozan sendeleyerek ayağa kalktığında elimden tutup beni çekiştirdi. Ben ağzımı açıp bir şey söyleyemezken çoktan yatak odasına gelmiştik.
"Gece yeni başlıyor sevgilim..." Ozan kravatını çözerken onu yakışıklı yüzüne baktım. Onu ilk gördüğümde öylesine tutulmuştum ki benimkisi ilk görüşte aşktı. Ona da bir erkeğe dair her şey vardı. Yakışıklı, uzun boylu kaslı bir vücut ve tabi ki zenginlik... O çok zengin bir adamdı. Zengindi zengin olmasına ada şeref yoksunuydu.
İçimden konuşmaya devam ederken Ozan yaklaşıp ensemden tuttu. Beni öpmeye çalıştığında midem kalkmıştı ki hemen ona engel olup geri çekildim. Duvara yaklaştığımda tiksinerek yüzüne baktım. Hatta bakmakla kalmayarak son anda kendime gelip yüzüne tokadı basmıştım.
"Seni piç! Demek bu gece sevgilinin koyununa girecektin. Hem de benim kollarımdan çıkıp oraya gidecektin öyle mi,?"
"Irmak... Sen."
"Ben. Evet, ben. Yoksa beni tanıyamadın mı? Yoksa sevgilinle yüzlerimizi mi karıştırdın? Ben Irmak, senin için ailesini karşına alıp onu hiçe sayan kadın. Senin için her şeyinden vazgeçip evlenen kadın. Beni hatırladın mı?"
"Irmak ne saçmalıyorsun bilmiyorum ama büyük bir yanlış anlaşıma olduğu aşikar. Ben seni aldatmadım. Nur sana ne söyledi bilmiyorum ama seni aldatmıyorum. Benim gözüm senden başkasını görmez." Tekrardan üstüme abanıp beni öpmeye çalışırken bu defa tüm gücüyle beni sarmalıyordu. İçimden demek o kadın Nur demiştim. Şu yakın arkadaşı olan kadındı. Midem bir kez daha kasılırken canım yanıyor dedim.
"Rahat dur. Bugünü çok bekledim. Sırf senin kıskançlığın yüzünden bugünü berbat etmene izin vermem. Bu gece beni olacaksın."
İçki tadını alırken bir kez daha itekleyerek ona karşı koydum ama Ozan bu defa boğazıma yapışıp neredeyse nefessiz kalana kadar boğazımı sıktı. "Rahat dur dedim sana. Bu gece seni kimse benim elimden alamaz." Dehşetle yüzüne bakarken yüzündeki ifade beni daha fazla korkutmaya yetti. Bu adam kafayı yemiş. Güç bele nefes alarak tamam, dedim.
Ozan aha şöyle diyerek, beni biraz daha rahat bıraktığında elimi acıyan boğazıma götürdüm. "Soyunmaya başla hemen uyumak istiyorum." Başımı sallayıp ondan biraz daha uzaklaştım. Tamam, diyerek sanki kuşağımı çözüyor gibi kapıya doğru gidiyordum. Ozan sendeleyerek soyunmaya çalışırken hala onun sarhoş olduğunu görebiliyordum. "Ozan gece lambasını yakar mısın bende ışığı kapatayım ki loş ışıkta uyuyalım." Ozan başını sallayarak yürürken bende ışığı kapattım. Işığı kapatmamla aralık kapıdan çıkıp koşmaya başlamam bir olmuştu. Karşıda ki odaya kendimi atıp kapıyı kapatmıştım ki Ozan kükrer gibi küfür savurdu. Kapıyı kapatıp kilitlediğimde nefes nefese arkasına tekli koltuğu çekip oturdum. Ozan kapıya vururken elim kalbimde karanlıkta oturuyordum.
"Irmak aç şu kapıyı... Irmak aç yoksa kapıyı kırarım. Irmak!"
"Ozan git. Lütfen bu gece beni rahat bırak. Şimdi sarhoşsun yarın kendine geldiğinde pişman olacağın hiçbir şey yapmanı istemiyordum. Lütfen git."
"Peki... Peki, öyle olsun Irmak. Ama yarın sabah konuşacağız beni duydun mu? Yarın sabah oturup enine boyuna konuşacağız. Benden kaçısın yok."
"Tamam, tamam. Şimdi git."
Cevap gelemeyince gözlerimi kapattım. Az kalsın bana tecavüz edecekti. Benim kocam, aşık olduğumu zannettiğim adam bana zorla sahip olacaktı. Ellerimle yüzümü kapattığımda hıçkırıklarımı durduramadım. Geçmiş film şeridi gibi gözlerimin önünden geçtiğinde Ozan'ın neden benimle evlendiğini anlayabiliyordum. Nur... Yani birlikte olduğu kadın evliydi. O kadında evliydi. Allah'ım bana yardım et, bana güç ver. Düştüğüm kuyudan çıkmam için bana ışık göster.
Biraz daha sakinleşir gibi olduğumda artık kararımı vermiştim. Sabahın ilk ışıklarıyla bu evden ayrılıp evliliğin iptalini isteyecektim. Henüz yirmi dört saat geçmemişken bunu yapabilirdim. Ondan ayrılabilir kendi yoluma bakabilirdim. Ozan ilk geceden gerçek yüzünü göstermişken bunu yapabilirdim. Ve yapacaktım da ondan ayrılacak kendi yolumu çizecektim.
Oturduğum yerden sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kalkarak kilidi açtım. Koltuğu çekerken olabildiğinde yavaş yapmıştım. Umarım Ozan ile karşılaşmazdım. Aksi takdirde neler olabileceğini düşünmek dahi istemiyordum. Ayakucumda sessizce yürüyerek yatak odasının aralık kapısını itekledim. Ozan uyuyordu. Yakışıklı yüzüne baktığımda ne kadar masum ve güzel görüyordu. Demek genç kızlar bu yüzden kolayca kendi yollarından sapıp kandırılıyordu. Aşk adı altında benim gibi hayatlarını mahvediyorlardı.
Burnumu çekiştirerek elimin tersiyle gözyaşımı sildim. Burada daha fazla duramazdım. Bir an önce evden çıkmam gerekiyordu. Gerisin geriye dönerek salona girdim. Valizim hala burada duruyordu. Çantayı açıp içinden elbise aldığımda mutfağa geçtim. Elime bıçağı alıp babamın bağladığı kurdeleyi bıçakla kesip neredeyse inleyerek gelinliği çıkardım. Gelinlik ayaklarımın ucuna düşerken eğilip onu yerden almamıştım. Giymeye kıyamayan ben gelinliği mutfağın ortasına bırakıp elbisemi giydim. Sporumu da giydikten sonra çantamı takıp sessizce valizimi dışarıya çıkarmıştım. Eve son bir defa daha baktıktan sonra aceleyle apartmandan çıkıp taksi çevirdim.
Telefonumda evliliğin iptalini araştırıp zaman kaybetmeden dilekçemi vermiştim. İşim bittiğinde telefonum çalmaya başladı. Ozan'ı ararken gördüğümde telefonu yüzüne kapatıp mesaj bölümüne girip ne yazacağımı düşündüm. Mesajdan hemen sonra hattı kırp kendi yoluma hatta ondan çok uzaklara gitmeliydim. Ailem beni ret ettiğine göre eve de geri dönemezdim. Bu yüzden başka bir şehre gidip kendime yeni bir hayat kurmam gerekiyordu. Evet, gidecektim.
"Ozan, seni çok sevdim. Sen benim ilk aşkımdın. Senin için ailemi karşıma alıp seninle evlendim. Seni bu kadar severken ihanetini hoş göremem. Sana seni seven biri olarak bir tavsiye vermek istiyorum. Eğer Nur'u çok seviyorsan söyle boşansın... Sonra da evlenip kendi yolunuza bakın. Çünkü ben öyle yapacağım. Nikahın iptali için dilekçe verdim. Artık evli sayılmayız. Tek dileğim benden uzakta çok mutlu olmandır. Seni artık benim hayatımda yerin yok benimde senin hayatında yerim olmadığı gibi... Hoşça kal ve beni sakın ola arama. Ben senin için öldüm senin öldüğün gibi."