Kış yaklaşmış güneşin sıcak dokunuşları kendini soğuk havanın sertliğine bırakmıştı. Dalları gökyüzüne uzanan ağaçların yaprakları kurumuş, nemli toprak üzerinde çürümeye yüz tutmuşlardı. Irmaklarda akan suyun soğuk olmasından dolayı balık türleri sıcak olan yerlere göç etmiş, ayılar kış uykusuna yatmıştı. Kuşlar yuvalarını ağaç kovuklarının içine yapmış çoğu hayvan soğuktan aç kalmıştı. Doğa kendini sessizliğe bırakmıştı. Galie ülkesi yaşadıkları katliamdan ötürü büyük kayıplar vermesine rağmen az da olsa kendini toparlamıştı ama ticari yönden artık bitik bir durumdaydı. Herkesten önce uyanan Ayka, ısınmak için arka bahçede duran odunları bir balta yardımı ile kesmiş ve içeri taşımıştı. Salonda duran şöminenin yanına odunları getirdikten sonra dizlerinin üzerine çökmüş ve ateşi harlamaya çalışıyordu. Ev oldukça soğuktu ve bekçi köpek amansız bir şekilde hastalanmıştı. Kimse nedenini bilmiyordu. Eric iyileştirme büyülerinin hepsini denemişti ama bir türlü bu hastalığa çare bulamıyordu. Oldukça yaşlanmıştı bekçi köpek. Hastalık nedeniyle görkemli olan siyah tüylerinin çoğu dökülmüş ve eskisi gibi yemek yiyemiyordu ve konuşmaya da hiç hali yoktu. Yaptığı tek şey onun için hazırlanmış olan yatakta yatıp ölmeyi beklemekti. Pelly ve Liessa kış bitene kadar burada kalmayı planlıyor daha sonra zarar görmüş evlerini onarıp yeniden oraya taşınmayı planlıyordu. Pelly çok güçlü bir kız olmuştu ve ablası bundan gurur duyuyordu. Ablası ile çok güzel ilgilenmişti bu süreçte. Yemeğini yedirmiş, bazı zamanlar banyo yapmasına yardım etmiş, saçlarını taramış ve dikiş konusunda geliştirdiği yetenekleri ile ona çok güzel elbiseler dikmişti. Liessa zamanla çok daha iyileşmiş hatta biraz da kilo almıştı. Zayıflıktan içeri çökmüş yanakları, şimdi kırmızı bir elma misali gibi parlıyordu. Ayka'ya olan hisleri ise günden güne artmıştı. Çok sert ve vurdum duymaz olan tavrının sebebini bir gün arka bahçede uzunca düşünürken, Eric'in yanına gelmesi sonucunda öğrenmiş ve bu duruma çok üzülmüştü. Eric'in boşboğazlık etmesi yüzünden Kris'in kim olduğunu ve Ayka'nın onu görünce acı çektiğini de söylemişti. Aslında onun niyeti de başkaydı çünkü oda Liessa'dan hoşlanmaya başlamıştı ve onun hislerinden haberi vardı. Bu yüzden kızın ona iyice bağlanması için en iyi arkadaşının bütün olumsuz yönlerini onun fikirlerine her gün aşılıyordu ama boşa kürek çekiyordu. Liessa'nın kalbi çoktan Ayka ile dolup taşmıştı ve kimse onu oradan çıkaramayacaktı. Kışın gelmesi nedeniyle erzaklar da azalmıştı. Bundan ötürü yiyecekleri idareleri bir şekilde tüketiyorlar idi. Hatta çoğu güzel olan yiyeceği bekçi köpek için pişiriyorlardı. Ayka ve Eric büyük kare masa da oturmuş baş büyücüyü bulmak için planlar yapıyorlardı. Liessa ise bekçi köpeğin hemen baş ucunda durmuş, milletin yırtılan kıyafetlerini onarıyordu. Pelly ise daha çok ısınmaları ve karınlarını doyurmak için sıcak bir çorba yapıyordu. Çekirdek ailesine çok alışan Pelly , çorbanın dibine yanması için sürekli karıştırıyor ve katmayı unuttuğu bir baharat var mı diye düşünüyordu. Yanında duran pencerenin camına yaklaştı ve dışarıya doğru baktı. Gökyüzünden aşağıya düşen minik kar tanelerini gördü. Öyle güzel kar yağıyordu ki çok heyecanlanmıştı. Az bir süre içinde Galie şehri bembeyaz bir örtü ile kaplanmıştı. Galie'ye uzun zamandır kar yağmıyordu. Kendini tutamayarak " Hemen camdan dışarı bakın." Diye bağırdı evde ne kadar perde varsa hepsini açmaya başladı. Liessa masum bakışları ile Pelly'ye bakmıştı. Ne kadar beden olarak büyüse de onun gözünde hala ilk doğduğu zaman ki küçük bir bebekti. Eric masadan kalktı ve perdesi çekilmiş olan camdan dışarıya baktı. " Vay, gerçekten de çok güzel görünüyor değil mi dostum?" Diyerek masada oturan dostuna sordu. Ayka soğuğu pek sevmezdi. Kış mevsiminin her zaman doğayı öldürdüğünü düşünürdü. Onun için yeşil yapraklar ve rengarenk açan çiçek ile sıcak bir hava daha cazip geliyordu. " Bu fırsat bir daha gelmez. Hadi dışarı çıkıp eğlenelim." Dedi Eric ve üst kata çıkıp kıyafetlerini alacaktı ki "Siz çıkın ben karı çok sevmem." Dedi Ayka ve sıcak şöminenin yanına gidip oturdu. " Seni yenmem'den korkuyorsan, bence de oturmalısın." Dedi Eric alaycı bir ses tonuyla. Arkadaşını nasıl sinir edeceğini ve nasıl gaza getireceğini çok iyi biliyor idi. Bu yüzden böyle davranıp dışarı çıkmasını sağlayacaktı. Ayka yeni oturduğu yerinden hemen ayağa fırladı " görelim bakalım." Dedi ve paltosunu giyer giymez dışarı çıktı. Evde kalanların hepsi bu duruma gülmeye başladı. Hatta hali olmayan bekçi köpek bile zor da olsa bir tebessüm de bulundu. Ayka gerçekten de çok çabuk gaza geliyordu. Kızlar önceden ördükleri berelerini başlarına geçirdiler ve pembe eldivenlerini ellerine takıp paltolarını giydiler. Eric onlar için iki tane büyülü bot yapmıştı. Böylece ayakları hiç bir zaman üşümeyecek idi. Liessa yerde ufak siyah taşlar arıyordu. Pelly ise avucunda ufak bir kar topu yapmış ve onu yerde sürükleyip kocaman bir kar topu haline getirmişti. Kardan adam yapmayalı çok zaman olmuştu ve akıllarında komik bir plan vardı. Kardan adamı Ayka gibi giydirip ona benzeteceklerdi. Kızlar bu iş ile uğraşırken Ayka ve Eric kendilerini kar topu savaşına oldukça kaptırmışlardı. Hatta Ayka bu kısa süre içinde kendine kardan kale bile yapmış ve kar toplarını hazır bir şekilde önüne dizmişti. Bunun sayesinde Eric'in bedenine seri bir şekilde atış yapabiliyordu. Eric ise attığı o kadar atış arasından en fazla iki tanesini tutturabilmişti. Seri atışlar karşısında daha fazla dayanamayıp çareyi kızların arkasına saklanmakta buldu. " Ne oldu? Bu kadar kolay mı pes ediyorsun?" Diye kahkahalar içinde sordu Ayka. Kızların arkasına saklansada elinde kalan son kar topunu tam Eric'in kafasına atacaktı. Kendini hazırladı, derin bir nefes aldı ve hedefine nişan alıp elinde ki kar topunu fırlattı. Kar topu havada öyle hızlı bir şekilde ilerliyordu ki yanlış hedefe vurdu. Alnının tam ortasında kar topu gelen yeni iyileşmiş olan Liessa, pat diye yeren düşüp bayıldı. Pelly ve Eric sert bakışlar atarak Ayka' ya baktı. Şimdi hapı yuttuk der gibi boğazında biriken tükürüğü yuttu Ayka ve hemen onların yanına yaklaştı. " İyiyim, korkmayın, bir şeyim yok." Dedi Liessa ve kız kardeşinden destek alarak ayağa kalktı. Eric o sırada yaptıkları kardan adamı baştan aşağıya doğru süzdükten sonra kendini karın üstüne bırakıp kahkahalar atmaya başladı. Ayka, dostuna anlamsız bir şekilde bakıp olayı anlamaya çalışıyordu. Yanına yaklaştığı kardan adama baktığında ise onun kıyafetlerini giymiş ve tıpkı onun gibi bakan bir kardan adam gördü. Üstelik kılıcı da çalıdan olan elinde tutulu idi." Kesinlikle kabul etmiyorum. Ben bu kadar çirkin değilim." Dedi Ayka ve kenarda duran kılıcını eline alıp kınına geri soktu. " Kesinlikle değilsin. Bence çok tatlısın." Dedi Liessa kısık bir sesle. Bu söylediği cümleyi herkes duymuştu ama utanmasın diye konuşmamışlar idi. Cümleyi duyan Eric, hadi eve girmelerini havanın daha da soğuk olduğunu söyledi. Aslında Liessa'nın söylediği kelimeler canını oldukça yakmıştı.