Liessa'yı kurtaralı bir kaç gün olmuştu fakat hala daha uyanmamıştı. Bedeni fazla hassas olduğu için aldığı bu darbeyi kaldıramamıştı. Üst kata özenle kurulmuş yumuşak yatağında uyanmayı bekliyordu. İyice kilo vermiş ve derisi sarkmıştı. Saçlarının eski parlaklığı yoktu ve vücudunda çokça ufak çaplı yaralar açılmıştı. Eric her gün düzenli olarak Liessa'ya iyileştirme büyüsü yapıyordu ve ilerleme kaydediyordu. Pelly bu sırada bekçi köpekten yemek pişirme dersleri almış ve çok güzel yemekler yapmaya başlamıştı. Aslında eli çok yatkındı ama bunca zaman ablasının ona hizmet etmesine alışmıştı. Erkekler de ona hizmet edemeyeceğine göre bir nebze de mecbur kalmıştı. Savaş eğitimlerini de aksatmıyordu. Güçlü olmak ona çok iyi gelmiş ve cesaretli hissettirmişti. Yemek pişirdikten sonra hemen Ayka'nın yanına gidiyor ve eğitim için ısrar ediyordu. Eric bu süreçte biraz yorulmuştu. Altın kan olayından dolayı toparlayamamıştı ve gücü ile toprağı eski haline getirme çabaları da cabasıydı. Ayka, sürekli cebinde duran tanrı kapan şişesini çalkalıyor ve içinde tutsak kalan Vexana'ya işkence ediyordu. Kendini böyle rahatlatıyordu. Her şey yavaşça eski haline dönse de laneti nasıl kaldıracağı hakkında bir bilgisi yoktu. Kris'in sesini uzun yıllar üstüne duymak ona çok iyi gelmişti. Bir anlıkta yanında olması onun için büyük bir kazançtı. Evin bahçesinde ki hamakta sallanıyor ve üst katta bulduğu eski bir şapka ile suratına güneş gelmemesi için kapatıyordu. Bekçi köpek uzun siyah kuyruğunu sallayarak yanına yaklaştı. " Uzun süredir sormak istediğin bir şey varmış da soramıyor muşsun gibi duruyorsun. Sorun nedir?" Dedi ve sivri dişlerinin arasında duran kemirmekten aşınmış kemiğini yere bıraktı. " Lanet. Onu nasıl kaldıracağız." Derken başında ki şapkayı kaldırdı ve yerde duran bekçi köpeğe baktı. Bu konuda bilgisinin olmasını ümit ediyordu. Yaşamış ve görmüş bir köpeğe benziyordu. " Eski kitaplara yazar ki laneti kim yaptıysa o geri alırmış." Dedi ve patisinin altında duran salyangozu bir hamlede midesine indirdi. " Bunu yemen şart mıydı?" Diye sordu Ayka iğrenmiş bir şekilde ona bakarken. Bekçi köpek umursamaz bir şekilde yerinden kalktı ve ön bahçeye doğru ilerledi. Bu laneti baş büyücü yapmıştı ve onun kaldırması gerekiyordu. Kibarca sorarsa bunu kaldırmayacağını biliyordu. Yeniden savaşsa onu nasıl yenecekti. Kafasında düşünce fırtınası yaratmaya başlamıştı. " Uyandı. Hepiniz toplanın. " diye bağırdı Pelly üst kattan. Sonunda güzeller güzeli uyanmıştı. Gözlerini kaldırmaya çok az gücü vardı. Söylenenlere sadece göz çırparak cevap verebiliyordu. Pelly, Ayka, Eric, Bekçi köpek ve hatta Çığlık da dahil olmak üzere herkes üst katta Liessa'nın baş ucunda duruyordu. Liessa yavaşça elini kaldırarak Ayka'yı işaret etti ve teşekkür edercesine gözlerini kırpıp yeniden uykuya daldı." Birkaç gün daha dinlensin kendine gelir." Dedi Eric ve toplanan herkes yarım kalan işlerine geri döndü...
Vexana'nın onu izlememesini istemesinin üzerinden günler geçmişti. Baş büyücü bu seferki şımarıklığından ötürü ona çok kızgındı ve kraliçe çok önemli olan bir detayı unutmuştu. Baş büyücünün zihin okuma özelliğini. Ona ihanet edeceğini biliyordu ama oda bu oyuna dahil olarak ona karşı oynanan oyuna oyun ile karşılık vermişti. Bu sefer onu kurtarmayacaktı. Hatta yeni bir kukla yaratıp Vexana da sevmediği ne kadar özellik varsa bu kuklada kullanmayacaktı. Sadece merak ettiği bir konu vardı. Zihnini okumaya çalışsa da bir bölümü çok bulanıktı ve o kısmı cok net bir şekilde görememişti. Bu yüzden yeni yapacağı kuklada ilk başta hafıza büyüsünü kullanmayacak ve o sırrı öğrenecekti. Kuklayı sadece yanında durması için yapacaktı. Konuşmayacak yada cevap vermeyecekti. Boyutunu da insan boyutlarından daha ufak yapacaktı. Artık savaşmaktan sıkılmıştı. Bu yüzden yeni bir ülke yaratıp içine iblisler doldurmak yerine kuklasıyla sakin bir hayat geçirip büyü alanında en iyisi olmaya karar vermişti. Özenle sakladığı büyü özlerini çıkardı ve insanların kutsal saydığı ağaçtan kırdığı odun parçaları ile kuklasını yapmaya başladı. Çok özenli yapmayacağı için bu işlem çok kısa sürmüştü. Vexana'nın yanında oldukça sevimli görünüyordu bu kukla. Üzerine göre olan kıyafetleri de giydikten sonra artık tamamı ile hazırdı. Hafızasına bir kaç bilgi eklemesi gerekiyordu büyük ustanın. İlk olarak ona ismini öğretmesi gerekiyordu. " Senin adın Lily. Bundan sonra sen benim sol kolumsun. Sana ne zaman seslensem hemen yanımda olacaksın." Dedi büyük usta ve kuklasını avucunun içine aldı. Sadece gözleri Vexana'yı andırıyordu yani sevdiği kadını. Artık yapması gereken şey hafızasının yavaşça geri gelmesini beklemekti. O kadar uzak bir yere gitmişti ki baş büyücü, bu yerde bırakın hayvanı bitki bile yetişmiyordu. Adeta çöldü ve kendi yarattığı kumdan kalesinde yaşamayı planlıyordu...
Liessa gece uyanmış ve oldukça susamıştı. Kendisinde biraz güç hissetmiş olsa gerek ayaklanıp, merdivenlerden dikkatli bir şekilde inmiş ve mutfağa varmıştı. Gerçekten de içi yanmıştı. Toplamda dört bardak su içmişti ve hareket ettikçe midesinde ki su çalkanıyor ve ağzına kadar geliyordu. " Ne diye aç gözlülük ettin. Bir bardak neyine yetmiyordu." Dedi ve üst kata çıkmak için merdivenlere doğru ilerledi. Tam ilk basamağı çıkacaktı ki " Bu kadar erken uyanmanı beklemiyordum." Diye seslendi Ayka karanlığın içinden. Sesi duyunca Liessa korkudan kendini geriye doğru attı. Az daha düşecekti ki Ayka yine yardımına koştu. " Bu beni ikinci kez kurtarışın. Kesinlikle iyiliklerin karşılıksız kalmayacak." Dedi ve yavaşça dikleşti. Ayka hiç bir şey demeden salona doğru ilerlerken " Ben seni sürekli rüyamda görüyordum. Küçüklüğümden beri hemde. Ama sadece yüzünü çok net göremiyordum." Dedi heyecanlı bir şekilde. Ayka'dan bu kelimelere karşılık güzel bir cevap bekliyordu ama o sadece " Biliyorum." Dedi ve ilerledi. Salona geçti, koltuğa uzandı ve sıcak battaniyesini üzerine çekip uykuya dalmaya başladı. Liessa kesinlik ile böyle bir cevap beklemiyordu. " Aşırı küstahsın." Dedi içinden ve merdivenleri yavaşça yukarı çıkmaya başladı. Yatak odasına girdiğinde nefes nefese kalmıştı. Tahmin ettiği kadar güçlenmemişti. Hafif bir tüy gibi kendini beyaz çarşafların üzerine bıraktı. Bir yanı ondan nefret etse de kalbi az da olsa onun için çarpmıştı ve buna bir türlü engel olamıyordu. Bu zamana kadar boş olan kalbine girmeye çalışan bir sürü erkek olmuştu ve hepsi de Ayka'dan yakışıklıydı ama o nedense bu küstah adama gönlünü vermişti. Sanki onu daha önceden tanıyormuş gibi hissediyordu. Biraz zaman geçtikten sonra duygularını ona söyleyecekti ama bu süreçte onu iyice analiz etmesi gerekiyordu. Sonuçta bakması gereken bir kız kardeşi vardı. Onunla iyi geçinip geçinmemesi onun için oldukça önemliydi.
Şimdilik tatlı uykusunun tadını çıkarmalıydı. Yastığını biraz kabarttı ve rahat edeceği şekli aldığında başını koyup uyumak için yatağın en rahat kısmını bulmak için döndü durdu. Nihayetinde tam orta kısmı onun için idealdi. Kalbi ilk defa çarpan genç bir kız için bu oldukça zor olacaktı. Toz pembe hayaller içinde kaybolup yavaşça narin bedenini uykuya bıraktı...