YENİ ÇOCUK/ BAY UKALA

851 Words
"Büyüyünce nasıl bir adam olduğuna karar vermen lazım, Clark. Çünkü... O adamın karakteri iyi de kötü de olsa dünyayı değiştirecek. - Man of Steel" *** Sabah ilk iki dersimiz edebiyattı. En sevdiğim ders edebiyat. Edebiyatı bana sevdiren de Efsun Hoca oldu. Efsun Hoca, dersleri eğlenceli bir şekilde işleyen sayılı hocalarımızdan biri. Her liselinin istediği gibi. Bana da dersi sevdirmesinin nedeni hocamızın bu eğlenceli yönü. Dersi sadece yazar yönünden işlemiyor. Yazarların hayatlarını da anlatıyor. Önerdiği kitapların yazarlarını da anlatıyor. Ders kitabı dışında öğrendiğim çoğu yazar hocamızın sayesinde. Selin'le aramızda yaşananlar yüzünden derse konsantre olamıyordum. Ders resmen işkence olmuştu bana. Dersin bitmesi için dakikaları sayıp durmuştum. İlk ders bittiğinde Selin'le konuşmaya çalıştım. Çalışmaktan öte gidemeyen bu eylemim Selin'in bana değil duvara bakmasıyla sona erdi. Kederle sınıftan ayrıldım. Bunu hak edecek ne yaptım ki ben? Onun gelecekte üzülmemesi için yapmıştım ne yaptıysam. Karşılığı ise benimle konuşmak istemeyen ve duvara bakan bir arkadaş oldu. Koridorun sonuna gittim. Burada rahat rahat ağlamak için. Gözyaşlarım akarken kendime kızdım. Duygusuz robot gibi olduğuma lanet ettim. Aşktan anlamayan duygusuz robotum en yakın arkadaşımın gözünde. Aşk neydi? Hormonların etkisinde olan bir şeydi. Sonrasında olan neydi? Gözyaşı, acı. Bu kadar acı çekmenin nedeni ne? Neden bu kadar aşkı ister insan sonunda acı çekeceğini bile bile? İşte bu yüzden onu uyardım. O çapkın, arkadaşımı üzmesin diye. Gelecekte aşk acısı çekmesin diye. Selin de o gibi olmasın diye. Gözyaşlarımı sildikten sonra sınıfa gittim. Sınıfa girdiğimde sırama oturacakken bir şey fark ettim. Selin'in oturduğu yerde biri vardı, daha önce görmediğim biri. Ona şaşkın şaşkın bakarken çocuk bana gülümsedi. Sonra da bana "Üzülme ona değmez. O kaybetmiş, sen değil." dedi. Ben şaşkınlığımı doruk noktasında yaşarken son anda akıl edebildim soru sormayı. "O kim?" dedim karşımdaki yabancıya. O da bana "Eski sevgilin budalaymış." derken bana alıcı gözle baktığına yemin edebilirim. Sinirle "Sen kimsin? Ve sıramda ne işin var?" dedim. O eliyle mola ver işareti yaptı. Sanki boks maçındaymışız gibi. "Nefes alsan iyi olur." derken sabrım taşmaya başlamıştı. Karşımda duran ukalayla uğraşacak halim yoktu. Yavaş yavaş söyledim kelimeleri. Filmlerde olan ağır çekimden biraz hızlıydı. O da bana "Ben Arda." dedi. O an aklıma gelen futbolcu Arda olmadı. Oyuncu Arda Kural oldu. Karşımdaki Arda'nın mavi gözleri vardı. Kabul ediyorum çocuk yakışıklı. Aklınıza gelen yakışıklı sarışın Türk ya da yabancı ünlüler gelsin. Şimdi düşünün karşımda liseli Kıvanç oturuyor. Bu hem ürkütücü hem de heyecan verici bir şey. Çocuk Yenilmezlerdeki Thor, genç Brad Pitt, genç Leonardo DiCaprio resmen. Bizden Arda Kural, Kıvanç Tatlıtuğ. Benim yerimde başka kız olsa bu duruma sevinirdi ama ben sevinmiyordum. "Sınıfta başka boş yer yok mu?" dedim düşüncesizce. O da sınıfa ukala bir şekilde bakıp "Ben boş yer göremiyorum. Sen görüyor musun?" dedi. Sınıftaki tek boş yerde bu ukalanın gelmesiyle dolmuştu. Ahh Selin! Sen yanımda olsaydın bu ukala ile oturmak zorunda kalmazdım. Dudağı küstahça kıvrıldı. "Anladığıma göre sen de göremedin boş yeri. Tabii gözünde bozukluk yoksa?" dedi. Sinirle "Sen...Sen..." diye bozuk plak gibi tekrarladım. O da bana "Evet, ben..." dedi. Sıranın çıkışında durdum. Sinirden ayağımla yere vururken "Yerime geçmek istiyorum." dedim. O bana eğlenmiş gözlerle bakarken "Ayağa kalkma lütfunda bulunursan tabii." diye iğnelemeye çalıştım onu. O da bana yapay bir gülüş atıp ayağa kalktı. Ayağa kalkınca onun ne kadar uzun olduğunu anladım. Bu boyla o On İki Dev Adam' a girerdi. Tamam benim de boyum uzundu kızlar arasında ama bu çocuğa bakmak gökdelene bakmakla eş değerdi. Gökdelen adam bana tepeden bakan bir bakış attı. "Buyurunuz küçük hanım." dedi. Ona kötü bir bakış atıp "Teşekkürler ukala." dedim. O da bana "İltifatın için teşekkür ederim." dedi. Ona bir şey demeden sırama geçtim. O da yerine oturdu. Sınıf dolmaya başladığında kızların ilgisini çekmeye başladı ukala. Kızlar ona bakıp konuşuyorlardı. Kesin onun ne kadar yakışıklı olduğunu konuşuyorlardır. Evet, yakışıklıydı ama ukalaydı. Bildiğin gıcıktı ya. Sınıfın havalılarından olan Peri onu gördü. Sarı saçlarının uçlarına kızıl attırmıştı. Dalgalı sarı saçını savurup bizim yanımıza geldi. Daha doğrusu ukalanın olduğu tarafa geldi. Ona gülümseyip "Selam. Ben Peri." dedi. Ukala da ona havalı bir gülümseyişle karşılık verdikten sonra "Ben Arda." dedi. Bu gülümseyişi aynada mı çalıştı acaba? Filmlerdeki çapkın gülüşleri gibiydi. Biri beni öldürsün! Bir flört filminde miyim ben de haberim yok? Peri “Arda okula yeni mi geldin?" dediğinde Arda "Evet. Ben yeni öğrenciyim. Maalesef." dedi. Ahh, ne kadar yazık! Küçük ilçemizi pek sevmedi galiba. Eee buraları ona göre değil. Peri "Nerden geldin?" dedi merakla. Ukala iç çekerek "İstanbul." dedi. Peri ona bakıp "İstanbul mu? Oradan buraya nasıl gelebildin?" dedi. Gören de çocuğu Fizan' a sürdüler sanar. Ukala omuz silkti. Peri'ye "Burada güzel mekanlar var mı peki?" diye sorduğunda Peri "Var ama İstanbul'daki gibi değil. Yani sen beğenmezsin. Ama ben seni gezdiririm eğer istersen." dedi. Zil çaldığı sırada Peri'ye "Zil çaldı." dedim. Peri bana bakmadan "Duydum." dedi. Ona o zaman burda ne işin var diyecektim ki ukala görüşürüz dedi. Peri yerine gittiğinde onun tayfası onu bekliyordu. Sanki Rock stardan randevu almış gibi davranıyorlardı. Çantamdan kitabımı çıkarıp amaçsızca sayfaları çevirdim. Yan gözle ukalaya bakıyordum. Ben kitabı bitirecek kadar sayfa çevirdikten sonra Efsun Hoca geldi. Hızla masasına kitaplarını bıraktı. Yoklama defterini açarken "Özür dilerim çocuklar. Geciktim. Toplantı vardı." dedi. Yoklamayı bitirince "Müdür Bey değişti. Biliyorsunuz değil mi?" diye sordu bize. Yeni müdürün adını söyledi. "Ömer Deniz."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD