1.BÖLÜM

2470 Words
... Gözlerimi kapatmış az sonra kafamda patlayacak silahı görmemek için gözlerimi sıkıca kapatmıştım şimdi geriye hiç bir şey kalmamıştı zaten bugüne kadar ne zaman şans benden yana olmuştu ki? Gerçi hiç şaşırmıyorum artık benim kaderimde bu vardı.Hala bir ses yoktu gözlerimi açıp açmama konusunda kararsız kalsam da açmadım.  "Gözlerini aç"diye bağırdı kalın bir ses bunu söyleyen kesinlikle o adamdı.  "Gözlerini aç dedim sana"diye tekrar bağırdı emir verir bir şekilde sesi o kadar tehditkar çıkıyordu ki korkudan hemen gözlerimi açtım şimdi onu daha net görebiliyordum sakalları yeni çıkıyor gibiydi burnu düzgün ve biraz da küçüktü gözleri siyaha çok yakın olan koyu kahverengiydi tabi o gözleri açığa çıkaran uzun ve kıvrımlı kirpikleri vardı kusursuzdu sanki kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyordu.  "Demek polisi arıyordun ha buna nasıl cüret edebilirsin canına mı susadın sen!"diye tekrar bağırdı bu ses diğerine göre daha kalın ve yüksek çıkmıştı."B-ben"devamını bile getiremeden kolumu sıkıca bir el kavradı bu o kadar güçlü bir koldu ki bir an kolumu çıkaracağını düşündüm."Bırak kolumu gideyim"diye karşı çıksam da bir an olsun bırakmadı hatta daha fazla kavramıştı gözlerinde ki o acımasız ifadesi yüzüne de yansımıştı.  "Bu yaptığını yanına mı bırakacağını sandın!"diye kükredi birden bakışlarında ki o derin anlamsız boşluk vücudumda ki her hücrenin içine işliyordu sanki.Nihayet yanımıza başka bir adamın yaklaşmasıyla kolumu sıkıca kavrayan el biraz da olsa gevşemişti.  "Ne istiyorsun ne var?!"diye çıkıştı bir şey söylemesine izin vermeden."Efendim polisler her an buraya gelebilirler buradan derhal ayrılmanız lazım"diye uyardı karşısında ki sert ve kaba adamı."Kahretsin!"diye mırıldandı ve bakışlarını bana doğru çevirerek gözlerini benimkine dikti kaşları hala çatılmıştı önce derin bir iç çekti daha sonra kolumu tekrar kavrayarak beni arkasından sürüklemeye başladı ben her ne kadar kurtulmaya çalışsam da güçlü kolları her seferinde bunu engelliyordu.Beni arabanın içine doğru itip kapımı kapattıktan hemen sonra o da sürücü koltuğuna yerleşip vakit kaybetmeden arabayı çalıştırdı gözlerimi her ne kadar ağlamamak için diretsem de yanımda bir katilin oturduğunu bilmem gözlerimde ki yaşların benden izinsiz akmasına izin veriyordu.Nasıl kurtulacaktım bu katil adamdan? Beni de o adam gibi öldürürse? Sahi ölürsem kimin haberi olacaktı ki? Kim arkamdan ağlayıp yasımı tutacaktı? Aslında cevabı çok kolaydı.  Hiç kimse.  Koyu kahverengi gözlerini yoldan ayırıp bana çevirdi daha sonra da cevabını bilmediğim bir soru sordu."Kimin için çalışıyorsun kim yolladı seni buraya?!diye tısladı.  "Kimse için çalışmıyorum!"diye çıkıştım bu durum beni ne kadar rahatsız etse de sakinliğimi korumaya çalıştım."O zaman ne diye bu saate dışardaydın?Annen baban nasıl izin veriyor bu saate dışarı çıkmana!"diye kükredi.Son söyledikleri sabır çizgimi de geçmişti kaşlarımı kaldırarak kapının kolundan tutup açmaya çalıştım.  "Durdur arabayı ineceğim!"diye bağırdım sanırım sesim fazla yüksek çıkmıştı ki boğazımda bir yanma hissettim.Arabanın aniden durmasıyla başımı cama çarptım ben başıma ilgilenirken bu onun umrunda bile değildi kolumu tekrardan hızla kavrayarak kaçmamı engelledi."Sana zarar vermemi istemiyorsan rahat dur ve o sesini kes!"diye uyardı.Bu adamdan her şeyi beklerdim gözünü bile kırpmadan vurmuştu o adamı o adamı gözünü kırpmadan vuran bana neler yapardı kim bilir?Bu riski göze alamadığım için sustum.Hala bir katilin arabasında olduğum gerçeği aklımdan çıkmıyordu.İşler nasıl bu raddeye gelmişti aklım almıyordu.Arabayı söndürdüğü sırada bakışlarımı yoldan arayıp adını bilmediğim adama baktım.  "İn arabadan"diye emir verdi.Lafını ikiletmeden hemen indim arabadan ve arkama bakmadan hızlıca yürümeye başladım.Fakat o bileğimden tutarak beni kendisine doğru çevirdi konuşmama bile izin vermeden bağırmaya başladı.  "Nereye gittiğini sanıyorsun sen!"deyip beni tekrar arkasından yürütmeye başladı ve beni bir deponun içine doğru itti daha sonra da kendisi de içeri geçerek kapıyı kilitledi benim göz yaşlarım aktıkça akıyordu durduramıyordum.  "Öldüreceksen öldür ama bana dokunma!"diye mırıldandım başımı öne eğerek.O sadece gülüyordu bu da benim daha fazla korkmama sebep oluyordu.  "Ne sandın sana dokunacağımı mı? Tamam katil olabilirim ama bir kıza dokunacak kadar alçak biri değilim!"diye alayla gülümsedi bu kesinlikle içten bir gülüş değildi benimle alay ediyordu."Hayır sen benim bugüne kadar gördüğüm en alçak adamsın!"diye tısladım bir anda.Kaşlarını çatarak bana baktı daha sonra da üstüme doğru yürümeye başladı ben korkudan nereye gideceğimi bilmeden öylece duruyordum o ise aramızda az bir mesafe bırakarak bileğimden tuttu.  "Ama eğer beni kızdırmaya devam edersen dünyada görüp görebileceğin en alçak adam olabilirim!"diye fısıldayıp aramızda ki mesafeyi açıp geri çekildi ben korkudan nefes nefese kalırken o telefon konuşması yapmak için biraz daha ileri yürüdü.Biraz daha yaklaşıp onları dinlemek istedim.Gene kaşları çatılmış bir şekilde konuşuyordu , bu adama ne zaman baksam derinlerde bir yerde bir acı görüyorum ama o bunu öyle gizliyordu ki herkes onu sert ve kaba davranışıyla tanıyordu en azından ben öyle tahmin ediyordum.  "Evet 2 adam yolla buraya sağlam ayak olsunlar biliyorsun benim hayatımda yanlışa asla yer yok!"diye tehdit ediyordu telefonda konuştuğu kişiyi telefonu kapattığı sırada hemen geri çekilip bakışlarımı kaçırdım.  "Buraya 2 adam gelecek ve dışarıda kaçmaman için bekçilik yapacaklar yani diyeceğim şu ki ne yaparsan yap ben izin vermeden buradan çıkışın yok!"diye tısladı.Bir şey diyemedim başımı öne eğip buradan nasıl çıkacağımı düşündüm fakat buradan çıkmam imkansızdı bir pencere vardı fakat onu çevreleyen kalın demirler olduğu için bu işimi daha da zorlaştırıyordu."Neden beni burada tutuyorsun? Öldüreceksen öldür!"diye tısladım uzun boylu adam yanıma yaklaşarak gözlerime baktı.  "Ölmeye dünden meraklısın sahi neden bu kadar çok istiyorsun seni öldürmemi?"diye sordu aslında bu sorunun binlerce cevabı vardı fakat ben hiç bir şey söylemeyecektim zaten oturmuş bir katille sohbet etmek bu hayatta yapmak isteyeceğim en son şeylerden biri olurdu."Neden bu kadar çok merak ediyorsun?"diye sorusuna soruyla yanıt verdim.  "Kaçıyorsun!"diye ekledi kaşlarını çatarak.Her şeyi bu kadar çok belli etmek zorunda mıydım?"Hayır!"diye çıkıştım bir hışımla."Istesem tüm hayatını sadece bir saate öğrenebilirim biliyorsun değil mi?"diye alayla gülümsedi bu nasıl bir adamdı böyle az önce bağırıp çağırırken şimdide gülüyordu.  "Benim hayatım senin için neden bu kadar önemli?"diye sordum.  "Senin hayatın emin ol diğer öldürdüğüm insanlardan farksız Sadece benim şöyle bir huyum vardır kurbanlarımı öldürmeden önce ki hayatını sormadan , öğrenmeden rahat edemem!"diye tekrardan gülmeye başladı.Söyledikleri sadece ondan daha da çok nefret etmeme sebep oluyordu.  "Neyi bekliyorsun o zaman öldürsene!"diye karşı çıktım ayağa kalkarak.  "Ştt sakin ol her şeyin doğru bir zamanı vardır!"diye ekleyip deponun kapısını çalan adamlara kapıyı açıp daha sonra onlara benim duyamayacağım bir şekilde bir şeyler söyleyip arabasına binip gitti.Neyi kast ettiğini anlamamıştım bu durumdan nasıl kurtulacaktım?En iyisi sabahı beklemek olacaktı.     Sabah gözlerimi açarak yine aynı depoda buldum kendimi yaşadıklarımın hepsi gerçekti kabus falanda değildi ayağa kalkacağım sırada yerde bir kahvaltı tepsisi olduğunu gördüm yeyip yememe konusunda ne kadar kararsız kalsam da o adamın karşısında güçlü durmak için enerjiye ihtiyacım olduğunu düşündüm ve bir şeyler atıştırmaya başladım daha sonra ayağa kalkarak etrafı incelemeye başladım buradan kaçmam imkansızdı sadece bir pencere ve bu pencereyi koruyan kalın demirler vardı.Derin bir iç çekeceğim sırada kapı büyük bir gürültüyle açıldı bu o adamdı dünkü adamı gözünü kırpmadan vurmuştu o anlar tekrardan aklıma geldikçe midem bulanıyordu.  "Günaydın ufaklık"diyerek yanıma yaklaştı ben hiç bir tepki vermeden dışarıyı izliyordum sadece."Sana diyorum sağır mısın?"diye sesini yükseltti bana yaklaşmaya devam ederek onunla konuşmayı bırak yüzünü görmeye tahammül edemiyordum zaten oturup bir katille konuşmak yapacağım en son şeylerden biri olurdu.  "Beni bırak senin ne işine yarayacağım ki ben?"diye sordum ürkek bir şekilde adını dahi bilemediğim adam aramızda ki mesafeyi kapatarak gözlerimin içine baktı ilk defa bu kadar yakından görüyordum gözlerini o kadar derin bir öfke ve intikam hırsı bürümüştü ki gözlerini hiç bir şey umrunda değildi. "İşime yaramayacağını da nereden çıkardın?"diye sordu ifadesiz ve umarsamaz tavrıyla.Tam ağzını açmış bir şeyler söylemeye başlayacaktım ki büyük ve kalın parmakların ağzımı kapatarak konuşmama engel oldu ben onun ellerinden kurtulmaya çalışırken memnuniyetsiz bir şekilde konuşmaya başladı.  "Çok fazla konuşuyorsun ne yapman gerektiğini anlatacağım ama önce seni bir kıza benzetelim"deyip ellerini dudaklarımdan çektikten sonra bileğimi sıkıca kavrayarak beni depodan çıkardı ve zorla arabasına bindirdi nereye gittiğimizi bilmiyordum.Yol boyunca ikimizde hiç konuşmadık bu çok iyi olmuştu en azından kısa bir süre bile olsa sesini duymayacaktım.Yarım saat sonra bir apartmanın önünde durdurdu arabayı ve beni peşinden sürükleyerek bir kapının zilini çaldı.Kapıyı sarışın , alımlı benim yaşıtım da olduğunu tahmin ettiğim bir kız açtı ikimizi birden kapının önünde gördüğünde hiç şaşırmamıştı.  "Ne yapacağını biliyorsun bir saat sonra almaya geleceğim geldiğimde hazır olsun Bekletilmekten hoşlanmam"diye uyarıp son bir kez bana bakıp kulağıma doğru eğildi.  "Senin yapman gereken tek şey akıllı ve uslu bir kız olman aksi takdirde ne olacağını çok iyi biliyorsun!"diye fısıldayıp hızla yanımızdan uzaklaştı.Adını bilmediğim sarışın kız beni içeride ki sandalyelerden birinde oturmamı işaret etti daha sonra konuşmaya başladı.  "Ben Beyza buraya neden geldiğini biliyorsun"diye başladı söze fakat ben araya girerek."Hayır"diye mırıldandım.  "Buraya ne için getirildim hatta beni buraya getirenin kim olduğunu bile bilmiyorum"diye itiraf ettim bir çırpıda.Kız şaşkın bir şekilde bana bakıp bir soru sordu."Cidden seni buraya getirenin kim olduğunu bilmiyor musun?"diye sordu başımı hayır anlamında iki yana salladım.  "Seni buraya getiren ünlü bir iş adamı Ateş Demirsoyun oğlu Araf Demirsoy ve seni buraya getirmekte ki amacı seni biraz değiştirmek!"diye açıklamada bulundu.Araf Demirsoy bu ismi bir kaç kez mahallede konuşulduğunu duymuştum mahallenin kızları övüp dururlardı bende hiç bir zaman merak edipte araştırmamıştım.  "Bana yardım etmeni istiyorum!"diye itirafta bulundum buradan kaçıp gitmem için son fırsatımdır belkide bu kız kaçmama yardım edebilirdi."Ne konuda?"diye sordu.  "Bana kaçmam için yardım et"diye mırıldandım.  "Bu imkansız Araf her yerde adamlarını bıraktı attığın her adımı biliyordur"diye ekledi elimde ki son fırsatı da kaybetmiştim."Ben hemen seni hazırlayayım Araf biraz sonra gelir"deyip işe saçlarımdan başladı saçlarımı düzleştirdi daha sonra sade bir makyaj uyguladı yüzüme.Son olarak ta bana deniz mavisi bir gömlek ve beyaz bir pantolon verdi o kıyafetleri tamamlayan topuğu çok uzun olmayan bir ayakkabı verdi her ne kadar ilk defa topuklu ayakkabı giysem de yürürken pek zorlanmadım.Bir kaç dakika sonra zil sesi duyulduğunda içimi tarif edemediğim bir korku kapladı.Beyza ve ben kapıya doğru ilerledikten sonra Beyza kapıyı açtı.  "Hazır mı?"diye bir ses duydum bu sesi artık çok iyi tanıyordum.Beyza başıyla onayladıktan sonra beni arafın önüne doğru itti. Beyzanın bu hareketi karşısında dengemi kaybedip yere düşecektim ki güçlü kolların beni tutmasıyla yere yapışmaktan son anda kurtuldum.Araf bana şaşkın bir ifadeyle bakarken ben hemen Arafın kollarından kurtulup gözlerimi kaçırdım onunla yakınlaşmaktan nefret ediyordum."Yardımın için teşekkürler Beyza en azından az da olsa kıza benzetmişsin"deyip beni kolumdan sıkıca tutarak merdivenlerden indirdi.Arafın söylediği son söze her ne kadar sinirlensem de bir tepki vermedim.Nihayet arabaya bindiğimiz sırada Araf çok bekletmeden arabayı çalıştırdı daha sonra arabayı profesyonel bir şekilde çevirip buradan uzaklaştırdı.Şimdi durağımız neresiydi bu sefer ki görevim neydi çok merak ediyordum açıkçası.  "Nereye gidiyoruz?"diye sordum sakin bir şekilde Araf yola odaklanmıştı ve muhtemelen beni duymamazlıktan geliyordu.Yarım saat sonra arabayı yolun kenarında durdurup bakışlarını bana çevirdi.  "Orada ki siyah takım elbiseli adamı ne yapıp edip sana söyleyeceğim bara davet edeceksin muhtemelen hemen kabul edecektir"diye tek seferde anlattı ne yapmam gerektiğini her ne kadar bunu yapmak istemesem de yapacaktım yapmak zorundaydım."Ya kabul etmezse?"diye sordum.  "Öyle bir ihtimal yok!"diye uyardı.     "Ben nasıl davranacağımı bilmiyorum daha önce bir erkekle hiç diyaloğa girmedim."diye itiraf etmek zorunda kaldım ama Gerçekten de öyleydim bir tek mahalleden çok sevdiğim çocukluk arkadaşım Mehmet vardı onu da uzun zamandır görmüyordum."Sen ciddi misin?"diye sordu alayla gülerek onun bu tepkisine karşı kaşlarımı çattım.  "Komik bir şey söylemedim!"diye uyardım Araf hala gülüyordu ama Bu sefer içten bir gülümsemeydi bu."Her neyse bu beni ilgilendirmiyor zaten sen sana dediğimi yapmakla yükümlüsün ne yap et bugün o adamı söylediğim yere yönlendir."diye emir verdi bunu yapabilirdim Arafı başımla onaylayıp derin bir nefes alarak arabadan indim bugün burada ilk defa tüm dişiliğimi kullanmak zorundaydım her ne kadar bunu istemesem de özgürlüğüm için bunu yapacaktım.Arafın bana gösterdiği adamın yanına gidip güzel birkaç kelime söyleyip onu arafın beni yönlendirdiği barın adını verdim büyük bir keyifle kabul etti. Bende büyük bir zafer kazanmışım gibi gülümseyerek arabaya yerleştim Araf bana kaşlarını çatarak baksa da aldırmadım.  "Neden beni öldürecekmiş gibi bakıyorsun dediğini yaptım işte söylediğin bara gelecek"diye mırıldandım.Bir şey söylemeden arabayı çalıştırdı ve beni nereye götürdüğünü bilmeden hızla uzaklaştırdı.  "Dediğini de yaptım işte artık rahat bırak beni gideyim!"diye tısladım Araf bana kısa bir bakış daha atıp bakışlarını tekrar yola çevirdi."Acele etme daha görevin bitmedi yapman gereken bir sürü şey var daha!"diye çıkıştı sanki inatla yanında tutuyordu beni sinirden deliye dönmüştüm sanki Araf ani bir frenle arabayı durdurmuştu.  "Hayır artık dediğin hiç bir şeyi yapmayacağım benden bu kadar kendine başka bir köle bul!"deyip arabadan indim ve arkama bile bakmadan koşmaya başladım.Arafında peşimden koştuğunu biliyordum nereye gittiğimi bilmiyordum sadece arkamda ki adamdan kurtulmak istiyordum ama çok geçmeden bileğimden tutup kendine çekti beni ben şaşkın bir şekilde Arafa bakarken o sadece kaşlarını çatmıştı onu sinirlendirmiştim hemde fazlasıyla bu her halinden belli oluyordu Araf gözlerini gözlerinden ayırmadan konuşmaya başladı."Ben izin vermediğim sürece hiç bir yere gidemezsin anlamadın mı hala? Yoksa beynin bunu algılayacak kadar gelişmemiş mi?!"diye sert bir şekilde bağırdı bu hallerine alışmıştım ama hala korkuyordum gözlerinde ki öfke benim yüzündendi.  "Bugün bu yaptığınla seni hafife almam gerektiğini öğrettin bugünden sonra benden kork yağmur avcı!"diye kükredi adımı ve soyadımı bildiğine göre benim hakkımda araştırma yapmıştı bugün daha iyi anlamıştım Araf Demirsoydan korkmam gerektiğini.Korkudan küçük dilimi yutmuştum diyebilirim sadece Arafın gözlerine bakıyordum gözlerinde büyük bir nefret vardı ama bu nefretin sadece bana ait olmadığını biliyordum bildiğim tek şey bu kaba , sert adamdan uzak durmam gerektiğiydi.Araf hala kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakarken kolumu biraz daha sıkıp kulağıma doğru eğildi.  "Bir daha kaçmayı aklının ucundan bile geçirme!"diye fısıldadı ılık nefesi boynuma çarparken daha sonra hemen benden uzaklaşıp beni arabaya sürükledi.Ne yapacaktım ben bu adamla o gün o lanet mahalleye girdiğim için kendimden nefret ediyordum."Nereye götürüyorsun beni?"diye sordum ürkek bir şekilde."Kes sesini!"diye çıkıştı birden susmak en iyisi olacaktı.Bu adamdan gittikçe korkuyor ve ondan nefret etmeye başlıyordum.Hava çoktan kararmıştı bende bir kaç gündür doğru düzgün uyuyamadığım için gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu daha fazla dayanamayıp gözlerimi hafifçe kapattım en azından gideceğimiz yere kadar gözlerimi dinlendirebilirdim.Fakat sonuç olarak uyuyakalmıştım birinin beni hızlı bir şekilde dürtmesiyle gözlerimi açtım.Beni kaba şekilde uyandırmaya çalışan Araftan başkası değildi büyük ihtimalle gideceğimiz yere varmıştık."Ne oldu geldik mi?"diye sordum gözlerimi açmaya çalışırken Araf bu Halim'e dudaklarını kıvırdı ve ilk defa içten bir şekilde gülümsedi.Bu bir rüya mıydı yoksa ben yanlış mı görüyordum Araf Demirsoy gülümsüyordu hemde içten bir şekilde.  "Geldik gelmesine de sen hala uyanamamışsın seni uyandırmak için güzel bir yöntemim var deyip yan tarafta duran soğuk su şişesini açıp üzerime boşalttı.Tamamen ıslanmıştım saçım , yüzüm , kıyafetlerimi hepsi ıslanmıştı.Araf arabadan inerek benim kapımı da açıp beni arabadan indirdi dışarı çıkar çıkmaz soğuk hava karşıladı beni resmen titriyordum soğuktan Arafa baktığımda gülmemek için kendini zor tuttuğunu gördüm bu Halim onun hiç umrunda değildi hatta beni böyle görmek hoşuna gitmişti ben kaşlarımı çatarak Arafa döndüğümde Araf çoktan umursamaz kaba ifadesini yüzüne takmıştı hoş aksini düşünmek ne mümkün.  "Neyse daha yetişmen gereken bir davet var!"diye uyarıp birliğimden tutarak beni bir evin içerisine geçirdi."Nasıl yani bugün o bara ben mi gideceğim?"diye mırıldanıp gözlerimi büyüttüm Araf başını onaylar şeklinde salladı daha sonra bakışlarını tekrar benimle buluşturduktan sonra konuşmaya başladı.  "Evet o yüzden hemen karşıda ki odaya geçip hazırlanıyorsun gereken tüm malzemeler odada yatağın üstünde vakit kaybetmeden git çünkü yarım saatin var!"diye emir verdi umursamaz şekilde daha sonra tam arkasına dönmüş adım atacakken son bir kere daha bana bakıp konuşmaya başladı.  "Bekletilmekten hiç hoşlanmam sanırım ne demek istediğimi anladın sen!"diye tıslayıp karşıda ki siyah koltuklardan birinde oturdu.Ben ellerimi açmış dua ederken tek bir şey istiyordum şu an bir mucize olmasını ve uyanıp bunların sadece bir kabus olduğunu tüm bu yaşananların koca bir yalandan ibaret olmasını dilerdim.  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD