2.BÖLÜM

3633 Words
... Araf'a doğru baktığımda bana odaya geçmem için işaret veriyordu kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyordu bende bu bakışlara daha fazla maruz kalmamak için hemen odaya geçtim.Bu oda sadece beyaz ve mavi renkten oluşuyordu bu renk gökyüzünü anımsatıyordu bana iyi de bu oda Araf'ın hiç tarzı değildi ki onu bugüne kadar hep siyah gömlek ve yine siyah ceket giyerken görmüştüm bu oda kime aitti?Odayı biraz daha inceledikten sonra karşıda ki çerçeveler dikkatimi çekti bende o yöne doğru ilerledim.Ve önüme çıkan ilk çerçeveyi elime aldım burada sadece bir çocuk ve yanlarında dedesi ve nenesi olduğunu düşündüğüm iki kişi vardı bu çocuk Araf olabilir miydi? Aklım karışmıştı çerçeveyi elime alıp içinde ki fotoğrafı çıkardım.Daha sonra vakit kaybetmeden yatağın üstünde ki kıyafetlere baktım şansa uzun askılı bir elbiseydi ama kollarımda ki morlukları belli edecekti belki makyaj malzemeleriyle kapatabilirdim diye düşünüp elimde ki siyah uzun elbiseyi üzerime geçirdim daha sonra az önce ıslanmış yüzüme abartılmayacak şekilde sade bir makyaj yaptım saçlarım işte orası biraz sıkıntılıydı saçlarım hala ıslaktı karşımda ki çekmeceleri karıştırıp saç maşası aramaya başladım nihayet bulduğumda fişini hemen prize takıp elimden geldiğince saçlarımı düzleştirdim.Geriye tek bir şey kalıyordu kolumda ki morlukları kapatmak.  Nihayet hazır olduğumu anladığımda yan tarafta duran siyah ayakkabıyı ayağıma geçirdim.Daha sonra dengemi sağlayıp emin adımlarla odanın kapısını açtım Araf bakışlarını hemen bana çevirdi.Utanmıştım ilk defa böyle bir şekilde bir erkeğin karşısına çıkıyordum.Araf tepkisizdi yüzünde en ufak bir mimik yoktu beni baştan aşağı inceliyordu tabi bu da benim daha çok utanmama sebep oluyordu.Hemen toparlanıp kaşlarımı çatarak Ara'fa baktım.  "İncelemen bittiyse gidebilir miyiz artık?"diye sordum.Araf derin bir nefes aldıktan sonra ayağa kalktı ve umursamaz bir şekilde kapıya doğru yöneldi.Bende Araf'ın arkasından yürümeye başladım nihayet araba görüş açıma girdiğinde arabaya doğru ilerlemeye başladım. İkimizde arabada ki yerimizi aldıktan sonra Araf hemen arabayı çalıştırdı ben içimden sadece bugünün bitmesini ve bu adamdan kurtulmayı diliyordum.Yarım saat sonra büyük bir gece kulübünün önündeydik fazlasıyla korkuyordum Araf'a baktığımda her gününü burada geçiriyormuş gibi rahattı.Sahi anlamıyorum insan buraya neden gelir?Eğlenecek başka yer mi yok?   "Yapman gereken tek şey sadece o adamı oyalaman anladın mı ben sana işaret verdiğimde beni dışarıda arabanın yanında bekleyeceksin"diye uyardı sakin bir ses tonuyla.Tamam anlamında başımı salladıktan sonra tam içeri geçmek için adım atacaktım ki Araf'ın arkadan söylediğiyle duraksadım.  "Oyala dediysem abartmayacak bir şekilde"diye uyardı arkama dönerek Araf'a baktım.  "Ne kast etmeye çalışıyorsun sen?"diye kaşlarımı kaldırdım.  "Ne anladıysan o şimdi çok konuşmada içeri gir!"diye tısladı derin bir nefes alarak emin adımlarla içeri geçtim.Gözlerim o adamı aradı tanışırken adını söylemişti.  Demir.  Evet yanlış hatırlamıyorsam adı demirdi.Korktuğumu belli etmeden Demir'in yanına doğru yürüdüm beni görünce hemen elini uzattı bende nazik bir şekilde elimi uzattıktan sonra ikimizde karşı da ki siyah deri koltuğa oturduk.Her ne kadar belli etmesem de çok korkuyordum yanımda ki adamın bakışlarını beni oldukça rahatsız ediyordu gözlerim bir çift koyu kahverengi gözlere takıldı.Araf kaşlarını çatmış bir şekilde bizi izliyordu.  "Ne içersin güzel bayan?"diye seslendi Demir bakışlarımı Araftan çekerek yan tarafımda oturan demire çevirdim.  "Meyve suyu ama alkolsüz olsun lütfen?"diye cevapladım nazik bir şekilde.  "Peki"diye mırıldandı daha sonra yanımıza gelen garsonun kulağına eğilip bir şeyler söylemeye başladı bu her ne kadar beni tedirgin etse de gülümseyerek demire baktım halinden memnundu.Gözlerim tekrar Araf'ı aradı az önce ki garsonla konuştuğunu gördüm ne oluyordu oluyordu? Araf'ın kaşları yine neden çatılmıştı?  "Bana kendinden biraz bahseder misin seni tanımak istiyorum"diye sordu bana daha fazla yaklaşarak."Ben daha önce tanıştığımızı hatırlıyorum"diye mırıldandım.  "Evet ama ayaküstü konuşmuştuk ben seni daha yakından tanımak isterim"diye fısıldadı kulağıma eğilerek.Ani bir hareketle ayağa kalktım.  "Şey ben lavaboya gidip gelsem"diye mırıldandım gülümseyerek demirde başını iki yana sallayarak tebessüm etti.Bende hızla yanından uzaklaşıp üst kata doğru önce kendimden nefret edecek duruma tekrar gelmiştim o adamdan tiksiniyordum.Arkamdan birinin omzuma dokunmasıyla hızla arkamı döndüm bu Araftı.Neden bilmiyorum ama Araf'ı gördükten sonra derin bir oh çektim Araf sinirli bir şekilde bana bakıyordu."Ne bakıyorsun öyle ne istersen onu yapıyorum"diye mırıldandım.  "Çok fazla yakın duruyorsunuz"diye gürledi ben şaşkın bir şekilde Araf'a bakarken Araf sesini biraz daha alçaltarak tekrar konuşmaya başladı.  "Az sonra sana gelecek olan içkiyi içme!"diye tısladı.  "İçki mi ? Ben meyve suyu istemiştim."diye mırıldandım Araf alayla gülerek bana baktı.  "Sen cidden çok safsın sence sana sade meyve suyu ısmarladığını mı düşündün?"diye sordu."Evet"diye mırıldandım.  "Çok çabuk kanıyorsun o adama sakın güvenme!"diye çıkıştı.  "Güvenmiyorum zaten unutma burada senin zorunla duruyorum elimde olsa bu mekanın önünden bile geçmem!"diye itiraf ettim Araf tepkisizdi bir o kadarda umursamazdı.  "Şimdi git ve benden işaret bekle"diye emir verip yanımdan uzaklaştı. Bende istemeye istemeye yine Demir'in yanına gittim umarım bugün hemen biterdi ve ben bu iğrenç adama daha fazla katlanmak zorunda kalmazdım."Hoş geldin meyve suyun geldi"diye gülümseyerek bana meyve suyu bardağını uzattı.Bende elinden aldığım meyve suyuyu masanın üzerine bıraktım.  "Neden içmiyorsun?"diye sordu."Bugün yemeği fazla kaçırdım midem hiç iyi bir durumda değil içmesem daha iyi"diye bir yalan söyledim Demir her ne kadar gülümseyerek karşılasa da bu duruma bozulmuştu.  "Peki o zaman yarın ne yapıyorsun?"diye sordu.Bu sorunun cevabını bilmiyordum."Bilmiyorum henüz bir planım yok"diye cevapladım.Daha sonra Araf'ın bana dışarıyı işaret ettiğini gördüm bende yanımda duran demire bakarak çıkmam gerektiğini söyledim.  "Çok kısa bir buluşma oldu bu ben sana kartımı veriyim yarın müsaitsen yemek yiyelim"diye teklifte bulundu bende gülümseyerek elinde ki kartı alarak mekandan çıkıp Araf'ın arabasının yanında bekledim.Sonunda o iğrenç adamdan kurtulmuştum.    Ben Arafı beklerken yan tarafımda duran iki sarhoş adama takıldı gözlerim beni izleyip duruyorlardı.Kendimi kötü hissediyordum ve bir an önce Araf'ın gelmesini diliyordum havada çok soğuktu ve ben bu elbiseyle donuyordum.Yanıma iki sarhoşun yaklaşmasıyla korkudan öleceğimi hissettim neredeydi bu Araf?  "Üşüyor musunuz?"diye sordu alayla gülümseyerek.  "Hayır"diye tısladım kaşlarımı çatarak "Ama titriyorsunuz!"diye mırıldanıp aramızda ki mesafeyi kapattı.Ben karşımda ki adamı hızla itmeye çalışırken karşıda sinirden deliye dönmüş Araf'ı görmeyi adamın üzerine yürüyüp sert bir yumruk atacağını hiç beklemiyordum. Adam Araf'ın bu yumruğu karşısında yere düştü daha sonra hemen toparlanarak kaçtı."Başıma bela açmadan duramıyor musun sen ?"diye kükredi yine suçlu ben olmuştum.  "Ben mi açıyorum?Ben burada senin gelmeni bekliyordum o adam üstüme doğru geldi ama burada suçlu yine benim"diye bağırdım. Gerçekten de bıkmıştım artık tüm bunlara katlanmak zorunda değildim.  "Madem başına bela açtığımı söylüyorsun bırak beni bundan sonra benim başıma açtığım belalarla uğraşmak zorunda kalmazsın!"diye tısladım.Araf tepkisizdi susuyordu sadece."Arabaya geç!"diye mırıldandı az önce söylediklerimi duymazdan gelerek.  "Ben artık seninle hiç bir yere gitmek istemiyorum!"diye çıkıştım Araf kaşlarını çatarak bana bakıyordu."Bu halde ve bu saatte nereye gideceksin benimle geliyorsun!"diye emir verdi.  "Bitti işte benden istediğin son görevi de yerine getirdim benden daha ne istiyorsun?"diye mırıldandım göz yaşlarımı ellerimin tersiyle iterek.  "Bana sadece zarar veriyorsun eğer seninle hiç karşılaşmasaydım belkide az önce böyle bir şeyle karşılaşmayacaktım."diye mırıldandım Araf'ın gözlerine bakarak.  "Bana neler yaşattığının farkında değilsin gerçi fark etsen de umursamayacaksın!"diye ekledim.Araf sakin bir şekilde kolumu tuttu ama bu sefer sıkmamıştı daha sonra yüzümü inceleyerek gözlerime baktı.  "Belli ki korkmuşsun şimdi arabaya geç yarın konuşuruz yine!"diye mırıldandı.  "Hayır"diye fısıldadım onunla hiç bir yere gitmek istemiyordum.  "Zorluk çıkarmadan bin şu arabaya!"diye gürledi kolumdan çekiştirerek.Kaba ve sert adama dönüş yapmıştı yine zaten onun sakin kalması en fazla 30 saniye sürüyordu.Beni zorla arabaya bindirerek hemen arabada ki yerini aldı daha sonra önce klimayı açarak arabanın ısınmasını sağladı bu hareketine ne kadar şaşırsam da bir tepki vermedim.  "Elinde ki kart ne?"diye sordu kaşlarını çatarak.  "O verdi yarın benimle yemek yemek istiyormuş"diye açıkladım. Araf'ın sessiz bir şekilde küfür ettiğini duydum daha sonra sakin kalmaya çalışarak bakışlarını yoldan çekip bana çevirdi."Sen ne dedin?"diye sordu sakin kalmaya çalışarak.  "Bir şey demedim"diye mırıldandım daha sonra merak ettiğim o soruyu sordum.  "O adam kim? Neden onunla uğraşıyorsun?"diye ardı ardına sorular yönelttim.  "Sen sadece sana dediklerimi yapacaksın işlerime karışılmasından hoşlanmam!"diye tersledi.Onunla kesinlikle konuşulmazdı her şeye ya bağırıyor yada böyle ters cevaplar veriyordu bir soru sormama gerek yoktu çünkü hiçbir açıklama yapmayacaktı.Birinin bana dokunmasıyla gözlerimi açtım nerede olduğuma baktığımda arasın kucağında olduğunu gördüm ve hemen tiz bir çığlık atarak beni indirmesini söyledim o kim oluyordu?  "Ne yaptığını sanıyorsun sen?!"diye sordu şaşkın bir şekilde."Asıl sen ne yapıyorsun?"diye tersledim."Arabada uyuyakaldın ve bende seni eve kadar taşıyacaktım sen ne sandın seni yatağa atacağımı mı?"diye tıslayarak kaşlarını çattı.Konuşmama izin vermeden tekrar söylenmeye başladı."Hem atsam bile senin gibi aptal birini atmam öncelikle benim kadınlarda aradığım hiçbir özelliğin yok!"diye ekledi.Bu cümlesine her ne kadar sinirlensem de bir tepki vermedim. "Uyandığına göre yürüyebilirsin artık değil mi? Bir an önce uyumak istiyorum"diye tısladı ve beni kaba bir şekilde yere bıraktı ben Araf'a öldürücü bakışlar atarken o çoktan eve doğru ilerlemeye başlamıştı.  "Ben seninle burada konuşmaya çok meraklıyım"diye alayla gülümsedim.Araf kaşlarını çatıp az önce ki o evin kapısını açtı. "Bu ev kimin?"diye sordum.Araf beni duymazlıktan gelerek az önce ki kapıyı gösterdi.  "Bu oda senin ses çıkarmama şartıyla istediğini yap uyurken ses istemem"diye uyarıp başka bir odaya geçti bende bana işaret ettiği o odaya tekrar girdim önce üstümde ki kıyafetten kurtuldum daha sonra yüzümde ki makyajı temizledim saçlarımı da dağınık bir şekilde topladıktan sonra karşıda ki büyük ve geniş yatağa geçtim.Burada kendimi yabancı olarak görüyordum kimin evinde olduğumu bile bilmiyordum.Yorgunluğumun bana verdiği yetkiyle gözlerimi kapatıp uykuya daldım şu sıralar en ihtiyacım olan şeydi. Sabah gözlerimi yarım bir şekilde açıp odanın içinde ki banyoya geçip rutin işlerimi hallettim daha sonra odadan çıkıp Araf'a baktım.Her yere baksam da göremedim daha sonra yanıma gelen genç kızı gördüm üstünde temizlik kıyafetleri vardı sanırım hizmetçiydi.  "Merhaba beni buraya Araf bey gönderdi evin temizliğiyle ilgilenmem için kendisi sabah erkenden çıktı benden istediğiniz bir şey var mı?"diye mırıldandı.  "Yok"diyebildim sadece tam arkamı dönmüş odama geçecektim ki adını bilmediğim kız bana seslendi. "Kahvaltınızı odanıza mı istersiniz?"diye sordu kibar bir şekilde.  "Hayır ben mutfakta yerim"diye cevapladım.Daha sonra hava almak için dışarıya çıkmak istedim ama karşımda yapılı iki adam görmeyi beklemiyordum. "Hanımefendi dışarı çıkmanız yasak Araf beyin kesin bir emri var"diye uyardı.Bu konuyu Araf geldiğinde konuşmam gerektiğini aklımın bir köşesine yazarak tekrar eve geçtim fakat bu sefer mutfağa doğru yönelmiştim.Karşımda ki masada yok yoktu her şey vardı hemde çeşit çeşit ben bunlara hiç alışık değildim babamın evinde her şeyi ben yapardım.  Bu güzel yemekleri daha fazla bekletmeden büyük bir iştahla yedim.Karnımı da doyurduktan sonra Araf'ın kaldığı odaya doğru yöneldim aklımı kurcalayan bir çok soru vardı ve bu sorunun cevabını belkide Araf'ın odasında bulabilirdim.  Araf gelmeden burada ki işimi bir an önce bitirmeliydim. Önce çekmeceleri açıp bir şeyler bulabileceğimi düşündüm bir kaç kağıt vardı. Kağıtlara baktığımda hepsi Demirsoy Holding'e ait belgelerdi çekmeceyi biraz daha karıştırıp arkasına çevrilmiş bir kağıt gördüm kağıdın arkasında. "Canım annem"yazıyordu.  Hızla kağıdı öne çevirdim ve resimdeki genç kadına baktım.Bu araf'ın gerçekten annesi olabilir miydi?Dışarıdan gelen kapı sesiyle elimdeki kağıdı yerine bırakıp bu odadan çıkmak için ayaklandım tam kapıyı açacağım sırada aynı anda Arafta açmıştı kapıyı beni odasında görünce şaşırsa da bunu belli etmedi daha sonra kaşlarını çatarak bana baktı.  "Ne işin var senin odamda?"diye sordu sinirlenmişti yine.  "Ben odaları karıştırdım sadece"deyip başımı öne eğdim.  "Karıştırdın demek nedense bu bana hiç inandırıcı gelmedi"diye tersledi.  "Sana hiç bir şey kanıtlamak zorunda değilim zaten!"deyip odadan dışarıya çıkmayı planlıyordum ki Araf beni duvarla kendisi arasında sıkıştırdı.Daha sonra sert bakışlarıyla yüzümü inceledi yüzümüz birbirine çok yakındı ve Buda benim kalp atışlarımın daha fazla hızlanmasına neden oluyordu.  "Bir daha olmasın!"diye fısıldadı ben kalbimin atışlarından Araf'ın ne dediğini anlamıyordum. "Hı?"diye mırıldandım.Bu Halim Araf'ın hoşuna gitmiş olacak ki alayla dudaklarını kıvırdı. "Odaları diyorum bir daha karıştırma!"diye tekrarladı çarpık bir gülüşle yüzümün kızardığına emindim artık daha fazla rezil olmadan hemen bu odadan çıkmalıydım, ani bir hareketle Araf'ın kollarının altından çıkıp hemen kapıya yöneldim. Hemen odama geçip yatağımın üzerinde oturdum ve kalbimin atış hızının normale dönmesini bekledim. Bu normal bir şey değildi onun bana her yaklaşımında kalbimin bu kadar hızlı atması hiç normal değildi. Araf'ın birden kapımı açmasıyla kısa bir şok geçirdim.  "Sana söylemeyi unuttum bugün saat 8'de demirle akşam yemeği yiyeceksiniz ona göre hazırlanırsan iyi edersin pek vaktin yok!"deyip hızla kapıyı kapatıp dışarı çıktı. Ona karşı çıkmama bile izin vermeden gitti bu adam bir gün beni deli edecekti çok vaktim olmadığı için hemen hazırlanmaya konuldum.Öncelikle giysi dolabını açıp elime aldığım ilk beyaz elbiseyi inceledim çok fazla kısa olmadığı için güzeldi fakat karın bölgesinde ki dekolte biraz sorun yaratacaktı bana ama makyaj malzemeleriyle tekrar kapatabilirdim o morlukları , hemen üzerimi giyindim , sade bir makyaj yapıp saçlarımı düzleştirdim son olarak ta yan tarafta duran beyaz parlak ayakkabıyı ayağıma geçirdim sanırım artık hazırdım Araf'ı çok bekletmeden dışarı çıktım bakışlarını bana çevirdiğinde yine tepkisizliğini koruyordu.  "Arabaya geçelim"diye mırıldanıp kapıyı işaret etti bende Araf'ın dediğini yapıp arabaya yerleştim.  "Bu yemeğe gitmek zorunda mıyım?"diye sordum tekrar o adamı görmek istemiyordum.  "Evet siz yemek yerken bende önemli bir işimi halledeceğim"diye açıklamada bulundu.Nedenini bilmediğim bir şekilde içimi bir huzursuzluk kapladı.  "Nasıl yani sende orada olmayacak mısın?"diye sordum.  "Hayır ama adamlarım orada olacak Demir'in herhangi bir yanlış hareketinde onlar müdahale edecek"diye tısladı.Bende hiç bir şey demeden yolu izlemeye başladım.  Nihayet mekana vardığımızda son kez Araf'a baktım.Araf bana bir telefon uzattı.  "Bu telefon hep açık kalacak seni aradığımda açacaksın! Ha bide Demir'de şüphe ettiğin bir şey gördüğünde bana mesaj at"diye uyardı bende tamam anlamında başımı salladıktan sonra arabadan indim arafta hızla arabayı çalıştırıp uzaklaştı.Bende korktuğumu belli etmeden emin adımlarla içeri geçtim Demir'in masasını gördüğümde gülümseyerek yanına yaklaştım."Merhaba"diye mırıldanıp karşısında ki sandalyeye oturdum.  "Çok hoş görünüyorsun"diye iltifat etti.Bende bu iltifatı karşısında yalandan tebessüm ettim."Teşekkürler"diye karşılık verdim.Daha sonra ikimizde siparişlerimizi verip yemeğimizi yemeye başladık.Şimdilik her şey çok güzel gidiyordu bir sorun yoktu.Ta ki Demire bir telefon gelip yanımdan ayrılana kadar belki işime yarayacak bir şeyler öğrenebilirdim.Bende Demir'in arkasından gittim ve bir duvarın arkasına yaslanarak telefon konuşmasını dinledim.  "Nasıl girebilirler evime ben size ne için para veriyorum tüm çıkışları kapatın kimse dışarı çıkmasın" duyduklarım karşısında kısa bir şok geçirsem de hemen toparlanıp Araf'ı aradım ve olanları anlattım.  "Tamam sende hemen ayrıl oradan ve beni güvenli bir yerde bekle"diye tısladı.Demir'in geldiğini görmemle hemen telefonu kapatıp çantama yerleştirdim Demir tedirgin bir şekilde yanıma geldi."Çok özür dilerim ama acil bir işim çıktı lütfen kusura bakma bugün için ama söz veriyorum telafi edeceğim"diye af diledi bende sorun olmadığını söyledikten sonra hızla yanımdan ayrıldı.Bende mekan kapısının önünde Araf'ı beklemeye başladım nedenini bilmediğim için tedirgindim ama kendim için değil bu sefer ki tedirginliğim Araf içindi umarım hemen gelip beni buradan alırdı.Yaklaşık yarım saat sonra karşıdan gelen arabanın Araf olduğunu gördüğümde derin bir oh hızla arabada ki yerimi aldım.Bakışlarımı Araf'a doğru kaydırdığımda yüzünün kanlar içerisinde olduğunu gördüm.  "Yüzüne ne oldu?"diye sordum bir telaşla."Önemli bir şey değil!"deyip geçiştirmeye çalıştı ama ben ısrar ettim sadece yüzü değil elleri daha kötüydü sadece bir mendille sarmıştı ama sardığı mendil bile kana bulaşmıştı.  "Araf ne oldu söylemeyecek misin?"diye sordum kaşlarımı çatarak.  "Önemli bir şey olmadığını söyledim zaten sana!"diye tersledi beni yine kendi acısı bile umurunda değildi."Önemli değil mi hemen bir hastaneye gidelim!"diye teklifte bulundum ama Araf buna daha çok sinirlendi.  "Bak benim için endişelenmeyi kes artık bu ilk değil zaten bir çok kez aynı duruma geldim!"diye çıkıştı kesinlikle kavga etmişti."Peki tamam bari nasıl olduğunu söyle nasıl bu hale geldin?"diye sordum sessiz bir şekilde.  "Neden merak ediyorsun ben bu durumun senin hoşuna gideceğini düşünmüştüm!"diye gürledi birden ne saçmalıyordu bu böyle ? Neden hoşuma gitsin ki?"Neden hoşuma gitsin ki?"diye sordum kaşlarımı çatarak.  "Benden nefret ediyorsun ya hani unuttun mu?"diye sordu kaba bir şekilde.  "Evet senden nefret ettiğim doğru ama bu farklı bir durum ben senin gibi insanların acılarıyla keyif alan biri değilim!"diye çıkıştım ne sanıyordu beni ben onun gibi vicdansız biri olmadım hiç."Yeter zaten gerginim bir de üstüme gelip beni sinirlendirme yoksa İnan bunun acısını senden çıkarırım ve bunu yaparken hiç acımam!"diye bağırıp son noktayı koydu.Nasıl bir kalbi vardı bu adamın böyle ? Sadece sert ve kaba değildi alçak biri olduğu kadar vicdansız biriydi.Peki ben neden bu vicdanı bile olamayan adama yardım etmek istiyordum?Bakışlarımı araftan çekip yola odakladım ve eve gidene kadar ikimizde tek bir kelime etmedik.  Nihayet eve vardığımızda Araf hızlıca odasına girip kapıyı kapattı bende banyoya geçip ilk yardım çantası armaya başladım en alt çekmecede ki ilk yardım çantasını alıp araf'ın odasının kapısını çaldım."Girebilir miyim?"diye sordum sakin bir şekilde.  "Ne istiyorsun?"diye sordu kaba bir şekilde."İçeri giriyorum!"deyip kapıyı açtım Araf elinde içki bardağıyla odasında ki terasta oturuyordu.Bu odada ki terasın çok güzel bir manzarası vardı baktıkça keyif alınan ve hiç bıkmadan.  "Niye geldin?"diye sordu düz bir şekilde."Eline acil bir pansuman yapılması gerekiyor"diye mırıldandım.Araf elinde ki bardaktaki son yudumda tek bir dikişte içip yanıma doğru yaklaştı."Ben senden öyle bir şey istedim mi?"diye sordu kaşlarını çatarak.  "Hayır ama"cümlemi bile tamamlamama izin vermeden sözümü kesti.  "Niye yardım ediyorsun bana? Ne zamandır seni az kalsın öldürecek birine yardım ediyorsun?"diye sordu bu sorunun cevabını bende bilmiyordum ama sadece yardım etmek istiyordum.  "Bunu senin için yapmıyorum sadece ben senin gibi değilim yardıma ihtiyacı olan birini gördüm mü dayanamayıp yardım ediyorum senlik bir durum yok yani!"diye açıklama yaptım onu önemsediğimi mi düşünüyordu?  "Benim kimsenin yardımına ihtiyacım yok!"deyip benden uzaklaşıp masanın üstünde ki içki şişesinin kapağını açıp bardağına doldurdu.    "Araf izin ver yardım edeyim sana"diye mırıldandım.Araf tepkisiz bir şekilde bana bakıyordu sadece."Neden sana yardım etmemi istemiyorsun?"diye sordum ciddi bir şekilde.  "Çünkü ben bugüne hiç kimseden yardım olmadan geldim bugünden sonrada öyle kalacak!"diye kükredi bu sözlerinden her ne kadar korksam da geri adım atmayacaktım buna kararlıydım.  "Eline ve yüzüne pansuman yapmadan hiç bir yere gitmeyeceğim!"deyip Araf'ın karşısında ki sandalyeye oturdum.Araf buna her ne kadar sinirlense de sadece sustu ve içkisinden bir yudum aldı.Acaba hep içer miydi böyle diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi.Yaklaşık 10 dakika geçmişti ve ikimizden de bir çıt çıkmamıştı. Arafta hiç mola vermeden içmeye devam ediyor ama sanki hiç etkilenmiyordu.  "Gitmeyecek misin?"diye sordu dayanamayarak bende hayır anlamında başımı iki yana salladım."Sadece 5 dakikan var ne yapacaksan yap sonra da uyumaya git artık!"diye tısladı zafer kazanmışçasına gülümsedim ve hızla Araf'ın yanına gidip yüzü için gerekli olan malzemeleri çantadan çıkardım.Daha sonra temiz bir bez parçasını dudağının üzerine koydum ve biraz beklettim bu sırada gözlerim bir çift koyu kahverengi gözlere takıldı beni izliyordu.Dudağından çektiğim bezi bırakıp alnında ki yara için başka bir bez parçası koydum.Daha sonra alnında ki yaranın mikrop kapmaması için küçük bir bantla kapattım.Sıra ellerine geldiğinde kana bulaşmış bezi çıkardım eli çok daha kötü durumdaydı.  "Ellerin nasıl bu hale geldi?"diye sordum dayanamayarak.  "Çok az bir zamanın kaldı elini çabuk tut ve soru sormayı da bırak!"diye uyarıda bulundu.Bende bakışlarımı Araftan çekip ellerini tuttum Araf hem bana hemde tuttuğum eline bakıyordu ilk yardım çantasından aldığım merhemi önce kendi parmağıma sıkıp daha sonra Araf'ın yaralı eline sürdüm Araf bu durumdan rahatsız olmuş olacak ki eline sanki elektrik çarmış gibi çekip ayağa kalktı daha sonra aramızda ki mesafeyi açarak gözlerime baktı.  "Bu kadar yeterli!"diye mırıldandı ben ne olduğunu anlamayarak Araf'a baktım canını yakmış olamazdım çünkü o kadar yavaş yapıyordum ki acıyı hissetmesi mümkün değildi.  "Sarmama izin ver mikrop kapabilir!"diye mırıldandım aynı şekilde.  "Ben sararım sen git artık!"diye karşı çıkıp benden daha da uzaklaştı bende hiçbir şey demeden odadan çıktım az önce Araf'a ne olduğunu anlamamıştım neden öyle yapmıştı ki? Daha fazla kurcalamadan önce ılık bir duş yaptım daha sonra giysi dolabından rahat bir tayt üstüne de bol , yünlü bir kazak giymiştim.Ama aklım hala araftaydı acaba ben gittikten sonra elini sarmış mıydı?Gerçi beni alakadar etmiyordu ben bana düşeni yapmıştım gözlerimi kapatıp yarın güzel bir gün olmasını diledim.Sabah kapımın çalınmasıyla gözlerimi açtım bu dünkü hizmetçi kızdı."Efendim kusura bakmayın sizi rahatsız ediyorum kahvaltınız hazır"diye haber verdi kibar bir şekilde tamam anlamında başımı salladıktan sonra banyoya gidip rutin işlerimi hallettikten sonra odadan çıkıp mutfağa yöneldim.Karşımda yine harika bir kahvaltı masası vardı.Yan tarafımda duran genç kıza bakıp gülümsedim daha sonra merak ettiğim bir soru sordum.  "Araf çıktı mı?"diye sordum karşımda ki genç kız gülümseyerek cevap verdi.  "Hayır sanırım daha uyanmadı"diye mırıldandı bende tebessüm ederek mutfaktan çıktım acaba dün gece ben gittikten sonra içki komasına mı girmişti? Hemen Araf'ın odasının kapısını çaldım içeriden hiç ses gelmiyordu bu da benim tedirgin olmama neden oluyordu daha fazla dayanamayarak içeri girdim.Fakat karşımda Araf'ın üstünün çıplak olduğunu görmemle bakışlarımı hemen yere çevirdim.  "Yine niye geldin?"diye sordu umursamaz tavrıyla."Şey ben kahvaltının hazır olduğunu söyleyecektim"diye mırıldandım utançtan kızaran yanaklarımı saklamaya çalışarak bu rezilliğe daha fazla katlanamadan hızla dışarı çıktım. Araf'ın arkamdan gülüş sesini duysam da tepki vermedim.Mutfağa doğru yönelerek kahvaltı masasına oturdum ne diye odasına dalmıştım ki? Şimdi yüzüne nasıl bakacaktım? Diye düşünürken Araf geldi ve tam karşıma oturdu.Ben utançtan yüzümü öne eğmiştim umarım az önce ki olay hakkında hiçbir şey söylemezdi.Fakat korktuğum başıma gelmişti?  "Sen böyle gördüğün her odaya dalar mısın?"diye sordu alaycı bir şekilde gözlerimi Araf'a çevirmeden konuşmaya başladım.  "Kapını çaldım ama duymadın hatta belki duydun da duymamazlıktan geldin!"diye itiraf ettim.Araf kendini haklı çıkarmak için konuşmaya başladı.  "Ama bu değil ki odama bu şekilde gireceksin!"diye tısladı geri cevap vermedim çünkü tartıştığımız konu benim daha da utanmama sebep oluyordu.İkimizde daha fazla konuşmadan kahvaltımızı yaptık.Düşününce imkansız gibi geliyordu daha bir kaç gün önce beni öldürecek biriyle şuan kahvaltı yapıyordum biri bunu daha önce bana söylese kahkaha atardım.Fakat şimdi karşımda büyük bir iştahla yemeğini yiyen Araf'ı görünce imkansızın bazı zamanlar öneminin yitirdiğini düşünmeye başladım.    "Bugünkü görevim nedir patron?"diye sordum ciddi bir şekilde.  "Henüz yok şu sıralar işler biraz karışık!"diye cevapladı sakin bir şekilde.  "Bana dün gece ne olduğunu söylemeyecek misin?"diye sordum Araf önce bu soruma karşılık kaşlarını çattı daha sonra ses tonunu ciddileştirerek konuşmaya başladı.  "Hayır senin bu işe burnunu sokmanı istemiyorum!"diye çıkıştı.  "Ciddi misin burnumu sokma mı istemiyorsun demek?"diye alaycı bir şekilde güldüm Araf bu tepkime biraz şaşırmış gibiydi.  "Ben zaten artık bu olayın içindeyim unuttun mu?"diye sordum aynı şekilde.Araf sinirlenmişti böyle bir tepki beklemiyordu anlaşılan."Hayır bunu kendine sen yaptın o gece görmemen gereken şeyler gördün"diye gürledi yine ben suçlu olmuştum.  "Ben zaten pişman değil miyim sanıyorsun o gün o gece o lanet mahalleye girdiğim için her gece biraz daha nefret ediyorum kendimden."diye itiraf ettim Araf'ın sinirden boynunda ki damarlar belirginleşmişti.Bunları duymak rahatsız etmişti kendisini.  "Kendinden nefret etmen güzel bir şey bu sayede kendini tanımış olursun!"diye karşı çıktı daha fazla konuşmak istemediğim için masadan kalkıp odaya geçtim onunla aynı ortamda 5 dakika kalmadan insanı çileden çıkarıyordu.Daha sonra dış kapının hızla kapanma sesini duydum büyük bir ihtimalle giden Araftı. Neden bu kadar kaba ve sertti? Hiç anlamıyordum.Kapının tekrardan çalmasıyla odadan çıktım Araf'ın geri dönmesi imkansızdı çünkü ona son bakışımda öfkeden delirmişti.Dayanamayarak kapıyı ben açtım karşımda biri kadın diğeri erkek olmak üzere 2 yaşlı insan duruyordu.Bir dakika bu çekmeceleri karıştırırken gördüğüm fotoğrafta ki insanlara benziyordu.  "Sen kimsin?"diye sordu karşımda ki yaşlı kadın.  "Siz Araf'ın neyi oluyorsunuz?"diye sordum tahmin ettiğin kişilerse bitmiştim ben.  "Araf bizim torunumuz sen kimsin peki?"diye cevapladı sorumu ikisi de aynı anda.Korktuğum başıma gelmişti ne yapacaktım şimdi ben ne diye tanıtacaktım onlara kendimi?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD