...
Ben ne diyeceğimi bilmiyordum Araf bana bu konu hakkında hiç bir şey söylememişti düşüncelerimi yarıda kesen yaşlı kadının sesi olmuştu.
"Konuşsana kızım dilini mi yuttun?"diye sıkıştırdı beni yaşlı kadın.
"Şeeeyy ben Araf'ın arkadaşıyım sadece."diye mırıldandım.Karşımda ki yaşlı adam gülümseyerek konuşmaya başladı.
"Bunu baştan söyleseydin ya kızım ne diye bu kadar beklettin bizi?"deyip tebessüm etti bende gülümseyerek onları içeri davet ettim daha sonra hep beraber oturduktan sonra yaşlı kadın konuşmaya başladı.
"Araf nerede?"diye sordu.
"Az önce çıktı."diye yanıtladım nasıl davranacağımı ne diyeceğimi bilmiyordum yanımıza yaklaşan yardımcı kız ne içtiklerini sordu daha sonra mutfağa doğru yöneldi.
"Araf'ı nereden tanıyorsun nasıl tanıştınız anlat bize kızım"diye sordu yaşlı kadın.Onlara zorla bu eve getirilip burada tuttuğunu söyleyemezdim o yüzden aklıma gelen ilk şeyi söylemek zorunda kaldım."Biz okuldan arkadaşız"diye yalan söyledim tebessüm ederek.Arafla tanıştıktan sonra ne kadar da çok yalan söylemeye başladım.
"Ya öyle mi? Çok güzel adın ne peki?"diye sordu yaşlı adam araya girerek.
"Yağmur"diye cevap verdim gülümseyerek. Araf'a ulaşmam gerekiyordu.Nihayet onlar kahvesini içerken bende ayağa kalkıp oradan uzaklaşarak hemen Araf'ı aradım."Ne istiyorsun?"diye kaba bir şekilde açtı telefonu isteyerek mi böyle yapıyordu yoksa genel karakterinde mi vardı bu kabalık?
"İnsan önce bir alo der"diye çıkıştım."Oyalama da ne istiyorsun söyle"diye sordu yüksek sesle."1 kilo domates ve 2 kilo biber"diye dalga geçtim.
"Ne?"diye sordu yüzünü görmesem de sesinden anlaşılıyordu nasıl şaşırdığı.
"Ne isteyeceğim bir şey istemiyorum nenen ve deden buradalar ne yapacağımı bilmiyorum"diye söyledim asıl söylemek istediğimi.
"Bunu neden baştan söylemiyorsun!"diye çıkıştı.
"Fırsat vermedin ki sürekli kızıyorsun!"diye itiraf ettim.
"Geliyorum."deyip suratıma kapattı telefonu Gerçekten de kendinden nefret ettirmeyi her geçen gün başarıyordu.Daha fazla oyalanmadan içeri geçtim."Arayan Araf mıydı kızım?"diye sordu yaşlı kadın.
"Evet o da gelmek üzereymiş zaten."diye bir kere daha yalan söylemek zorunda kalmıştım."Aslında bakarsan birden seni karşımızda görünce şaşırdık çünkü bugüne kadar Araf'ın bu eve bir arkadaşını getirdiğini görmedik değil mi Mehmet?"diye sordu eşine bakarak.
"Evet."diye onayladı eşini o da aslında bende şaşırmıştım Araf dışarıdan çok çapkın birine benziyordu bu durum beni bile şaşırmıştı doğrusu.Sadece gülümsedim çünkü böyle bir durumda ne diyeceğimi bende bilmiyorum.
"Akşam yemeğe kalıyorsunuz değil mi ona göre bir şeyler hazırlamak isterim sizlere"diye konuyu değiştirmeye çalıştım. Aslında biz Araf'ı görüp gidecektik."diye mırıldandı bende araya girerek konuşmaya başladım.
"Lütfen kalın Araf'ta buna çok sevinecektir eminim."diye onun adına konuştum en azından Araf'la atışacak veya kavga edecek zamanımızda olmazdı.
"Peki."diye kabul ettiler bu durum en çok benim işime yarayacaktı.Birden kapının açılmasıyla Araf'ın geldiğini anladım bu da yüzümün düşmesine sebep oldu."Hoş geldiniz"deyip ikisininde ellerini öptü bu durum beni çok şaşırtmıştı babaannesi ve dedesine karşı çok saygılıydı onlara saygı duyduğu kadar biraz da bana saygı duysaydı belkide ondan bu kadar çok nefret etmezdim.Araf dede ve nenesiyle sohbete dalmışken bende Fırsattan istifade mutfağa doğru misafirler için yemek hazırlamaya başladım.Yardımcı kız her ne kadar bana karşı çıkmaya çalışsa da izin yapabileceğim en güzel yemekleri yapmaya başladım.Arkamdan Araf'ın bana bir şeyler söylediğini duysam da duymamazlıktan gelmeyi tercih ettim.
"Gerçekten de artık sağır olduğunu düşünmemeye başlayacağım."diye çıkıştı.
"Ne güzel işte birbirimizle daha az kavga eder daha az konuşuruz,"diye alaycı bir şekilde gülümsedim ama Araf bu tavrıma daha da sinirlenmişti.
"Yemek yapmak senin görevin değil senin görevin benim isteklerimi yerine getirmek."diye uyardı kaba bir şekilde."O yüzden şimdi içeri gel dedem ve nenem seni sorup duruyorlar."diye devam etti Araf'a doğru dönerek kaşlarımı çatarak ona baktım daha sonra ellerimi yıkayarak bir şey söylemeden içeri geçtim.
"Oturun da anlatın bakalım nasıl tanıştınız?"diye sordu adının Mehmet olduğunu yeni öğrendiğim yaşlı adam.
"Yağmur okulumuzun en gıcık kızlarından biriydi dedeciğim bilirsin benimde gıcık ve kendini beğenmiş insanlara tahammülüm yoktur tartışmaydı falan derken iyi anlaştık."diye alayla gülümsedi inadıma böyle yaptığını biliyordum.
"Ah Araf seninde benden farkın yoktu o zamanlar hatırlasana ne kadar kaba bir çocuktun gerçi pek bir şey değişmedi hala öylesin."diye bende aynı şekilde alayla gülümsedim Araf'ın sinirlendiğini boynunda ki damarların belirginleşmesinden anlıyordum.
"Evet Araf küçüklükten bu yana hep yaramaz bir çocuktu."diye destekledi beni babaannesi."Babaanne abartmıyor musun biraz?"diye mırıldandı gülümsemeye çalışarak.
"Kusura bakma evlat yaptığın yaramazlıkları dün gibi hatırlıyorum."diye araya girdi dedesi ve hep bir ağızdan güldük tek bir kişi hariç.
Araf.
"Anlatsana Mehmet amca Araf küçükken nasıl bir çocuktu?"diye sordum tebessüm ederek fakat Araf araya girip konuşmaya başladı.
"Herhalde burada oturup küçüklüğümü anlatmayacaksınız."diye çıkıştı sesini yükseltmeden.
"Tam da üstüne bastın evlat bak şimdi güzel kızım Araf 5 yaşındayken o kadar yaramaz ve huysuz bir çocuktu ki bir gün saklambaç oynarken onu sobelediğim için sinirlenip yeni aldığım gözlüğü kırmıştı."deyip sesli bir kahkaha attı bende Mehmet amcanın anlattığı bu olayla kahkaha attım.Araf sadece kaşlarını çatarak bana bakıyordu. Daha sonra yüzünü yumuşatıp bana baktı."Evet sinirlendiğim zaman gözüm dönüyor ne yaptığımı bilmiyorum her şeye zarar veriyorum."diye gülümsedi imalı bir şekilde ne kast ettiğini anlamıştım.
"Efendim yemek hazır nerede yemek istersiniz?"diye sordu.
"Bugün hava çok güzel terasta yiyelim."diye cevapladı Araf yardımcı kıza göz kırparak.Daha sonra bana kısa bir bakış atıp konuşmaya başladı.
"Hadi terasa geçelim"deyip ayağa kalktı.Daha sonra bizde Araf'ın arkasından terasa geçtik ve masada ki yerlerimize yerleştik.Araf benim yanımda oturmuştu.Ama bu pekte umurumda değildi aslında onun yaptığı yapacağı hiç bir şey umurumda değildi.Yemeklerde geldiğinde hepimiz yemeğe koyulduk.
"Bugün buraya gelmeniz çok iyi oldu benimde size çok güzel bir haberim var"diye mırıldandı sinsice gülümseyerek.Bu gülüş yakın bir felaketin geleceğinin habercisiydi ve bu durumda benim tedirgin olmama sebep olmuştu.
"Bunu ben mi söyleyeyim yoksa beraber mi söyleyelim"diye imalı bir şekilde bana baktı."Hı?"diye küçük bir ses çıktı benden neyden bahsettiği hakkında hiç bir fikrim yoktu.
"Çatlatma da söyle oğlum."diye çıkıştı babaannesi bende merak etmiştim yine ne saçmalayacaktı.
"Aslında yağmurla biz nişanlanmayı düşünüyoruz."deyip elimi tuttu ben daha söylediğini bile idrak edemezken elimde his etiğim sıcak ten içimde ki ateşin daha da alevlenmesine neden olmuştu.Ben elimi çekmeye çalıştıkça Araf daha da sıkı tutuyordu.Ben kaşlarımı çatmış Araf'a karşı çıkacakken Araf'ın babaannesi ve dedesi yanımıza gelip bizi kutladılar böyle bir şeyi nasıl söyleyebilirdi değil onunla nişanlanmak onun varlığı bile beni rahatsız ediyordu daha fazla dayanamayıp Araf'ı bir bahaneyle içeriye aldım.Bu yaptığının hesabını verecekti.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen? Ne nişanından bahsediyorsun sen!?"diye çıkıştım evet şu an o kadar sinirliydim ki sinirden yanlış bir harekette bile bulunabilirdim.
"Benimle bir daha sakın oynama yoksa sonuçlarını daha farklı bir şekilde ödemek zorunda kalırsın?"diye gürledi. Neyden bahsediyordu bu ne oynaması?
"Demirle yemeğe gittiğin gün yastığının altında benim babaannem ve dedemle küçükken çekildiğim fotoğrafı buldu yardımcımız hande ne yapmaya çalışıyorsun sen? Ben senin niyetini biliyorum aslında o gün odamda da bir şeyler arıyordun polise gitmek için değil mi?!"diye kükredi o kadar sert çıkıyordu ki sesi korku saç diplerime kadar her yere ulaşmıştı.
"Ne diyorsun ne polisi? Eğer bunu yapmak isteseydim bugüne kadar yapmaz mıydım sanıyorsun?"diye çıkıştım aynı şekilde.
"Sana inanmıyorum sen bir kere bu oyunu başlattın sonunu ben getireceğim!"diye bağırıp odanın kapısını hızla kapatıp çıktı. Benim ise yapabildiğim tek şey ise ağlamaktı ben bu adamla nasıl baş edecektim?Her şeyi yanlış anlamak zorunda mıydı? Aynada kendimi toparlayıp terasa yöneldim güçsüz olduğumu ona göstermeyecektim ondan kurtulmak istiyorsam güçlü olmalıydım.Gülümseyerek terasa çıkmamış tüm gözler üstüme çevrildi.
"Nerede kaldın kızım bizde nişanı konuşuyorduk."diye mırıldandı gülümseyerek bende tebessüm edip Araf'ın yanına oturdum madem bu oyunu ben başlattım o zaman ben nasıl istersem öyle sürecekti.
"Hmm ama ben diyorum ki acele etmesek mi?"diye mırıldandım tatlı ve sevecen bir şekilde.
"Ama bugün öyle konuşmamıştık hatta sen bir an önce nişanlanmak istediğini söyledin hatta böylelikle nişandan hemen sonra evleniriz diye düşünmüştük."diye yalan söyleyip alayla dudaklarını kıvırdı.
"Kızım bizden utanmana gerek yok çünkü biz Araf'ı nasıl oğlumuz olarak görüyorsak seni de kızımız gibi görüyoruz"deyip tebessüm diyeceğimi bilmiyordum. Sadece gülümsemekle yetindim ama bu gülüş mutluluktan değil aksine acı dolu bir gülüş olmuştu. Araf'ın beni casus olarak görmesine hala inanmıyordum tamam ondan nefret ediyordum ama polise gitmek hiç aklımda yoktu.Bir kaç dakika sonra babaannesi ve dedesi kalkıp bizimle vedalaşıp gittiler. İşte şimdi Araf'la tek kalmıştık bu geniş ve büyük evde.
"Araf seninle konuşmak ve bu saçmalığa bir son vermeni istiyorum!"diye tısladım sesimi yükseltmeden.Araf ise beni dinlemiyordu sanki duvarlara anlatıyordum derdimi.
"Hey sana diyorum."deyip kolundan tuttum. Araf önce bana daha sonra tuttuğum koluna baktı daha sonra konuşmaya başladı."Ben söyleyeceğim her şeyi söyledim konuşacak bir şey yok!"deyip odasına geçti bende onurun arkasından odasına geçtim.
"Beni dinleyeceksin!"diye çıkıştım.Ama Araf kendine içki doldurmakla meşguldü.Ama ben buna izin vermeyip elinde ki içki bardağını aldım."Önce beni dinle sonra istersen içki komasına bile girsen sana karışmayacağım."deyip beni dinlemesini sağladım.
"Sanırım senin canın yine oyun oynamak istiyor ama şunu bil bunun sonucu sadece seni üzer!"diye tehdit etti.
"Beni dinlemeni istiyorum sadece daha sonra gideceğim ve beni görmeyeceksin!"diye mırıldandım korktuğumu belli etmeden."Ne yalan söyleyeceksin bu sefer?"diye çıkıştı yine. "Yalan falan söylemiyorum seni polise şikayet etmeyi aklımın ucundan bile geçirmedim ben sadece senin dediklerini yaptıktan sonra hayatından çıkacaktım ve bir daha hiç karşılaşmayacaktık benim aklımda ki buydu. "diye söyledim bir türlü söylemek istediğimi.
"Tamam konuşman bittiyse çık artık odamdan."diye çıkıştı.
"Benimle evlenerek eline ne geçecek?"diye sordum bir anlık cesaretle.
"Hayatına istediğim gibi yön verebileceğim ve seni istediğim gibi kullanıp bir ömür beni çekmek bana katlanmak zorunda kalacaksın bu sayede hayatını mahvedecektim."diye açıklamada bulundu.
"Bunları yapacağına kısa yoldan vur beni! Sen zaten alışıksındır! Benim hayatımı mahvetmek istiyorsun ama daha benim gerçekten de bir hayat yaşadığımı düşünüyor musun hiç bir şeyden haberin yok!"diye mırıldandım zar zor çıkan sesimle.
"Geçmişinde yaşadığın hiç bir şeyle ilgilenmiyorum ama bildiğin tek şey ben yaşadığım sürece sana nefes bile aldırmayacağım."diye tısladı.Her şey bugün daha da netleşmişti kafamda Araf Demirsoy sen beni tanımıyorsun!
"Sen çok alçak bir adamsın o kadar alçak ve kötüsün ki ancak böyle tehditler yağdırmayı bilirsin! Ama şunu da unutma bende nefes aldığım her saniye seninle savaşacağım!"deyip elimde ki bardağı sertçe masaya bırakıp hızlıca odasından çıktım.Arkamdan büyük bir gürültü duysam da aldırmadım büyük ihtimalle ben çıktıktan sonra bir şeyler devirmiştir diye düşünüp hemen odama geçtim.Sinirden ellerim titriyordu.Bu adamdan kurtulmaya çalıştıkça o daha da bağlıyordu beni kendine bunları düşünmek istemiyordum bu yüzden gözlerimi kapattım ve yarın güzel bir gün olmasını diledim.Sabah gözlerimi açtığımda karnımda bir ağrı hissettim ve giydiğim kazağı biraz sıyırdım.Bir kaç haftadır morluklara ilaç sürmediğim için şimdi sızlıyordu .Araf'la tanıştığımdan bu yana işlerim hep ters gitmişti.Yavaşça ayağa kalkarak mutfağa doğru yöneldim.Amacım sadece su içmekti fakat karşımda Araf'ı görünce bu fikirden vazgeçmiştim.Ama Araf beni kolumdan tutup durdurmayı başarmıştı.
"Kahvaltı etmeyecek misin?"diye sordu.
"Hayır!"diye çıkıştım gerçekten de hiç bir şey yiyecek iştahım yoktu.Araf kolumdan tutarak beni zorla masaya oturturdu."Bir şeyler yemek zorundasın açlıktan bayılıp seninle uğraşmak istemiyorum!"diye açıkladı sert bir şekilde.
"İstemiyorum anlamıyor musun?"diye çıkıştım tekrardan.Ama Araf zorla bir şeyler yedirmeye çalıştı daha fazla dayanamayıp ayağa kalktım fakat o kadar hızlı kalkmıştım ki dengemi kaybedip duvara çarptım Araf bu halime gülerken ben sabahtan beri ağır'an karnımı tutuyordum acı bir ifadeyle yüzümü buruşturdum.
"Ah!"diye küçük bir inilti çıktı benden Araf gülmeyi bırakıp yanıma geldi."Ne oldu?"diye sordu umursamaz bir şekilde.
"Hiç"diye mırıldandım karnımı tutarak."Kazağını kaldır biraz ne oldu bakacağım!"diye çıkıştı bende ani bir şekilde Araf'tan uzaklaşıp konuşmaya başladım."Hayır!"diye çıkıştım.
"Bak beni istemeyeceğim şeylere zorlama!"diye bağırıp yanıma yaklaştı daha sonra kazağımı hafifçe yukarı kaldırdı ve tepkisiz şekilde karnımda ki morluklara baktı."Nasıl oldu bu kim yaptı sana bunu?"diye sordu.Bir şey söylemeden sadece Araf'a baktım yüzünde daha önce hiç görmediğim bir ifade görmüştüm.
"Sana kim yaptı diye soruyorum?"diye kükredi ben sadece gözlerimi kapatmış buradan uzaklaşmak istiyordum.Araf hiç bir şey demeden hızlıca yanımdan ayrıldı.Nereye gitmişti? Hem onu bu kadar sinirlendiren yoksa bu beni önemsediğini mi? Hayır o alçak ve küstah biriydi onun kalbi yoktu daha dün bana apaçık tehditlerde bulunuyordu şimdi beni önemseyecek miydi?
"Bu çok saçma"diye mırıldandım kendi kendime daha sonra odama geçtim ve yatağıma uzandım biraz dinlensem iyi olacaktı diye düşünüp gözlerimi kapattım.Gözlerimi açtığımda yanı başımda Araf'ı beklemiyordum ne işi vardı burada?
"Ne yapıyorsun burada?"diye kaşlarımı çattım."Seni izlemiyorum herhalde şunu vermeye geldim!"deyip elinde ki üstünde eczane yazan poşeti bana uzattı.Verdiği poşetin içine baktığımda bu morluklarımın geçmesi için kullandığım merhem olduğunu görünce şaşkınlıkla önce poşete daha sonra Araf'a baktım daha sonra tam konuşacağım sırada Araf benden önce davranıp konuşmaya başladı.
"Bakmayı kes ve sür şunu!"diye emir verdi kaba bir şekilde.Bende lafını ikiletmeden dediğini yaptım ve merhemi açıp karnımın üzerinde ki morluklara sürmeye çalıştım.Fakat sürekli yüzüme düşen saçlarım buna izin vermiyordu. Araf'a baktığımda kaşları hala çatılmış bir şekildeydi.
"Ver şunu!"deyip elimden hızla merhemi alıp gözlerini bana dikti."Ben yaparım sen karışma!"diye karşı çıksam da o yine duymamazlıktan gelmişti ne zaman dinlemişti ki beni? Araf önce parmağına koyduğu merhemi daha sonra benim morluklarımın üzerinden geçirdi karnımda hissettiğim parmağı nefes alış verişimi zorlaştırıyordu.O kadar yavaş sürüyordu ki tıpkı benim onun eline pansuman yaptığımda sürdüğüm krem gibi canını acıtmamaya çalışarak. Araf'a baktığımda çoktan işini bitirmiş merhemin kapağını kapatıyordu.Daha sonra ayağa kalkmış çıkıyordu ki son bir kez bana bakıp konuşmaya başladı.
"Acele et akşam yemeği hazır bekletilmeyi sevmediğimi biliyorsun!"deyip kapıyı açtı daha sonra beni çok hızlı çarpan kalbim ve aklımda bir sürü soruyla baş başa bıraktı.Akşam yemeği demişti Araf? Ne zaman akşam olmuştu ki? Araf'ı daha fazla bekletmeden mutfağa yöneldim fakat mutfakta adının hande olduğunu öğrendiğim yardımcı kızı görünce Araf'ın nerede olduğunu sordum o da terasta olduğunu söyleyince terasa doğru hızlandırdım adımlarımı Araf'a baktığımda çoktan yemeğe başlamıştı bile bende masaya yerleşip yemeye başladım.İştahım olmadığı için fazla yemedim.Aksine yemek yedikten sonra ayağa kalkıyordum ki Araf'ın seslenmesiyle ona doğru döndüm.
"Neden söylemedin bunu yapanın baban olduğunu?"diye çıkıştı.Bu öfkesine şaşırmıştım aslında ondan bu meseleyle bu kadar yakından ilgilenmesini beklemiyordum.
"Ne fark edecekti ki? Koşup babamın yanına gidip bunun intikamını mı alacaktın?"deyip alayla gülümsedim.
"Nasıl bu kadar net konuşabiliyorsun?"diye sordu."Çünkü seni artık tanıyorum hatta belki de teşekkür etmişsindir babama senin yapamadığını yaptığı için!"diye tekrar aynı şekilde güldüm Araf sadece kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyordu.
"Sen beni hiç tanımıyorsun o yüzden benim adıma konuşmayı kes!"diye gürledi.
"Neden bu kadar sinirlendiğini anlamadım doğruları söylemek neden seni bu kadar sinirlendiriyor!?"diye çıkıştım aynı şekilde.
"Senin hiç bir şey bildiğin yok!"deyip ayağa kalktı daha sonra bir daha da görmemiştim Araf'ı hoş bu da benim işime gelirdi.Bende odama geçip pencereden dışarıyı izledim.Araf senin hiç bir şey bildiğin yok derken neyi kast etmişti? Bunu öğrenmeliydim o yüzden hemen eski evimde ki yan tarafımızda oturan komşunun kızını aradım Araf'ın bana verdiği telefonla.
"Alo kimsiniz?"diyerek açtı telefonu Seda.
"Benim yağmur"diye mırıldandım."Yağmur Neredesin sen?"diye sordu.
"Ben iyiyim babam nasıl?"diye sordum bu soruyu onu merak ettiğim için değil gerçekten de Araf'ın ona zarar verip vermediğini öğrenmek için sormuştum.
"Nasıl olsun bugün yine olay çıktı evinizde"diye söylendi."Ne olayı?"diye sordum hemen yine ne çevirmişti babam kim bilir?
"Sevgilin geldi babanı iyice patakladı iyice bunca zaman sana hep eziyet etmişti bugün yediği dayak ona bir ömür yeterdi valla"deyip gülmeye başladı.Ben şaşkınlıktan dilimi yutmuştum Araf bugün yemekte hiç bir şey bilmediğimi söylerken bundan mı bahsediyordu.Bu çok saçmaydı."Şunu doğru düzgün anlatsana ayrıca o benim sevgilim falan değil"diye çıkıştım.
"Dediğim gibi oldu işte uzun boylu yapılı bir adam geldi babanı iyice patakladı emin ol baban bugünden sonra bir daha sana yaklaşmaya cesaret edemeyecek"diye söylendi bu duyduklarımdan sonra telefonu kapattım.Hala şoktaydım Araf'ın asıl amacı neydi? Ne planlıyordu yine? Bunların cevabını öğrenmek zorundaydım.O yüzden ürkek adımlarla Araf'ın odasının kapısını çaldım ama ses yoktu.Pes etmeyip bir kere daha tıklattım kapısını yine ses yoktu.
"Umarım müsaitsindir çünkü kapıyı açıyorum!"deyip kapıyı açtım fakat Araf uyuyordu.O kadar masum duruyordu ki uyurken hayran kalmamak elde değildi fakat uyandığı zaman işte o zaman bir canavara dönüşüyordu.Araf uyuyordu bende arkamı dönüp kapıyı açacaktım ki Araf'ın sesiyle duraksadım.
"Kovulmaktan zevk alıyorsun herhalde"diye mırıldandı benim duyabileceğim bir şekilde."Anlamadım?"diyerek başımı öne eğdim.
"Bu odaya her girdiğinde kovulmana rağmen hala gelmeye devam ediyorsun!"diye homurdandı yataktan doğrulup ayağa kalkarak."Konuşmak istiyorum sadece"diye mırıldandım.
"Konuş o zaman bakalım bugün ne bahaneyle geldin?"diye sordu kaşlarını çatarak.
"Bahane falan değil ama sen öyle anlamak istiyorsan bir şey diyemem her neyse bugün sorduğun soruyu bu sefer ben sana sormak istiyorum!"diye tısladım.Araf yanıma yaklaşarak beni duvarla kendisi arasında sıkıştırdı.Benim kalbim Araf'ın bu yakınlığından dolayı hızlı çarparken konuşamıyordum.
"Sor!"diye ekledi Araf gözlerimin içine bakarak."Bundan zevk mi alıyorsun?"diye sordum Araf anlamamış bir şekilde boş boş bana bakıyordu.
"Ben sana böyle bir soru sorduğumu hatırlamıyorum!"diye devam etti.
"Hayır bana bu kadar yaklaşmaktan zevk mi alıyorsun?"diye sordum kaşlarımı çatarak.Araf aramızda ki mesafeyi açarak konuşmaya başladı.
"İyi mi böyle?"diye sordu.Bende başımla onayladıktan sonra konuşmaya başladım."Neden söylemedin? Bugün babamın yanına gittiğini? Ona el kaldırdığını?"diye çıkıştım birden.
"Gerek duymadım!"diye cevapladı basit bir şekilde."Gerek duymadın! Bu kadar mı? Bugün el kaldırdığın adam benim babamdı!"diye tısladım Araf'ın sinirlenmeye başladığını görebiliyordum.
"Sen ciddi misin? Baban bunu çoktan hak ediyordu bugün bunu ben yapmasaydım başkası yapacaktı o yüzden söylemeye gerek duymadım!"diye çıkıştı kaşlarını çatarak.
"Ne hakla vurursun sen ona? Ne sıfatla? Neden benim hayatıma burnunu sokuyorsun?! Benim hayatım seni neden bu kadar ilgilendiriyor?!"diye bağırdım evet Araf'a bugün ilk defa bu kadar bağırmıştım ama bunu sonuna kadar hak etmişti sebebi ne olursa olsun hayatıma karışamazdı.
"Bana o adamı savunuyorsun sana bu kadar şey yaşatmasına rağmen!"diye çıkıştı.
"Sen ondan çok mu farksızsın?"diye bağırdım boğazımda ki yanmaya aldırmadan. "Ben sana hiç el kaldırmadım!"diye çıkıştı yine aynı sert sesiyle.
"Evet sen el kaldırmadın daha kötüsünü yaptın başıma silah dayadın ve neredeyse öldürecektin o adam gelip polisin geleceğini haberini vermeseydi! Şimdi sen söyle hanginizin yaptığı canımı daha az acıttı? Dur ben söyleyeyim o adam bana sadece fiziksel bir acı verdi ama sen her iki yönden de yaraladın beni! Eğer bugün bir seçim yapma hakkım olsaydı İnan bana babamı seçerdim çünkü onun yaptıklarına bir şekilde dayanma gücüm vardı ama senin yaptıklarına ve yapacaklarına dayanamıyorum!"diye bağırdım son nefesime kadar.Gözlerimde yaş kalmamıştı artık onun için döktüğüm kaçıncı göz yaşıydı bu? Onun yüzünden daha ne kadar göz yaşı dökecektim?
Araf bana yaklaşarak aramızda ki mesafeyi kapattı.
"Yaklaşma bana!"diye mırıldandım sesim o kadar az çıkıyordu ki duyduğundan emin bile değildim."Sakin ol!"diye mırıldandı ellerini omzuma koyarak bir açıdan dengemi kaybetmememi sağlıyordu.
"Dokunma bana!"diye mırıldanıp ellerini üzerimden çektim.
"Bugün seni serbest bıraksam nereye gideceksin baba lafını bile hak etmeyen o adamın yanına mı?"diye sordu.Sustum çünkü konuşacak gücü bile kendimde bulacağımı düşünmüyordum. Yıpranmıştım hemde fazlasıyla.
"Benden başka gidecek bir yerin yok anlasana nereye gidersen git tüm yolların bana çıkıyor!"diye fısıldadı kulağıma doğru eğilip daha sonra hatırladığım tek şey güçlü iki kolun beni kucağına alıp yatağıma bırakması ardından üstümü örtmesi olmuştu.Gözlerimi açmaya çalıştığımda bir yanma hissettim ve yavaşça ayağa kalkarak aynaya doğru baktım gözümün içi ve çevresi kıpkırmızı olmuştu saate baktığımda gecenin 2 olduğunu gördüm daha sonra aklıma Araf geldi bugün ona söylemek istediğim her şeyi söylemiştim. Bağırmaktan ve konuşmaktan dilim kurumuştu neredeyse bende sessiz adımlarla mutfağa doğru yöneldim.Kendime bir bardak su doldurduktan sonra hızlıca içtim gerçekten de çok susamıştım.Suyumu da içtikten sonra odama doğru yöneldim.Fakat terasta ki ışığın yandığını gördüğümde duraksadım Araf hala uyumamış mıydı? Merakıma yenik düşüp terası inceledim.Araf sandalyelerin birinde oturmuş içki içiyordu.Ben de derin bir nefes aldıktan sonra arkamı döndüm ki Araf'ın sesini duydum.Bu adamın arkada da mı gözü vardı?
Beni nasıl görmüştü?
"Neden hala uyumadın?"diye sordu.Önce bir süre sustum onunla konuşacak durumda değildim hala kızgındım.
"Yoksa Senide mi uyku tutmadı?"deyip kahkaha attı ben Araf'ın bu haline anlam veremiyordum Araf'a biraz daha yaklaştıktan sonra sarhoş olduğunu anlamıştım.
"Ne zamandan beri içiyorsun?"diye sordum.
"Seni yatağına bırakıp üstünü örttüğümden hemen sonra başladım neden sordun?"diye sordu belli belirsiz gülerek.
"Kalk hadi yeter bu kadar!"deyip kolunun altına girip onu ayağa kaldırmak için destek verdim daha sonra odasına geçirerek yatağına uzanmasını sağladım. Araf'ı yatağına bırakır bırakmaz uyumuştu.Neden hala yardım ediyordum ona? Bana bu kadar şey yaşatmasına rağmen neden yardım ediyordum ona?
Bu sorunun cevabını bende bilmiyordum.
Arkamı döndükten sonra son bir kez daha Araf'a değdi gözlerim o ne yaşarsa yaşasın benim aksime hep güçlüydü.Belkide bana öyle göstermeye çalışıyordur diye düşünsem de bu düşünceden hemen vazgeçtim.O umursamaz biriydi.Ben onun Gerçekten de bir kalbi olduğuna bile inanmıyordum.Düşüncelerimi kesip Araf'ın odasından çıktım çünkü onun bu haline alışmak onu böyle masum biri olarak hatırlamak istemiyordum.Gerçi hatırlasam bile yaptığı onca kötülük bu masum yüzüne daha ağır basıyordu.Odama geçip gözlerimi kapattım.
Araf'ın sesiyle uyandım bu sabah kapıdan bana sesleniyordu daha sonra içeri geçerek bana baktı."Bak ikimizde birbirimizden hiç haz etmiyoruz bu yüzden bir anlaşma yapalım seninle!"diyerek bana bir kağıt uzattı.Ben kağıdı incelerken Araf'ta beni inceliyordu daha sonra bakışlarını benden çekerek elimdeki kağıda bakıp konuşmaya başladı.
"Sen 6 ay boyunca benim sözümden çıkmayacaksın ne dersem kabul edeceksin 6 ay bittikten sonra ne yapmak istiyorsan onu yaparsın istersen bu şehri bile terk edebilirsin!"diye açıkladı 6 ay çok uzun bir zaman dilimiydi hele bir de böyle bir adama 6 ay katlanmak zorunda kalmak bana işkence gibi gelecekti ama 6 ay sonra bitecekti ondan kurtulacaktım.
"Ne diyorsun kabul ediyor musun?"diye sordu ellini bana uzatarak bende başka çarem olmadığı için bana uzattığı eline elimi uzattım.Daha sonra Araf odamdan çıkarak beni tek başıma bıraktı bende önce banyoya geçerek rutin işlerimi hal ettim daha sonra odadan çıkarak mutfağa doğru yöneldim.Masada ki kahvaltıyı görünce dünden beri ağız tadıyla bir şey yemediğimi düşündüm ve masaya oturdum.Kahvaltımı yaptıktan sonra gözlerim Araf'ı aradı ama daha sonra bu fikirden vazgeçip odama yöneldim.Araf odama geçecekken beni durdurdu.
"Babaannem aradı akşam bizi onlarda yemeğe davet ediyor ona göre akşama hazır ol!"deyip bir şey söylememe izin vermeden çıkış kapısına doğru yönelip evden ayrıldı.Bu onun karakterinde vardı herhalde bu kadar umursamaz olmasının başka açıklaması olamazdı çünkü.Bende odama geçtim ve dünkü olanları hatırladım Araf'ın ağır sözleri benim içimden geçenleri tek seferde Araf'a söylemem bugünkü anlaşma sonumu çok merak ediyordum. Araf'ın dediğine göre akşam yemeğini babaannelerinde yiyecektik bende oyalanmadan beyaz dar pantolonumu üstüne de sade bir kazak giydim saçlarımı da açık bırakıp saç düzleştiricisiyle biraz üstünden geçmem yeterli olmuştu saçlarım uzundu ama bu bana hiç sıkıntı yaratmıyordu aksine saçlarımdan çok memnundum.Makyaj yapıp yapmama konusunda kararsız kalsam da göz altlarımı kapatıcıyla kapatıp dudaklarıma abartılı olmayacak bir şekilde renk verdim bence bu kadar yeterliydi ben hep sade seven insanlardandım.Abartılı şeyleri sevmezdim.
Odamdan çıkıp terasa çıktım temiz hava iyi gelmişti bana her ne kadar inkar etsem de mahallemi , çok fazla arkadaşım olmasa da tanıdığım ve kardeşim gibi gördüğüm insanları, hatta evimi bile çok özlemiştim.Araf geldiğinde onunla konuşup yarın için bir kaç saatliğine izin almalıydım.Zaten bu evde daralmıştım çünkü ben buraya ait değildim burası hep bana yabancı gelmişti benim yerim burası değildi.
"Hazırsan gidelim artık!"diye mırıldandı arkamdan gelen ses bende bakışlarımı o tarafa doğru çevirdiğimde karşımda bu kadar karizmatik bir Araf beklemiyordum giydiği takim elbisesi ve dağınık saçlarıyla tarif edilmeyecek derecede yakışıklı olmuştu .Bakışlarımı Araf'tan çekip onu onayladıktan sonra ikimizde arabaya yerleştik.Araf arabayı çalıştırıp ana yola çıkardı.İkimizde konuşmuyorduk fark ettim de Araf'a içimdekileri söyledikten sonra bana hiç bağırıp terslememişti. Bence bu kıyamet öncesi sessizlikti.Bakışlarımı yola sabitledim ve dışarıyı izledim ve bu yanımda ki adamdan kurtulur kurtulmaz ne yapacağımı düşünmeye başladım tabi bu da yüzümde belli belirsiz gülümsemelere neden oluyordu.
"Komik olan ne?"diye sordu Araf çatılan kaşlarıyla.
"Hiç öyle düşünüyordum"diye mırıldandım."Kimi?"diye sordu bakışlarını kısa bir süre yoldan ayırıp bana bakarak.
"Neden bu kadar merak ediyorsun düşüncelerime de mi karışacaksın?"diye çıkıştım.Araf sadece çatılan kaşlarıyla bana bakıyordu bir şey demedi derin bir nefes alarak bakışlarını tekrar yola sabitledi.Araba duraksadığında geldiğimizi anlamıştım arabadan inerek Araf'a baktım.Araf yanına yaklaşarak elimi tuttu ben kaşlarımı çatarak Araf'a bakıp konuşmaya başladım.
"Ne yapıyorsun sen?!"diye çıkıştım ellerimi ondan çekmeye çalışarak fakat Araf o kadar sıkı tutmuştu ki buna engel oldu ve verdiğim bu tepkiye karşı çıktı.
"Nişanlanacağımızı söyledik bizi mutlu görmeleri gerekiyor!"diye uyardı beni kaba bir şekilde."Bunu neden söylediğini hala anlayamıyorum bundan ne gibi çıkarın olabilir ki?"diye sordum.
"Ben hiç bir şeyi boşuna planlamam bunları yapıyorsam sadece kendim için yapmıyorum!"diye tısladı."O zaman kimin için yapıyorsun?"diye çıkıştım Araf gerilmişti.
"Fazlasıyla geciktik daha fazla bekletmeyelim içeridekileri!"diye uyardı daha sonra tuttuğu elimi biraz daha kavrayarak içeri geçtik.Bizi kapıda karşılayıp içeri davet ettiler Araf'ın tersine babaannesi ve dedesi o kadar iyi insanlardı ki beni gerçekten kızları gibi görmeleri bana annemin sıcaklığını hatırlatıyorlardı.Peki Araf neden bu kadar kabaydı?Ya da onu bu kadar kaba ve sert yapan neydi? Bilmiyordum belkide bu sorunun cevabını hiç bir zaman öğrenemeyecektim.
"Buyurun geçin masaya çocuklar"diye mırıldandı babaannesi. Araf'la ben masada ki yerimizi alırken bize hazırladıkları sofraya baktım her şey o kadar mükemmel gözüküyordu ki bir an yüzüm düştü onlar bize bu kadar değer verirken biz onlara sadece yalan söylüyorduk.Koca bir yalan.Düşüncelerimi yarıda kesen Araf'ın sesi oldu.
"Nişanı haftaya yapsak diyoruz senin içinde uygun değil mi?"diye sordu imalı bir şekilde tam kaşlarımı çatacağım sırada Araf'la yaptığımız anlaşma geldi aklıma onun dediği her şeyi kabul edecektim.Zor da olsa gülümsemeye çalışarak konuşmaya başladım.
"Uygun"deyip tebessüm ettim Araf'ta onayladıktan sonra babaannesi konuşmaya başladı.
"O zaman biz nişan hazırlıklarını Ailenle konuşalım"diyerek gülümsedi babaannesi.Araf araya girerek bana baktı.
"Babaanne yağmurun ailesi bir trafik kazasında hayatını kaybetti!"diye mırıldandı bu cümle içime o kadar dokunmuştu ki benim gerçekten de babam diyebileceğim bir adam yoktu sadece varlığıyla bana bunca şey yaşatan adama baba kelimesi yakışmıyordu peki annem? Onun intiharı ölmeden önce söyledikleri geldi aklıma bana ölmeden önce söylediği son söz yankılandı kulağımda.
"Babanın hayatını mahvetmesine sakın izin verme kızım! Sen sana hem eş hem hem baba olacak bir adam seç ve hep mutlu ol!Ömrün boyunca yüzün hep gülsün güzel kızım!"
Gözlerim ister istemez dolmuştu Araf bakışlarını bana sabitleyerek yalandan bile olsa yanağımdan süzülen göz yaşımı sildi.Ama bunun yalandan değilde gerçekten isteyerek yapmış olmasını çok isterdim.Daha sonra toparlanarak babaannesi ve dedesine baktım baş sağlığı dilediler.Yemekten sonra büyük ve geniş salona geçtik ve kahvelerimizin olmasını bekledik.
"Nişanı nerede yapmayı düşünüyorsunuz?"diye sordu dedesi.
"Ben çok büyük bir nişan olmasından yana değilim aslında"diye fikrimi söyledim ardından Araf'ta fikrini açıkça belirtti.
"Bu konuda seninle aynı fikride değilim büyük bir nişan olsun"diyerek gülümsedi. Büyükanne gülümseyerek bize baktı.
"Kızım biraz gelir misin benimle"deyip beni üst kata çıkardı ve beni bir odaya geçirdi sandalyelerden birini işaret ederek oturmamı istedi bende sandalyeyi çekip karşısına oturdum."Kızım sizin Araf'la aranızda bir sorun mu var?"diye sordu.
"Yok hayır"diye mırıldandım tebessüm ederek babaannesi de gülümseyerek bana bakıp konuşmaya başladı.
"Araf'ın zor biri olduğunu biliyorum ama onu anlamaya çalış ama o çok ağır şeyler yaşadı."diye açıklamada bulundu bende dayanamayarak aklımı kurcalayan o soruyu sordum.
"Benimde günlerdir aklımı kurcalayan bir soru var Araf bana bir şey söylemiyor bu yüzden size sormak istiyorum"diye mırıldandım."Tabi ne istersen sorabilirsin"diyerek anlayışla karşıladı.
"Araf'ı bu kadar kaba ve sert biri yapan olay neydi?" O neden bu kadar sert ve umursamaz?"diye sordum.
Bugün Araf hakkında ki her şeyi öğrenecektim.