4.BÖLÜM

4714 Words
  ... Babaanesi daha çok bir şeyler düşünüyor gibiydi sanki tam bir şeyler söyleyecekken son anda vazgeçmek zorunda kalıyor gibiydi tabi bu da beni tedirgin ediyordu. "Bak kızım bu konudan sana Araf bahsetmemişse eğer benim bir şeyler söylemem pek doğru olmaz çünkü bu onun özeli ama sana şu kadarını söylemeliyim ki o göründüğü kadar kötü değil! Ve sen kızım onu hiç bir zaman sevmekten vazgeçme!"diye mırıldandı tebessüm ederek bende gülümseyerek bir şeyler daha söyleyecektim ki kapının açılmasıyla Araf göründü.  "Nerede kaldınız kahveleriniz soğuyacak!"diye uyardı ben ve babaannesi ayağa kalktık ben babaannesinin arkasından yürüyordum ki güçlü ellerin kolumdan tutmasıyla duraksadım."Sen bekle!"diye uyardı ben çatılan kaşlarımla Araf'a bakarken babaannesi çoktan aşağı inmişti  Araf'ta tuttuğu kolumdan çekiştirerek beni aynı odaya geçirdi."Ne konuştunuz?"diye sordu gergin bir şekilde.  "Çok önemli bir şey değildi işte bazı tavsiyelerde bulundu."diye geçiştirmeye çalıştım fakat Araf inanamamıştı.  "Bu konuyu sonra evde konuşacağız şimdi yürü!"diye emir verdi.Bende dediğini yapıp onu arkamda bırakarak aşağı indim .Araf'tan arkamdan gelerek karşımızda ki koltukta yerlerimizi aldık.Daha sonra keyifli bir sohbetin ardından ikimizde ayağa kalkıp onlarla vedalaştık.Ben ve Araf arabada ki yerlerimizi alırken onlar ise bize kapıdan el sallıyorlardı.Araf ana yola çıkarken benim aklımda hala Araf'ın yaşadığı o ağır olay neydi? Düşüncesi vardı. Babaannesi bile bunu benden saklıyordu belli ki Araf bu konuda onları uyarmıştı.Ama ben bu işin peşini bırakmayacaktım geçmişte ne yaşadıysa onu öğrenecektim.Bu konuda da çok kararlıydım.  "Ben bir şey isteyeceğim senden!"diye itiraf ettim Araf bana tepkisiz bir şekilde bakıyordu sadece."Ben yarın 1 saatliğine mahalleme gitmek istiyorum!"diye mırıldandım başımı öne eğerek Araf arabayı durdurup bana baktı.  "Yoksa babanı mı merak ediyorsun?"diye sordu çatılan kaşlarıyla.  "Hayır o adam umurumda bile değil benim o mahallede arkadaşlarım , çok sevdiğim teyzelerim var ve onları çok özledim."diye açıklamada bulundum."Ben senin aksine nefretten , öfkeden de daha farklı duygular hissedebiliyorum mesela sevgi gibi."diye ekledim.  Araf çatılan kaşlarıyla bana baktı daha sonra öfkesini kontrol edebilecek şekilde derin bir nefes aldı."Bana sevginin ne olduğunu sen mi söylüyorsun? Beni tanımıyorsun ama ben seni artık çok iyi tanıyorum o yüzden benim adıma konuşmayı bırak yarın o kadar çok gitmek istiyorsan yanında ben olacağım benim gözetimin altında olacaksın!"diye tısladı daha sonra arabayı çalıştırıp gözlerini yola sabitledi ve eve gidene kadar hiç konuşmadık.Neyse ki yarın arkadaşlarımı görebilecektim bu durum az da olsa mutlu ediyordu beni fakat yanımda Araf'ın olacağını bilmek günümü mahvetmesine yetiyordu.Eve geldiğimizde odama doğru yöneldim Araf arkadan bana seslendi arkama dönüp Araf'a baktım.  "Ne yaptığını şu an anlamasam bile hareketlerine dikkat et benim hayatımda yanlışa yer yok!"diye uyardı beni.  "Neden sen hiç yanlış yapmadın mı? Sen sadece hep doğru olduğunu düşündüğün şeyleri yapıyorsun ama sana göre doğru başkasına çok büyük bir yanlış olabiliyor Araf Demirsoy!"diye karşı çıktım onun bu kendini beğenmiş halleri sinir ediyordu beni her ne kadar korksam da bakışlarından belli etmedim.Araf yaklaşarak üstüme doğru geldi.  "Sen yanlış yapabilirsin bunun bir sakıncası yok ama o yapılan yanlış banaysa işte o zaman sıkıntı büyük!"diye fısıldadı kulağıma doğru eğilerek.Ben cevap veremiyordum çünkü boynuma çarpan nefesi konuşmama izin vermiyordu boğazımı düğümlüyor nefes almamı zorlaştırıyordu.Araf benden uzaklaşarak alayla gülümsedi daha sonra hiç bir şey demeden yanımdan ayrılıp odasına geçti.Her defasında beni susturmayı nasıl başarıyordu?Bende kendi odama geçip üzerimi değiştirdim daha sonra büyük ve geniş yatağıma uzanıp gözlerimi kapattım.Sabah erkenden uyanıp önce rutin işlerimi hal ettim daha sonra odadan çıkarak yardımcı kıza kahvaltıyı hazırlamasında yardım ettim.Sonuçta bugün arkadaşlarımı göreceğim için çok mutluydum hepsini çok özlemiştim.Yardımcı kızla kahvaltıyı kurduktan hemen sonra Araf geldi ve bir şey demeden masada ki yerini aldı.  "Bakıyorum da çok keyiflisin bu sabah"diye söylendi umursamaz bir şekilde.  "Çünkü rüyamda senden kurtulduğumu gördüm"diye yalan atıp gülmeye başladım.Araf'ta dudaklarını alayla kırarak konuşmaya başladı.  "Rüyalarında bile beni görüyorsun"deyip o da aynı şekilde gülümsedi."Sen varsan içinde rüya değil kabus oluyor!"diye çıkıştım.  "Benim için fark etmez"deyip ukala bir şekilde göz kırptı bende onun bu iğrenç imalarına daha fazla dayanamayarak kalktım fakat Araf'ın sesiyle yine duraksamıştım."O çok özlediğin mahallene gitmek istiyorsan bir an önce hazırlansan iyi edersin geç kalırsan beklemem!"diye uyarıda bulundu. Bende hiç bir şey demeden odama doğru ilerledim dar bir pantolon ve üzerine de şık bir gömlek giyip saçlarımı açık bıraktım daha sonra beyaz spor ayakkabılarımı giyip beni arabada bekleyen Araf'ın yanına gittim.Araf'ta önce beni inceledi daha sonra her zaman ki umursamaz tavrını yüzüne takıp arabayı çalıştırdı.  "Sen benim evimi nasıl buldun?"diye sordum."Beni hafife almaman gerektiğini anlaman gerekirdi"diye ukalaca gülümsedi.Yarım saat sonra arabayı durduğunda ikimizde arabadan indik Araf garip bir şey görmüş gibi etrafı inceliyordu.     Biz mahallede beraber yürüdükçe herkes bize garip bir şekilde bakıyordu dayanamayıp yan tarafta duran yaşlı kadına sordum."Neden herkes böyle bakıyor?"  "Senin babanı terk edip bu yanında ki adama kaçtığını konuşuyor herkes yakıştı mı bu sana kızım elin adamı için!"diye mırıldandı benim gözlerim dolmuştu sadece Araf'a baktığımda sinirlendiğini görebiliyordum.  "Gidelim buradan!"diye çıkıştı Araf fakat ben biraz daha kalmak için direttim.Gözlerimden akan yaşa aldırmadan ilerledik mahallede en iyi anlaştığım kardeş gibi gördüğüm edanın evinin önüne geldim biraz seslendikten sonra aşağı indi.  "Yağmur ne işin var senin burada?"diye sordu.  "Mahallemi , sizi özledim eda"diye mırıldandım az önce yaşanan olaya rağmen gülümsemeye çalışarak.  "Şimdi mi geldi aklına mahallen ve bizleri görmek mahalle seni konuşuyor nasıl böyle bir şey yapabilirsin yağmur sen böyle değildin!"diye tısladı benim aksine ne oluyordu böyle herkese.Ben sadece o adamın bana daha fazla işkence etmemesini sağlamak için kaçmıştım.  "Eda nasıl böyle düşünebilirsin babamın nasıl biri olduğunu biliyorsun kaçmasaydım belki benden 30 yaş büyük bir adamla evlendirecekti"diye karşı çıktım göz yaşlarımı elimin tersiyle iterek.  "Çözümü başka bir adamın kollarına mı koşmaktı!"diye çıkıştı Araf konuşmama izin vermeden araya girdi.  "Yağmurun benim kollarıma koştuğu falan yok ben sadece ona yardım ediyorum fakat hepiniz bu durumu çok yanlış anlamışsınız! arkadaşınızı her şeyden önce tanımanız gerekirdi onun böyle bir şeyle suçlandığında onun yanında olup destek vereceğinize herkes gibi sizde onu hiç bir şey bilmeden suçluyorsunuz!"diye sesini yükselterek tersledi daha sonra elimden tutarak arabaya doğru ilerledik Araf'ın beni koruması benim yerime edaya karşı çıkması hala inanamıyordum. Kimse bana inanmıyordu en yakın arkadaşım sandığım eda bile herkes gibi bu yalana inanmayı tercih etmişti bu mahalleye bir daha hiç gelmeyecektim çünkü benim artık ne babam ne de arkadaşım vardı hepsi kendi bildiği doğrulara inanmışlardı.Tam arabaya bineceğim sırada birinin bana seslenmesiyle duraksadım ve arkamı döndüm karşımda çocukluğumdan beri arkadaşım olan Mehmet'i görmeyi beklemiyordum.Yanıma yaklaşarak hiç bir şey söylemeden sarıldı bana o inanıyordu bana.  "Neredesin sen deli kız"deyip geri çekildi.  "Sen neredeydin çok aradık seni"deyip gülümsedim Araf'a baktığımda kaşlarını çatmış ellerini yumruk şeklinde yapmış Mehmet'e bakıyordu.  "Ben de uzun bir aradan sonra sizleri görmek için geldim sen çok değişmişsin yanlış anlama daha güzel ve daha Olgun bir kız olmuşsun"deyip göz kırptı daha sonra teşekkür edip bana gülümseyen Mehmet'e baktım.Mehmet'in cevap vereceği sırada Araf kolumdan tutarak bana Sinirle baktı.  "Gidiyoruz!"diye gürledi ne olmuştu ona böyle onu bu kadar sinirlendirecek şey neydi? Mehmet araya girerek Araf'a baktı.  "Sen kimsin bırak yağmuru!"diye çıkıştı eğer bir an önce müdahale etmezsem birbirlerine gireceklerdi."Mehmet sen git ben sana en kısa zamanda ulaşacağım"diye geçiştirmeye çalıştım fakat Mehmet ısrarla konuşmaya devam ediyordu.  "Ne oluyor burada yağmur? Bu adam kim?"diye çıkıştı Araf Mehmet'in üstüne doğru yürüyordu ki son anda Araf'ı elinden tutup durdurmayı başarmıştım.  "Mehmet lütfen şimdi git ben sana tekrar ulaşacağım!"diye mırıldandım Mehmet Araf'ın aksine beni anlayışla karşıladı daha sonra yanımızdan ayrıldı bende olay çıkarmaması için Araf'ın tuttuğum elini bıraktım.Araf hala çok sinirli gözüküyordu daha sonra bana sinirli bir şekilde bakıp konuşmaya başladı.  "Arabaya bin!"diye emir verdi bende ikiletmeden hemen sürücü koltuğunun yanında ki yolcu koltuğunda yerimi aldım.Benden hemen sonra Araf'ta sürücü koltuğuna yerleşti ve bana öfkeyle bakıp konuşmaya başladı."Bugün bu mahalleyle ilişkini keseceksin!"diye emir verdi.  "Evet bu mahalleyle ilişkimi keseceğim ama bunu sen dediğin için değil benim kendi verdiğim bir karar olduğu için kabul ediyorum!"diye tısladım Araf hala çok sinirli bakıyordu bana.  "Sen asıl istediğini söylesene bana!"diye ekledim.  "Bu çocukla bir daha görüşmeyeceksin!"diye tersledi.Bu sabrımı sınayan son nokta olmuştu."Buna sen karışamazsın!"diye çıkıştım. Araf'ın daha da sinirlendiğini boynunda ki damarların belirginleşmesinden anlayabiliyordum.  "Seninle bir anlaşma yaptık benim sözümden çıkma gibi bir yetkin yok! Ne dediysem kabul etmek zorundasın!"diye çıkıştı sinirlerini kontrol etmeye çalışarak.  "Onunla ne alıp veremediğin var anlamıyorum? En yakın gördüklerim bile bana inanamazken o bana inanmayı seçti!"diye karşı çıktım.  "Çok safsın gözünün önünde olan biten hiç bir şeyi göremeyecek kadar safsın!"deyip arabayı çalıştırdı daha sonra bu mahalleden çıktık.  "Senin görüpte benim göremediğim ne var?!"diye karşı çıktım.  "Seninle daha fazla bu konu hakkında tartışmak istemiyorum sen sadece benim sözümden çıkmayacaksın o kadar!"diye tersledi.  "Kiminle görüşüp görüşmeyeceğim hakkında bana emir veremezsin buna hakkın yok!"diye karşı çıktım Araf ani bir frenle arabayı derin bir nefes alarak öfkesini kontrol etmeye çalıştı.  "O çok sevgili arkadaşınla 6 ay boyunca görüşmeyeceksin! 6 ay sonra ne yaparsanız yapın!"diye tısladı.Bakışlarını benden çekip dışarıya bakarak. Araf'ın bu halleri çok tuhaf geliyordu artık bana.  "Doğru 6 ay sonra kurtulacağım senden! Biliyor musun o 6 ayın o kadar çabuk geçmesini istiyorum ki!"devamını getiremeden Araf sözümü kesti ve bağırarak konuşmaya başladı.  "O cümlenin devamını getirme!"diye bağırdı bir şey diyemedim o an çünkü şu an Araf'a karşı çıkmam hiç doğru olmayacaktı çok sinirliydi ve öfkesini kontrol edemiyordu.Araf derin bir nefes aldıktan sonra arabayı eve doğru sürmeye başladı eve gidene kadar ikimizde tek kelime bile etmemiştik.Eve geçtikten hemen sonra Araf hızlıca kendi odasına girmiş ve akşam yemeğine bile gelmemişti ben de yemeğimi yedikten hemen sonra yardımcı kıza Araf için bir şeyler hazırlamasını ama bunu benim gönderdiğimi söylememesini rica ettim daha sonra odama geçip büyük ve geniş yatağım da uzandım bugün Araf gereğinden fazla tepki göstermişti her şeye en çokta çocukluk arkadaşım Mehmet'e fazlasıyla tepki göstermiş eğer ben müdahale etmeseydim birbirlerine gireceklerdi Araf'ın neden bu kadar benim hayatıma müdahale ettiğini anlamıyordum ve belkide anlamayacaktım bana hiç bir şey anlatmıyor beni dinlemiyordu bile. Bu hali iyice korkutmaya başlamıştı beni Araf'ın odasından büyük bir gürültü kopmasıyla hemen Araf'ın odasına geçtim ve yerde yemek tepsisini gördüm hala sinirliydi Araf'a baktığımda yardımcı kıza bağırıyordu bende kıza gitmesi gerektiğini ve odayı benim temizleyeceğimi söyledim yardımcı kızda gittiğinde yine baş başa kalmıştık.  Araf sinirle ayağa kalkarak bana baktı."Senin işin değil bu bırak!"diye uyardı ama ben onuru dinlemeyip yerdeki cam kırıklarını topluyordum.Araf benim gibi eğilerek gözlerimin içine baktı daha sonra konuşmaya başladı.  "Duymadın mı? Bırak dedim!"diye tısladı tam karşı çıkacağım sırada elime cam kırığının batmasıyla yüzümü buruşturdum Araf gözlerini benden çekerek cam batan elime baktı daha sonra tekrar kaşlarını çattı.  "Seni uyarmıştım!"deyip elimi avucunun içine aldı ben kaşlarımı çatıp konuşmaya başladım."Bırak!"deyip elimi çekmeye çalıştım fakat Araf'ın güçlü elleri buna izin vermemişti yine."Elinde cam kalmış mı ona bakacağım sadece!"diye tersleyip bakışlarını tekrar elime çevirdi.  "Önce yıka daha sonra sar elini mikrop kapmasın!"deyip elimi bırakıp ayağa kalktı."Gerek yok çok fazla derin değil zaten!"diye tısladım Araf umursamaz bir şekilde konuşmaya devam etti.  "Sen bilirsin!"deyip arkasına döndü bu kadar umursamaz olmak mı zorundaydı? Derin bir nefes alarak odasından çıktım ve kendi odama doğru yöneldim.     Bugün benim yerine edaya karşı çıkması , Mehmet'e olan öfkesi , ve az önce yaşanan olay Araf'ı anlamak çok zordu en ufak hareketinde bile kafamı karıştırmayı nasıl başarıyordu?Babaannesinin bana dediklerini hatırladım o çok ağır şeyler yaşadı fakat her şeye rağmen göründüğü gibi kötü değil! Bana olan öfkesi hiç dinmiyordu belkide hiç dinmeyecekti? Keşke ne yaptığını ne yapacağını anlatsa benimle kavga etmeden veya tartışmadan konuşsa belki şimdi her şey bu kadar karmakarışık olmazdı. Fakat o Araf Demirsoydu hiç kimseyle hiç bir şey paylaşmayan , hep kendi doğrularının peşinden koşan , kimsenin duygularına önem vermeyen o sadece emir verip oba saygı duyulmasını beklerdi fakat insanların ona gerçekten saygı duymadığını sadece ondan korktukları için emirlerini yerine getirdiklerini bilseydi! ben onlardan farksız mıydım? Evet bazen ondan çok korkabiliyordum ama çok sinirlendirdiğinde ona karşı çıkmayı da biliyordum belki o yüzden bu kadar öfkelidir bana diye düşündüm.Daha sonra gözlerimin kapanmasıyla kendimi uykunun kollarına teslim ettim.Sabah uyandığımda Araf çoktan çıkmıştı bende mecburen tek başıma kahvaltı yapmak zorunda kalmıştım ben alışıktım zaten eskiden hep tek başıma kahvaltı mı yapar ve yine tek başıma akşam yemeğimi yerdim sanırım benim kaderimde vardı.Yalnızlık.Kahvaltımı yaptıktan hemen sonra Araf'ın bana verdiği telefonun çaldığını duydum ve vakit kaybetmeden kimin aradığına baktım.  Bu Mehmettin numarasıydı.  İyide numara mı nasıl bulmuştu?Telefonu hemen açıp kulağıma doğru götürdüm.  "Sonunda benden kaçan prensese ulaştım"diye mırıldandı telefonu açar açmaz."Sen bu numarayı nereden buldun?"diye sordum merakıma yenilip.  "Seda sağolsun neyse umarım bana artık bir açıklama yaparsın?"diye söylendi.  "Ne açıklaması?"diye sordum.  "Dünkü yaşanan olay yanında ki o adam kimdi?"diye sordu nasıl bir cevap vereceğimi bilmiyordum.  "Dün yaşananları unutalım seni hangi rüzgar attı buralara?"diye sorup konuyu değiştirmeye çalıştım ve başarılıda olmuştum.  "Özledim sizi eski ortamı , arkadaşları"diye cevap verdi.Daha sonra tam bir şeyler söyleyecektim ki Mehmet tekrar konuşmaya başladı. "Yağmur ben diğerleriyle konuştum haftaya hep beraber bir şeyler yapalım diyorum"diye ekledi.  "Çok güzel düşünmüşsün ama benim bu aralar çok işim var gelemeyebilirim!"diye söylendim aslında tekrar eski günlerde ki gibi bir şeyle yapmayı bende çok isterdim fakat dün Araf'ın dedikleri aklıma gelince bu fikirden vazgeçmek zorunda kaldım.Kapının birden açılmasıyla elimde ki telefonu hemen kapatıp indirdim Araf içeri gelir gelmez kaşlarını çatmıştı."Kiminle konuşuyordun sen?"diye sordu çatılan kaşlarıyla.  "Hiç kimseyle! Sen niye geldin?"diye sordum.  "Yarın nişanımız var onun haberini vermeye geldim!"diye alayla gülümsedi çok komik bir şey söylemiş gibi.  "Neden bu kadar acele ediyorsun?"diye sordum ciddi bir şekilde.  "Acele eden ben değilim babaannem!"diye cevapladı umursamaz bir şekilde."Az sonra bir kız gelecek ve yarın ki nişan için sana elbise modelleri gösterecek her şey dört dörtlük olmak zorunda sonuçta sen Araf Demirsoyla evleniyorsun senin yerinde olmak için can atan kaç kız var bilmiyorsun!"diye dudaklarını alayla kıvırdı.  "Unutuyorsun bu gerçek bir nişan değil hepsi bir oyundan ibaret!"diye çıkıştım. Araf'ın alayla gülümseyen yüzü birden ciddileşti.  "Her neyse işte!"deyip odadan çıktı bende ayağa kalkarak dışarıyı izlemeye başladım az daha Araf'a yakalanıyordum ucuz kurtulmuştum yine.Kapının tekrar açılmasıyla az önce Araf'ın bahsettiği kız gelmişti ama bu kız fazlasıyla alımlı gözüküyordu giydiği mini etek ve uzun topuklu ayakkabısıyla çok dikkat çekiyordu.  "Merhaba Araf'ın nişanlanacağı kız sen olmalısın"diyerek yalandan bir tebessüm etmişti kızın bana olan bakışları hiç sevecen değil aksine yüzünde memnuniyetsiz bir tavır vardı bende ayağa kalkarak adını bilmediğim kızla selamlaştım.  "Evet ben yağmur!"deyip el sıkıştık.  "Bende Nazlı yarın ki nişan için elbise modelleri getirdim istersen bir bakalım!"deyip uzun geniş yatağa oturup çantasından çıkardığı kitap tarzında ki kataloğu bana uzattı daha sonra beni inceleyerek konuşmaya başladı.  "Sizin istediğiniz her hangi bir model var mı ?"diye sordu."Hayır yok!"diye yanıtladım bana sorduğu soruyu.  "Peki"diye mırıldanıp bana uygun elbise modelleri göstermeye başladı.Benim dikkatimi çeken bir elbise gördüğümde parmağımı o elbisenin üzerine koyup yanımda duran Nazlı adındaki kıza baktım.  "Bu çok hoşuma gitti!"diye mırıldandım kız sahte bir gülümsemeyle bana baktı.  "Bu çok şık bir elbisedir ayrıca taşıması biraz zordur!"diye ekledi evet seçtiğim elbise buz mavisi renginde balık modeliydi üstünde ki işlemeler elbisenin ne kadar zarif olduğunu belli ediyordu."Bence bana çok uygun gözüküyor!"diye mırıldandım gülümseyerek.  "Peki o zaman ben bu elbiseyi size göre hazırlatayım izin veririrseniz önce ölçülerinizi alıyım!"diyerek ayağa kalktı bende yalancı bir gülümsemeyle ölçülerimi almasına izin verdim.  "Güzel bir fiziğiniz var kilonuza çok dikkat ediyorsunuzdur!"diye mırıldandı bende aynı şekilde cevap verdim.  "Aslında o kadar çok dikkat etmiyorum!"diye itiraf ettim.  "Çok şanslı olmalısınız!"diye devam etti konuşmasına."Hangi konuda?"diye sordum az çok neyden bahsettiğini anlamıştım.  "Araf Demirsoy o çok zor biri olduğu kadar tüm kızların büyülü hayali!"diye itiraf etti tam da düşündüğüm gibi O da Araf'ın hayranıydı.Hayır anlamıyorum neden herkes bu kadar büyütüyor Araf'ı? Tamam yakışıklı olabilir , her kızın istediği gibi çok yapılı bir vücuda sahip olabilir ama bana göre abartıyorlardı.  "Aslında onu anlamak çok zor fakat birbirimize olan sevgimiz her şeyin üstünden gelebiliyor!"diye mırıldandım gülümseyerek bunu kesinlikle sadece karşımda ki kızı sinir etmek için söylemiştim. Araf'ın kapıyı açmasıyla onun yanına gittim daha sonra karşımda ki alımlı kıza baktım bana ve Araf'a olan bakışları hiçte sevimli değildi.  "Gerçekten çok yakışıyorsunuz"deyip yalandan gülümsedi.  "Teşekkür ederim canım!"diye imalı bir şekilde baktım Araf burada ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi.Kız son bir kez daha bana baktıktan sonra odadan çıktı Araf bana boş boş bakarken bende Araf'a bakıp konuşmaya başladım.  "Sen niye geldin?"diye sordum."Size bakmak için karar verdiniz mi?"diye sordu ciddi bir şekilde."Evet verdik ölçülerimi bile aldı!"diye cevap verdim aynı şekilde.  "İyi!"diye mırıldanıp odadan çıktı.     Bende odadan çıktım ve terasa doğru yöneldim çok fazla rüzgar vardı. Hava soğuk değildi sadece çok fazla rüzgar vardı arkadan bir ses gelmesiyle o tarafa doğru döndüm. Araf sandalyelerden birini çekip elinde içki bardağıyla oturdu bende merakıma yenilip neden bu kadar çok içtiğini sordum.  "Çok içiyorsun! Neden?"diye mırıldandım önce Araf bakışlarını bana çevirdi fakat hiç bir şey söylemedi daha sonra bakışlarını benden çekip içki bardağından bir yudum aldı. Bende cevap vermeyeceğini bildiğim için önüme döndüm ve yüzüme doğru çarpan rüzgarı hissettim.  "Neden mi bu kadar çok içiyorum çünkü bugüne kadar kimse bana içme demedi! Ne yaparsam hep hoş karşılandı anlayacağın hiç kimse bana dur bunu yapma , bu yanlış demedi!"diye itiraf etti bende bakışlarımı Araf'a çevirdim.  "Belki diyememişlerdir!" Senden korktukları için sana karşı çıkmaya cesaret edememişlerdir!"diye bende bir itirafta bulundum.  "Ama sen karşı çıkıyorsun benimle kavga ediyorsun hatta bazı zamanlar bana bağırıyorsun!"diye mırıldandı."Çünkü ben senden korkmuyorum!"diye tısladım. Evet bazı zamanlar çok korkutucu olabiliyordu fakat ben yine belli etmemeye çalışıyordum.  "Neden korkmuyorsun? Benim ne kadar kötü biri olduğumu gördün hemde kendi gözlerinle neden benden hala korkmuyorsun?"diye çıkıştı aniden. Bu hallerine artık alışmıştım.Sustum hiç bir şey diyemedim belkide diyecek bir şey kalmadığı için belkide söylenecek her şeyi söylediğim için sustum.  "Neden korkmuyorsun benden?!"diye yineledi sorusunu ayağa kalkıp bana yaklaşarak."Bilmiyorum neden senden korkmadığımı bende bilmiyorum!"diye çıkıştım aynı şekilde. Araf sadece gözlerimin içine bakıyordu daha sonra geri çekilip elini ensesine koydu ve gökyüzüne baktı ben Araf'ın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum ama o her seferinde duygularını , düşüncelerini gizlemeyi başarıyordu.Bir kaç dakika sonra bakışlarını gökyüzünden çekip bana baktı. Sanki bir şeyler söylemek istiyor da daha sonra vazgeçiyordu.  "Hava soğudu içeri geç artık!"diye mırıldandı.  "Ben üşümüyorum beni düşünmene gerek yok!"diye tısladım Araf alaycı bir şekilde bana bakıp gülümsedi daha sonra konuşmaya başladı.  "Seni düşündüğümden falan değil! Yarın böyle bir özel günde hastalanıp başımı ağrıtmanı istemiyorum!"diye ukala bir şekilde gülümsedi.  "Merak etme ağrıtmam!"deyip hızla oraya terk ettim az önce sakin sakin konuşurken nasıl beni yine sinirlendirmeyi başarmıştı? Anlamıyorum!Tüm gün odamdan dışarı çıkmamış sabah kapımın tıklanmasıyla gözlerimi açtım gelen dünkü kızdı.  Nazlı.  "Eğer müsait değilseniz az sonra da gelebilirim"diyerek tebessüm etti bende hayır anlamında başımı salladıktan sonra hemen ayağa kalktım.  "Hazırlıklara başlandı bizde sizi hazırlamak için buradayız ama sizin önce kahvaltınızı etmeniz gerekecek!"diye mırıldandı bende başımı olumlu anlamda sağladıktan sonra mutfağa doğru yöneldim kahvaltı hazırdı bende kahvaltımı edip hemen odama doğru yöneldim.Bunların hepsi bir oyundan ibaret olmasına rağmen çok heyecanlıydım kalbim çok hızlı atıyordu bu kadar hızlı atmaması gerektiği halde atıyordu neden bu kadar heyecanlıydım bende bilmiyordum.Hızla odama geçip Nazlı ve ekibi beni nişan için hazırlamaya başladı bir yandan saçlarımla ilgilenirlerken bir yandan da makyajımı yapıyorlardı daha bir kaç hafta önce başıma silah dayayan adam bugün benim nişanlım olacaktı.Bir kaç saat sonra artık hazırdım fazlasıyla güzel olmuştum ben bile aynada kendime inanamazken! düşüncelerimi yarıda kesen Nazlının sesi olmuştu.  "Gerçekten de harika görünüyorsunuz yağmur hanım!"deyip yalandan gülümsedi bende aynı şekilde gülümseyerek teşekkür ettim.Daha sonra onlar odadan çıktılar az sonra Araf gelecekti bunu düşünmek daha da heyecanlandırıyordu beni bir kaç dakika sonra kapımın çalınmasıyla Araf'ın geldiğini anlamıştım kalbim ağzımda atacak kadar hızlı çarpıyordu kalbim peki ama neden böyle oluyordu?Araf'ın içeri geçmesiyle beni baştan aşağı süzmesi bir olmuştu tek kelime etmeden sadece bana bakıyordu şu an tek istediğim aklından geçenleri bilmekti fakat bunu hiç bir zaman öğrenemeyecektim çünkü yüzünde en ufak bir değişim yoktu yine tepkisiz di ve hala beni inceliyordu.  "İncelemen bitti mi?"diye sordum ciddi bir şekilde. Araf toparlanıp önce boğazını temizledi daha sonra derin bir nefes aldıktan sonra yanıma doğru geldi ve kollarını gevşetti anlaşılan koluna girmemi istiyordu bende istediği şekilde koluna girdim birbirimize çok yakındık ve ben onun denizimsi kokusunu hemen almıştım.Araf kapıdan çıkıp nazlı ve ekibine bir şeyler söyledikten sonra bana yardımcı olup yolcu koltuğunda rahat bir şekilde oturmamı sağladı. Daha sonra o da sürücü koltuğuna yerleşerek bana baktı ve arabayı çalıştırıp park yerinden çıkarıp ana yola çıktık.  "Bugün yalandan bile olsa nişanlanıyoruz fakat daha nişanın nerede olacağından haberim bile yok!"diye mırıldandım.  "Nişan için çok özel bir yer tuttum gidince görürsün!"diye cevap verdi.Yarım saat sonra çok büyük ve gösterişli bir salonun önündeydik kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyordum.Araf elimi tutarak bana baktı daha sonra derin bir nefes aldıktan sonra yürümeye başladık biz içeri geçer geçmez bir alkış tufanı kopmuştu herkes çok mutlu ve memnun gözüküyordu.Bizi önce babaannesi ve dedesi karşılamıştı annesinin vefat ettiğini biliyordum peki babası o neden gelmemişti?Yüzüklerimizi takmaya dedesi gelmişti benim heyecandan ellerim titriyor nefes alışverişlerim düzensiz bir hale geliyordu ? Ne oluyordu Bana böyle?Dedesi yüzüklerimizi takıp iyi dileklerini de ilettikten sonra yüzüklere bağlanmış olan kırmızı kurdeleyi kesmişti daha sonra bitmek bilmeyen alkışlar ve tebrik faslı olmuştu Araf'a baktığımda fazlasıyla gergindi onu tedirgin bir şeyler olduğu kesindi.     Daha fazla dayanamayıp Araf'a ne olduğunu sordum fakat o yine soğukkanlılığını korumuş öyle cevap vermişti. Ara sıra ayağa kalkıyor bazı telefon görüşmeleri yapıyordu. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu apaçık ortadaydı. Araf'ın yanımdan biraz uzaklaşmasıyla onun arkasından gittim Araf arka kapıdan dışarı çıkmıştı bende aynı şekilde arka kapıdan dışarı çıktım Araf'ın önünde siyah bir araba durdu. Ve içinden siyah takım elbiseli 2 adam çıktı.Ne dönüyordu burada?  "Böyle bir günde sizi rahatsız etmek istemezdik fakat benim evime gelip her şeyi dağıtıp gitmen sana hiç yakışmadı Demirsoy!"diye çıkıştı Araf'ın arkasından izlediğim için verdiği tepkiyi göremiyordum.  "Benim yaptığım her şeyin bir sebebi vardır o gün evine gelip dağıttıysam mutlaka bir nedeni vardır fakat şimdi bunların konuşmanın hiç zamanı değil!"diye uyardı Araf karşısında ki adamı.  "Peki o zaman bu sefer senin dediğine uyalım fakat bu akşam sahil kenarının arkasında ki o depoda seni bekleyeceğiz! Umarım gelmeyip bizi hayal kırıklığına uğratmazsın !"diye alayla gülümsedi.  "Ne zaman çağırdın da gelmemezlik yaptım?"deyip Araf'ta aynı şekilde güldü daha sonra onlar arabasına binip giderken bende Araf beni görmeden hemen büyük salona doğru yürüdüm. Araf'ın babaannesi yanıma gelirken derin bir nefes aldım.  "Neredeydin kızım?"diye sordu babaannesi.  "Diğer tarafta ki misafirlerle ilgileniyordum."deyip yalandan gülümsedim.Daha sonra yanıma gelip tebrik eden misafirlerin hepsine teşekkür ettim Araf'ta yanıma gelince o da aynı şekilde teşekkür etti.Nihayet herkes yavaş yavaş gittiğinde bakışlarımı tekrar Araf'a çevirdim.  "Bugün fazlasıyla işim olduğu için seni eve bir adamım bırakacak!"diye mırıldandı oraya gidecekti o siyah takım elbiseli adamın yanına o adamlar Araf'a zarar verebilirdi buna izin vermemeliydim."Hayır olmaz!"diye çıkıştım aniden Araf bu tepkime şaşırmıştı.  "Neden?"diye sordu soğuk sesiyle.  "Özel bir nedeni yok sen bıraksan? Hem kendimi hiç iyi hissetmiyorum başım dönüyor!"diye bir yalan attım."Az önce hiç bir şeyin yoktu!"diye söylendi inanmamış gibiydi.  "Peki o zaman kendini kötü hissediyorsan eve gittikten hemen sonra bir doktor yollarım!"diye bir öneride bulundu. Ben işin içinden çıkmaya çalıştıkça o daha da batırıyordu her şeyi!  "Doktora gerek yok!"diye mırıldandım. Araf boş boş bana baktıktan sonra konuşmaya başladı."Benim artık gitmem gerekiyor az sonra seni eve bırakacak adam gelir!"deyip büyük geniş salondan çıktı fakat yan tarafta duran telefonunu unuttuğunu gördüm belki telefonunu unuttuğu bahanesiyle onu takip edebilirdim diye düşünüp bende Araf'ın arkasından çıkıp hemen bir taksiye bindim ve önde ki arabayı takip etmesini söyledim şoför bana garip bir şekilde bakıyordu tabi nişandan hemen sonra bu elbiseyle bir taksiye binmek biraz garipti ama benim zamanım yoktu.Yaklaşık yarım saat sonra Araf'ın arabası bahsedilen o depoda durdu bende taksiden inip deponun arkasından olanları izlemeye başladım siyah takım elbiseli adamlar bizden hemen sonra gelmişlerdi bu sefer tek fark onların çok kalabalık olmasıydı ben iyice korkmaya başlamıştım bile her an bir olay çıkacakmış gibi hissediyordum bir şeyler yapmam lazımdı onlar bu kadar çokken Araf'ın tek olması hiç adil değildi.Araf'ın telefonu titremesiyle birinin onu aradığını anladım ve kimin aradığına bile bakmadan telefonu açıp kulağıma doğru götürdüm.  "Dostum nişanına gelemediğim için beni affet ama durumları sende biliyorsun!"diyerek konuşmaya başladı telefonda ki ses.  "Sen Araf'ın neyi oluyorsun?"diye sordum hemen belki o Araf'a yardım edebilirdi."İş arkadaşı aynı zamanda en yakın dostu sen kimsin?"diye sordu.  "Ben nişanlısıyım onun başı dertte ona yardım edebilir misin?"diye sordum telaşlı bir şekilde. O da hemen kabul etti bende hemen buraya gelmesini ve yanında bir çok adam getirmesini söyledim.   "Tamam sen olduğun yerden çıkma yoksa Araf önce bizi öldürür!"diye uyardı.  "Burada Araf'ın başı dertte ona yardım etmeniz gerekiyor!"diye açıkladım ve hemen telefonu kapatıp aralarında ki konuşmayı dinlemeye başladım.  "Benimle ne alıp veremediğin var Demirsoy senin gibi bir adamla düşman yerine dost olmak isterdim."Araf adamın bu söylediklerine alayla güldü."Dost mu? Senin gibi bir şerefsizle dost olmak? Aileme yaşattıklarına rağmen seninle dost olmak öyle mi? Seni defalarca uyarmama rağmen bundan vazgeçemedin!"diye gürledi Araf karşısında ki adama. Araf'ın ailesine ne yaşatmışlardı? Bu adamlar kimdi?   "Onlar geçmişte kaldı artık geçmişi unutup yeni bir sayfa açalım beraber!"diye devam etti karşısında ki adam.  "Ben hala dün gibi hatırlıyorum olanları! Senin o iğrenç o yüzüne her baktığımda daha da artıyor sana olan intikam hırsım!"diye itiraf etti Araf bu adamlar Araf'a onu bu kadar çok üzecek ne yaşatmışlardı ?  "Olanları değiştiremem biliyorsun anneni sana geri getiremem aslında bakarsan annenin öldürülmesinde babanın çok büyük payı var! Eğer baban bizimle her şeyini ortaya koyacak kadar büyük oynamasaydı belki bugün annen toprağın altında değil yanında olurdu!"diye mırıldandı.Şimdi anlıyordum Araf'ın annesi kaza sonucu değil kasten bu adamlar tarafından öldürülmüştü. Araf'ın tüm öfkesi , intikam hırsı bu yüzden miydi? Bugün nişana babasının gelmemesi o yüzden miydi? Araf karşısında ki adamın üzerine doğru yürüyüp boğazına yapışmıştı.  "Annemin adını ağzına almayacaksın!"deyip boğazına daha sıkı yapıştı tüm silahlar Araf'a doğru çevrilmişti Araf'ın bir an önce o adamı bırakması gerekiyordu yoksa bu adamlar onu öldürecekti.Dayanamadım ve olduğum yerden çıkıp Araf'a seslendim."Araf Dur!"Araf ve diğer tüm adamlar bana doğru dönmüştü Araf boğazına yapıştığı adamı itip yanıma geldi bu sefer onu çok kızdırmıştım hemde fazlasıyla.  "Sen delirdin mi?! Nasıl buraya gelirsin?!"diye bağırdı."Telefonun"diye mırıldandım elimde ki telefonu işaret ederek Araf çok sinirliydi.  "Buraya bu lanet telefonu getirmek için mi geldin?"diye tekrar bağırdı daha sonra az önce Araf'ın boğazına yapıştığı adam bize bakarak konuşmaya başladı.  "Misafirimiz varmış hoş geldin!"diye alayla gülümsedi Araf önce o adama daha sonra bana öldürecekmiş gibi baktı ve beni arkasına geçirdi daha sonra kulağıma doğru eğildi."Buradan çıktıktan sonra buraya gelmenin hesabını vereceksin!"diye fısıldadı daha sonra karşımızda ki adama baktı.  "Araf neden nişanlınla tanışmama izin vermiyorsun? Bu güzel bayanla bende tanışmak isterim!"deyip sinsice gülmeye başladı Araf elini yumruk yapmış karşımızda ki adama öldürecekmiş gibi bakıyordu.  "Ona gözlerini dahi kaydırırsan seni doğduğuna pişman ederim!"diye gürledi sesi o kadar sert çıkmıştı ki beni bile korkutmuştu."Çok kabasın!"deyip alaycı bir şekilde kahkaha attı.  "Buradan çıktıktan sonra seni öldürmek için tekrar yanına geleceğim ve bu sefer hiç bir şey yapamayacaksın! Tıpkı annemi öldürdüğünde benim hiç bir şey yapmadan sizi izlediğim gibi! Acıdan yerde kıvranırken!"diye bağırdı siyah takım elbiseli adam yüzünü buruşturarak yanımıza geldi daha sonra bir şeyler mırıldandı.  "Peki ya buradan çıkamazsan? Buradan çıkmana izin vermezsem o zaman ne olacak Demirsoy!"diye kükredi aynı şekilde daha sonra tüm silahlar ben ve Araf'a doğru çevrilmişti korkudan Araf'ın elini tuttum Araf önce bana daha sonra tuttuğum eline baktı daha sonra da bana doğru döndü. "Korkma hiç bir şey olmayacak sana zarar vermelerine izin vermeyeceğim!"diye fısıldadı ve tuttuğum elini daha sıkı bir şekilde kavradı nedenini bir şekilde Araf'ın varlığı bana güven veriyordu. Depo kapısının büyük bir gürültüyle açılmasıyla silah sesleri yükseldi bu Araf'ın arkadaşı olmalıydı o ve daha bir sürü adam içeri girdi Araf beni hemen dışarı çıkardı.  "Bu ağacın arkasında beni bekle hemen geleceğim!"deyip bir şey söylememe bile fırsat vermeden içeri geçti ben sadece Araf'ın beni bıraktığı yerde onun bir an önce gelmesini bekliyordum göz yaşlarım bu sefer Araf'a bir şey olmasından ona zarar vermelerinden korktuğum için akıyordu. Silah sesleri bir türlü susmuyordu.Nihayet silah sesleri sustuğunda içimi bir korku kapladı.Ya Araf vurulmuşsaydı? Bunun düşüncesi bile beni paramparça ederken böyle bir şey olsa o zaman ne yapacaktım?Bir kaç dakika sonra Araf'ın depodan çıktığını gördüm ve göz yaşlarıma aldırmadan hızlıca Araf'ın boynuna sarıldım.  "Çok şükür sana bir şey olmamış!"diye fısıldadım Araf bakışlarını bana doğru çevirerek gözlerimin içine baktı.  "Sence sana bugün bu yaptığının cezasını vermeden gidebilir miydim?"diye mırıldandı bende Araf'ın bu söylediğine gülümseyerek boynunda ki ellerimi çektim ve aramızda ki mesafeyi açtım. Bende tam bir şeyler söyleyecekken yanımıza bir adam geldi.  "Ucuz kurtuldun Demirsoy yenge arayıp haber vermeseydi bu kadar kolay sıyrılamazdın! Umarım nişanına gelmediğim için bana sinirli değilsindir!"diye alaycı bir şekilde gülümsedi Araf'ta karşımızda ki adama gülümseyerek cevap verdi.  "Sağ ol bugün için! Seni küçükken o çocukların elinden kurtarmama sayarsın!"deyip dudaklarını alayla kıvırdı.  "Bu arada ben Araf'ın en yakın dostlarından Burak telefonda da söylemiştim zaten!"deyip elini uzattı bende uzattığı eline karşılık verdim.Daha sonra Araf beni arabaya gönderip az sonra geleceğini söyledi bende Araf'ı arabada beklemeye başladım.  Bir kaç dakika sonra Araf'ta sürücü koltuğuna yerleşti ve bana çatılan kaşlarıyla bakıp konuşmaya başladı.  "Bugün bu yaptıklarının hesabını vereceksin unuttuğumu düşünme!"diye tısladı.  "Az önce ölümle burun burunaydık sen hala hesap peşindesin!"diye mırıldandım.  "Sen buraya gelmeseydin tüm bunlar yaşanmayacaktı"diye karşı çıktı.  "Evet bunlar yaşanmayacaktı o adamlar seni öldürecekti!"diye tısladım aynı şekilde.  "Bak son kez uyaracağım seni sebebi ne olursa olsun eğer bir daha böyle bir olayla karşı karşıya gelmek zorunda kalırsan sadece kendini düşüneceksin anladın mı?"diye uyardı.  "Anladım!"diye mırıldanıp başımı öne eğdim daha sonra bu depodan uzaklaştık.Bugün kafamda ki tüm sorular cevabını bulmuştu.  Seni artık çok iyi tanıyorum Araf Demirsoy!  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD