...
Eve gidene kadar ikimizde konuşmamıştık Araf arabayı söndürdüğünde düşmemeye dikkat ederek inmiştim tek dileğim bu üzerimde ki elbiseden bir an önce kurtulmaktı. Ben arabadan inip eve doğru yönelirken Araf çoktan kapıyı açmış odasına geçmişti. Bende aynı şekilde odama geçip üzerimde ki bu elbiseden kurtuldum daha sonra makyajımı da sildikten sonra ılık bir duş almıştım. Daha sonra Araf'ın bana seslenmesiyle dışarı çıktım.
"Babaannem telefonda seni istiyor!"diye mırıldanıp telefonunu bana doğru uzattı. Bende telefonu kulağıma doğru götürdüm.
"Yağmur kızım sen misin?"diye seslendi telefonda tatlı sesiyle bende gülümseyerek cevap verdim."Evet benim babaanne!"diye mırıldandım. Araf'ın gözleri benim üzerimdeydi.
"Yarın senin için benim evimde bir kına partisi düzenlemeyi düşünüyorum tabi eğer sende istersen!"diye bir açıklama yaptı bizim için bu kadar çaba göstermeleri hepsi boşunaydı çünkü ve Araf sadece 6 aylığına bir anlaşma yapmıştık ve bu altı ay bitince birbirimizin hayatından çıkacaktık.
"Hiç gerek yok babaanne!"diye geçiştirmeye çalışsam da ısrarına dayanamadım kabul ettim. Daha sonra telefonu kapatır kapatmaz Araf ne konuştuğumuzu sordu.
"Yarın benim için bir kına partisi düzenlemek istiyor ama ben istemiyorum!"diye itiraf ettim.
"Bizim için bir önemi yok sende biliyorsun!"diye mırıldandı evet bizim için bir önemi yoktu fakat onlar için öyle değildi.
"İşte bu yüzden istemiyorum bende bizim için bir yalanken onlar için kocaman bir gerçek! Bizim için bir sürü hazırlıklar yapıyorlar fakat hiç birinin bizim gözümüzde bir anlam ifade etmediğini bilmiyorlar!"diye karşı çıktım Araf gözlerini bana sabitleyip konuşmaya başladı.
"Üzgünüm benim bu konuda yapabileceğim hiç bir şey yok! Ben yarın seni babaannemlere bırakırım!"deyip yanımdan ayrıldı tabi onun için bir şey fark etmiyordu ama bu durum beni rahatsız ediyordu.Daha sonra odama geçip büyük ve geniş yatakta uzandım belki bir kaç gün sonra evlenecektim hemde Araf'la bana bu kadar çok şey yaşatmasına rağmen benim kocam olacaktı her ne kadar sadece resmi olarak evlensekte ben onun gözünde anlaşmalı işçisi gibi olacaktım hep.
Düşüncelerimi kesip gözlerimi kapattım bu durumda yapılabilecek en iyi şey uyumak olacaktı.Gözlerimi açtığımda istediğim sadece su içmekti mutfağa doğru yönelip su içtim daha sonra Araf'ın odasının kapısının açık olduğunu gördüm ve kapatmak için oraya doğru yöneldim içeriye göz gezdirdiğimde Araf'ın uyuyor bir şekilde bir şeyler mırıldandığını duydum ve dayanamayıp içeri geçtim.Kabus görüyordu ne mırıldandığını duymak için ona biraz daha yaklaştım.
"İzin vermeyeceğim O'na da zarar vermenize izin vermeyeceğim"gibi bir şeyler mırıldanıyordu kimden bahsediyordu hiç bir şey anlamıyordum. Araf'ı uyandırmak için onu dürtsemde uyanmadı.Bende ayağa kalkacağım sırada bir çift elin beni tutup çekmesiyle Araf'ın üstüne düştüm. Araf kulağıma doğru eğilip bir şeyler fısıldamaya başladı.
"Gitme!"Araf kendinde değildi yoksa böyle bir şey asla söylemezdi peki ben ne yapacaktım? Onun yanında kalmam hiç doğru değildi fakat Araf şu an kendinde bile değildi bu gece onun yanında kalıp sabah güneş doğar doğmaz buradan ayrılacaktım. Araf'ın tuttuğu elimi her ne kadar ondan kurtarmaya çalışsam da izin vermiyordu uykusunda bile çok inatçı ve karşı konulmazdı.Bende Araf'ın yan tarafında kalan boşluğa başımı yasladım kilolu biri olamadığım için hemen sığabiliyordum.Araf'ın denizimsi kokusunu da aldıktan sonra hemen uykuya daldım.
Sabah gözlerimi açtığımda bir çift koyu kahverengi gözlerle karşılaşmayı beklemiyordum Araf bana şaşkın bir şekilde bakarken bende olduğum yerden hızlıca kalktım amacım Araf uyanmadan buradan gitmekti fakat umduğum gibi olmamıştı.
"Bak açıklama yapabilirim!"diye mırıldandım başımı öne eğerek utançtan kesinlikle yanaklarım kızarmıştı."Ne diyeceğini biliyorum!"diye söylendi aynı şekilde.
"Hı?"diye küçük bir mırıltı çıktı benden Araf dudaklarını alayla kıvırdı.
"Dün garip garip sesler duydum ve çok korktum Araf!"diye sesini inceltip gülmeye başladı.
"Hayır dün sen bir kabus görüyordun! Hem meraklı değilim seninle aynı yatakta uyumaya! Sen bana gitme dedin!"diye açıklamada bulundum.
"Gerçekten benim böyle bir şey söyleyebileceğime inanıyor musun?"diye sordu ciddi bir şekilde.
"Bak neye inanmak istiyorsan ona İnan bana inanmanı beklemiyorum zaten!"deyip arkamı döndüm. Fakat Araf'ın söyledikleri ile duraksamıştım."Hoşuma gitti!"diye mırıldandı bende anlamamış bir şekilde Araf'a baktım."Ne?"diye sordum boş boş ona bakarak.
"Saçlarının kokusu!"diye fısıldadı ben gözlerimi Araf'tan çekip hemen odadan çıktım bunu beni sinir etmek için mi söylemişti yoksa beni utandırmak için mi söylemişti anlamamıştım. Hızla odama geçtim ve yatağımın üzerine oturdum elimi yanağıma götürdüğümde sıcacık olduğunu fark ettim.
Her defasında beni sinirlendirmeyi başardığı gibi utandırmayı da başarıyordu düşüncelerimi kesip karşımda ki aynaya baktım bugün benim için düzenlenecek kına geldi aklıma kim bilir nasıl hazırlıklar yapmışlardır benim için diye düşündüm.Araf'ta çıktığında evde tek kalmıştım terasa çıkıp hava almak istedim fakat yardımcı kız handenin telefonda telaşlı bir şekilde konuştuğunu görünce kapının arkasından konuşmalarını dinledim.
"Anne lütfen konuş babamla ben o adamla evlenmek istemiyorum sende biliyorsun benim sevdiğim başka!"diye yalvarıyordu telefonla konuştuğu kişiye. O da benim yaşadıklarımın benzerini yaşıyordu bir kaç dakika sonra handenin ağlayarak telefonu kapattığını gördüm bende beni görmemesi için sanki yeni geliyormuşum gibi yapıp yanına gittim hande hemen göz yaşlarını silip gülümseyerek bana baktı.
"Bir şey mi istemiştiniz?"diye sordu nazik bir şekilde.
"Seninle konuşmak istiyorum terasa gelir misin lütfen?"diye sordum o da tebessüm ederek başını olumlu bir şekilde salladı daha sonra benim arkamdan gelip terasa çıkıp sandalyelerden birini oturduk.
"Hande bana doğruları söylemeni istiyorum!"diye mırıldandım o sadece beni pür dikkat dinliyordu.
"Öncelikle bana hanım gibi sözcükler söylemeni istemiyorum biz seninle yaşıt bile sayırılız!"diye tebessüm ettim o da bana aynı şekilde gülümsedi.
"Ailen seni sevmediğin bir adamla mı evlendirmek istiyor?"diye sordum önce bu soruma her ne kadar şaşırsa da başını öne eğerek cevap verdi."Evet!"diye mırıldandı.
"Peki sen ne yapacaksın? O adamla evlenecek misin?"diye sordum. Handenin gözleri çoktan dolmuştu bile.
"Fırat yani sevdiğim adam beni kaçırmak istiyor fakat bu konuda bize yardım edebilecek kimse yok annemle babamı oyalayacak birisine ihtiyacımız var ama kime söylesek bir bahane buluyor ne yapacağımı bende bilmiyorum çok çaresizim!"diye fısıldadı göz yaşlarını ellerinin tersiyle iterek. Aklıma bir kaç hafta önce babamın beni başka adama vereceğini söylemesi geldi bende o gün en az hande kadar çaresizdim ona yardım edecektim.
"Ben sana yardım edeceğim ne zaman kaçmayı düşünüyordunuz?"diye sordum."Emin misiniz? Araf bey buna izin vermez!"diye mırıldandı.
"Araf'ın haberi olmayacak siz ne zaman kaçmayı düşünüyorsunuz?"diye sordum sorumu yineleyerek."Bu gece!"diye cevap verdi soruma karşılık.
"Tamam ağlama artık bana telefon numaranı ver buradan haberleşmek için!"diye mırıldandım. Hande de numarasını verip bana sarılıp teşekkür etti. O gün bana yardım edebilecek kimse yoktu ama bugün ben birilerine yardım ederek onu da benim gibi bu çukurdan çıkarabilirdim. Bende Araf gelmeden bugünkü kına için uygun kıyafetler giydim ve hazırlandım Araf'ta geldiğinde arabada ki yerimizi aldık Araf arabayı çalıştırırken benim aklım hala handedeydi umarım bu kına partisi hemen biter bende handeye yardım edebilirdim. Araf kısa bir süre bana bakıp konuşmaya başladı.
"Nereye daldın öyle?"diye sordu tepkisiz bir şekilde."Hiç!"diye mırıldandım. Araf'a bana yardım etmesini söylesem bana yardım etmeyecekti hatta başımı belaya sokmama izin vermemek için beni göndermeyecekti en iyisi bunu ondan gizlemekti. Bunun için bana çok kızacağını biliyordum fakat bunu yapmak zorundaydım.Araf beni babaannelerinin evine bıraktı daha sonra bana bakıp konuşmaya başladı.
"İşiniz bitiğinde beni ara ben seni almaya geleceğim!"diye emir verdi bende başımı olumlu bir şekilde salladıktan sonra arabadan inip bu büyük evin kapısını çaldım.Beni kapıda babaannesi karşıladı ve selamlaşıp beni içeri davet etti.Her şey dört dörtlüktü beni hemen salonun ortasında ki sandalyeye oturttular ışıklandırmalar , süsler , kıyafetler Babaanne yanıma gelip bana bir poşet verdi bunun içinde kına kıyafetim vardı bende hemen boş bir odaya geçip üzerimi giyindim ve başımı da verdikleri kırmızı kına duvağını takıp salona geri döndüm ışıklar söndürülmüştü beni tekrar aynı sandalyeye oturtturdular ve kırmızı duvağımı kapatarak o meşhur kına şarkısını söyleyip etrafımda dönmeye başladılar. Kendimi gerçekten çok iyi hissetmiştim yalandan bile olsa bu durum çok hoşuma gitmişti.
Nihayet şarkı bitip avucuma da kına sürüldükten sonra masada ki tatlılardan bir kaç tanesini ağzıma attım. Herkes halinden memnundu.Ben durmadan saate bakıp duruyordum handeye yardım etmeliydim son 1 saatim kalmıştı.Bir kaç dakika sonra babaannenin yanına gidip konuşmaya başladım.
"Babaanne Araf gelmek üzereymiş bende gitsem artık her şey için çok teşekkür ederim!"deyip üzerimi bile değiştirmeden telefonumu alıp handenin bana gönderdiği adrese gittim. Umarım hande ve Fırat'a yardım edebilirdim.Yarım saat sonra taksi durduğunda parasını verip hemen arabadan indim ve aklımda ki plan için harekete geçtim ve handenin ev kapılarını çaldım kapıyı annesi olduğu düşündüğüm orta yaşlı bir kadın açtı bende telaşlı bir şekilde yüzümü buruşturdum ve karşımda ki orta yaşlı kadına bakarak konuşmaya başladım.
"Lütfen bana yardım edin peşimde 2 adam var ve beni takip ediyor!"diye telaşlı bir şekilde konuştum. O ve babası olduğunu düşündüğüm bir adam gelip beni takip ettiler bu sırada elinde çantasıyla arkamızdan çıkan handeyi görmemle derin bir nefes aldım. Handenin babası olduğu düşündüğüm adam kaşlarını çatarak bana baktı.
"Yok burada kızım kimse hadi evine git sen!"deyip beni göndermeye çalıştı Gerçekten de babası çok kaba ve sert biriydi.Tıpkı benim babam gibi.Handenin anne ve babası benim yanımdan ayrılırken telefonumun çaldığını duydum ve telefonu elime alıp kimin aradığına baktım.Bu Araftı.Bende daha fazla bekletmeden telefonu açıp kulağıma götürdüm.
"Neredesin sen?!"diye kükredi telefonu açar açmaz.
"Tamam yarım saate geliyorum!"diye söylendim fakat Araf çok sinirlenmişti bu sesinden bile belli oluyordu.
"Söyle Neredesin gelip alıyorum!"diye emir verdi. Sesi o kadar öfkeli geliyordu ki eve gidince kesin bana çok kızacaktı. Bende Araf'a adresi verip telefonu kapattım. Ve az sonra Araf'ın gazabına uğrayacağım için kötü hissediyordum kendimi ama benim önceliğim Handeydi. Hemen onu aradım.
"Hande ne oldu ne yaptınız?"diye sordum telefonu açar açmaz.
"Çok teşekkür ederim yağmur senin sayende kurtuldum şimdi Ankara'ya gitmek için otobüse biniyoruz Fırat'la işe artık gelemeyeceğim!"diye açıklama yaptı.
"Senin adına çok sevindim sen işi düşünme çok mutlu olun!"diye iyi dileklerimi söyleyip telefonu kapattım. İşte şimdi kendimi çok iyi hissediyordum en azından birileri benim sayemde mutlu olmuştu. En azından onun hayatı kararmamıştı sevdiği adamla çok mutlu bir hayat bekliyordu onları.
Yarım saat sonra Araf'ın arabasını görmemle korku bütün bedenimi sardı Araf'ın bana doğru attığı her adım beni korkutuyordu sokak lambalarının aydınlattığı kadar görebilmiştim Araf'ın yüzünü tahmin ettiğim gibi çok sinirliydi.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun?! Seni ne kadar aradığımı biliyor musun?!"diye gürledi her an biri pencereden çıkıp bizi buradan kovabilirdi.
"Araf sakin ol anlatacağım!"diye karşı çıksam da beni duymuyordu.
"Bana haber vermeden gecenin bir saati neden buradasın? Beni deli etmeye mi çalışıyorsun?!"diye bağırdı tekrar konuşmama bile fırsat vermiyordu daha fazla dayanamayıp parmak uçlarıma basarak Araf'ın boyuna yetişmeye çalıştım ve ani bir hareketle elimle ağzını kapattım. Başarılıda olmuştum susmuştu bir kaç saniye gözlerini bana dikti Araf'ı susturmayı başarmıştım bu fırsatla hemen konuşmaya başladım.
"Her şeyi anlatacağım sadece buradan uzaklaşalım!"diye mırıldandım Araf tepkisiz bir şekilde bana bakıyordu bende ellerimi Araf'tan çekerek bir şey söylemesine izin vermeden arabaya doğru yürüdüm fakat giydiğim kına kıyafeti yürümemi zorlaştırıyordu. Araf'ın arkadan bir şeyler mırıldandığını duydum ve bakışlarımı o tarafa doğru çevirdim.
"Bu kıyafetle buraya gelmeyi düşünecek kadar ne getirdi seni buraya çok merak ediyorum!"diye tısladı bende önce Araf'a çatılan kaşlarımla bakarken bir şey söylemeyip Araf'ın yan tarafında ki yolcu koltuğunda yerimi aldım. Araf hala gergindi bunu yüz hatlarından anlayabiliyordum. Bu dar sokaklardan geçerek ana yola çıktık Araf yolun kenarında arabayı durdu ve bana baktı."Orada bu kıyafetlerle ne yapıyordun?"diye sordu öfkesini kontrol etmeye çalışarak bende derin bir nefes aldıktan sonra her şeyi anlattım Araf anlattıklarımdan sonra daha da fazla sinirlenmişti.
"Ben belayı senden uzaklaştırmaya çalıştıkça sen belaya doğru koşuyorsun gerçi sen başlı başına bir belasın!"diye çıkıştı çok sert bir şekilde.
"Bir kızın hayatı söz konusuydu göz göre göre bir kızın hayatını mahvetmelerine izin veremezdim! Sonucu ne olursa olsun yaptıklarımdan pişman değilim!"diye karşı çıktım.
"Neden kendinden başka herkesi düşünmek zorundasın? Sen sadece kendini düşün anladın mı? Sadece kendini!"diye bağırdı.
"Ben kendimi düşünmeyi bırakalı çok oldu!"diye mırıldandım Araf söylediğim her kelimeye daha fazla kızıyordu.
"Ben yanında olduğum sürece sadece kendini düşüneceksin anladın mı? Sen kendini düşünmezsen kaybeden taraf hep sen olursun!"diye tısladı.
"Araf benim kaybedecek hiç bir şeyin yok ne bir ailem! Ne bir arkadaşım ne de başka biri! Ben bugüne kadar her ne yaptıysam hep tek başımaydım!"diye fısıldadım.Yorulmuştum Arafla tanıştığımdan beri hem fiziksel hem ruhen çok yorulmuştum.
"Artık değilsin! Artık yalnız değilsin! Ben yanında olduğum sürece her zaman güçlü olacaksın güçlü olacaksın ki kimsenin seni ezmesine , sana karşı çıkmasına bile izin vermeyeceksin!"diye mırıldandı daha sonra bir şeyler söyleyecekken buna izin vermeyip"Tabi ben hariç!"diye fısıldadı.Nasıl bir adamdı bu böyle? Az önce bağırıp çağırırken şimdi de öğütler veriyordu. Bir şey söyleyemedim sadece başımla onayladım.
"Bu arada benden habersiz hiç bir yere gitmeyeceksin yoksa bugünkü gibi sakin karşılaman haberin olsun!"diye uyarıp arabayı çalıştırdı. Araf'ın az önce söylediklerini aklıma kazmıştım.
"Artık yalnız değilsin! Ben yanında olduğum sürece her zaman güçlü olacaksın güçlü olacaksın ki kimsenin seni ezmesine , sana karşı çıkmasına bile izin vermeyeceksin!"
Bana her ne kadar sert ve kaba davransa da ben biliyordum tıpkı babaannesinin de bana dediği gibi;"O göründüğü kadar kötü biri değil!"Benim güçlü olmamı istiyordu her şeye rağmen güçlü durmamı ama bunu neden istediğini anlamıyordum belki de onun oyundan bile olsa karısı olacağım için zayıf gözükmemi istemiyordu.
Araf arabayı duraksadığında eve geldiğimizi anlamıştım arabadan inerek eve doğru yöneldim Araf kapıyı çoktan açmış içeri geçmişti fakat bana seslenerek durmamı sağladı.
"Üzerini değiştirirken sonra yanıma gel sana bir şey vermem gerekiyor!"diye açıklayıp hızlıca odasına geçti. Bende odama geçip önce üzerimde ki bu kına kıyafetinden hızlıca kurtuldum daha sonra üzerime daha rahat olabileceğim kıyafetler geçirip saçımı tepede dağınık bir topuz yapıp Araf'ın odasına geçtim Araf sandalyelerden birini işaret edip oturmamı işaret etti. Daha sonra yanıma yaklaşıp yere çömeldi ben şaşkın bir şekilde Araf'a bakarken Araf'ın yüz hatları her zaman ki gibi tepkisiz ve umursamazdı.Cebinden çıkardığı yüzüğü parmağıma geçirdi bu tek taş çok pahalı bir yüzüğe benziyordu daha sonra bana bakıp konuşmaya başladı.
"Bu yüzük bizim evlilik yüzüğümüz olacak ve bunu ben izin vermediğim sürece asla parmağından çıkarmayacaksın anladın mı?"diye uyardı kaba bir şekilde Araf'tan bunun aksini beklemek aptallık olurdu zaten.
"Anladım ama sende bunu bilmiş ol bu yüzüğün benim gözümde hiç bir değeri yok ve anlaşma biter bitmez sana geri vereceğim!"deyip ayağa kalkıyordum ki Araf'ın beni sıkıca kolumdan tutmasıyla geri oturdum.
"Ben daha diyeceklerimi bitirmedim!"deyip kaşlarını çatarak bana baktı."Bugün bir daha böyle bir olayla karşılaşmak istemiyorum! Bundan sonra birine yardım etmeden önce bunun sana ne kadar pahalıya patlayacağını düşün öyle karar ver!"deyip sıktığı kolumu bıraktı daha sonra kapıya doğru yönelecektim ki Araf'ın söylediği sözlerle duraksadım.
"Ve o yüzük parmağında olduğu sürece atacağın her adıma dikkat et!"diye uyardı bende hiç bir şey söylemeden odadan çıktım.Neymiş bu yüzük parmağımda olduğu sürece atacağım her adıma dikkat edecekmişim kendini ne sanıyordu? Sinirlenmeyecektim bu adamın daha fazla beni sinirlendirmesine izin vermeyecektim. Odama geçip büyük ve geniş yatağıma uzandım. Ve bugün olanları düşünmeden gözlerimi kapattım. O adamın düşüncelerimi ele geçirmesine izin vermeyecektim onu , ve yaptıklarını aklımdan çıkartacaktım. Sabah gözlerimi açtığımda karşımda tanımadığım bir kız duruyordu.
"Günaydın"diye gülümsedi içten bir şekilde. Yataktan doğrularak karşımda ki kıza baktım ve tam konuşmaya başlayacaktım ki cümlesine devam etti.
"Şimdi sen kim bu kız? Diye düşünüyorsundur ben hemen kendimi tanıtıyım sana ben Araf'ın biricik kuzeni eda Araf'ın nişanına bazı sebeplerden dolayı katılamadım o yüzden seninle tanışma fırsatımız olmadı ama şimdi tüm benliğimle karşındayım bizim aklı beş karış olan Araf'ı kendine aşık etmeyi başaran hatta daha da fazlasını yaparak onu evlenmeye ikna eden tek kızsın!"deyip elini uzattı. Bende uzattığı eline karşılık verdim çok tatlı bir kızdı Araf'a hiç benzemiyordu hatta Araf'ın tam tersiydi.
"Sen hala yataktasın ama hadi kalk kahvaltıya Araf'ta seni bekliyor!"deyip beni kolumdan çekiştirip mutfağa yürüttü. Araf çoktan yemeğe başlamıştı bile biz geldiğimizde Araf ayağa kalktı."Size afiyet olsun benim acil çıkmam gerek!"diye yanımızdan ayrılıyordu ki kuzeni eda kolundan tutup Araf'ı durdurdu.
"Müstakbel karına sarılmadan mı gideceksin!"deyip kızgın bir şekilde Araf'a baktı ben edanın dediklerine şaşkın bir şekilde bakarken Araf çoktan dudaklarını kıvırıp gülmeye başlamıştı.
"Ah tabi nasıl unuturum!"deyip yanıma geldi ben kaşlarımı çatarak Araf'a bakarken Araf çoktan beni kendine çekmiş kollarını belime dolamıştı bu hareketine ne kadar kızsam da burnuma dolan denizimsi kokusu ona olan sinirimi tuzla buz etmişti. Araf hala alaylı bir şekilde gülüyordu bende Araf'ı eda görmeden iterek kendimden uzaklaştırdım.
Araf çoktan gitmişti ben ve eda kahvaltı masasına oturup kahvaltı yapmaya başladık. "Bana Araf'la nasıl tanıştığınızı anlatır mısın?"diye sordu sevecen bir şekilde bende gülümseyerek Araf'ın daha önce babaannesi ve dedesine uydurduğu tanışma hikayesini anlattım.
"Biz okulda tanıştık o kadar"diye geçiştirmeye çalıştım daha sonra eda elimde ki yüzüğe bakarak konuşmaya başladı.
"Oha Araf sana tek taş yüzük mü aldı?"diye sordu kahkaha atarak. Bende yalandan gülümseyerek başımı olumlu anlamda iki yana salladım.
"Benim kaba ve sert kuzenime ne yaptın? O sana çok değer veriyor! Ara sıra her erkek gibi bazı çapkınlıkları oluyor fakat sen onu kendine nasıl aşık etmişsen senden başkasına bakmıyor!"diye itiraf etti içimden gülmek geldi sadece Araf'ın bana aşık olması bile komiğime gidiyordu o değil aşık olmak o daha sevginin ne anlama geldiğini bile bilmiyordur kendimi kontrol ederek tebessüm ettim sadece eda bana bakarak beni ayağa kaldırdı ve terasa çıkardı. Ve yan tarafta duran gelinlik modelleri olan kataloğu bana uzattı.
"Seni dünyanın en güzel gelini yapacağım yanlış anlama sen zaten çok güzelsin ben sadece ekleme yapacağım!"diyerek tebessüm etti. Bu halleri çok tatlıydı çok konuşkan olduğu kadar çok sevimliydi. Daha sonra kabarık prenses modeli bembeyaz bir gelinlik gösterdi alt tarafta ki dantel işlemeler gelinliğin daha güzel görünmesine neden oluyordu.
"Eminim bu sana çok yakışacak sende beğendin mi?"diye sordu heyecanlı bir şekilde. Gerçekten de her kızın hayalinde ki bir gelinlikti ve bu benim çok hoşuma gitmişti."Evet Gerçekten de çok güzel"diye itiraf ettim. Eda da aynı şekilde gülümseyerek bana bakıp konuşmaya başladı.
"Resmen 3 gün sonra evleniyorsun ya ben senden daha fazla heyecanlıyım!"deyip tekrar aynı şekilde gülümsedi.3 gün sonra mı demişti? Bu kadar aceleye ne gerek vardı? Anlamıyordum ve sanırım anlamayacaktım da. Ben derin bir nefes alarak edaya baktım.
"O zaman bu gelinliği senin için hemen hazırlatayım!"deyip heyecanla yanımdan ayrıldı. Bense hala 3 gün sonra evleneceğimi yeni öğrenmenin şokundaydım. Yalan söylemekten nefret ediyordum fakat Araf hayatımda olduğu sürece bu böyle devam edecekti. Biz edayla sohbet edip konuşurken Araf geldi önce hep beraber bir akşam yemeği yedik daha sonra eda bize bakarak konuşmaya başladı.
"Ama siz çok sıkıcı bir çiftsiniz hayatınızda hiç heyecan yok!"diye mırıldandı ben ve Araf aynı anda birbirimize baktık. "Hadi hep beraber dışarı çıkalım!"diye heyecanla konuşmaya başladı. Araf kaşlarını çatmıştı.
"Bu saate dışarısı hiç tenha değil bu fikrinden vazgeç eda!"diye karşı çıktı bende edaya bakarak Araf'ın dediklerini onayladım.
"Hem bu saate dışarıda ne yapacağız? Boşver!"diye öneride bulundum."Hadi Araf hep böyle mızıkçılık yapar sen yağmur? Sende mi?"diye çıkıştı."Benim çok uykum var hem!"diye bir bahane yarattım. Eda buna inanamamış gibiydi. Ayağa kalktım ve beni izleyen Araf ve edaya baktım.
"Ben uyumaya geçiyorum size iyi geceler!"diyerek yalandan bir tebessüm ettim. Fakat bu sefer edanın bana seslenmesiyle duraksadım.
"Bu sefer sizin dediğiniz olsun!"deyip o da ayağa kalktı ben odama doğru geçerken eda da Araf'ın yan tarafında bulunan boş odaya geçti düğün gününe kadar bizimle kalacaktı. Bu iyi olmuştu en azından düğün günümüze kadar bana arkadaşlık edecekti.Gözlerimi kapattığımda aklımda tek bir şey vardı.3 gün sonra evleniyor olmam!Her ne kadar sahte bir evlilik olsa da ben yine tedirgindim.Sabah başımda edanın beni dürtmesiyle uyanmıştım.
"Hadi kalk bugün alışverişe çıkacağız!"diye büyük bir heyecanla konuştu ben gözlerim yarı açık yarı kapalı cevap verdim."Eda ne alışverişi sabah sabah!"diye mırıldandım. Eda gülümseyerek cevap verdi."Ne alışverişi olacak düğün alışverişi!"diye yanıtladı büyük bir keyifle. Ayağa kalkıp edanın beni arkasından yürütmesine izin verdim. Mutfağa doğru yöneldiğimde Araf'ın telefon konuşması yaptığını gördüm. Bizi görünce telefonu kapatıp kahvaltı masasında ki yerini aldı. Edaya baktığımda çoktan konuşmaya başlamıştı bile.
"Kuzen bak müstakbel karına sence de çok uyuşuk değil mi?"diye alayla gülümsedi. Arafta yalandan tebessüm ederek konuşmaya başladı.
"Keşke sadece uyuşuk olsa inatçı , kendine bela açmakta üstüne olmayan , kendinden başka herkesi düşünen biridir!"diye devamını getirdi Araf'ın bu dediklerine küçük bir kahkaha attı eda ben ise kaşlarımı çatarak Araf'a bakıyordum.
"Biraz abartmıyor musun Araf?"diye yalandan gülmeye çalıştım.
"Yoo daha sayılacak bir sürü şey var ben sadece bazılarını söyledim!"diye alayla dudaklarını kıvırdı."Tamam benim yüzümden kavga etmeyin bide düğününüze 2 gün kala kavga etmeniz beni çok üzer!"diye mırıldandı ben ve eda kahvaltı yaparken Araf ara ara telefon görüşmeleri yapmak için ayağa kalkıyordu.Kahvaltı yaptıktan sonra eda beni zorla odama geçirip üzerime şık bir şeyler verdi saçlarımı dalgalı bir şekilde kıvırdı daha sonra çok güzel bir desenleri olan bir elbise verdi makyajımı da yaptıktan sonra ikimizde çok güzel olmuştuk Araf beni ve edayı baştan aşağı inceliyordu.
"Alt tarafı alışverişe kadar gideceksiniz bu abartı neden?"diyerek kaşlarını çattı eda gülümseyerek Araf'ın yanına yaklaştı ve konuşmaya başladı.
"Sen yağmuru kıskandın mı?"diye sordu alaycı bir şekilde Araf ve beni kıskanmak bu iki kelime birbirine çok yabancıydı.
"Ben öyle bir şey söylemedim her neyse hadi çıkalım artık!"deyip geçiştirmeye çalıştı eda ve ben Araf'a şaşkınlıkla bakarken Araf'ta bize ne oldu der gibi bakıyordu.
"Ne yani sende mi geliyorsun bizimle?"diye sordu eda Araf kaşlarını çatarak cevap verdi."Sizi bu şekilde tek başınıza göndereceğimi düşünmedin herhalde !"diye tısladı.
Araf'ın bizimle alışveriş merkezine gelmesi! Kesinlikle bu işin altında başka bir şeyler vardı.Yakında belli olurdu zaten.