6.BÖLÜM

2232 Words
... Ben ve eda arabada ki yerimize yerleştikten sonra Araf'ta gelip vakit kaybetmeden arabayı çalıştırdı ve bizi en yakında ki alışveriş merkezine bırakıp arabayı park etmeye gitti ben ve eda Araf'ı beklerken eda konuşmaya başladı.  "Yağmur neden bu kadar endişeli görünüyorsun?"diye sordu bende yalandan tebessüm ederek cevap verdim.  "Yoo endişeli falan değilim!"diye geçiştirmeye çalıştım eda da olumlu bir şekilde başını salladıktan sonra Araf geldi ve hep beraber içeri girdik.Eda beni o mağazadan mağazaya sürüklüyordu tabi bu sayede Araf'ta benim gibi oradan oraya savruluyordu. Eda heyecanla bana bakıp konuşmaya başladı.  "Yağmur baksana orada ki elbiseye hadi gel deneyelim!"deyip beni elimden tutup çekiştirdi. Ben edanın arkasından sürüklenirken Araf etrafını kolaçan ediyordu.   Nihayet mağazaya girdiğimizde eda bana kısa ve ip askılı bir beyaz elbise uzattı."Bunu sen dene!"diye söylendi."Eda ben bunu giyemem baksana hem çok kısa hem sırt dekoltesi çok fazla!"diye mırıldandım Araf'a baktığımda kaşlarını çatmıştı. Elimde ki elbiseyi alıp biraz ileri gitti ben ve eda Araf'ın ne yaptığını anlamaya çalışıyorduk. Bir kaç dakika sonra Araf elinde başka bir elbiseyle geldi ve elinde ki buz mavisi uzun ip askılı , ve çok fazla açık olmayan elbiseyi bana uzattı.   "Bunu dene!"diye mırıldandı eda yanımıza gelerek bir kahkaha attı. Bende yüzüm kızarmadan Araf'ın bana verdiği elbiseyi giymek için deneme odalarından birine girdim.Elbise üstüme olmuştu fakat arka tarafta ki fermuar takıldığı için kaldıramıyordum. Edaya seslendim o bana yardım edebilirdi.  "Eda elbisemin fermuarı sıkıştı yardım edebilir misin bana?"diye seslendim bir kaç dakika sonra içeri Araf'ın girmesiyle dilimi yutmuştum hemen kaşlarımı çatarak Araf'a bakıp konuşmaya başladım.  "Senin ne işin var burada ben edaya seslendim sana değil çık buradan!"diye çıkıştım fakat Araf gözlerini bana dikerek konuşmaya başladı.  "Eda yok önemli bir telefon görüşmesi yapacağını söyledi ve gitti o yüzden ben geldim meraklı değilim seninle aynı ortamda kalmaya yardım edip çıkacağım!"diye uyardı daha sonra beni kollarıyla arkama döndürdü. Nefes alışverişim zorlanıyordu fazlasıyla terliyor buradan çıkmak istiyordum karşımda ki aynadan Araf'ı görebiliyordum saçlarımı geriye çekerek sıkışan fermuarı kapatmaya çalışıyordu bana bu kadar yakın olması neden beni bu kadar heyecanlandırıyordu anlamıyordum o bana her yaklaştığında nefesim kesiliyordu sanki ve ben bu duygunun önüne geçemiyordum.Nihayet Araf sıkışan fermuarımı kaldırıldığında derin bir nefes aldı daha sonra toparlanarak son kez aynada bana baktı. Yüz hatları gerilmişti gözleri bana verdiği bu buz mavisi elbisedeydi.  Sadece aynadan birbirimize bakıyorduk Araf yine tepkisizdi ve fazlasıyla gergin gözüküyordu onun bakışlarında adlandıramadığım bir duygu kırıntısı vardı ve her defasında duygularını kısa bir sürede gizleyebiliyordu. Edanın bize seslenmesiyle ikimizde dışarı çıktık eda önce benim üzerimde ki elbiseye daha sonra Araf'a baktı.  "Yağmur çok güzel gözüküyorsun burada sizinle kalmayı çok isterdim fakat çok önemli bir işim var gitmem gerekiyor!"deyip yanımızdan ayrıldı ben Araf'a bakarken o da bana bakıyordu ben içeri üstümü değiştirmek için geçeceğim sırada Araf umursamaz bir şekilde etrafa bakıyordu. Ben üzerimi değiştirdikten sonra Araf yanıma geldi ve aşağıya arabaya doğru yürümeye başladık. "Bu akşam eve gelmeyeceğim beni beklemeyin!"diye açıklama yaptı.  "Neden?"diye sordum kaşlarımı çatarak hep mi o bana karışıp hesap soracaktı biraz da ben onu sıkıştıracaktım.  "Sen ne zamandan beri benim kararlarımı sorgulamaya başladın?"diye sordu aynı şekilde.  "Sen ne zaman hayatıma girip yaptığım her şeye karıştığından beri!"diyerek ağır bir tavır sergiledim Araf duraksayıp bana baktı fakat ben onun konuşmasına izin vermeden cümleme devam ettim.  "Madem sahte bir evlilik yapıyoruz sen nasıl ki benim çocukluk arkadaşımla görüşmeme izin vermediğin gibi bende benim dışımda başka bir kızla konuşmanı istemiyorum!"diyerek tavrımı koydum.  "Kız mı onu da nereden çıkardın?"diye sordu tepkisiz bir şekilde bana bakarak."Dedin ya bugün gelmeyeceğim diye başka bir kızın yanına gideceğini bilmiyorum muyum ben? Zaten sana da yakışır bir hareket olduğu için pek şaşırtmadın beni Demirsoy!"diye çıkıştım.  "Sen gerçekten çok safsın bu dediğimden bunu mu çıkardın? Bak senin tahmin edemeyeceğin kadar çok işim var benim şu aralar kızlara ayıracak vaktim yok!"diye karşı çıktı daha sonra hiç bir söylemden ikimizde arabada ki yerlerimizi aldıkEn azından içim rahatlamıştı Araf arabayı çalıştırıp ana yola çıkardı bende Araf'a bakıp konuşmaya başladım.  "Desene o zaman bugün kavgasız , gürültüsüz rahat bir uyku uyuyacağım!"diye mırıldandım Araf kısa bir süreliğine bana bakıp konuşmaya başladı."Belki bugün yanında olamayacağım fakat şundan emin ol attığın her adımdan haberim olacak!"diye tısladı. Bende önüme dönüp bakışlarımı karşımda ki yola odaklandım Araf'la ne zaman diyaloğa girsem zararlı hep ben çıkıyordum. Eve geldiğimizde Araf arabayı durdurup aşağı indi daha sonra yanıma geldi.  "Hani sen bugün gelmeyecektin kararını mı değiştirdin yoksa?"diye sordum alaycı bir şekilde."Sadece eda gelene kadar buradayım eda gelince gideceğim!"diye uyardı kaba bir şekilde daha sonra kapıyı açıp odasına geçti. Bende aynı şekilde odama geçip kapımı kapattım. Araf'ın çok işim var dediğinden kastı neydi? Bana hiç bir şey anlatmıyordu ama benimle ilgili her şeyi biliyordu.Bir kaç saat sonra Araf odamın kapısını açtı.  "Eda gelmiyormuş bir arkadaşı kaza yapmış onun yanında kalacakmış bugün!"diye haber verdi bende tepkisizce Araf'a bakıp konuşmaya başladım.  "Peki sen?"diye sordum."Ben kalıyorum seni tek başına bırakamam!"diye cevap verdi.  "Ben çocuk muyum? İşin varsa git!"diye mırıldandım.  "Bu aralar sıkıntılı zamanlar en son ne yaşadığını unuttun galiba her şeye karşı hazırlıklı olmalıyız!"diye uyardı.En son yaşadıklarımın hepsi aklımdaydı silahların bize doğru çevrilmesi , benim Araf'ın elini tutmam Araf'ın adamlara"Ona gözlerini dahi kaydırırsan seni doğduğuna pişman ederim!" Gibi tehditler etmesi hepsi aklımdaydı.   Araf'a baktığımda benden biraz daha uzaklaşmış bir telefon görüşmesi yapıyordu. Daha sonra telefonu kapatıp yanıma geldi ve hızla konuşmaya başladı."Benimle geliyorsun!"deyip kolumdan tuttuğu gibi dışarı çıkardı ve beni arabaya bindirdi. Araf çok sinirliydi hemde çok ne olmuştu birden bire? Araf'ı bu kadar sinirlendirecek ne olmuştu?    İkimizde arabaya yerleştiğimizde Araf'ta hızla arabayı çalıştırıp buradan uzaklaştı öfkeli ve fazlasıyla gergin gözüküyordu arabayı çok hızlı kullanıyordu Araf'a dönüp baktığımda bakışlarını yola sabitlemişti."Araf ne oldu korkutuyorsun beni!"diye mırıldandım başımı öne eğerek.  "Bak çok önemli bir işim çıktı seni çok güvendiğim bir amcama bırakacağım işim bittikten sonra seni almaya geleceğim!"diye açıkladı daha sonra tam bir şeyler daha söyleyecekken Araf araya girdi.  "Lütfen başka da bir şey sorma!"diye uyardı bende üstelemedim ve sustum umarım bu işten zararlı çıkan Araf olmazdı çünkü çok gergin gözüküyordu ve her şeyi yapacak kadar gözü dönmüştü. Keşke Araf bana ne olduğunu anlatsa belki o zaman böyle olmazdı ama o Araf Demirsoydu ne anlatır ne de dinlerdi. O tüm kararlarını kendi alır kimsenin fikrini sormazdı.Yarım saat sonra arabanın durmasıyla ben ve Araf karşımızda duran çok fazla büyük olmayan sade sıradan bir evin kapısını çaldık kapıyı Araf'ın az önce dediği gibi orta yaşlı bir adam açtı Araf'ı karşısında görünce hemen sarıldı ve konuşmaya başladı.  "Hangi rüzgar attı seni buraya evlat!"diye konuşmaya başladı geldiğimizden memnun bir şekilde.  "Ahmet abi benim biraz işim var nişanlım burada kalsa bir kaç saate dönerim!"diye mırıldandı. Adının Ahmet olduğunu öğrendiğim adam büyük bir mutlulukla kabul etti Arafta teşekkür ettikten sonra arabaya binip yanımızdan ayrıldı. Adının Ahmet olduğunu öğrendiğim adam gülümseyerek bana baktı.  "Geç kızım!"diyerek evin kapısını işaret etti bende tebessüm ederek içeri geçtim. Içeride tahminen 5 veya 6 yaşında olan küçük kız çocuğu vardı ve yerde oyuncaklarıyla oynuyordu. Orta yaşlı adam bana bakıp konuşmaya başladı.  "Ne içersin kızım kahve?"diye sordu."Yok teşekkür ederim içmeyeceğim"diye cevap verdim nazik bir şekilde.  "Olmaz kızım ben hemen yaparım!"deyip hızla yanımdan ayrıldı bende yerde oyuncaklarıyla oynayan küçük kızın yanına çömelip oturdum.  "Merhaba adın ne senin bakıyım?"diye sordum sevecen bir şekilde küçük kız başını öne eğerek cevap verdi.  "Açelya"diye cevap verdi bende gülümseyerek tekrar konuşmaya başladım.  "Bende yağmur!"deyip elimi uzattım o da aynı şekilde elini uzattıktan sonra beraber oynadık.Bir kaç dakika sonra babası Ahmet bey geldi ve ayağa kalkıp köşede ki kahverengi koltuğa oturdum.  "Anlat bakalım kızım Araf'la ne zaman nişanlandınız? Hiç haberim yoktu!"diye açıkladı bende nazik bir şekilde cevap verdim.  "Aslında biraz ani oldu nişanımız bir kaç gün önce!"diye yanıtladım. Ahmet bey onaylar bir şekilde başını iki yana salladı.  "Çok mutlu olun kızım Araf'ın böyle sert bir görünüşü olsa da o çok iyi biridir!"diye açıkladı. Araf ve iyi kelimesi aynı cümlede kullanılınca biraz tuhaf geliyordu.  "Evet"diye mırıldandım"O çok iyi!"diye yalandan tebessüm ettim neden herkes Araf'ın göründüğü gibi biri olmadığını söylüyordu madem o kadar iyi biri neden bugüne kadar ben görmedim onun iyi tarafını? Yoksa sadece bana mıydı? Sert ve kaba biri olması? "Açelya kızınız çok tatlı ve akıllı!"diye mırıldandım Ahmet bey gülümseyerek cevap verdi.  "Evet annesi gibi!"diye fısıldadı."Annesi o nerede?"diye sordum etrafıma bakınarak."O vefat etti açelyanın doğumu sırasında!"deyip başını öne eğdi.  "Başınız sağ olsun çok üzgünüm!"diye mırıldandım karısının ölümüne rağmen hala ona çok saydıktı bunu onun gözlerinde görebiliyordum hala dünkü gibi tazeydi acısı açelyaya baktığımda her şeyden habersiz mutlu bir şekilde oyuncaklarıyla oynuyordu.  "Açelya benim ayakta kalmamı sağlayan tek varlığım!"diye açıkladı yerde oyuncaklarıyla oynayan küçük kızına bakarak. Daha sonra buruk bir şekilde gülümsedi. Açelya şanslıydı ben annemi kaybettikten sonra babam bir canavara dönüşmüştü fakat o benim aksime annesinin ölümünden sonra bile onu çok seven bir babaya sahipti. İster istemez gözlerim dolmuştu. Hayat bazen iyi bazen de kötüydü fakat ben bugüne kadar hep kötü yüzünü görmüştüm.  Yalnızlık.  İşte bu benim bugüne kadar ki tek gerçeğimdi. Karşımda ki acıyla gülümseyen adama baktım ve konuşmaya başladım."Bizim yarın düğünümüz var! Lütfen sizde gelin eminim Araf'ta çok memnun olacaktır! Açelya içinde bir değişiklik olur!"deyip tebessüm ettim. Ahmet bey aynı şekilde tebessüm ederek cevap verdi.  "Teşekkür ederim kızım gelmeye çalışacağız açelyanın kreşe gitmesi gerekiyor erken çıkabilirse geliriz!"diye cevap verdi. Daha sonra açelyanın babasına seslenmesiyle ikimizde bakışlarımızı açelyaya çevirdik.  "Baba benim çok uykum geldi bana masal anlatır mısın?"diye sordu. Ahmet bey üzülerek cevap verdi."Kızım yarın okusam bugün çok yorgunum!"diye mırıldandı daha sonra bende araya girerek konuşmaya başladım.  "Açelya bu sefer ben okusam sana hem benim aklımda çok güzel masallar var!"diye söylendim ve ayağa kalktım açelya da başını olumlu şekilde salladıktan sonra elini tutup odasına geçtik bende aklımda ki en güzel masalı anlattım.Bir kaç dakika sonra açelya uyudu bende ses çıkarmamaya özen göstererek odasından ayılıp Ahmet amcanın yanına gittim.     "Sana da zahmet verdim kızım kusura bakma!"diye mırıldandı bende gülümseyerek cevap verdim.  "Ne zahmeti açelya çok akıllı ve tatlı bir kız onunla ilgilenmek beni de mutlu ediyor!"diye açıkladım Ahmet amca tebessüm etti.Acaba Araf ne yapmıştı? Gitmeden önce çok endişeli ve gergindi bende ayağa kalkarak Araf'ı aradım umarım telefonumu açardı çünkü ben iyice tedirgin olmuştum. İlk çalışımda açmadı daha sonra diğer çalışımda telefon açılmıştı. Fakat bu ses Araf'ın sesi değildi yabancıydı.  Alo Araf beyin telefonu siz kimsiniz?"diye sordu telefonda ki ses."Araf'ın nişanlısıyım Araf nerede?"diye çıkıştım içimde ki kötü his git gide artıyordu. Cevap yoktu sorumu tekrar yineledim çok tedirgindim.  "Araf nerede?"diye sordum sert bir şekilde. Nihayet bir kaç saniye sonda cevap gelmişti."Araf bey çok yoğun müsait olduğunda sizi arayacaktır!"deyip telefonu yüzüme kapattı. İyice gerilmiştim Araf'ın sesini duymadan rahatlayacaktım bu yüzden tekrar aradım faka telefonu tamamen kapalıydı. İçimde adlandıramadığım bir korku vardı Araf'a bir şey mi olmuştu yoksa? Düşüncelerimin yarıda kesilmesine Ahmet amcanın sesi olmuştu.  "Ne oldu kızım bir sorun mu var?"diye sordu.  "Yok bir şey Ahmet amca!"deyip bende hemen yan tarafına oturdum.Neden onun için o kadar endişeleniyordum ki? Neden onun yokluğu içimde kötü bir hisse sebep oluyordu?Yarın düğünümüz vardı ve kendi ortalıkta yoktu. Emindim artık ters giden bir şeylerin olduğu kesindi Ahmet amca yorgun olduğunu söyleyip odasına çekilirken bende salonda yalnız başıma kalmıştım.  Defalarca kez Araf'ı aramaya denedim fakat her defasında ulaşılamıyordu nereye gittiği hakkında en ufak bir fikrim yoktu çünkü Araf bana hiç bir şey anlatmadığı gibi nereye gittiğini bile söylemiyordu her zaman tek başına hareket ediyordu. Bekledim bekledim. Fakat gece yarısı olmasına rağmen hala yoktu. Sabah olana kadar bekledim ama yine gelmedi artık bir şeyler olduğunu anlamıştım kimseyi uyandırmamaya dikkat ederek dışarı çıktım ve edayı aradım. İlk çalışımda açmıştı telefonu.  "Günaydın eda!"diye mırıldandım telefonu açar açmaz.  "Günaydın gelin hanım!"diye söylendi.  "Araf'a ulaşamıyorum nerede olduğunu biliyor musun?"diye sordum sakin bir şekilde onu da endişelendirmek istemiyordum."Hayır muhtemelen işindedir oraya bak istersen!"diye bir öneride bulundu.  "Tamam bana iş yerinin adresini atar mısın?"diye sordum.  "Tabi hemen gönderiyorum!"dedikten sonra telefonu kapattı. Bir kaç dakika sonra da adresini attığı iş yerine gitmek için taksiye bindim. Umarım Araf ordadır diye mırıldandım kendi kendime.   Yarım saat sonra hiç bilmediğim bir ofisin önündeydim ürkek adımlarla içeri geçtim herkes bana bakıyordu bu da benim daha da fazla ürkmeme neden oluyordu adımlarımı hızlandırıp bu yabancı gözlerden uzaklaşmak istedim nihayet yan tarafta oturan sekreterin yanına gittim ve kendimden emin bir şekilde konuşmaya başladım. "Merhaba Araf  burada mı?"diye sordum. Adını bilmediğim kız bana garip bir şekilde bana bakarken bende başımı öne eğmiştim. "Siz Araf Beyin neyi oluyorsunuz?"diye sordu. "Nişanlısı!"diye cevap verdim kız hemen ayağa kalkarak nazik bir şekilde konuşmaya başladı. "Hayır efendim bir kaç gündür şirkete gelmiyor! Bir şeyler içer misiniz?"diye sordu ardından kibar bir şekilde. Nişanlısı olduğumu söylediğimde daha kibar olmuştu. Bunun üstünde fazla durmadan konuşmaya devam ettim. "Peki iş ortağı Burak Bey?"diye sordum Araf o depodayken bizi kurtaran hem iş arkadaşı hemde en yakın dostuydu belki o bana yardım edebilirdi?  "Evet o burada karşı da ki oda"diye gösterdi bende gülümseyerek karşı tarafta ki odanın kapısını çaldım. Ve girin sesini duymamla içeri geçtim. Burak beni görünce hemen ayağa kalktı. "Yağmur sen burada ne yapıyorsun?"diye sordu tedirgin bir şekilde. "Araf'ın nerede olduğunu biliyor musun?"diye sordum. Burak neden beni görünce bu kadar tedirgin olmuştu? Ne dönüyordu burada? Benden ne saklıyorlardı öğrenecektim. "Araf yanına gelecektir sadece biraz işi var!"diye söylendi ama inanmıyordum işi falan yoktu ve benden bir şey gizliyorlardı. "İşi falan yok biliyorum bana doğruyu söyle lütfen!"diye karşı çıktım.  "Bak bu konu da sana bilgi veremem sen şimdi git mutlaka Araf gelecektir"diye mırıldandı başını öne eğerek. "Hayır Araf'ın nerede olduğunu söyleyene kadar hiç bir yere gitmeyeceğim! Benden bir şey sakladığınızı biliyorum! Lütfen sende nerede olduğunu söyle"diye tısladım Burak önce biraz düşündü daha sonra derin bir nefes aldıktan sonra tekrar konuşmaya başladı. "Hastanede! O bir çatışma sırasında vuruldu!"diye fısıldadı başını öne eğerek. Defalarca kez çınladı bu kelime kulağımda içimde ki o kötü his , endişe hepsi bu yüzdendi zaman durmuş boğazım düğümlenmişti ister istemeden gözlerim de dolmuştu. Onun zarar görmesi beni neden bu kadar etkilemişti?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD