Karanlık Elmas 2. Bölüm

2266 Words
Selçuk'un büyük ve kalın aleti dudaklarımdan içeri süzülmeye başladığı sırada kendimden geçmeye başladım. Dengemi sağlamak için bir ara sol elimle yere dokundum. Daha sonra bacaklarımı araladım ve sol elimle tanganın üzerinden kadınlığıma dokunmaya başladım. O kadar ıslak olmuşum ki tanga sırılsıklam hale gelmiş. Selçuk beni çok etkiliyor... Her zaman da etkileyecek... Bundan sonra bir erkeğe karşı böyle hisler beslenmenin mümkün olacağına inanmazdım ama şimdi o beni kendisine aşık etti. Onun için deli oluyorum... Elleriyle başımı iyice kavradı ve bir anda hem belini bana doğru hareket ettirdi hem de beni kendisine doğru çekti. Bu ani hareketi beklemiyordum. Gözlerim fal taşı gibi açıldı ve kendimden geçerken bir yandan da onun büyük aleti ile baş etmeye çalışıyordum. Boğazımı zorlamaya başladığı zaman nefesimi tuttum ve alabildiğim kadarını ağzıma almaya çalıştım. O kadar büyük ve iriydi ki... Onu ağzıma almak bile çok zordu. Yavaşça belini hareket ettirerek ağzımı becermeye başladı ve ben de kadınlığıma dokunurken kendimden geçmeye başladım. Ikimiz de birbirimiz için deli oluyorduk. "Ağzına boşalmak istiyorum ama... Önce daha çok istediğim bir şey var..." dedi. Konuşurken nefes nefese kalmış bir haldeydi ve heyecandan kalbinin atışı buradan bile duyuluyordu. Aleti, dudaklarımın içinde hareket ederken damarlarında akan kandan da ne kadar heyecanlı olduğunu hissediyordum zaten. O kadar sert olmuştu ki... Onu bu hale getiren kişinin ben olması da çok hoşuma gidiyor. Onu etkiliyorum ve hep de etkilerim... Bana yeniden kadın olduğumu hissettirdi. Yavaşça kendini geri çekti. Benim de başımı kendinden uzaklaştırdı. Aleti, dudaklarımdan çıkarken salyalarimdan dolayı ağzım yüzüm ıslanmış bir haldeydi. Bu şekilde bile görünürken bana baktığı zaman kendisinden geçiyordu. Her şekilde beni güzel buluyordu. Kesinlikle, makyajım dağıldı ve kötü görünüyor ama bu artık önemli değil. Selçuk beni çok seviyor... Her halimle... Ağzımdan çıktı. O sırada aletiyle dudaklarım arasında hala salyam vardı. Parmağı ile onu aldı ve dudaklarına götürdü. "Tiksinmez misin?" diye sordum. "Hayır... Senin hiçbir şeyinden tiksinmem ben. Çok güzelsin Aysu..." dedi ve beni koltuk altımdan tutup ayağa kaldırdı. Dudakları, dudaklarımı bulduğu zaman kendi tadına benim ağzımdan bakmaya başladı. Bu, daha önce yapmadığım bir şeydi. Zaten bu gece, daha önce yapmadığım çok şeyi yapacağımı biliyorum. Bu yüzden olanlar beni şaşırtmıyor. Sadece daha mutlu ediyor. Onunla olmak, her şeyden daha güzel. Odaya girmeden önce bu kadar tutkulu bir şekilde onunla sevişmek isteyeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi ama otele geldikten sonra bana bir şeyler oldu sanki. Bir anda her şey değişti. Selçuk için de aynı şeyler gecerliydi. Çünkü o da normalde çok soğuk kanlı ve sakin biridir ama karşımda şu anda hiç yerinde duramayan sanki çok daha genç bir adam var. Burada ikimiz de genç halimize döndük sanki. Tüm o duyguları yeniden hissetmek hiç olmadığı kadar güzel hissettiriyor. Deli gibi öperken beni üzerini de tamamen çıkardı. Pantolonunu ve iç çamaşırını bacaklarını sallayarak kenara fırlattı ve beni yatağa doğru itti. Sırt üstü bir şekilde yatağa düştüm. Ona bakarken istemsiz olarak gülmekten kendimi alamaz hale geldim. O kadar güzel görünüyordu ki... Özellikle geniş omuzları ile birlikte hiç olmadığı kadar yakışıklı görünüyordu. Bacaklarımdan kavradı beni. Iyice altına aldı ve deli gibi öpüşmeye başladık. Onun ağırlığını üzerimde hissetmek çok hoşuma gidiyor. Bana verdiği tüm hisler çok güzel... Her bir ayrıntı beni deli ediyor. Beni altına aldığı sırada uzandım ve iri aletini parmaklarımla kavradim. Aynı zamanda ellerimi hareket ettirirken ne kadar sert olduğunu hissetmek çok hoşuma gidiyordu. İnlediğim sırada dudakları boynumdan göğüslerime inmeye başlamıştı bile. Giderek erkekliğini tutmak daha zor bir hal almaya başlamıştı. Eliyle, elimi tutup saçlarına götürdüğünde ne yapacağını anladım. Kalbim deli gibi atıyordu. Hep hayal ettiğim bir şeydi bu, ama hiç yaşamamıştım. Şimdi bu gerçek olacaktı... Hem de Selçuk yapacaktı... Allah'ım inanamıyordum, şu anda onun altında, onun evindeydim. Bu olanların gerçek olması paha biçilemezdi. Göbeğime değen dudakları, vücudumu şimdiden kasmaya yetmişti. Parmaklarım, saçlarını okşarken kendime daha çok bastırıyordum. Vücüdumdaki tüm hücreler, artık iç güdülerim ile hareket etmeye başlamıştı. Hiç olmadığım gibi hissediyordum, sanki havalanmıştım. Kalçalarımı sıkan, okşayan eli yavaşça kasıklarıma doğru geldiğinde nefesim kesilecek gibi oldu. Bir parmağı tangamı kenara çektiğinde nefesini kadınlığımın üzerinde hissettim. Gözlerim kapalı, nefesim kesik gibiydi adeta. Doğruldum ve o anda gözlerimi açıp başımı biraz yukarı kaldırıp Selçuk'a baktım. Onu böyle görmek... Paha biçilemez bir histi. O anda kendimi kaybedecek gibi olmuştum zaten. Dili kadınlığıma değdiği anda gözlerim aniden kapandı. Vücudum hiç olmadığı kadar kasılmıştı. Bacaklarımı önce açtım ve daha sonra Selçuk'un boynuna doğru doladım. Onu kendime bastırırken, dişlerini, dilini, nefesini hissediyordum. Banyoda, yazıştığımız anlar aklıma geliyordu. O anları düşündükçe, şu anda neler düşündüğünü, neler hissettiğini bildiğimi fark ettim. Bu beni daha çok çıldırtmıştı. Beni nasıl istediğini, ne kadar derinden arzuladığını biliyordum. Resmen yıldızları görüyordum. Vücudum kasılırken, başını ellerimle daha çok sıkıp, okşamaya başladım. Bacaklarım onu kendime doğru bastırırken sanki ne kadar derinde olursa olsun yetmiyormuş gibi geliyordu. Daha çok istiyordum... O bana sahip oldukça onu daha çok istiyordum. Ruhuma nüfuz ederken, vücuduma da sahip oluyordu... Dili, içimde dans ederken bir parmağını kadınlığımın girişinde hissettim. Yavaşça parmağı içime girerken artık dayanacak gücüm kalmamıştı.Kendimi kaybedip, boşalmaya başladığım sırada attığım çığlığı fark edememiştim. Odada resmen çığlığım yankılanmıştı. Vücudum tüm gücüyle Selçuk'u kendime doğru çekmişti. Başım koltuğa düşerken artık deli gibi nefes alıyordum. Göğsüm hızla inip kalkarken nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum. Kalbim deli gibi atıyordu, sanki patlayacaktı... Bilincim gitmişti, başka bir boyuta gitmiştim sanki. O sırada Selçuk yavaşça yukarı doğru geldi ve dudakları, dudaklarımı bulduğunda kendi tadımı da öğrenmiş oldum. Deli gibi öpüşürken, parmakları saçlarımın arasında kayboluyordu. Nefes nefese kalmıştık ikimiz de. "Bunu daha önce... Bana... Kimse yapmadı..." diye inledim onun gözlerine bakarken. "Senin ilkin olmayı seviyorum bebeğim..." dedi ve yeniden beni öpmeye başladı. O sırada yavaşça parmakları tanganın kenarından kavradı ve aşağı doğru çekmeye başladı. Bacaklarımı rahat bırakıp, kalçamı havaya kaldırdım. Rahat bir şekilde beni soymasina izin verdim. Sutyenimi de çıkarmaya başladığı sırada sadece dağınık saçlarımla onu izliyordum. Bana bakarken sanki bir sanat eserini izliyor gibiydi, yaptığı her hareket o kadar güzel ve özen doluydu ki... Parmakları ile bana dokunurken bir yandan da hassas bir şekilde uçlarıyla üzerinden geçiyor ve tenimi hissediyordu. Beni hissetmeyi çok seviyordu. Tamamen çıplak bir şekilde altında kaldığım zaman, bacaklarımdan kavradı beni. Bacaklarımı iki yana doğru açtı. Kadınlığım onun karşısında duruyordu. Tamamen pürüzsüz bir hale getirmiştim onun için. Normalde kendime bu kadar özen gösteren birisi değilimdir. Ama Selçuk için çok daha fazla kendime dikkat ettim. Zaten beni yalarken buna dikkat etmiş olmalı. Diliyle, kasıklarıma dokunurken ne kadar pürüzsüz olduğunu hissediyordu zaten. Sağ eliyle aletini kavradı ve iri başını benim daracık kadınlığıma getirdi. O kadar küçük görünüyordu ki kadınlığım, onun iri aletinin sadece baş kısmını bile alabilecek gibi görünmüyordu. Ama Selçuk bunu umursamadı. Hatta bu görüntü onu daha çok tahrik etmiş olmalı ki baktıktan sonra aletinin tutup, başıyla kadınlığıma bir kere vurdu. "Ahhh..." diye inledim. Derin derin ve hızlı bir şekilde nefes alıyordu. İkimiz de sıcaktan bayılacak gibiydik, sanki odadaki sıcaklık bir anda aşırı bir derecede yükseldi. Bu durum hoşuma gidiyordu. Onun teninin üzerinde boncuk boncuk biriken ter damlaları görmek hoşuma gidiyordu. Belini ileri doğru ittirmeye başladı ve iri aleti, daracık kadınlığıma doğru girmeye başladı. Gözlerimi sıkıca kıstım ve tüm vücudum kasılmaya başladı. "Ahhhh! Selçuk! Ahhh... Çok... Büyük... Girmeyecek... Ahhh..." diye inledim. "Girecek bebeğim merak etme. Ben onu sokmasını iyi bilirim." dedi bana bakarak. Diğer eliyle kalçalarımdan sıkı bir şekilde beni kavradı ve bir anda tüm ağırlığını üzerime doğru vermeye başladı. O kadar çok acıyordu ki... Sanki bekaretimi alıyordu. İçimi ikiye bölerek girmeye başlamıştı. Uzun zamandır seks yapmadığım için kadınlığım normalden de daha dar olmalıydı. Yine de onun aleti de büyük olduğu için daha yoğun bir şekilde onu hissediyordum. Bu hisse aşık oldum. Kendimi ona daha çok sardım. Kollarımla onun boynundan kavradim ve iyice kendimi ona doğru çektim. Belimi ona doğru ittirmeye başladığım sırada iyice kollarım onun boynuna dolanmış bir haldeydi. Kendini bana daha da sert bir şekilde ittirmeye devam ederken yarısına kadar içime almıştım. Çığlık atarken kendimden geçiyordum. Sanki içim parçalanıyor gibiydi. Ama aynı zamanda kadınlığım hiç olmadığı kadar ıslak durumdaydı. Daha önce hiç bu kadar zevk aldığımı hatırlamıyorum. "Hepsini alacaksın..." diye inledi ve kalçamdan daha sert bir şekilde kavradı beni. Bir anda geriye doğru çekildi. Bir anlık rahatlama geldi. Sadece başı kalacak şekilde içimden çıktı ve bir anda hepsini içime soktu. Köküne kadar alırken o kadar zorlandım ki bir anda gözlerim karardı zannettim. Kasıkları, benim kasıklarıma dokunduğu anda aletinin her zerresini içime aldığımı anladım. O kadar dolu hissediyordum ki... "Ahhh! Selçuk... İçimdesin... Tamamen içimdesin..." diye inlerken kendimden geçiyordum. Aynı zamanda hepsini içimde tutup, beni alıştırmaya çalışıyordu. Alışacak gibi hissetmiyordum. O kadar büyüktü ki. İçimi bir anda ikiye parçalayıp, beni altında kıvrandırmaya başladı. Yavaşça belini hareket ettirip beni becermeye başladığı zaman sadece gözlerimi kapatıp onun içimde yaptığı her hareketi dikkatli bir şekilde hissetmeye çalıştım. Damarlarını, aletinin büyüklüğünü, başının ne kadar beni zorlayarak girdiğini hissediyordum. O kadar güzeldi ki... Onun altında inlerken kendimden geçtiğimi bile fark edemedim. Sadece çığlık atan, inleyen ve zevk alan bir kadın vardı altında ve o da bunun tadını çıkarmaktan geri durmuyordu. "Ahhhh... Selçuk... Ahhhh! Seni... Çok.... Seviyorum..." diye inlerken bir yandan da kollarımı iyice onun boynuna dolayıp kendimi daha çok ona bastırdım. Ona bu şekilde kendimi sunmam eminim ki çok hoşuna gidiyordu. "Ben de seni çok seviyorum bebeğim... Ahhh... Al hepsini al... Sen benimsin... Al!" diye inlerken daha da sert bir şekilde içimde gelip gitmeye başladı. Beni becerirken parmakları etime daha çok nüfuz ediyor ve her hareketiyle daha da sert bir şekilde bana sahip olduğunu hissettiriyordu... Tüm bunlar çok hoşuma gidiyordu. Boşalmaya başladığım sırada ne olduğunu bile anlamadım. Kaç dakika geçti, ne kadar hızlı beni beceriyor... Hiçbir fikrim yoktu ama sadece kendimden geçtiğimi hissettim. Tüm vücudum titrerken o da bunu hissetti ve hoşuna gitti. "Boşal... Hep böyle boşalacak o güzel amcığın bundan sonra..." diye inlerken gözlerime bakıyordu. Onun bu sözleri de beni daha çok azdırmaya yetti. Daha da kendimden geçerek, çarşafa sularımı akıtmaya devam ederken bir yandan da onun dudaklarına yapıştım. Birbirimizi deli gibi öperken bir yandan da beni becermeye devam ediyordu. Daha önce bana böyle sert konuşmadı. Hep kibar bir hali vardı ama yatakta bana karşı böyle sert olması hoşuma gitti. Onun içinde olan böyle vahşi dürtüleri ortaya çıkaran kadın olmak daha da çok hoşuma gitti. Ritmik bir şekilde hareket ederken beni daha da hızlı bir şekilde becermeye başladı. Her içime girdiği zaman yatak sallanıyordu. Bir süre sonra ben de hareket ettiğimin farkına vardım. Beni her defasında duvara çakılan bir çivi gibi ileri doğru itiyordu. Her içime soktuğu zaman yatağın baş kısmına doğru hareket ediyordum istemsiz olarak. Başım da sürekli olarak yatağın başına çarpmaya başladı bir süre sonra. Bu hoşuma gidiyordu. Onun bana böyle tutkulu olması... Çok güzeldi... Bir süre sonra iki eliyle de kalçalarımı kavradı ve daha da sert bir şekilde becermeye başladı beni. Bir kere daha boşalmaya başladığım sırada bunu ona söyleme fırsatım bile olmadı. Sadece kendimden geçiyor, inliyor ve titriyordum. O da bunu anladı. Aleti, içimde daha çok kasılmaya başladı. Çünkü kadınlığım boşalırken daha çok kasılmaya ve onun aletini sıkmaya başladı. Bu, onu daha çok zevke getiriyordu. Ben her boşaldığım sırada gözlerinin kaydığını ve zevkten deli olduğunu görebiliyordum. Parmakları da daha sert bir şekilde etime geçiyor ve ağırlığını daha çok üzerime veriyordu. Bu, tüm olanlar ile birlikte çok hoşuma gidiyordu. Ter damlaları alnından, benim suratıma doğru düşmeye başladığı zaman hiç olmadığı kadar tutku doluyduk ikimiz de. Odada ikimizin kokusu vardı sadece. Hiç olmadığım kadar çok boşaldım. Bu yüzden odada çok keskin bir şekilde kadınsı kokum hissedilir olmuştu. Bu eminim ki onu daha da delirtmeye yetti. Iyice sert aletini kadınlığımın derinlerine doğru itti ve demir gibi olduğunu hissettim bir anda. Sanki elimle dokunsam bile eti biraz bile hareket etmeyecek kadar sert bir haldeydi. Başı iyice şişti aletinin ve hayat sularını benim içime boşaltmaya başladı. "Ahhh.. Selçuk..." diye inlerken bir yandan kendimi daha çok bastırmaya devam ettim ona. "Benimsin... Ahhh... Benim..." diye inlerken kendinden geçti ve üzerime yığıldı. Beli istemsiz olarak bir anlığına ileri hareket ediyordu. Sanki elektrik çarpıyor gibiydi. O sırada da kalan spermlerini benim içime akıtmaya devam ediyordu. Tamamen içim onun spermleri ile doldu. Hareket etmeyi bıraktı ve sadece üzerime yığıldı. Onun ağırlığını hissederek gözlerimi kapattım. O da gözlerini kapattı ve ikimiz de rüyalar alemine doğru bir yolculuk yapmaya başladık. Rüyamda bile onu gördüm. O kadar güzel uyudum ki... Uzun bir zamandır bu kadar güzel uyuduğumu hatırlamıyorum. Onunla birlikte hayatımın en güzel anlarından birini yaşadım. Rüyamda da onunla beraberdik. Onun ellerinden tutuyordum ve bir nehrin kenarında yürüyorduk. Her şey çok güzeldi. Sonra bir anda bir ses duydum. Her şey bir anda bozulur gibi oldu. Tüylerimi diken diken eden, ne olduğunu anlamadığım bir ses... Ve gözlerimi açtım. Selçuk'un telefonu çalıyordu. O da gözlerini açtı ve benim üzerimden kalktı. Aleti hala icimdeydi. Sertliği gitmişti ama hala içimde duruyordu. Çıktığı zaman hala benim zevk sularım ile birlikte onun spermleri akmaya devam etti. Bir pop ses çıkardı kadınlığımdan çıkarken. Uzandı ve telefonunu aldı. Hava iyice kararmış, odaya bir karanlık çökmüştü. Parlak ekrana bakarken gözlerini kısmak zorunda kaldı. "Alo... Evet hayatım... Şimdi bir iş toplantısı var..." dedi. Istemsiz olarak yüzüm düştü. "Tamam bebeğim... Tamam... Arayacağım seni. Gelirken bir şey istiyor musun? Tamam bebeğim... Ben de seni aşkım. Görüşürüz bir tanem." dedi ve telefonu kapattı. "Gitmen mi gerekiyor hemen?" diye sordum. Onunla birlikte uyumak çok hoşuma gitmişti. "Evet... Yemek yapmış... Beni bekliyor. Bence de sen de çok kalma. Dikkat çekme..." dedi ve giyinmeye başladı. Artık dikkat çekmek umurumda değil. Bu odadan kalkıp da, hiçbir şey hissetmediğim o eve geri dönmek istemiyordum. Ama dönmek zorundayım... Selçuk üzerini giyinirken ben de duşa girmek üzere ayağa kalktım. Aynadan kendimi gördüğüm zaman, ilk anda tanıyamadım. Saçlarım dağılmış, makyajım akmış ve yüzüm düşmüştü. Oysa ki birkaç dakika öncesine kadar ne kadar da mutluydum... Ikimiz de şimdi mutsuz olduğumuz hayatlarımıza dönmek zorundayız... Bu odada olan her şey, sanki bir rüya gibiydi. Bırakmak istemiyordum ama mecburen ben de kalkıp duşa girip hazırlanmaya başladım. Duştayken Selçuk geldi ve dudaklarımdan öptü. "Seni çok seviyorum... Yarın görüşürüz..." dedi gözlerime bakarak. "Ben de seni... Görüşürüz..." dedim. Kapı kapandığı zaman odaya bir sessizlik çöktü... Hiç hoşuma gitmeyen bir sessizlik…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD