Karanlık Elmas 3. Bölüm

2019 Words
Otelden çıktıktan sonra soğuk havada derin bir nefes aldım. Soğuk havayı ciğerlerime çekmek çok iyi geldi. Özellikle odadan çıktıktan sonra bir ferahlama hissi geldi. Bir yandan da yaptığım şeyin yanlış olduğunu düşünmeye başladım ama bu saatten sonra böyle düşünmenin bana bir faydası yok. En iyisi bu konuda hakkında fazla düşünmemek... Eve doğru giderken düşünceler yine beynimde dolanmaya başladı. Selçuk neler yaşadı benimle... Sadece beni kullanıp attı mı... Ya da ben mi onu kullanıp attım? Bilmiyorum. Otobüste diğer insanlara da baktım. Hepsinin suratında bir mutsuzluk vardı. Herkes, yaşamaktan keyif almıyor gibiydi. Ben de onlardan biri miydim? Ya da diğerlerinden sadece bir süre farklılık yaşayan daha özel birisi miydim? Onları böyle görünce sinirlerime hakim olmakta güçlük çekmeye başladım. Onların arasında olmaktan dolayı mutlu değildim. Selçuk neden beni arabayla bırakmadı ki? Bu insanların arasında olmamam gerekiyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre iş bulamadım. Bu süre boyunca bunalıma girmeye başladığımı hissettim. Bir şekilde şans yüzüme güldü. Şimdi zaten alanım dışında bir yerde çalışıyorum ama önemli değil. En azından bir işe yaradığımı hissediyorum bu şekilde. Yoksa tüm gün evde oturup eşimle kavga etmek daha iyi bir seçenek gibi gözükmüyor zaten. Otobüsten inip sinirli bir şekilde eve doğru yürümeye başladım. Yine de sinirli olsam da otelden çıkmak tuhaf bir şekilde bana iyi hissettirdi. Orada olanlar, sanki gerçekte olmuş gibi gelmiyordu. Sanki orada bir tür rüya aleminin içine girdim de, bir anda uyandım gibi hissediyordum kendimi. Ancak tabi ki olanlar gerçekti. Selçuk ile birlikte oldum, kendimi ona sundum. Bu saatten sonra eşini aldatmış bir kadındım. Ama bundan dolayı kendimi suçlamam. Asla... Ben bu noktaya bir günde gelmedim. Eve geldiğim zaman o kadar yorgun hissediyordum ki hiçbir şey yapmadan sadece uyumak istedim. Eşim daha eve gelmedi. Uzun saatler çalışıyordu. Genelde sabah gelirdi eve ya da gece geç saatlerde gelirdi. Hala çalışıyor olmalıydı. Umurumda değildi. Yatağa girdim ve üzerimi bile değiştirmeden uykuya daldım. Sanki otelden çıktığım zaman üzerimden bir ağırlık kalktı ama bir anda bir yorgunluk hali geldi. Sanki on kilometre yol koştum. Bu yorgunlukla tatlı bir uykuya daldım... 2 saat sonra... Selçuk uzandı ve masadan tuzu aldı. Yemeğin üzerine atarken aynı zamanda televizyondaki haberleri izliyordu. "Hayatım çok güzel olmuş eline sağlık." dedi. "Afiyet olsun bir tanem." dedi Büşra. Büşra, Selçuk'un eşiydi. Minyon bir kadındı. Göğüsleri büyük, kalçaları belirgindi. Kadınsı hatları ile oldukça çekici bir kadındı. Aslında Selçuk da karısını çok beğeniyordu. "Bugün çok yoruldum. O kadar yoğun ki işler... Şirkette konuştuğum kişiler var. Bu gidişle oldukça iyi bir prim alacağız. Ama işte bir sürü iş yemeği olacak. Arap müşteriler var. Onların ikna edilmesini istiyorlar. Göz boyama hesabı işte..." dedi ve aynı zamanda eti kesip ağzına attı. Büşra oldukça güzel yemek yapıyordu. Zaten tüm gün evde olduğu için genelde zamanını yemek yapmak ve evi düzene sokmakla harcar, bir kere olsun bu durumdan şikayet etmezdi. O sırada içeriden bir bebek ağlaması geldi. Büşra hemen toparlandı ve elini havlu ile sildi. "Ben hemen bakıp geliyorum." dedi. "Tamam hayatım..." dedi Selçuk ve haberleri izlemeye devam ederken aynı zamanda yemeğini yemeye devam etti. O sırada aklında Aysu vardı. Normalde onunla beraber olurken, yapacağı şeyleri düşündü. Ama otel odasına girdiği zaman ona bir şeyler oldu. Sanki kendinde değildi. Her şey bir anda gelişti ve ona karşı aşırı sert davrandı. Ama bu, Aysu'nun hoşuna gitmişti. Hiç böyle olacağını düşünmüyordu. Bu olanlar hakkında düşünmeyi istemiyordu ama yine de aklına geldiği zaman başına ağrılar giriyordu. Sanki otel odasında olanlar normal değildi. Bir tür rüya gibiydi. Olmuş ve bitmişti. Içeri doğru baktı. Büşra, bebeği eline almış onunla oynuyordu. Onları böyle görünce istemsiz olarak gülümsedi. Ailesine çok önem veriyordu. Onlar için her şeyi yapardı. Aysu ile bu konuyu da konuştu. İkisi de sonuçta evli insanlar olduğu için bu ilişki gizli kalmak zorundaydı. Zaten kendisinin bu işten bir kaybı olmaz. Eğer bu olay ortaya çıkarsa Aysu'yu şirketten attırıp bu olayı reddedecekti. Aysu'nun elinde hiçbir kanıt yoktu. Onunla konuştuğu telefon bile başkaydı. Numara, kendisine ait değildi. Bu konuda çok sağlam önlemler almıştı. Aysu hala kendisini aramadı. Muhtelemen o da gittiği zaman hemen uyumuştu ya da eşiyle uğraşmakta meşguldü. Yemeğini bitirdi. "Eline sağlık bebeğim. Ben çok yoruldum... Dinlenecegim biraz." dedi. "Tamam aşkım. Ben Karan'ı uyuttum. Dur masayı toplayayım yanına gelirim." dedi Büşra. "Tamam bebeğim..." dedi ve yatağa doğru gitti Selçuk. Hala aleti ağrıyordu. Aysu gerçekten çok dar hissettirmişti. Büyük ihtimalle eşiyle gerçekten de hiç seks yapmıyorlardı. Aslında Aysu ona başına gelenleri ilk anlattığı zaman ona pek inanmadı. Hatta abarttigini düşündü. Ama bir yerden sonra hareketlerine baktığı zaman doğru söylediğine inandı. Bir süre sonra Büşra da yanına geldi. Selçuk normalde çok yorgun hissediyordu ama karısını gördüğü zaman yine aletine kan gittiğini hissetti. Üzerinde sadece normal bir pijama takımı vardı Büşra'nın ama kadınsı hatlarını yine belli ediyordu. Özellikle dolgun kalçaları ve büyük göğüsleri çok hoşuna gidiyordu Selçuk'un. Büşra'yı tutu ve dudaklarına yapıştı. "Çok tatlısın... Çok seviyorum seni..." dedi ve gözlerine bakarak karısını altına aldı. "Ben de seni çok seviyorum aşkım..." dedi Büşra ve inleyerek kocasının altına yattı. Kendini ona sunmayı çok seviyordu. Selçuk yavaşça Büşra'nın pijamasını sıyırmaya başladı. İç çamaşırlarını da çıkardığı zaman karısı altında tamamen çıplak bir şekilde kalmıştı. Selçuk da üzerini çıkarmaya başladı. Büşra'nın büyük göğüsleri her hareketinde ileri geri hareket ediyor ve Selçuk'un dikkatini çekiyordu. Oldukça güzel görünüyorlar... Selçuk onlara bakarken gözlerini alamıyor ve sürekli bakıyordu. Uzandı ve sağ eliyle iyice kavradı onun iri ve dolgun göğüslerini. Oldukça iri ve dolgun olmalarına rağmen sıkı da olan göğüslerini okşayan Selçuk daha çok sertleşti. Aleti iyice demir gibi oldu. Otel odasından sonra buraya gelmek onu rahatlattı. Normalde o kadar sert davranan biri değildi, hiç bir zaman da olmadı ama orada daha farklı hissettiren bir şeyler olmuştu ona. Belki de Aysu buna neden olmuştu ama karısına karşı her zaman daha nazik, daha naif olmayı seviyordu. Onunla sevişirken sadece içine girdiği zaman sert oluyordu. Nedenini bilmediği bir şekilde aşırı tahrik olmuş durumdaydı. Büşra'nın bacaklarını açtı ve onun kadınlığına bir anda soktu. İçinde gelip gitmeye başladığı zaman Büşra'nın dudaklarına yapıştı ve karısını deli gibi öpmeye başladı. Dilleri dans ederken ikisi de kendisinden geçiyordu. Ve normalde olmayan bir şey oldu. Daha birkaç saat önce Aysu'nun içine boşalmış olmasına rağmen kendini tutamadı ve karısının içine boşaldı bir anda. Büşra şaşırdı. Çünkü genelde kocası çok uzun süreler onu beceriyordu. Ama bu sefer ona bir şeyler olmuştu ve çok kısa bir süre dayandı. Deli gibi inledi Selçuk ve spermlerini karısının derinliklerine boşalttı. İçinden çıktığı zaman nefes nefese kalmış bir şekilde Büşra'nın yanına yattı ve ona sarıldı. "Aşkım... İyi misin?" dedi Büşra. "Evet... Sadece seni çok özledim galiba...." dedi Selçuk. Bu durum Büşra'nın pek hoşuna gitmedi. İçinde tuhaf bir his vardı ama onu görmezden gelmeyi tercih etti. Sonuçta kocası ondan daha fazla etkileniyor olabilirdi. Evlendileri süre boyunca aralarındaki çekim bir an bile olsun azalmadı. Aksine sürekli artmaya devam etti. Çocukları olduktan sonra her şey daha da iyi hale geldi. Genelde duyduğu şeyler iyi değildi etraftan ama Büşra'nın evliliği çok daha iyi gidiyordu. Diğer akrabaları genelde boşanma durumları yaşarken, Büşra ise çok mutlu hissediyordu kendini. Hem de herkesten daha mutlu. Ailesi ile Selçuk bir ara sorun yaşamıştı. Ama o her zaman eşinin yanında oldu. Ona destek oldu. Günün sonunda da hep çok mutlu oldu. "Duşa gireceğim ben..." dedi Selçuk ve yataktan kalktı. Büşra da giyinmeye başladı. Selçuk'a bakarken bile yüzünde bir gülümseme beliriyordu. Onun diri ve kaslı kalçaları yürürken çok güzel görünüyordu. İri vücudunu her zaman sevmişti. İlk evlendikleri zamanki gibi aralarındaki heyecanın kalması da çok hoşuna gidiyordu. Selçuk duş alırken aklı Aysu'nun o güzel kalçalarında kaldı. Onun her ayrıntısını düşünüyordu. Ve tabi ki daha demin olan şeyi... Neden bu kadar kısa sürmüştü ki... Kendine engel olamadı. Bunu itiraf etmek bile hoşuna gitmiyordu ama nedense böyle bir durum yaşadı. Normalde asla ama asla böyle olmazdı. Her şey Aysu'yla beraber olduktan sonra olmuştu. Aysu ile beraber olurken böyle bir şey olmadığı için kendini çok şanslı hissediyordu. Eğer böyle bir şey Aysu ile beraberken başına gelse utancından insan yüzüne çıkamazdı. Karısına da bu durumu izah etmesi gerekiyordu ama onun gözlerinde bir şüphe görmedi. Eğer Büşra bu durum yüzünden bir şüpheye düşecek olsaydı ne yapardı bilmiyordu. Duştan çıktı ve Büşra'yı gördü. Pijamalarını giymişti. "Seni çok seviyorum..." dedi Büşra ve Selçuk'un dudaklarına bir öpücük kondurdu. Daha demin olan olaydan dolayı onun kötü hissetmesini istemiyordu. "Ben de seni çok seviyorum bebeğim benim." dedi Selçuk ve karısını öptü. Bir süre sonra televizyon izlemeye başladılar. Karan zaten uyuyordu. 1 saat sonra... Aysu gelen ani bir sesle uyandı. "Onur... Sen misin?" diye seslendi. "Evet... Ben geldim." dedi eşi. Aysu doğruldu ve elini yüzünü ovaladı. Çok uyumuş gibi hissetmiyordu. Hala üzerinde bir yorgunluk vardı. Eşi üzerini çıkardı ve masanın üzerine bıraktı. Oldukça yorgun gözüküyordu. Aysu kalktı ve mutfağa doğru yöneldi. Sıcak suyun altını yaktı ve pencereden dışarı baktı. Hava kapalı ve oldukça bunaltıcı görünüyordu. Bu tip havalar her zaman onun da içini bunaltırdı. Onur bir an mutfağa göz attı ama sonra hiç konuşmamaya karar verdi. Artık Aysu'yla hiç konuşmaz olmuşlardı. Yeni evlilik yapmalarına rağmen ondaki garip tavırların farkındaydı ama artık yaşamdan keyif alamaz bir haldeydi. Aysu, hiç olmadığı kadar farklı davranıyordu. Ama en iyisinin bunu göz ardı etmek olduğuna karar vermişti. Çünkü bir yerden sonra onunla tartışmak, duvara konuşmaktan bile manasız bir hareket haline gelmişti. En azından duvar karşılık vermiyordu. Aysu kendine bir çay hazırladı. Onur'a sorma gereği bile duymadı çünkü o istese bile ona hazırlamak istemiyordu. Başka birine hizmet etmeyi sevmiyordu. Eğer çok isterse kendi hazırlar diye düşündü. Onur üzerini değiştirdi ve direk yatağa girdi. Kapıyı kapattı. Uyku uyumak bile zordu ama artık umurunda değildi. Bir an önce uyumak, uyanmak ve yeniden işe gitmek istiyordu. Evde zaman geçirmekten bu aralar bıkmış haldeydi. Aysu da onun bu halinin farkındaydı. Aralarında ne sevgi, ne de aşk vardı. Tamamen alışkanlık ve biraz da zorunluluk yüzünden beraber olduklarını çok iyi biliyordu. Eğer başka bir yerde yaşasaydı asla Onur'la evlenmezdi. Ama ne yazık ki yaşadığı ortam gereği onunla evlenmesi gerekti. Bu durumdan ne kadar memnun olmasa da Selçuk'la olan ilişkisi onu bir nebze olsun canlı tutmaya yarıyordu. Oteldeyken kendini hiç olmadığı kadar canlı hissetti. Sanki tüm renkler daha canlı, tüm hisler daha gerçekti. Bir anda da o sihirli dünyadan çıkıp siyah beyaz bir dünyaya gelmiş gibiydi. Bu evde olmak ona iyi gelmiyordu. Ama Onur gibi kafasına göre evden çıkması mümkün değildi. Bu, göze batardı. Telefonunu eline aldı ve mutfaktaki saldalyeye oturup bir dizi açtı. Diziyi izlerken aklında sürekli Selçuk vardı. Onunla olduğu zaman her şey ne kadar güzeldi... Bir anda bu eve geldi. Sessizlik.... Aslında sadece sessizlik yoktu. Buzdolabının çalışma sesi, borulardan gelen ses, kombinin çalışma sesi... Tüm bu rutin sesler onun canını sıkıyordu. Bu rutin hayatının ne kadar boktan olduğunu ona daha iyi gösteriyordu. Her şeyi adeta onun yüzüne vuruyordu. Selçuk acaba ne yapıyor diye düşündü... Şu anda o da Aysu'yu mu düşünüyordu yoksa karısı ile mi ilgileniyordu? Bilmiyordu. Bilmek de istemiyordu aslında. Selçuk ile olan bu ilişkisinin nereye gideceğini kendisi de çok iyi bilmiyordu. Sadece yaptığı şey aşırı derecede doğru hissettiriyordu. Daha fazlası değil. Selçuk'un karısını da görmüştü. Sadece fotoğraftan görmüştü ve kendisinden oldukça kısa olduğunu biliyordu. Minyon tipli bir kadındı ama şirin biriydi. Yine de kendisini onunla kıyaslama gibi bir hata yapmıyordu. Ya da Selçuk'u, kendi kocası ile kıyaslama gibi bir hata da yapmıyordu. Asla yapmazdı da. Olayın farkındaydı. Aysu zaten içindeki bu hisleri kendisine itiraf etmeyi başarmıştı. Ki en zor aşama da bu olmuştu. Aysu bu kararı verip de Selçuk'u bulmadı. Onu gördüğü zaman etkilendi. Hem de çok etkilendi. Bu, geri dönülmez bir şekilde onu değiştirdi. Şimdi de evde otururken bu rutin ve sıkıcı sesleri duyduğu zaman rahatsızlık duyması da bundan dolayı olabilirdi. Selçuk ona kısa bir rüya yaşama şansı verdi. Ama şimdi o rüya bitti ve gerçekliğe dönmek zorunda kaldı. Ki bu da hiç istemediği bir şeydi. Telefonundaki diziyi durdurdu ve rehbere girdi. Selçuk'un isminin üzerine getirdi parmağını ama bir türlü parmağı oraya dokunmadı. Bunu yapamadı. Onu aramak istiyordu ama bir yandan da aradığı zaman ne diyeceği hakkında bir fikri yoktu. Bir de kadınlar hisseder, bunu biliyordu. Eğer şimdi onu ararsa eşinin fark etme ihtimali olduğunu da biliyordu ki bu da hiç hoşuna gitmeyen bir ihtimaldi Aysu için. Çünkü Selçuk ile olan bu güzel ilişkisini bir anda bitirmek, baltalamak istemiyordu. Yeniden dizisini açtı ve sıkıcı hayatına kaldığı yerden devam etti. Hala kasıklarında ağrı vardı. Selçuk'un iri ve kalın aletini alırken zorlandığı anlar aklına geldiği zaman bile ıslanıyordu. Selçuk'u seviyor muydu... Bunu bilmiyordu. Ama aksini de söyleyemezdi... En azından şimdilik...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD