Karanlık Elmas 4. Bölüm

2025 Words
Selçuk... Gözlerimi açtım. Yeni bir güne daha uyandım. Büşra yanımda uyuyordu. Esnedim ve kendime geldim. Pijamaları ile oldukça güzel görünüyordu. Onu çok seviyorum... İyi ki benimle birlikte. Aysu da aklımda ama sonuçta o da eşinin yanında. Onunla yaptığımız bu anlaşma hoşuma gidiyor. İkimiz de birbirimizin hayatlarına karışmıyor, sadece eğleniyoruz. Bir heyecan yaşıyoruz. Daha fazlası ya da azı değil. Kalktım ve banyoya girdim. Üzerimi çıkarıp sıcak suyun altına girdim. Kendime gelirken yeni bir güne başlamanın en iyi yolunun bu olduğunu düşünüyorum. Hep de öyleydi. Çocukluğumdan beri ailemin evinde de ekonomik durumumuzu bu olaya göre tayin ederdim. Eğer sabahları kalkıp sıcak su ile duş alabilecek vaktim ve imkanım varsa, o hayat güzeldir. Yoksa, sorun yaşıyoruz demektir. Ne zaman fakir olsak, evde sıcak su ve zaman sorunu olurdu. Ya banyo dolu olurdu ya da sıcak su olmazdı. Ama artık bu imkanım var. Küçük şeyler ile mutlu olmasını bilen biriyim. Bu yüzden şu andaki hayatımdan da son derece memnunum. İyi bir işim, iyi bir evim var. Ailem var. Sonunda yapmam gereken her şeyi yaptım. Askerden geldikten sonra evlendim, güzel bir işe girdim. Toplumun benden beklediği her şeyi yerine getirdim. Aileme bakıyorum. Eşim, kimseye muhtaç değil. Hatta kendi ailesi ile sorunlar yaşadığı zaman bile onun yanında oldum. Kimseye el açmak zorunda kalmadı. Güçlüyüm... Hem de çok. Her zaman güçlü olmak nasıl hissettirir merak etmiştim. Artık biliyorum. Kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum ve kurduğum bu ufak dünyanın kralı olmaktan da gayet memnunum. Büşra, tüm gün evde beni bekliyor. Allah'tan çocuğumuz var. Çocuktan önce evde bunalıyor, canı sıkılıyordu ama şimdi en azından birbirlerine arkadaş oldular. Büşra aslında üniversite mezunu bir kadın ama çalışmak istemedi. Ben de buna saygı gösterdim. Aslında çalışmak istese de bulacağı işler berbat işlerdi. Genel olarak asgari ücret veren, patronların onu taciz etme imkanlarının olduğu işler olduğu için son derece dikkatli oluyorum bu konu hakkında. Kendi eşimi kimseye muhtaç etmedim, etmem. Küçük yaşımdan beri çeşitli işlerde çalıştım. Ailemden harçlık almayı da o zamanlar bıraktım zaten. Para ile ilişkim çok sağlıklı. Bu durum hoşuma gidiyor. Hayattaki ihtiyaçlarım çok limitli. Arabam var, evim var, temiz ve güzel kıyafetlerim var. Yemek yeme konusunda aç gözlü asla olmadım. Genelde az, ama güzel yemekler tercih ederim. Sağlıklı besleniyor, bol su içiyor, spor yapıyorum. Az tüketiyorum. Genel olarak böyleyim. Büşra böyle değil. Altınlara özellikle zaafı var. Ama bu bir sorun değil. Zaten bugünlerde para çok fazla değer kaybediyor, parayı altına çevirmek bizim için de iyi oluyor. Hem de o mutlu oluyor. Ancak dün olanlar... Beni değiştirdi sanki. O otel odasına girerken başka biriydim, şimdi ise başka biriyim sanırım. Bilmiyorum. Aysu nasıl olur da beni bu kadar etkiler aklım almıyor. Ondan hoşlanıyorum ama o kadar da olmazsa olmaz bir kadın değil benim için. İş yerinde ona benzer en az on tane kadın daha bulabilirim. Aysu, kendisini çok üstün görüyor. Onun bu özelliğini seviyorum. Zaten bu sayede bu kadar hızlı gelişti her şey. Bir şeye inanmak istiyor, tek yapmam gereken ona inanmak istediği şeyleri söylemek oldu. Bu kadar... Gerisi kendi kendine geldi. Bir kadının, bir erkeğe kendini bu kadar kolay teslim edeceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Bazen arkadaşlar kendi aralarında buldukları kızları anlatır dururdu. Bir türlü inandırıcı gelmezdi bana bu tür hikayeler ama şimdi kendimi direk bu olaylardan birinde buldum. Demek ki insanlar doğru söylüyordu. Demek ki böyle insanlar var... Onları yargılama gibi bir hataya da düşmüyorum. Zaten teknik olarak ben de eşimi aldatıyorum ama ben erkeğim. Bu olaydan sıyrılmam çok kolay olur. Ama Aysu, sıra dışı bir özgüvene sahip. Sanki ben kadınım, o da erkek gibi davranıyor. O kadar rahat yani. Evli bir kadının daha dikkatli olması gerektiğini düşünürdüm ama hayat her şeyi öğretiyor öyle ya da böyle. Duştan çıktım ve giyindim. Kendime geldikten sonra bir anda vücudumun soğuması çok iyi hissettiriyordu. Kendime bir çay yaptım. Saat hala çok erkendi. Herkes uyuyordu. Bazen evde kendimi huzursuz hissediyordum, dün olanlardan sonra artık öyle değil. Sanki burası çok güzel bir yer gibi geliyor artık. Otel odasına girdikten sonra, dış dünya beni korkutmaya başladı. Neden böyle hissettiğim hakkında bir fikrim yok. Ama ilk defa dün gece karıma sarıldığım zaman kendimi dünyanın en güvenli yerinde gibi hissettim. Daha öncesinde hiç kimseye böyle sığınma gereği duymadım ama ilk defa dün gece, Büşra bana güven verdi. Ona sarıldığım zaman, bu evde güvende olduğumu düşündüm. Içimde bir huzursuzluk vardı. Eve girdiğim zaman ortadan kayboldu. Ya da bu evle ilgisi olmayabilir bu durumun. Büşra'nın yanına geldiğim zaman düzeldi. Üzerimi giyindim. Büşra hala uyuyordu. Eğildim ve alnına bir öpücük kondurdum. Mırıldandı biraz ve gözlerini açtı hafifçe. "Canım... Gidiyor musun..." dedi. "Evet bebeğim. Biraz erken çıkacağım bugün. Sen uyumaya devam et ben anahtarı aldım." dedim ve yeniden onun dudaklarına bir öpücük kondurdum. "Tamam aşkım... Bir şey yemedin..." dedi uykulu sesiyle. "Bir şey olmaz bebeğim yolda bir şeyler yerim sen merak etme. Bebeğimsin benim... Hadi kapat gözlerini daha uyuman lazım. Karan da uyuyor zaten. O uyanmadan uyu güzelce yoksa yorgun olacaksın." dedim. Başını onaylar anlamda salladı ve yeniden gözlerini kapatıp yorganı üzerine doğru çekti. Ben de evden çıktım. Soğuk havayı ciğerlerime çektim. Soğuk hava iyi geliyor... Beni kendime getiriyor. Telefonumu çıkardım. Aysu'yu aramak ve aramamak üzerine bir ikileme düşmüş durumdayım ama onu şimdi arasam bile doğru olmaz. Bu saat çok erken. Eşiyle bir sorun yaşamasını istemiyorum. İkimizin de normal hayatlarının devam etmesini, bu işin sadece bir eğlence olarak kalmasını istiyorum. Daha sonrasında istersek geride bırakılacak bir eğlence... Daha fazla değil. Daha önce metreslerine aşık olan bazı arkadaşlarım oldu. Hepsinin de ailesi dağıldı. Kendi eşlerini ihmal ettiler, bazıları boşandı. Metresi ile evlenen de oldu. Saçma... Harika bir hayatım var. Bunu bozmak istemiyorum. Hem Aysu gibi çok kız bulurum kendime. İş yerinde bile onun gibi bir sürü kız varken Büşra'yı hüsrana uğratamam. Aysu ile konuşurken bu konulardan da korkmadığım konusunda ona göz dağı vermeyi düşünmeye başladım. Çünkü eğer bir süre sonra bana baskı kurmak isterse, bu işin daha çok onun başına bela olacağını anlaması gerekiyor. Arabaya bindim. Yola çıktığım zaman soğuk koltuk tüm vücudumu daha da soğuk hale getirdi. Arabanın ısınması biraz sürüyor. O vakte kadar camları açtım ve soğuk havayı yeniden ciğerlerime çektim. Rahat olmak istemiyorum. Aksine bu rahatsızlık hissi bana iyi geliyor. Beni ayakta tutuyor, tetikte tutuyor. Kendimi hiç olmadığım kadar canlı hissediyorum. Aysu, onunla aynı olduğumuzu düşünüyor ama ben aynı fikirde değilim. Onun çok mutsuz bir evliliği var. Benim ise öyle değil. Hayatımdan memnunum. Eğer beni bir şekilde bu kötü hayattan çıkış bileti olarak kullanma hevesi varsa bunu yapmasının imkansız olduğunu da anlaması gerekiyor. Starbucks'a geldim. Arabayı park edip indim. İçeri girdiğim zaman kahve kokusu bile güzel geldi. Her buraya geldiğim zaman kendimi daha yaratıcı, zinde hissederim. Ama bugün farklı. Evden çıktığımdan beri içimde tuhaf bir huzursuzluk hali var. Bunu aşmam gerekiyor. Bugün yapacak çok önemli işlerim var. Bunların hepsini de yapmak zorundayım. Bu aralar şirketteki konumum değişebilir, terfi almak için daha çok çalışmam gerekiyor. Aslında buna da ihtiyacım yok ama başarılı hissetmeyi seviyorum. Kendime bir kahve aldım ve bir masaya oturdum. İçerisi oldukça sıcak ve rahattı. Telefonumu çıkardım ve maillere bakmaya başladım. O kadar çok kişi mail göndermiş ki... Özellikle dün yaptığım ufak kaçamak sırasında bana ulaşmak isteyen çok kişi olmuş. Ama doğal olarak başarılı olamadılar. Bu iyi bir şey değil. Ben her an ulaşılır konumda olmak zorundayım. Bir hafta içinde bir sürü toplantı olacak. Hepsinde de tüm sorunları çözmüş olarak herkesin karşısına çıkmak istiyorum. Tam maillere göz atarken telefonum çaldı. Arayan kişi Aysu'ydu. "Alo..." dedim. "Alo... Müsait misin?" dedi. Saat beklediğimden de erkendi. Ama yine de demek ki müsait oldu ya da kendine zaman ayarladı. "Evet. Kahve içiyordum. Ne yapıyorsun?" "Ben de yeni uyandım işte. Onur yok. İşe gitti. Seni aramak istedim. Dün olanları unutmak... Çok zor... Güzeldi. Hem de çok..." dedi. "Evet. Çok güzeldi. Ben de seni düşünüp durdum. Ama seni aramak istemedim. Bilmiyorum çünkü müsait olur musun olmaz mısın emin olamadım. Söyleseydin seni alırdım. Beraber kahve içerdik." "Olsun zaten şirkete geleceğim. Dün bir tane dosya vardı ama halletmeyi unuttum. Onu yapmam lazım." "Sorun değil merak etme halledersin. Ya da ona bir çözüm buluruz. Benim de yapmam gereken çok şey var. Hallederiz ama..." dedim. Onunla konuşurken bir yandan da kahvemi yudumluyordum. "Bir daha ne zaman beraber iş yemeği ayarlarız o zaman..." dedi Aysu arsız bir ses tonuyla. Sabahın bu saatinde bile benim için bu kadar istekli olması hoşuma gidiyor. "En yakın zamanda ayarlarız bebeğim sen merak etme. Günler torbaya girmedi ya, ne olacak... Otel odası güzeldi. Yine aynı yere gideriz. Orası bizim odamız olsun." dedim. "Evet... Bu fikri çok sevdim. Bize ait... Bize ait bir şeyler olması hoşuma gidiyor." "Yine de dikkat etmeliyiz Aysu. Şu anda bir şeyler için söz veremiyorum sana. Biliyorsun... İçinde bulunduğumuz durum çok özel..." "Evet... Seni anlıyorum." dedi ama moralinin bozulduğu sesine yansıdı. "Bunun canını sıkmak için söylemedim. Sadece gerçekleri söylemek istiyorum sana. Hayal satma gibi bir niyetim yok. Daha önce de bunları konuştuk ama dün gece bir sınırı aştık bunu biliyorsun. Ne senin, ne de benim hayatımın bundan etkilenmesini istemiyorum. " dedim. Konuşurken onun nefes seslerini bile dinliyordum. Onun tepkileri benim için önemli. Çünkü en azından birkaç defa daha birlikte olmak istiyorum onunla. Daha sonrasında yolları ayırmak söz konusu olabilir. Aysu'yu hemen bırakma gibi bir niyetim yok. "Yok canım sıkılmadı. Sadece... Benim için önemli değil. Yani umurumda değil artık. Hayatımdaki en gerçek şey sensin. Dün gece... Hayatımdaki tek gerçek gün gibi geliyor. Mesela bugün uyandım ve bir şey hissetmedim. Garip... Dün odada olanlardan sonra, bir şeyler değişti içimde. " dedi Aysu. " Bende de öyle... Sanırım ikimiz de bu durumdan oldukça etkilendik. " dedim. " Evet... Sen... Çok etkileyicisin. " dedi. Bunu söylerken yüzünün kızardığına emindim. Normalde böyle sözler duymayı ondan beklemezdim ama dün gece onu oldukça itaatkar bir hale getirmiştim. Ona sert davranmam, oldukça hoşuna gitmiş olmalıydı. "Sen de öyle bebeğim benim... Merak etme ne olursa olsun ben yanındayım. İlla ki birlikte olmak anlamında düşünme. Arkadaş olarak da birbirimizin hep yanındayız. Yakın bir arkadaş gibi düşün. Seks zaten bir ihtiyaç gibi artık. Ne sen, ne de ben artık dünkü veletler değiliz. Neyin ne olduğunu biliyoruz. " dedim. " Evet... Farkındayım bunun. Zaten bunu kafaya takmıyorum. Düşündüğüm şey bu değil... Bu eve gelmek hoşuma gitmedi. Otel odasında olanlardan sonra buraya gelmek sanki nefessiz kalmak gibi geliyor bana." dedi. " Aysu biliyorsun sürekli o şekilde yaşamamız imkansız. Zaten yanımda olacaksın aşkım. Merak etme... Az kaldı. Yine ayarlarız. Her ayrıntısı güzeldi. Daha da güzel olacak. " dedim. Aynı anda Aysu'nun tepkilerini de ölçmeye çalışıyordum. " Evet... Neyse... Ben giyineyim... Şirkette görüşürüz o zaman. Her zamanki gibi davranırım zaten. Dikkat çekmeyelim. " " Evet. Daha önce konuştuğumuz gibi. Normal davran. Aramızda bir şey olduğunu başka biri anlarsa sorun olur. Dedikoduyu çok seviyorlar biliyorsun. " dedim. " Evet... Biliyorum... " " Seni çok seviyorum aşkım. Bunları halledeceğiz merak etme. Şu anda kafan dolu farkındayım ama hepsini hallederim ben. Sen hiç kafanı yorma." "Ben de seni seviyorum aşkım..." dedi ve telefonu kapattı. Kahveden bir yudum daha alıp dışarıyı izlemeye başladım. İnsanlar koşturuyor ve herkes işine gitmeye çalışıyordu. Ben de onların arasında böyle görünüyor olmalıyım. Aysu da şirkete geldiği zaman her zamanki gibi davranmam gerektiğini biliyorum. Ama bu konuda benim de kafam karışık. Daha öncesinde mutlaka onunla flört ettiğimizi birileri fark etmiş olmalı. Aramızdaki bakıştan ya da hareketlerden mutlaka belli olur diye düşünüyorum. Yine de bu farklı... Artık sadece masum bir kaçamak değil bizimki. Beraber olduk. Ne olursa olsun bu olayın aileme yansımasına izin vermeyeceğim. Aysu eğer benimle bir gelecek düşünüyorsa da onu şirkette de barındırmama konusunda kararlıyım. Daha önce hiç böyle bir ilişkim olmadı ama gerekli görülen durumlarda ne kadar sert olduğumu daha önce başıma gelen olaylardan sonra gördüm. İçimde böyle bir taraf da var. Umarım Aysu benim o tarafımla oynamaya kalkmaz... Kahvemi bitirmedim bile ama kalktım. Bardağı elime alıp arabada içmeye karar verdim. Şirkete doğru yola çıkarken kafamda yine düşünceler vardı. Otel odasında olanlar aklımdan çıkmıyordu. Aysu haklı... Dün olanlar, büyü gibiydi. Daha sonrasında ise hayat çok tek düze bir hal aldı. Yine de benim ev yaşantım onunki kadar kötü değil. Bir şekilde kendimi ondan farklı tutmam gerekiyor. Ama bunu anlarsa kıskançlık yapma ihtimali var ki bu da benim hiç hoşuma gitmez. Bu yüzden hem kendimi Aysu'dan hem de Büşra'dan gizlemenin bir yolunu bulacağım. Fark ettiğim önemli bir ayrıntı, metres edinen erkeklerin tüm sırlarını metreslerine açık etme huyları oldu. Bu, bende olmayacak. Bu konuda oldukça dikkatli adımlar atacağım... Aysu'dan hoşlanıyorum ama Büşra'yı seviyorum. Ve ailemden ne olursa olsun asla vazgeçmem... Ne olursa olsun...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD