"Ah şimdi bu arabayı kullanmak için nelerimi vermezdim."Diyerek içimden geçirdim..
"Anca rüyanda sürersin sen bu bebeği. Sende bunu sürecek cesaret bırak ellemeye bile cesaret edemezsin."
Yavuz'un sözleriyle bir an içimden değil de dışım dan söylediğimin farkına vardım.
"Ne var. Niye kullanamayacak mışım,senden de güzel kullanırım. Hem cesaretimin karşısında da kala kalırsın."
"Kim sen mi? Korkarım daha bisiklet bile sürmeyi bilmiyorsun dur. Bu araba sana iki beden büyük gelir kızım, bu bebek. Sen git oyuncak arabalarla oynamaya devam et."
"Bu kadar emin olma bence,görmeden bilemezsin."
Yavuz alaycı bir şekilde gülmeye başladı.
"Gerçek ten görmek isterim. Ama rüyan da "
Gözlerimi devirdim. Tam cevap vereceğim sırada eve geldiğimizi fark ettim.
"Neyse iyi akşamlar. Bıraktığın için de teşekkürler."
Araba dan inerek eve girdim. Bir an durakladım. Şimdi bu da neyin nesiydi.
Sinirle kapıyı kapatarak içeri girdim.
"Senin ne işin var burada be adam hiç utanma yok mu sende birde gelmiş baş köşede oturuyorsun, paranı ödedik ve bitti hala hangi hakla buraya gele biliyorsun ne yüzsüz bir insansın sen ya."
Zafer her zaman ki gibi yine Arif'i kandırmıştı belli. Yoksa hangi yüzle bu eve gelebilmişti. Anlamıyor du bu adamı öz oğlunu kaçıran ve tehtit edildiği halde nasıl bu kadar saf olabiliyordu ve kana bilyordu anlamıyordum..
Arif'in sinirli bir şekilde araya girmesiyle ona baktım..
"Kes sesini ayağımın altına almayayım seni şimdi . Bu saatte dışarıda ne işin var. Nereden geliyorsun bu kılıkta."
Duyduğum sözlerle kan beynime sıçramıştı adeta. Arife dönerek alaycı bir şekilde konuşmaya başladım.
"Ooo Arif bey hangi rüzgar attı sizi buraya acaba. Oğlun kayıpken neredeydin de şimdi utanmadan ikiniz de geçmiş karşıma konuşuyorsunuz. Bakıyorum paranın kokusunu da almışsın da gelmişsin anlaşılan. Ha bu arada benim nereden geldiğim ve ne giydiğim seni hiç alakadar etmez. Bugüne kadar hayatımda yoktun şimdi de öyle ol. "
Sağ yanağımda hissetiğim sızıyla elim yanağıma gitti.. Dudağım da bir ıslaklık ve ağzımın içinde metalik bir tad hissedince dudağımın patladığını anladım. Bugüne kadar hiç tokat yetmemiştim. İçerdi,söverdi ama bir kere olsun elini kaldırmamıştı. Sinirle daha çok üstüme yürümeye başladı.
"Ne diyorsun lan sen. Bir özgüven gelmiş bakıyorum da sana bir den. Ama hiç merak etme sen. O oluşan öz güvenini kocana yaparsın artık. Şimdi git hazırlan. Zafer beyle gidiyorsun." Bir an kafamdan aşağı kaynar su dökülmüştü sanki. Ben bu hayatta bir günde kaç kişiyle evlene bilirdim. Evleneceğim kişi kesinlikle Zafer olamazdı.
"Se-sen ne diyorsun. Be-ben hiçbir yere gitmiyorum. Bu hakkı sana kim verdi de. Beni baş göz ediyorsun. Kimsin sen."
Kardeşim ve annem hızla odaya gelmişlerdi. Annem beni görünce elini ağzına kapayarak yanıma gelmeye başladı hızla diğer yandan Arife sinirle bakıyordu.. Annem bana yetişemeden Arif gözü dönmüş bir şekilde birden saçlarımı eline doladı kafamı arkaya atarak boğazımı sıkmaya başladı. Kulağıma eğildiği sırada kapının çalmasıyla kapıya baktı. Annem bana geleceği sırada kapı çalınca hızla kapıyı açmaya gitti, bir an polis geldi diye umut etmiştir.
Kapı açıldığında annem kapıdaki kişinin kim olduğunu anlamaya çalışırken diğer yandan Zafer karşısında gördüğü kişiyle hızla ayağa kalktı...