11. Bölüm

521 Words
Hayatta hiç bir şey istediğimiz gibi olmaz.. Tam oldu dersin bir yerden sonra anlarsın ki aslın da hiç bir şeyin olduğu yok. Yemekler yandikten sonra, kahve faslına geçilmişti. Bu kadar sıcak bir ortama girmeyeli ne kadar olmuştu? Kendimi bu ailenin sıcaklığına ve sohbetine o kadar kaptırmışım ki, zamanın nasıl su gibi akıp gittiğinden haberim bile olmamıştı. Bir an gözüm saate odaklağında vaktin epeyce geç olduğunu fark ettim. Bir an telaşla ayaklandım.. Herkesin bana baktığını fark edince açıklama yapmaya başladım.. "Saat çok geç oldu! Kalkayım ben artık.." Hande hanım tebessümle bana baktı. "Tabi kızım nasıl istersen.. Gerçekten de çok geç olmuş! Seninleyken zamanın nasıl geçtiğini bile fark edemedik. Yavuz seni eve bıraksın o zaman.." "Gerek yok! Hale Hanım. Bir taksiyle gidebilirim. Zahmet olmasın size." "Aa hanımı kaldıralım artık Eylül'cüğüm. Bu konuda anlaştık sanıyordum.Samet'in de mesai saati bitti ona bırak derdim. Bu saatte de seni öyle tek başına taksiyle falan gönderemem. Yakışmaz bize. Hem artık senden Yavuz sorumlu seni evine de bırakır zaten öyle değil mi, oğlum?" Yavuz yan gözle sinirle bana baktı bir an. "Ya tabi ben varken Samet'te kimmiş ben bırakırım seni. " Diyerek göz devirdi. "Peki Hale anne, öyle olsun o zaman iyi aksamlar. " Gülümseyerek ayağa kalktım. Herkesle vedalaştıktan sonra dışarı çıkarak.. Etrafa bakındım ama görünürde Yavuz'u yoktu. "Ee nerede şimdi bu adam. Beni bırakacağını söylemişti." "İşimiz gücümüz yok birde hanım efendinin özel şoförlüğünü yapmaya başladık." Duyduğum sesle birden irkilerek arkamı dönmemle Yavuza çarpmam bir oldu.. Yavuz kendisini beğenmiş bir şekilde saçlarını geri atarak konuşmaya başladı; "Bakıyorum da bu duruma iyi alıştın sen.. Kapı önünde bekleyerek bana çarpma bahanesiyle sarılmalar falan. Sarılmak istiyorsan dolaylı yollardan değil direk söyle ben sarılırım sana alışığız kızların sarılmasına sonuçta.." diyerek gülmeye başladı Yavuz.Bıkkın bir şekilde gözlerimi devirdim.. Kendini beğen miş, ne olacak. "Ay haspam. Sana sarılacağıma şurada ki ağaca sarılırım daha iyi.. Eminim senden daha yumuşaktır.." Bir anda Yavuz'un kendini beğenmiş halinden eser kalmamıştı. Bana tabiri caizse öldürecekmiş gibi bakıyordu. "Bana bak ufaklık haddini aşma. Sonunda üzülen taraf sen olursun. Boyun dan büyük laflar etme. " Diyerek garaja doğru gitti. Yavuz öyle bir şekil de söylemişti ki. Yerimden bir an bile kıpırdayamadım. Esas şoku ise garajdan çıkan arabayla yaşamıştım. Resmen karşımdaki araba yıllarca anca hayalini kurup bir türlü erişemediğim araba şuan tam karşımda bana göz kırpıyordu. BMWİ8 di bu daga Turkiyeye bile gelmemişti ve şuan karşımda duruyordu.. Tam bir araba tutkunuydum. Yarışlara karşı ayrı bir ilgim vardı. Şimdi gerçekten bu arabaya mı binecektim! Hayal mıydı, yoksa gerçek mi? Bir kaç kez Berna sayesinde yarışlara gitmiştim ve kullanma şansım olmuştu. Israrla korna sesiyle girdigim hayalden çıktım. Arabaya aşık olmuş bir şekilde ilerledim. Yavaş,yavaş. Arabaya bindiğimde Yavuz'un sert ve sinirli yüzüyle karşılaşmayı beklemiyordum. "Ne var! Neden dövecek gibi bakıyorsun." Yavuz kafasını camdan tarafa dönerek sabır çekti. "Ya sabır, ya sabır .Kızım sen bela mısın, benim başıma. Yarım saattir korna çalıyorum burada ben. Milleti topladım. Ama seni uyandıramadım. Bide ne var diyor." "Kusura bakma bir daha olmaz." "Olamaz da zaten. Bırakıp giderim. Tabiatıma aykırı dır. Benim,beklemek, sana özel istisna falan göstereceğimi sanıyorsan yanılıyorsun." Hiç oralı bile olmamıştım. Suan hiç birşey keyfimi bozamazdı. Arabanın tadını çıkarmak istiyordum. Eylül hiç oralı bile değildi.Radyo da Teoman serseri şarkısı çalıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD