Dağlanıyor Gibi Gençliğim...

1681 Words
Kenan Kurt Ben hayatımın herhangi bir aşamasında bu kadar sıkıştığım başka bir zaman hatırlamıyorum. Bir kadını seviyorum onda bir karşılığı olmadığı gibi çabalamam için izni de yoktu. Ve daha kötüsü haksız değil. Çok güzel ama güzelliğini geçin.. Bambaşka bir havası var hiç görmediğim kadar muazzam. Biz annemden sebep güçlü kadın çok severiz. Kendini ezdirmeyen dik başlı kadınlar daima daha asil gelmiştir bana ama ben karşımdaki kadının böyle olduğunu idrak edemedim bir türlü.. Ona ucuz kadın muamelesi yaptığım andan çıkamıyoruz. Konuşmaya çalışsam da dönüp dolaşıp o noktada buluyoruz kendimizi dokunmaya çalışsam da.. 3 tane kız kardeşim var. İkisi ikiz, eğlenceli olmalarının yanında daima diklerdir mesela. Asla lafın altında kalmazlar, kimseye de pabuç bırakmazlar. En küçüğümüz Cennet Buz ise bambaşkadır. Çok muziptir ama çok kırılgandır hepimize ayrı ayrı nazlanmaya bayılır. Hiç öyle asil olacağım da dik duracağım gibi gailesi yoktur. Varmaya çalıştığım nokta kadınları tanımak konusunda fena değilim ama Şimal'de çok fena çuvalladım. Tüm ezberimi bozdurdu. Ben ne kadar toparlamaya çalıştıysam da yeni yerlerden yine yine kırdım onu. Uzak kalmayı da denedim, vallahi denedim. Olmuyor.. Takıntı haline getirmek falan değil bu, ben kayıp yarımı bulmuşum da onsuzluğun aslında beni nasıl mutsuz ettiğini anlamışım gibi. Bunu bulmuşken de nasıl uzak kalayım. Bir de sanırım şey sandım, ben ona yakınlaşırsam onun kalbi de bir süre sonra bana ısınır.. Pek öyle değilmiş, tam aksine ben yaklaştıkça o uzaklaştı benden, benim farkına varamadığım Şimal'in psikolojisinin berbat olduğu. Ben enkaza dönmüş bir kızın üzerine bağ bahçe kurmaya çalışıyorum. Bunu da tabi ki Pars yardımıyla fark edebildim. O gece Şimal'i öpmek istediğimde onunla yatmak istediğimi ima etmesi bitirdi beni, yatak odasına gidelim ne yapacaksan yap sonra siktir git dedi. Benim derdim başlarda onunla bir daha yatmaktı doğru ama sonra asla derdim bedeni olmadı ki.. Aşık oldum. Aşk aptallıktır, aşk diye bir şey yoktur vesaire vesaire diye ettiğim ne kadar beylik laf varsa geldi itinayla girdi götüme. Yalnız kırılma noktam onun Boğaziçinde Hukuk kazanıp da okuyamadığını anladığım an oldu.. Ben Şimal'in durumunda olan belki 500 den fazla öğrenciye yardımcı oldum okul kaydı için ama herkesi fark edemiyoruz işte maalesef. Daha 19 yaşında kaybı 1 yıl sadece ve ben hiç değilse bu kadarını ona borçluyum.. Bu mutluluğu onunla yan yanayken yaşamak çok isterdim ama yanına yaklaşmam yasak. Kodumun Pars'ı bir daha onun yanına gidersem kendisini görememekle tehdit etti beni ki yapar. Hayatımda bunun gibisini görmedim. Daha 11 yaşındayız bu o zamanlardan filozof tabi. Bahçede yine Aslan'la çamura bulanmışız bisikletimiz bozulmuş onu tamir etmeye çalışıyoruz bu da hiç oralı değil oturmuş bizi seyrediyor. "Lan gel de yardım etsene" dedim. "Bozarken benden yardım aldın mı Kurt" diyor. Lan 11 yaşındasın 11 laflara bak. "Hayır çok kıymetli Ali Pars Bey almadım ama nazik götünüzü kaldırıp da gelip yardım eder misiniz?" Arkasından bir bağırtı. "Anneeeee abim göt dediii" Cennet Buz bacaksızı! Annemin gelmesi beni paylaması falan fişmekan neyse ben bu Pars efendiye küstüm. Gelip gidip gönlümü almaya çalışıyor yüz vermiyorum 3. gün geldi eğer benimle barışmazsan bir daha beni göremezsin dedi. "Oh çok iyi olur" dedim ve daha 11 yaşındaki çocuk dediğini yapıp 3 hafta kayboldu ortadan. Annem ve babamın haberi var benim yok, kafayı yiyeceğim. Sonra bizimkiler ben hasta olunca getirtmişler. Anlayacağınız o beni göremezsin diyorsa onu göremem. Ben onu görememeyi ya da onunla konuşamamayı kaldıramam.. Sözün özü Pars beyden yediğimiz veto yüzünden Şimal'den uzak kaldım her gün bana zehir olsa da.. Okul işini halledince de bana mesaj atmış. "Bana hayalimi hediye ettin minnettarım" demiş. Diyemedim ki sen bana hayal bile edemediğimi hediye ettin.. Uzaktan uzağa rica ederim diyebildim sadece. Sonra Şimal'in başarısını annemler öğrendi, odama gelip beni bir şekilde yeniden hayata döndürdüğü için ona hala minnet duyuyorlar zaten ve hemen bu başarının kutlanması gerektiğine hükmetti canım anam ve bence de harika bir fikir. Yemek yiyelim falan dediler ama dedim ne zamandır mangal yakmıyoruz, mangal yakalım. Bu fikir hepsinden de olur alınca çiftlik evine gittik. Biz hazırlıkları yaptık falan derken baktım Esat yavşağı Şimal'e sarılıyor. Hemen gidip aldım kızımı kollarından. Hayırdır diyorum tebrik ediyorum diyor, uzaktan et bilader uzaktan... Şimal'de bana gelince yüzünden düşen bin parça el aleme gelince gülücükler saçıyor, onlara da koy posta.. Ben yanına yaklaşamasam da uzaktan seyrettim her hareketini. Bugün çok güzel olmuş, o giydiklerinin içinde tam bir genç kız gibi görünüyor. Beyaz ona çok yakışmış.. Ama bu güzelliği unutamayanlar da var Dizdar gibi Moretti gibi.. Bizim 3 koruma gibi.. Evet doğru duydunuz Şimal'i korumakla görevli 3 koruma farklı zamanlarda Kenan amcama gidip Şimal'den çok etkilendiğini müsade varsa açılmak istediğini söylemiş, amcam da hem sinirlenmiş hem sırıtmış kıza kara çalsan yine parlıyor yine parlıyor diye söylene söylene beni aradı.. Ben de korumaların yerini değiştir bir daha Şimal'i görmesinler dedim ondan sonra da her ay değiştirdik korumaları. Dizdar iti de kardeşinin derdine düştü, Dize'yi hatırlarsınız benim himayemde çok da güzel bakılıyor abisi de bana posta koymuş ya Dize'yi ver ya Şimal'i gözünün önünde alırım ruhun duymaz diye. "Gel de al amına koduğum" diye karşı cevap yolladım. İte bak ben onu o direğe asıp sallandıracağım daha beklesin. Bir de Moretti belamız var elini eteğini çekti ama İstanbul'a gelmiş öğrendim. Şimal'e hiçbir şekilde ulaşmaya çalışmadı ama yine teyakkuzdayım. Kimseye güvenemem. Aksi gibi şimdi de üniversiteye gidecek. Bir sürü zibidinin içine, inşallah 3-5 çocuğun kolunu bacağını kırmak zorunda kalmam! Herkesten sıyrılmayı başaran ve dikkat çeken bir edası var, gerçekten çekimine girmek çok kolay. Bir de 6-7 litre soğuk içecek yapıp getirmiş ama nasıl enfes.. Anlatamam size. 2 litreyi tek başıma ben içmişimdir herhalde diğerlerini diğerleri paylaştı. Kimse gazlı içecek içmedi başka, babam bir ara içecek kalmayınca ayran içti sadece. Üzerine de bir çay yaptı ama tarifini yapmam zor lavantayı da hissediyorsunuz portakalı da hatta reyhan tadını bile rahatlıkla aldım. Muazzam bir şeydi. 4 bardak içtim bugün sabaha kadar tuvalete çalışacağız anlaşıldı. Ardından Kenan amcam bir şeyler söyleyin deyince ben yapmak istedim. Genelde Aslan yapar bizde bunu Pars'ta sever ama ben pek girişken değilim bu konuda. Yine de bağlama, gitar, piyano çalabilirim bu sebeple gitarı getirdim içeriden. Ona ithaf etmek istedim, gözlerinden gözlerimi ayırmadım ilk defa o da bana baktı şarkı bitene kadar. İnşallah ta içimi görmüştür. O benim, olmazsa benden geriye hiçbir şey kalmayacak tek derdim.. Şarkı biter bitmez millet alkışlayınca irkilerek çekti gözlerini. Bana dalışına da ölmem peki... Ardından bizim çingene bağırmaya başladı. "Abiii ben de söyleyeceğim" Cennet Buz nasıl desem bir insanın sesi azıcık bile mi güzel olmaz.. Olmuyor yemin ederim olmuyor.. "Cennetim sen başka zaman söyle" "Baba yaa bana söyletmiyor." Pis çingene, biliyor oynayacağı yeri. O an gözüm Şimal'e kaydı hayranlıkla seyrediyor Cennet'in babamla konuşmasını. Ulan babası olacak herifi evire çevire dövsem süper olmaz mı... "Kenan, çal benim kızım da söyleyecek" "Anladık Zemheri Bey" dedim döndüm buna. "Ne söyleyeceksin?" "Bak yeni duydum bunu ben söyleyim sen bana ayak uydur" "İyi başla bakalım" dedim başladı ama hepimiz kaldık öylece ardından herkes kahkaha atmaya başladı. "Deli, deli oldum. Dağa, taşa sordum Yâr oturmuş divanda Yana yana durdum Seni bana buldum Vermem artık dünyada" Bir de kafasını sağa sola sallıyor söylerken. Bu bir ilahi sanırım. "İlahi Cennet, sen beni güldürdün Allah'ta seni güldürsün" "Aminn amcam" Baktım babam bile gülüyor, bu kız valla deli, hiçbirimize çekmemiş. Aslan dayanamadı koltuğunun altına sıkıştırıp kafasını öptü.. "Şimalcim sen de söyle bir şeyler" "Benim sesim pek güzel değil Gülce Hanım" "Hadi ama Şimal benim sesimden de kötü değildir ya" dedi Cennet hepimiz güldük, kendi gerçeğinin hem farkında hem de bize eziyet çektiriyor.. "Senin sesin de güzeldi" Bu defa Cennet Buz kahkaha attı. "Hiç iyi bir yalancı değilsin" Gülümsedi Şimal.. Hayranı olduğum gülüşüne baktım gönlümce.. "Yalnız ben hiç enstrümanla söylemedim, ayak uyduramam yani" "Sen gir ben sana ayak uydururum" dedim. Kafasını salladı ve başladı söylemeye ama bu kadar güzel bir sesi olduğunu bilmiyordum. Yere bakarak söyledi şarkıyı ta ki şu kısma gelene kadar. Ordan itibaren hiç çekmedi gözlerini benden.. O bu şarkıyı bana söyledi, benim sinem dağlandı sanki.. Özür dilerim Şimal çok özür dilerim.. Kaç zamandır müşkülüm çok Takılı kaldı can bu dişte Bekledim durdum dalımda Yasak elmandım, al ve dişle Bana verdin bu zehri amma Dönemem ki şimdi bu yoldan "Yara bere, karavana sevmek yok" Dedim ama kalbim sanki karakolda Vermedim adını, zora koydular Aşkın mezarını cana oydular Camlara düşüyor yaşı yedi göğün Ellerin elime niye kapı duvar? Dağlanıyor gibi gençliğim, aç şu kapıyı.. Son cümleyi söyleyince sesi titredi, gözleri doldu ama toparladı hemen. Pars konuştu ilk defa. "Uzun zamandır bu kadar güzel bir ses duymamıştım Şimal, şarkıyı muazzam okudun. Tebrikler" "Teşekkür ederim Pars Bey." "Harikaydın Şimal" "Teşekkür ederim Kurt Bey" O konuşmada onunla yaptığım son konuşma oldu. Gece bitiminde evine Kadir bıraktı ve bugün 1 hafta oldu ben ise onu bir kez bile göremedim.. Yalnız onu da boş bırakmıyorum elbette ve işinden çıkarıldığını öğrendim bir de ev baktığını. Bu kızı bazen kollarından tutup kendine gel diye sarsmak istiyorum. Hayatın boyunca kendi başına idare ettin ne oldu? Madalya mı verdiler. Yahu kullan beni, ben basamak olmaya can atıyorum, bir kere de sen birilerini maşa yap. Ama yok olur mu Şimal hanım gururlu bir kadın olarak her boku bir başına halletmeli ben de anam kadını aradım. "Dünyanın en güzel annesi napıyor" "Dünyanın en yakışıklı 4 evladından biriyle konuşuyor, nasılsın bebeğim" "Bebek olamayacak kadar büyüğüm anne.." "Evet bebeğim nasılsın." "Puff. Şahaneyim annecim ama senin elinle bir şey yapmam lazım" "Nedir?" "Şimal, işten ayrılmış muhtemelen yeni iş bakıyor ve kendine yeni ev bakıyormuş." "Ama Kurt gündemi çok geriden takip ediyorsun annecim" "O ne demek?" "1 saat önce Şimal'le konuştum hem bizim şirket hem halanın şirketi hem de Mehmet Vardar'ın şirketi kendisine burs verecek. Ayrıca evde oturması konusunda da ikna ettim" "Ya sen var ya kadın. Babam nasıl bir iyilik yaptı da sen çıktın karşısına bilmiyorum ama Allah cennetine sorgusuz alsın seni" "Ayy amin Kurt ne güzel dua ettin bee" "Anne ağlama ya, güzel bir şey dedim" "Duygulandım sana ne be" "Peki peki hemen sil gözyaşlarını beni Zemheri kişisiyle muhatap etme" "Baban hakkında böyle konuşmamalısın" "Tabi tabi sen o kelebek vadisine girmek ne demek bilmiyorsun" Ben öyle deyince önce sessizleşti ardından kısık sesle. "Görüşürüz oğlum" dedi. Ne oldu birden bire anlamadım, neyse akşam uğrar bir görürüm sultanımı. Şimal'in çalışmak zorunda kalmayacağını duyunca rahat bir nefes aldım da aldığım her nefes de ciğerime batıyor. "Ben sana gelemiyorum be Şimal, ne var çıkıp bana gelsen.."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD