Kavga!

1904 Words
Şimal Heyecandan kalbim duracak neredeyse, inanabiliyor musunuz ben bir üniversite öğrencisiyim ve yaklaşık 20 dakikadır Hukuk fakültesi yazısıyla bakışıyoruz.. Deli gibi sırıtıyorum ama bir türlü içeriye adım atamadım. Gerçi dersin başlamasına daha yarım saat var ama ben tüm gece uyuyamayınca sabah erkenden Erdal abiyle geldim. Bu arada Erdal abi benim şoförüm. O kadar nefret ediyorum ki bu durumdan ne yaptıysam ne Zemheri Beyi ikna edebildim ne Kenan abiyi. Şoför ve korumalarla gideceksin dediler de başka bir şey demediler. Şoförüm korumam var ama okulu bursla okuyorum. Hikayeye gel.. Bu arada evet bursla okuyorum. Gülce Hanımla konuştuk o da 3 şirketin de bana burs vermek istediğini söyledi ne kadar kabul etmemek için dirensem de hiç değilse yarı zamanlı bir iş verin desem de bana bağırdı.. Evet evet o nazik kadın bana bir bağırdı yemin ederim koltukta küçücük kaldım. "Yeter be yeter. Çık artık şu ezik psikolojisinden. Dünyada bursla okuyan tek öğrenci sen mi olacaksın sanıyorsun. İnsanlar burs bulabilmek için kapı kapı geziyor. Sen bizim ailemizden oldun ve burs bile veremeyeceğiz yani öyle mi. Burs almak seni zayıf ya da güçsüz yapmaz Şimal, vazgeç şu her haltı bir başıma halletmeliyim hallerinden. O bursları alıyorsun o evde de oturuyorsun, hadi bir başka yere taşındığını göreyim!" Aynen böyle söyledi, odada Zemheri Bey var Kenan abi var. İkisi de dut yemiş bülbül. Gıkını çıkaramadı kimse yani ben kim köpek. "Tabi Gülce Hanım çok memnun olurum" deyip sıvıştım hemen odasından.. Dik başlılıkta bir yere kadar ve haklılar, ihtiyaç sahibi her öğrenci burs alıyor ben de bir hayli ihtiyaç sahibi olduğuma göre bunda ayıp bir şey yok. Zaten tazminatımı da aldım işsizlik maaşım da bağlandı, 6 ay onu da alacağım. Bence zengin bile sayılırım. Ben hala hayran hayran okuluma bakarken arkadan gelen sesle hevesim yarım kaldı. "Hala okuyamadıysan Hukuk Fakültesi yazıyor" Arkamı döndüm, ben yaşlarda bir çocuk. "Nesin sen okuma yazma bilmeyenlere yardımcı olan yardımsever çocuk mu?" Sırıtan yüzü asıldı, lüzumsuz herif. "Espri yaptım sadece, ne bu gerginlik." "Git ötede yap esprini ben yanına yaklaşılmaması gereken o vebalı kızım. Hadi yallah" Erkek ırkından hiç kimseye tahammülüm kalmadı, kimsenin şirinliğiyle uğraşamam. Kimseyle arkadaş olmak falan gibi de dertlerim yok. Geleceğim, okuyacağım ve bana yardımcı olan insanların yüzünü kara çıkarmamak için en iyi olmak için uğraşacağım. Ben bunu postalayınca gitti içeri. 2 dakika aşkta yaşatmıyorlar insana okuluyla Allah Allah.. Yine de mutluluğum hala zirvede olarak girdim içeri kocaman bir sınıf karşıladı beni arka sıralarda bir yere geçtim. Bir süre sonra da hoca girdi sınıfa. "Ben Doçent Devrim Akil. Hukuka Giriş dersinde bu dönem beraberiz. İlk dersten söylüyorum ki bir daha hatırlatmak zorunda kalmayım. Ben devam şartı ararım, okulun prosedürü umurumda değil, derse gelmeyen öğrenci boş öğrencidir boş adamdan da hukukçu olmaz. Ayrıca en az 1 yabancı dil bilmeyeni dersimden geçirmem istediği kadar derste başarılı olsun. Ortalık tek bir dil bilmeyen akademisyen doldu. Başarı böyle olmaz ve en önemlisi geç kalan öğrenciyi derse almam, bana ama hocam 1 dakika geç kaldım diye ağız yapmayın. Sınıfın kapısı kapandığı anda sen geç kalmışsındır ve ben disiplinsiz insan sevmem!. Anlaşıldıysa derse geçelim" Hiçbirimizden çıt çıkmıyor adam geldi posta koydu resmen. Diğer konular tamam da ben dil bilmiyorum ki.. En iyisi bir de kurs araştırayım. Bütün gün böyle geçti ilk hoca dışındakiler pek de sıkıntılı değildi devam zorunluluğu aramayan da var ama bu derslere girmeden nasıl geçilecek ki zaten. Öğle arasında kantine gittim bir tost aldım yanına da çay geçip boş bir masaya oturdum. Ben onları yerken masama bir kız geldi. "Merhaba, her yer dolmuş da buraya oturabilir miyim?" "Tabi" dedim yemeğime döndüm. Kız da aldıklarını yemeye başladı. "Elif ben bu arada" "Şimal" dedim tek kelime. Lütfen git kimseyle samimi olmak istemiyorum lütfen. "Sen de mi 1. sınıfsın" "Evet." "Yaa ben de aynı sınıftayız demek ki daha kimseyi tanımıyorum tabi." "Şart mı?" "Nasıl?" "Birini tanıman diyorum şart mı?" "Yani değil ama insanların arkadaş olması kötü mü?" "Ben kimseyle arkadaş olmak istemiyorum" dedim son çare yüzüne bakarak. Çok güzel bir kız yalnız maşallah ve çok da güler yüzlü ben öyle dememe rağmen kırılmadı ifadesi. "Yine de bir gün biriyle konuşman gerekirse bana gelebilirsin Şimal. Ben arkadaş sahibi olmak konusunda senin kadar katı değilim sanırım" "Gelmem, sağ ol" "Peki nasıl istersen" dedi yemeğine devam etti tabi ben de ama kız da muazzam bir konuşma aşkı var belli duramadı yine konuştu. "İstanbul'da mı oturuyorsun şehir dışından mı geldin" "İstanbul" "Ben Hazervan'dan geldim. Annem ve babam da hukukçu olunca ben de merak saldım" "Hmm çok güzel." "Senin ailede hukukçu var mı?" "Ailem yok benim" dedim çayın son yudumunu içip kalktım. Bu doz bana fazla geldi, insana tahammülüm kalmamış benim. Gün sonuna kadar derslere girdim ve işim bitince çıktım dışarı kapı önünde yine o kız. "Yarın görüşürüz Şimal" "Görüşürüz Elif" Ben Erdal abinin arabasına bindim onu orta yaş üstü saçları hafif beyaz bir adam aldı, sıkıca sarıldı alnından öptü.. Babası galiba... Çektim hemen gözlerimi. "Nasılsın Erdal abi" "İyiyim kızım nasıl geçti ilk gün" "Şahaneydi." "Hadi bakalım hayırlı olsun yeniden" "Teşekkür ederim abi" Erdal abi beni eve bırakınca bir duş aldım hemen. Yemek yaptım yedim derken hemen kendimi çalışma masama attım, günün tekrarını yapmak için, ders çalışmaya başlamışken de telefonuma mesaj geldi. Baktım, Aslan Bey. "Şimal müsaitsen 5 dakika sana uğramak istiyorum" "Tabi müsaitim buyurun" yazıp yolladım çok geçmeden de geldi. "Hoş geldiniz" "Hoş buldum nasıl geçti ilk günün" "Harikaydı Aslan Bey, okulu çok özlemişim." "Ben de o okuldan mezunum biliyor musun?" "Aa ben sizi yurtdışında okudunuz sanıyordum." "Yüksek lisansı yurtdışında yaptım." "Hmm anladım." "Bak bunları sana getirdim" dedi elinde iki poşet dolusu kitap vardı. "Bunlar sana hukuk konusunda çok şey katacak kitaplar ben tüm öğrencilik hayatım boyunca nerdeyse sırf bunlarla çalıştım diyebilirim." "Aslan Bey bunlar muhteşem çok ama çok teşekkür ederim" "Rica ederim, başarılar." "Sağ olun" "Ben gideyim artık" "E bir kahvemi içseydiniz" "Kurt arabada bekliyor, bekletmeyim onu" "E o niye çıkmadı" "Bilmiyorum ki" "Siz durun ben onu da çağırayım bir kahve yapayım size" "Kahve değilde geçen ki çaydan yapar mısın" "Yaparım tabiki" O oturunca mutfağa geçip su ısıtmaya başladım sonra Kurt'u aradım. "Efendim" "Kurt sen neden çıkmadın yukarı" "Iı çok kalmayacağım dedi Aslan" "Evet de çay yapıyorum sen de gel istersen" "Ha çay diyorsun" "Hı hı, piknikte yaptığımdan" "O zaman geleyim ben" Güldüm istemsiz, çocuk gibi ya.. "Gel hadi bekliyorum" Ben çayı demleyene kadar o da geldi. Beni görünce baştan aşağı süzdü piknikten bu yana nerdeyse 1 ay oldu ve görmedik birbirimizi. "Hoş geldin" "Hoş buldum" "Gel içeri geç sen ben de çayları getireyim" "Yardım lazım mı?" "Yok teşekkür ederim." O da geçince mutfaktan çayları aldım. "Aslan Bey aç mısınız ben direkt çay getirdim?" "Yok değilim sağ ol." "Kurt sen?" "Yok yok değilim" "Bir dakika ya" diyen Aslan Beyle ona döndüm.. "Ona niye adıyla hitap ediyorsun da bana bey diyorsun" "Şey Kurt kendisi adıyla hitap etmemi istedi de ondan." "İyi bana da adımla hitap et, o zaman tamam mı?" "Peki tamam." dedim ben de gülümseyerek. "Nasıl geçti okulda ilk gün" "Güzeldi hatta harikaydı Kurt. O kadar özlemişim ki okulu, heyecandan 1 saat önce gittim.." "Sevindim senin adına" "Ders ders diye hayatını erteleme Şimal, öyle ya da böyle bitiyor o okul" "Benim için kıymeti başkalarından daha fazla Aslan Bey yani Aslan. Bu bana altın tepside verilmiş bir ödül. Çok iyi kullanmak zorundayım bunu" "Hayat böyledir ummadığın yerden fırsatlar çıkarıverir karşına. Merak etme sen" "Yine de bu fırsatı değerlendirmek istiyorum" "Kesinlikle değerlendirmelisin." Onlarla biraz daha sohbet ettik çayları bitince kalktı onlar. Ben de biraz daha tekrar yaptıktan sonra yattım. Ertesi sabah yine aynı heyecanla gittim okula Elif beni görünce yanıma geldi. Ben arkadaş olmak istiyorum falan mı dedim acaba. "Günaydın Şimal" "Günaydın Elif" "Nasılsın" "İyi, sen" "İyiyim ben de. Kahvaltı etmediysen beraber bir şeyler yiyelim mi." "Ben evden çıkmadan yedim Elif sana afiyet olsun, görüşürüz" "Peki görüşürüz" Elif'i arkamda bırakınca sınıfa geçtim ama bu defa da o yapışkan çocuk geldi yanıma. "Selam" "Selam" "Naber" "İyiyim" "Yabani misin sen?" "Evet yabaniyim bir mahsuru var mı?" "Ben insan ehlileştirmek konusunda fena değilimdir, takıl istersen bana" "İşine bak, çok gözüme batıyorsun." "Peki yakınlardayım haberin olsun" Gözlerimi devirdim yemin ederim tahammülüm yok ve biraz daha böyle ısrar ederse Kenan abiye söylerim. Hiçbir erkeğin egosuyla uğraşmaya mecalim kalmadı.. Ben 1 hafta bu şekilde gittim geldim Elif asla pes etmeden her gün gelip selam verdi ve garip bir şekilde ben de ona alıştığımı fark ettim. Çok pozitif bir kız. Annesi avukat babası savcıymış. Bazı insanlar doğuştan şanslı.. Şimdilik iyi anlaşıyor gibiyiz ama ben yine de mesafeli olmayı tercih ediyorum. Nihayet hafta bitince Elif ille babamla tanış dedi, hiç hoşlanmıyorum bu tarz şeylerden desem de ikna olmayınca onların arabanın yanına gittik. Uzun boylu, yakışıklı bir adam. 45-46 gösteriyor en fazla. "Babaaa selam" "Hoş geldin güzelim" "Hoş bulduk bak bu sınıftan arkadaşım Şimal" "Memnun oldum Şimal ben de Timuçin" dedi o da Elif gibi çok güler yüzlü ve ben elimi uzatmayınca o da uzatmadı. Ne kadar ince bir düşünce.. "Ben de memnun oldum Timuçin Bey. Elif benim artık gitmem lazım sonra görüşürüz." "Şimal nereye gideceksen biz bırakalım" "Teşekkür ederim Timuçin Bey abim geldi almaya" "Peki o halde tekrar memnun oldum görüşürüz" "Görüşürüz" deyip ayrıldım yanlarından. Erdal abinin arabasına bindim standart hal hatırdan sonra hareket ettik ama daha okuldan yeni çıkmıştık ki yolu bir araba kesti. Korkudan öylece kaldım. Moretti mi.. Bilmiyorum. İçinden birkaç saniye sonra okuldaki sinek ve tanımadığım birkaç kişi indi. Erdal abi bana döndü. "Korkma arkada korumaların arabası var ve ne olursa olsun arabadan inme" "Tamam abi" diyorum ama bana sorun canımdan can gidiyor şuan.. Biz konuşurken arkadan 4 koruma öne geçti ve onlarla konuşmaya başladı camı açtım ne oluyor diye. "Şimal benim arkadaşım konuşmak istiyorum" "Konuşmanın yolu yordamı arabasının önünü kesmek mi?" "Okulda denk gelmedik" "Burda da denk gelmedin, hadi bas git" "Gitmezsek birader" "Gitmek için ambulansa ihtiyaç duyarsın" "Erdal abi ben bir ineyim bu benim sınıf arkadaşım" "İnme Şimal, derdi halis olan böyle çıkmaz." "Abi hır gür çıksın istemiyorum." dedim o yeniden konuşmadan indim. "Şimal Hanım lütfen araca geçin." "1 dakika lütfen." dedim korumaya bu sünepeye döndüm. "Evet ne istiyorsun böyle yol keserek." "Ooo Şimal Hanım özel şoförler, korumalar falan kimsin sen paşa kızı falan mı?" "Sana ne, derdin ne söyle çekil yolumdan" "Konuşacağız gel arabaya" "Yok ya başka arzun var mı?" "Bak ben zor kullanmak istemiyorum bu yanındakilere güvenme onları yere sermemiz birkaç dakikamızı alır. Hepimizin yakın dövüşte derecesi var." "Benim seninle konuşacak bir şeyim yok. Bir daha yoluma çıkarsan polise şikayet ederim seni." "Et et selam da söyle" "Uğraşamam senle" demişken birden korumaların arasından kolumu tuttu ama sonrası eyvahlar olsun. "Senin o elini götüne sokarım şerefsiz" diye Kurt bir yumruk indir adama. Öylece kaldım. Kurt ne alaka, o nerden çıktı zerre kadar fikrim yok. Kurt saldırınca onlar da karşı saldırıya geçtiler. Bildiğiniz meydan muharebesi yaşanıyor. Bahtı baştan gülmeyenin sonradan güler mi... "Şimal arabaya" diye kükredi bana ben hemen bindim Erdal abi beni oradan uzaklaştırdı ama orada ne oldu bilmiyorum. Gidene kadar da kurdeşen döktüm zaten. Erdal abinin dediğine göre korumalar haber vermiş. Eve gider gitmez hemen Kurt'u aramaya başladım ama cevap yok belki 2 saat geçti hala cevap alamayınca Kenan abiyi aradım. "Efendim Şimal" "Kenan abi Kurt'tan bir haber aldın mı?" "Yok kızım, noldu" "Okulda kavga çıktı o gelmişti ama beni zorla gönderdi şimdi de haber alamıyorum." "Tamam kızım sen kapat ben bir arayım" Onun telefonunu kapatınca yine beklemeye başladım ama saniyeler saat oldu sanki.. Sanırım 5 dakika geçmişti ki kapım çaldı, ben gidip hemen açtım kapıyı ama.. "Kurt.." "Şimal" "Aman Yarabbi, Kurt sen yaralısın" "Hı hı sana vuruldum.." dedi yere yığıldı.. Hayatının kısacık bir dönemi bari olaysız olsun Şimal, Allah aşkına ya!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD