Sadece Misafir..

2061 Words
Kenan Kurt Hayatım boyunca aşık oldum deyip Leyla gibi ortalarda dolaşanlara bilendim durdum. Bir tek annem ve babam bir de halam ve Kenan amcamın ilişkisine aşk diyebiliyordum ama onların ilişkilerinin bile defalarca çevirmelerden döndüğünü öğrenince aşka inancımı tamamen kaybettim. Yok ilk görüşte aşk, yok uğruna ölürüm biterim. Onsuz hayat bana cehennem falan filan bana fazlaca arabesk bir kadar da abartı geliyordu. Kim kim için ölür ki.. İnsan sadece ana babası, kardeşleri ve evlatları için ölür. Geri kalanı fasa fisoydu bana göre. Öyle olmuyormuş.. Şimal'e ilk görüşte aşık oldum mu.. Net olarak söyleyebilirim ki hayır.. Aşka inanmayan bir adamın şak diye birine aşık oldum demesi de yalandır zaten, derse de inanmayın.. Ama sonra hikayesini öğrenince yani hayran olmamak elde değildi. O kadar çok şiddet görmüş ki bakın erkek halimle ki hatrı sayılır dayaklar yedim ben bile zor dayanırdım. Yine de duruşunu bozmamış, eyvallah etmemiş. O kadar işkenceye rağmen boyun eğmemiş Dizdar'a. Hatta striptiz yapmayı bile neden kabul ettiğini yeni yeni idrak ediyorum. Muhtemelen o sahnede yaklaşabildiği birilerinden yardım isteyecekti.. Çok güçlü bir kadın... Dizdar pezevengi tam bir takıntılı, Şimal'e aşık olmuş ama hastalıklı bir aşk. Sadece karım olsun yanımda yatağımda olsun gibi manyakça bir düşünce. Bu sebeple ya tecavüz etmemiş ya da Şimal yine direndiği için edememiş bilmiyorum. Tecavüz etseydi zaten cümle alem gayinin orospusu yapardım onu! Sonra onu ilk kez yarı çıplak gördüğüm an, Moretti denen şerefsizin isteğiyle giydiği kıyafet. Böyle bir şey yok. Bir kere vücudu mankenlere taş çıkartacak kadar güzel zaten, boyu uzun haliyle bacak boyu da ve giydiği zincirli şey üzerinde enfes durmuş.. Bir girdap gibi ve siz içine girmek için çıldırıyorsunuz.. Bakire olabileceği zerre kadar dahi aklıma gelmedi, bu işi öyle bir mekanda yapıyorsanız spor amacıyla yapmazsınız! Kim bilir kaç kişiyle yattı diye düşünürken ilkini benimle yaşadığı an, yüreğimde bir karıncalanma hissettim. Ben de ilk defa bir bakireyle beraber olduğum için sanırım çok etkilendim diye düşündüm hatta kendimi sürekli sadece onu düşünerek tatmin ettim ama bir noktaya geldiğimde bedeninin umurumda bile olmadığını anladım, çünkü kendimi tatmin ederken yüz yılda bir olan bir gökyüzü olayı gibi denk geldiğim gülümsemesiyle boşaldığımı anladım. O dakikadan sonra da benim için yokuş aşağıydı artık. En büyük yanlışım karşısına çıkıp adam gibi yaklaşmamak oldu. Kimse görmesin kimse bilmesin istedim onu ama yaşadığı her şeye rağmen hayat dolu oluşu, insanlara cömertçe gülmesi ama bana bakarken ki rahatsızlığını canımı yaktı. Bu benim canımı yaktıkça ben de onun canını yaktım. Ona rağmen karşımda tek bir an eğilip bükülmedi, triplere girmedi, yeri geldi dizini kıymetlime geçirdi tek an düşünmeden yeri geldi bastı tokadı! Hak ettim mi dibine kadar hak ettim ama o gece yani Pars'la yattın mı diye sorduğum gece bana temas etmesi teninin tenime dokunması aklımı aldı, soruyu sorar sormaz pişman oldum olmasına ama iş işten geçmişti bir kere. Sonrası ise olmasını asla tahmin etmeyeceğim şekilde devam etti. Gitti.. Tek bir iz dahi bırakmadan gitti. İşin içinde Pars'ın olduğunu anlamam zor değil. Şimal gibi bir kızın bir başına ortadan kaybolması imkansız, Pars'ı çok sıkıştırdım ama haberim yok dedi. Yalan söylemeyeceğini biliyorum ama bildiğim bir başka şey de onu bulmasının 10 dakikasını almayacak olması. Bazen kardeşimin Mite çalıştığını bile düşünüyorum.. Yine de öğrenemedim Şimal'in yerini. Aramadığım delik kalmadı ama yok ve bu benim tarihimde olacak iş değil. İlkinde de yine Şimal'i bulamamıştım.. Yanımdayken, istediğim zaman ulaşabiliyorken farkında değilmişim onun bana ne kadar iyi geldiğinin. Kendimi onun yanında ne kadar mutlu hissettiğimin. Yanımdan gidip de o karanlığın içine hapsolunca anladım işin aslını, delirmemek için etrafa saldırdım. Babamın düşmanlarının mekanlarına gittim ama bir Allah'ın kulu bile çatmadı bana! Düşmansınız lan gelin işte.. Baktım oralardan bana iş çıkmayacak daha ucuz mekanları gezmeye başladım belki Şimal oralarda işe girmiştir diye ne bileyim eski çalıştığı şirkete sordurdum falan. Yok yok.. O ara sokaklarda neler dönüyormuş meğer neler. Zengin mekanlarının pisliği halt yemiş yanlarında.. Hayatımda yemediğim kadar dayak yedim. İyi geldi böylece zihnim biraz daha puslu hatırladı Şimal'i ama yetmedi bana.. Babama rağmen alkol almaya başladım, yine de yalan söylemeyeceğim o mekanlarda içmeyi götüm yemedi, yine bizim çevrelerden birine gittim, tabi ki düşmanlarımızdan birine. Çok da içmedim ama günlerdir yemek namına tek lokma almıyorum ağzıma sadece su arada bir kaç tane sigara o içtiğim bir şişe viski bana o beyaz ışığı gösterdi! Üzerine bir tane de hap attım, yanıma gelen kadın bu sana cenneti yaşatır dedi e cennet de Şimal.. Yaşayayım istedim.. Sonrasını zaten biliyorsunuz.. Gözümü açtığımda hastaneydim ne yaşamanın anlamı kaldı benim için o dakikadan sonra ne gücün.. Yemek içmek hepsi boştu.. Annem perişan biliyorum babam öfkeli farkındayım.. Pars ve Aslan çaresiz vesaire.. Hepsinin farkındayım ama tek bir şey yapmaya dahi bir hevesim yok. Günlerce böyle yattım hastanede elimi kolumu tutup zorla ağzıma çorba döküyorlar su veriyorlar. Çocuğum sanki ben! Yalnız bir gün Pars gelip de çok çaresizim deyince kalkmak istedim yerimden ben varım demek istedim ama o kadarına bile mecalim yoktu o bana kendi sevdasını anlattı ben Şimal'den bahsediyor diye korka korka ağlamaya başladım. Anladı beni. Hep anlar zaten. Devamını getirmedi. Şayet Pars'ta Şimal'e aşıksa kahrolurdum ama net olarak söyleyebilirim ki çekilirdim aradan. Şükür Allah'a ki öyle olmadı. Gözlerimi açtığımda bana kendi elleriyle su içiren o kadınla yeniden dünyam aydınlandı sanki.. O zıkkımın kökü dedi ama bana abı-ı hayat gibi geldi o su. Hepsini içtim bir o kadar daha olsa boğulacağımı bilecek kadar olsa gözümü kırpmaz yine içerdim ama Şimal bu.. Herhangi bir kadının tepkisini vermesi mümkün mü?. Ben halime acıdı oh yanımda kalır diye için için sevinirken ağladım zırladım aç kaldım istediğimi aldım yok, ne yapacaksın görelim dedi. Giderken de postasını koydu bir daha aynı şey olursa sadece cenazesine gelirim dedi.. O gitti ama giderken bana kocaman bir umut bıraktı.. Ben o umuda tutunmaz mıyım artık. Ve bugün Şimal gittiğinden bu yana geçen 1. hafta. Deli gibi yemek yiyorum, sürekli spor yapıyorum, psikolojik destek alıyorum. Bir ayda kaybettiğim kiloyu bir haftada almam mümkün değil elbette midemin de canına okumuşum çünkü ama sıska, çökmüş de değilim. Vaktinde yaptığım sporlar sağ olsun. O günden sonra Şimal'le telefonda bir kerecik konuşayım diye adeta yalvardım ama Şimal kesinlikle konuşmak istemiyorum deyince daha fazla ısrar etmedim. Biraz daha ısrar edersem temelli hasret kalacaktım çünkü. Bir haftalık hastanede tedaviden sonra daha fazla burada kalmak istemedim, Pars'ta çıkmasında sorun yok görüşünü beyan edince kendi evime geldim anacığımın tüm ısrarına rağmen.. Çünkü el bebek gül bebek zamanları geçtik yaş 28. Ne o öyle sünepe gibi. Pars ve Aslan'da benimle geldi tabi hep birlikte oturduk masanın etrafına. "Şimdi bana yardım etmeniz lazım" "Edelim kardeşim ne istiyorsun" "Önce bana acıyarak bakmamanı istiyorum Aslan, ne lan bu yeter da Allah Allah!" "İyi lan tamam acımıyorum da hala çok zayıfsın ya içime oturuyor." "Boşver sen onu kilo değil mi alınır zıpkın gibiyim ben." "Pars Şimal'in nerede oturduğunu öğrenmek zorundayım. Kenar mahalleme beklerim dedi sen de duydun" "Tamam zaten Şimal giderken adresini verebileceğimi söyledi, sorun yok" "Hah şahane sonrası bende." "Ne yapmayı planlıyorsun Kurt, hadi adresini buldun, evine de gittin hadi iyi tarafına geldi o da seni evine aldı.. Sonra?" "Konuşacağım Pars, kendimi anlatacağım, özür dileyeceğim. Anlar o beni" "Onu tekrar kırmayacağından nasıl emin olalım" "Niye kırayım Pars halimi görmedin mi?" "Gördüm Kurt gördüm de sen kıskançlık konusunda ihtisas yapmış bir adamsın. Bu kız bir adamla konuşsa, bir erkeğe selam verse yahu ufacık bir oğlan çocuğunu sevse kıskançlıktan kıza saldırırsın.. Sen kendine kefil olabiliyor musun?" Açıkçası Pars söyleyene kadar bunun farkında değildim ama kendimi biliyorum, Şimal'i de biliyorum. Yapmam.. "Oluyorum tabi Pars, ben ne nedir gördüm. Anlamak biraz zamanımı aldı belki ama gördüm.." "Peki ama sadece bil, şu saatten sonra yanlış bir şey yaparsan Şimal'i tamamen kaybedersin üstelik daha kazanmamışken" "Biliyorum biraderim biliyorum." "İyi gönderiyorum adresini telefonuna." "Hay yaşa Pars, adamsın" Biz muhteşem üçlü konuştuk, planımızı yaptık bence her şey de kusursuzdu zaten ki daha fazla beklemeye tahammülüm kalmayınca, arabaya atladığım gibi Ankara'ya sürdüm. Şimal Hanım Ankara'ya taşınmış ama bulamama sebebim elbette bu değil. İsmini değiştirmiş Kenan amcam yeni de bir kimlik vermiş.. Aklımın ucundan bile geçmedi ki, o amcama da helal olsun yalnız böyle bir oskar oyunculuğu yok yani! Benimle beraber deli dana gibi arayıp durdu Şimal'i haberi yok gibi.. 3-5 saat süren yolculuktan sonra nihayet onun olduğu evin sokağına girdim. Çok da yeni sayılmayacak bir apartmandı burası derin birkaç nefes aldıktan sonra çıktım arabadan. Demir kapının önüne gelince önüne taş konmuş ve arkasına kadar açık olduğunu gördüm maşallah güvenlik desen var yani! Hırsız gelince ilk karşılaşan o taşla kafasını falan yaracak herhalde. Söylene söylene çıktım katları. Binada asansör yok ama Allah'tan 2. katta onun evi. Evinin önüne gelince heyecandan nefesimin hızlandığını fark ettim, sakinleşmeye çalışıyorum ama pek kolay olacak gibi değil. Epey oyalandım kapının önünde nefes alışverişlerim normale girmişti ki ben zile basmadan bir ses geldi.. "Şükür zile basmaya karar verdiniz" Sese döndüm merdivenin başında Şimal, elinde bir alışveriş poşeti. Kaç dakikadır orada o berbat halimin ne kadarına şahit oldu bilmiyorum ama garip bir şekilde yakalanmış gibi hissettim kendimi. "Ben hani evde misin emin olamadım" "Hmm, iyi saatte olsunlara mı sordunuz peki, o trans hali neydi" dedi gülerek ama cevap veremedim. Yanıma kadar çıktı anahtarıyla açtı kapıyı kendi girince kenara çekildi. "Buyurun Kurt Bey" Ben de hemen arkasından girdim eve. Klasik bir apartman dairesi, salon olan yere buyur etti beni. İçeri geçip oturdum ama diken üstündeyim. "Hoş geldiniz" "Hoş buldum Şimal, kusura bakma habersiz geldim sen gelebirsin deyince" "Sorun değil mesaim bitmişti" "Evin güzelmiş" "Teşekkür ederim ama her şeyi Kenan abi aldı, onun zevki yani" "Güle güle kullan" "Sağ olun yemek yapacaktım, yemeğe kalacak mısınız yoksa içecek bir şeyler mi ikram edeyim" "Yok yok kalırım yemeğe kalırım, çok açım zaten. Ooo günlerdir yemek yemedim. O kadar açım yani." Hay sikeyim senin heyecanını mal! He kıtlıktan çıktım de de biraz daha acısın sana. Güldü ben öyle deyince haklı kız, çok açım ne lan! "Tamamdır, siz oturun ben bir şeyler hazırlayıp geliyorum" Dışarıdan söyleyelim derdim ama o zaman daha az vakit geçiririz bu sebeple tamam dedim sadece. O mutfağa gidince pıtı pıtı gittim hemen arkasından. "Müsaade varsa ben de girebilir miyim?" "Olur" Mutfaktaki sandalyeye oturdum o bir yandan sebze falan doğruyor ben de hayran hayran ona bakıyorum. Bir insan sadece bir eşofman tişörtle nasıl bu kadar güzel olabilir akıl alır gibi değil. "Yardım lazım mı?" "Adam yakmaya benzemez yemek yapmak, gelir mi ki elinizden" "Annem sağ olsun yaşı 10 olanı mutfağa sokmaya başladı bu sebeple hepimiz yemek konusunda iyiyizdir." "Gülce Hanımın olduğu bir yerde güzellik, nizam olmaması mümkün değil zaten. O zaman salatayı halledin siz ben de hayatınızda yiyip yiyebileceğiniz en mükemmel ev beytisini yapayım" Ah bu kadının bu sesi, konuşması.. Kendimden geçip o dudaklarına yapışmamak için insan üstü çaba harcıyorum şuan. Hemen dediğini yapmak çin tezgahta yanına geçtim o beytinin kebabını hazırlarken ben de salatayı yapmaya başladım ama muazzam bir uyumumuz var. Evlensek ya biz! Sakin ol oğlum Kurt sakin ol! Bir yarım saat sonra her şey hazırdı önden güzel bir de mercimek çorbası yapmış yani akşamdan kaldı içmek istemezseniz içmeyin dedi ama affeder miyim onu eli değmiş ama beyti konusunda gerçekten çok başarılıydı.. Harika olmuş.. "Sağlığınız ne durumda" "Bomba gibiyim" "Sevindim sizin adınıza" "Teşekkür ederim Şimal, senin sayende iyileştim" "Evet benim sayemde iyileştiniz.. Bir daha olmasın.." Güldüm istemsiz hiç mi eğip bükmez bir insan.. Yemeklerimizi yiyince çay getirdi ama artık kurdeşen dökeceğim konuşamadıkça. Çayı kenara koydum. "Şimal?" "Efendim.." "Konuşmamız gereken şeyler var." "Ne gibi?" "Her şeyden önce senden özür dilerim. Sana tutumum tamamen benim berbat bir adam oluşumdandı" "Elbette öyleydi.. Ve özrünüzün samimi olduğuna inanmamı isterseniz de tekrar etmeyin o tavrınızı kafi. Yoksa yapıp yapıp özür dilemenin bende bir hükmü yok" "Yok tövbe yapmam yani" "Güzel.." "Şimal bilmen gereken başka bir şey daha var.." "Bana mı aşıksınız?" Şokla açıldı gözlerim neden bu kızın karşısında aptala dönüyorum sürekli bilmiyorum.. "Yani evet. ama gerçekten aşığım" "Ne kadar aşıksınız mesela, hadi evlenelim desem evlenecek kadar mı?" Allah'ım sana geliyorum. Yemin ederim kalpten gideceğim şimdi. "Hemen, istersen yarım saate nikahı bile ayarlarım" "Hı hı elbette ayarlayabilirsiniz, şahane.. Ama şöyle bir sonumuz var ki Kurt Bey. Ben size aşık değilim. İçimde size kırgın bir Şimal var ve o gözünü karartmaktan hiç hoşlanmıyor. Daima aklımda diyor ama daima.. Yani, hislerinizin bende bir karşılığı yok. Arada evime gelebilirsiniz yemek çay neyse ne, elimden geldiğince ikram ederim ama o kadar. Yani siz benim sadece misafirim olabilirsiniz.." "Şimal ne olur kestirip atma.." "Üzgünüm Kurt Bey ne ben sizin ortamınıza uyum sağlayabilirim ne de siz benim yaşantıma uyum saylayabilirsiniz.. Hani hep diyorlar ya ayrı dünyaların insanı diye hah öyleyiz biz. Dünyalarımız ayrı.. Ne benden size yar olur ne sizden bana yoldaş.." "Şimal.." dedim panikle ama eliyle kapıyı gösterdi.. "Çayınız bitti sanırım, buyurun. Selametle..."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD