Zinar o gün sinir olmuştu. Her şeyini topladı, direkt kitaplarını aldı ve o gün derse girmedi. Tam fakültenin kapısından çıkacaktı ki kapıda Rojda belirdi. — Bir sen eksiktin, dedi Zinar. — Zinar, ne oldu sana? — Sana ne! Söylesem anlayacak mısın? Hem sen beni niye anlayacaksın ki? Sen bir tek kendini düşünen bencilin tekisin! — Rojda, sen ne diyorsun Zinar? Söyle ha, söyle, yalan mı? — Rojda, ben de akşam seninle dışarıda buluşalım diyecektim, dedi Zinar. — Tamam, gel. Taksim’de çok güzel bir mekan var, oraya gel. — Tamam, akşam altıda buluşalım, dedi Zinar. Rojda sevinçten uçacak gibiydi. Zinar, çalıştığı lokantaya gitti. Ustası: — Oğlum, ne oldu sana? Ne bu halin? diye sordu. — Usta, bu beşik kertmesi olayı beni delirtiyor. Sevdiğim kız elimden gidiyor, dedi Zinar. — Sevdiğin

