Baran, Midyat’a gelmişti. Okullar kapanmıştı ama gelişini Havin’e söylememişti. Telefonu eline aldı ve aradı: — Neler yapıyorsun? Havin neşeyle yanıtladı: — Yarın babam yok, dükkâna gideceğim. Babamla abim İzmir’e gidecekler, işleri var. Yani yarın dükkân bende. Bana emanet, anlayacağın. — İyi, Allah kolaylık versin. — Teşekkür ederim. Sen anlıyor musun ayakkabı işlerinden? Koca dükkânı komple bana bırakmışlar. Zararına satış yapmayayım sakın! — Eyvallah abiciğim, bu işler benden sorulur! Siz ne sandınız beyefendi? Siz gezip tozarken ben ayakkabı işleriyle uğraşıyordum! Baran şaşkınlıkla güldü: — Senden böyle bir konuşma beklemezdim. Her gün şaşırtıyorsun beni. Havin: — Niye şaşırıyorsun? Biz ayakkabının kitabını yazmışız! — Hadi ya, nerede satılıyor bu kitap? — Bütün kitapçıla

