Alper, yatağın üzerinde Ateş ile oynamaya çalışırken pencereden dışarı, bahçeye baktım. İçimde, öğrenir öğrenmez beni sarmalayan o tanıdık korku yine yükseldi; her an diken üstündeydim. Tehlikenin içindeydik, bunu biliyordum. En büyük korkum ise oğlumu ya da kocamı kaybetmekti. Olcay’ın uzun zamandır aranmasına rağmen bulunamamış olması, endişelerimi daha da tetikliyordu. Akşamları kulağıma çalınan en ufak bir ses bile beni ürkütmeye yetiyordu. O sırada Alper’in sesiyle irkildim. “Sen de gelsene!” dedi neşeli bir tonla. Bir an için gözümü bahçeden ayırıp yüzümü ona döndüm. Ateş’in küçük bileklerinden tutmuş, onu havaya kaldırmaya çalışıyordu. Koruma içgüdüm anında devreye girdi ve kalbim hızlı hızlı çarpmaya başladı. “Ne yapıyorsun!” diyerek panikle yanlarına koştum. “Aşkım, onun canı ne

