SİDRA Alper, akşam işten geldiğinde her zamankinden daha sessiz ve düşünceliydi. Yüzündeki yorgun ifadeden, canını sıkan bir şeyler olduğunu anlamamak imkansızdı. Yemekte gözleri sürekli dalıp gidiyor, tabağındaki yemekle ilgilenmeden sadece önüne bakıyordu. Onu böyle görmek içimde bir sıkıntı yaratmıştı ama sabırla bekledim. Eğer konuşmak isterse bana anlatır diye düşündüm ama anlatmadı. Yemekten sonra mutfağa gidip ikimiz için sıcak bir şeyler hazırladım. Elimde fincanlarla salona girdiğimde, Alper’i koltuğa uzanmış, boş boş tavana bakarken buldum. Ne düşündüğünü bilmiyordum, ama zihninin onu zorladığı belliydi. Şöminenin önündeki minderlerin üzerine oturup ona yanıma gelmesini söyledim. Sessizce yerinden kalktı, ağır adımlarla yanıma gelip minderlerin üzerine oturdu. Elimdeki fincanla

