SİDRA Alper günlerdir çok dalgındı. Kardeşi komadayken işine adapte olmakta zorlanıyordu. AlSa Couture’e gitmiyordu. Doğru düzgün uyumuyordu, yemiyordu. Gece çoğu kez onu ya dışarıda kamelyada otururken buluyordum ya da evin içinde hayalet gibi dolaşırken. Bana iki defa “Jiyan’ı kaybettiğinde sen nasıl dayandın” diye sormuştu. “Ben bu kadar kısa sürede tanıdığım kardeşime böyle yanarken sen aynı evde büyüdüğün kardeşinin acısıyla nasıl yaşayabildin” demişti. Bende ona Allahın sabrını verdiğini anlatmıştım. “Ümidin bittiğinde, bir daha dönmeyeceğini bildiğinde dayanmaktan başka çaren kalmıyor” demiştim. Alperle hastaneye gitmek için hazırlanırken Bahar anne ve Faruk baba geldiler. Bugün Ateşe bakma sırası onlardaydı. Bahar anne evden getirdiği saklama kaplarını bana uzattı. “Biraz poğaç

