* * * * * Gece düğün hâlâ sürüyordu. Bahçeden yükselen zılgıtlar, davul vuruşları, kahkahalar, halay çeken erkeklerin coşkulu bağırışları… Her şey bir rüya gibiydi, ama kâbusumun en derininde. Duman erkek arkadaşlarıyla birlikte halay çekiyordu; kolları havada, ayakları yere vuruyor, yüzünde o kendinden emin, zafer dolu gülümseme. Fırsat buydu. Kalktım. Gelinliğin kuyruğu halıda sürüklenerek arkamdan geliyordu. Gözüme kestirdiğim bir misafirin – yaşlıca, nazik görünümlü bir adamın – yanına yaklaştım. Tam o sırada başım döndü, dizlerim titredi. Bayıldım. Ya da bayılmış gibi yaptım. Adam beni tutmaya çalıştı, kollarıma yapıştı. O sırada elimi beline uzattım – daha önceden görmüştüm, silahı oradaydı, kılıfın içinde, siyah deri kemerin altında. Parmaklarım soğuk metalin kabzasına değdi. Çekt

