bc

SAHTE KUMA +18

book_age18+
4.7K
FOLLOW
46.2K
READ
dark
love-triangle
HE
escape while being pregnant
love after marriage
age gap
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
arranged marriage
playboy
badboy
mafia
gangster
drama
serious
kicking
city
small town
lies
surrender
addiction
like
intro-logo
Blurb

“Bunu nasıl yaparsın, avukat?” diye bağırdı birden. Sesi bahçeyi yardı, yağmura karıştı. “Bana böyle mi ders vereceksin? Adamlarımın önünde soyunarak mı?! Beni katil yapacaksın!”

Soğukkanlılığımı korudum. Hiç kıpırdamadım. Sadece izledim onu. Öfkesinin dalga dalga yayıldığını, yumruklarının sıkıldığını, boynundaki damarların kabardığını. Zevkle izledim.

“Sen zaten katil değil misin?” dedim yavaşça.

Durdu.

Düşündü.

Sonra biraz daha sakinleşti. Ama o sakinlik sahteydi. Gözlerindeki ateş sönmemişti, sadece içe dönmüştü. Yanıma eğildi. Elini enseme attı – sert, ıslak saçlarımı kavradı. Beni suyun üzerinde biraz daha yukarı çekti, yüzüme yaklaştı. Nefesi dudaklarıma değdi.

“Öyleyim…” dedi.

Göğsünü gere gere, gözlerimin içine bakarak.

Kanım dondu.

Tam da tahmin ettiğim gibiydi. O bir katildi. Ve bunu saklamıyordu bile. Gururla söylüyordu. Sanki bir unvanmış gibi.

Bense kanun insanıydım. Hiçbir şeyi kaba kuvvetle çözmeyecek biriydim. Akıl varken kaba kuvvete ihtiyaç olmazdı zaten. Onun gibi bir erkek bana göre değildi. Asla olmayacaktı.

Hızla onu ittim. Avuçlarım göğsüne çarptı, ıslak gömleği altında kaslarını hissettim. Tekrar suya daldım. Yüzmeye devam ettim. Yağmur damlaları havuzun üzerine düşüyor, onları tenimde hissediyordum. Duman’ın evinde olmasaydım bu tamamen huzurdu. Ama o huzur çok kısa sürdü.

Çok az sonra var olan minicik huzurumu bile kaçırdı.

Suda yüzerken belime sarılan bir el beni tuttu. Güçlü, ısrarcı. Yukarıya çıkardı. Duman beni kendine döndürdü. Bir anda dudaklarıma yapıştı.

Hunharca öpüyordu.

Hırsından, kıskançlığından, öfkesinden. Dudaklarımı ısırıyor, dilini ağzıma zorla sokuyor, canımı yakıyordu. Eli ensemde, saçlarımı çekiyor, diğer eli belimde, beni kendine bastırıyordu. Islak bedenlerimiz birbirine yapıştı; göğüslerim onun göğsünde ezildi, meme uçlarım sertleşmiş halde kumaşın altında zonkluyordu. Sertliği karnıma baskı yapıyordu, nabzı benim nabzımla yarışıyordu.

***

URFA'nın en karanlık ağasının evleneceği kız düğünden kaçıp bize sığındı ve ailesi gelip kafasına silah dayayınca, hayatta kalmak için onu kocama kuma diye almak zorunda kaldım. Ama buna razı gelirken, Duman Ağa'nın gelip beni kaçıracağını ve zorla nikah kıyıp yatağına alacağını, üstelik beni zevkten çılgına çevireceğini bilmiyordum...

(Yetişkinler için yazılmıştır. +18)

chap-preview
Free preview
"Yatağıma alacağım!"
URFA Ellerini sertçe masanın üzerine vurdu ve ayağa kalkıp hızlıca bahçeye çıktı. Konağın bahçesindeki onlarca adamın gözü onun üzerindeydi. Karanlık, güçlü yapısı, onu koruyanların bile korkusuna şahit oluyordu. "Gidin! Çabuk o kadını bana getirin!" diye gürledi. Sesi bahçede yayıldığında, baş adamı Mirza ona yaklaşıp, "Ona ne yapacaksın?" diye sordu. "Yatağıma alacağım!" Duman Çelik, karanlık bakışlarını onun gözlerine dikti. "Madem kocası, benim karım olacak kadına nikâh kıydı, o hâlde karısını istemiyor demektir..." "Abi kadının suçu ne?" diye sordum Mirza, zaten bunu sorabilecek tek insandı. Ve o an, Duman Çelik, ona öyle bir baktı ki, "Tamamdır abi, anladım ben," dedi ve gitti. O ise orada kaldığında gözlerini kin ve öfke bürümüştü. Düşündüğü tek şey, o aileye neler yapabileceğiydi... Urfa'nın sıcak topraklarının ateşinde kavrulmuş, en güçlü aşiretin başındaydı. Kimseden korkusu yoktu ve buralarda herkes ondan korkardı. Evleneceği kadını, onun elinden alanlar, elbette bunun bedelini ödeyecekti. Zira kime bulaştıklarını bilseler, o gece bu hatayı yapmamış olurlardı... * * * * * SAPANCA Arabanın silecekleri durdu. Kontağı kapatıp çantamı aldım ve aşağı indim. Bu gece fena bir yağmur vardı. Hızlıca kapının önüne geldim; dış kapıyı açıp bahçeye girdim. Bu kısımda üstü kapalı olduğu için yağmurdan kurtulmuş oldum. Evin kapısını zaten kilitlemezdik, dış kapı da açık dururdu. Bugüne kadar bir sıkıntı yaşamamıştık ama elbette ikimizden biri evdeyse... Kapıyı açıp içeri girdim, botlarımı çıkardım ve “Alper, evde misin?” diye seslendim. Alper kocam; üç senelik evliyiz. Kendisi acil tıp uzmanı. Bazen iş saatlerimiz çakışıyor; ben eve gelince o çıkabiliyor. Sesini duyamadım. Mutfağa geçtim ve evet, yine her yer dağınıktı. Ortalık batmış, her yer kirliydi ve bu konuda ne kadar hassas olduğumu bile bile robot süpürgeyi bile çalıştırmamıştı. Ne kadar zor olabilirdi ki birkaç bulaşığı makineye dizmek ya da yediği tabağı, çatalı lavabonun içine bırakmak? Ona bile razıydım. Avukat olarak bir büroya bağlı çalışıyordum ve yeni işe girmiştim. Gelirimiz şimdilik iyiydi ama bu eve yeni taşınmıştık; henüz yardımcı temizlikçi gibi birini tutmamıştık ve işten döndükten sonra her şeyi ben yapıyordum. Yine bir yandan şikâyet ederek, diğer yandan ortalığı topladım, işleri yaptım. Kendime bir kahve yapıp üst kata çıktım. Yatak odasına baktığımda Alper uyuyordu; herhalde alarmı çalana kadar uyuyacaktı. Kapıyı kapatıp salona geçtim, oturdum ve kahve eşliğinde yağmuru dinlerken televizyonda haberlere baktım. Daha yeni ayaklarımı uzatmış dinleniyordum ki aşağıdan bir ses duydum. Bahçeye açılan demir kapı bulunduğum yerin tam altında kalıyordu ve açıldığında doğal olarak duyuyordum. Hemen kalkıp pencereden baktım. Kim gelmişti ki bu saatte? Saat gecenin onuydu ve bu saatte misafir de gelmezdi. Tanıdığımız herkesten uzakta, yeşillik bir alanda yaşıyorduk. Ayrıca biri gelseydi önceden haber vermez miydi? Karanlıktı, bir şey göremedim. Hemen salondan çıkıp aşağı indim. Bahçeden adım sesleri geliyordu ve bunun yanı sıra fısıltılar da duyuyordum; ama sanki kadın sesiydi. “Allah Allah,” diye mırıldanarak kapıyı açıp dışarı çıktım. Bahçedeki koridordan arka bahçeye geçen iki kişiyi karanlıkta seçebildim. Sessiz adımlarla peşlerinden gittim ve evin hemen yanındaki ışık düğmesine basarak bahçenin ışığını açtım. Şok oldum. Karşımda yaşlı bir kadın ve üzerinde gelinlik olan, esmer, uzun dalgalı saçlı, kara gözlü, çok güzel bir kız vardı. İkisi de çok korkmuş görünüyordu. “Ne yapıyorsunuz benim bahçemde? Ne işiniz var burada?” diye sordum tabii ki. Yaşlı kadın, “Kızım ne olur bağırma, atma bizi. Çıkamayız buradan,” demeye başladı. Kaşlarımı çatıp, “Anlamadım,” dedim. “Hanımefendi, bahçemde ne işiniz var? İzinsizce bahçeme dalıyorsunuz ve ‘bizi buradan çıkarmayın’ diyorsunuz. Hemen terk eder misiniz bahçemi?” “Çıkamayız,” dedi kadın. Anlamıyordum; bu ne demekti böyle? “İyi misiniz siz? Hemen çıkın bahçemden yoksa polisi arayacağım!” dedim ve eve doğru dönüp, “Alper, çabuk buraya gel!” diye bağırdım. Kadın bir anda yalvar yakar ayaklarıma kapandı. “Kızım ne olur yapma, ne olur kovma bizi.” Hemen bir adım geri çekildim. “Hanımefendi ne yapıyorsunuz, kalkın ayağa.” “Verme kızım bizi... Onlara yakalanırsak öldürecekler.” “Neden bahsediyorsunuz, kim öldürecek?” diye sorguluyordum ki Alper arkamda belirdi. “Ne oluyor burada?” diye sordu. Ona bakmadan kadına ve kıza baktım. “Ben de aynısını soruyorum ama garip şeyler söylüyorlar.” “Anlatacak zaman yok,” dedi kadın yalvarırcasına. “Ne olur saklayın bizi, vermeyin onlara.” “Kimden saklanıyorsunuz?” diye sordu Alper tekrar. Elbette bunu bilmeye hakkımız vardı ama tam o sırada sokaktan sesler duymaya başladık. Kadın telaşla, “Geldiler!” diyerek kızı bahçedeki küçük eve soktu. Bahçede iki odalı, kiler gibi kullandığımız küçük bir evimiz daha vardı ve kapısı açıktı. Onlar içeri girince Alper, “Sen yanlarında kal, ben bir bakıp geleceğim,” dedi. “Sakın kendini gösterme. Burada olduklarını bilseler çoktan içeri dalarlardı,” diyordum ki bir anda kapının zili çalmaya başladı. Dışarıdaki adam, “Tüm evlere bakacağız,” diyordu. “Polisi arayalım,” dedim. “O zamana kadar bunlar hepimizi öldürür. Sen içeri geç, ben onlarla konuşacağım,” dedi. Onu dinleyip ben de küçük eve geçtim, kapıyı kapatıp kilitledim. İçerideki odalara baktığımda o anne ve kızı göremedim. “Pencereden mi kaçtılar?” diye düşünüyordum ki dolaptan bir tıkırtı duydum. Yaklaşıp eski gardırobun kapaklarını açtım. İkisi de başını kaldırıp bana baktı. Çok korkmuş görünüyorlardı. Hiçbir şey olmamış gibi kapakları kapattım ve perdeleri örttüm. Artık ben de korkmaya başlamıştım ve telefonum yanımda değildi ki polisi arayayım. Ama Alper’in dediği gibi, polis gelene kadar çoktan buraya girmiş olacaklardı. Bir anda dış kapının tıklatıldığını duydum. Heyecanla kapıya koştuğum sırada Alper’in sesini duydum. “Duygu, benim. Aç kapıyı, tehlike geçti,” dedi ve ben de açtım. Ama gördüğüm manzara karşısında dehşete düştüm. İki kişi silahlarını Alper’in kafasına dayamış, ona bunu söylemesi için tehdit etmişlerdi. İkimizi de apar topar içeri sokup kapıyı kapattılar. Yaşlı adam Alper’i tutarken, onun yanındaki esmer genç adam da beni içerdeki odaya zorla sokup diz çöktürdü. Ellerimi yukarı kaldırmış, korkuyla titriyordum. Alper’in kafasına silahın kabzasıyla vurup yere yıktılar. Yaşlı adam önüme geçip, “Burada sizin evinizden başka ev yok. Bu tarafa geldiklerini gördük. Konuş, nereye sakladınız onları?” dedi. Adamın arkasındaki dolaptalardı ve ben bunu söyleyemezdim ki… İki ucu da boklu değnekti. Ne yapacağımı bilmiyordum. Adam silahını Alper’in kafasına yaslayıp, “Konuş yoksa kafasına sıkarım!” diye gürleyince, “Dur!” diye bağırdım. “Dur, tamam… Söyleyeceğim.” Alper kafasını tutarak yerden kalkmaya çalışırken genç olan adam onun karnına bir tekme attı; yeniden öksürerek yere serildi. “Konuş!” diye bağırdı adam. Elimi kaldırıp titreyen parmağımla ilerideki dolabı gösterdim. “Oradalar… Dolaptalar.” Adam arkasını dönüp dolaba doğru giderken, korkudan yüreğim ağzıma geldi. Onları öldürecekti ve ben evime sığınan bu iki kadını kurtaramamıştım…

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
547.6K
bc

AŞKLA BERDEL

read
91.8K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
33.5K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
56.6K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
87.9K
bc

HÜKÜM

read
230.6K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
35.8K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook