bc

SAHTE KUMA +18

book_age18+
921
FOLLOW
6.1K
READ
dark
love-triangle
HE
escape while being pregnant
love after marriage
age gap
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
arranged marriage
playboy
badboy
mafia
gangster
drama
serious
kicking
city
small town
lies
surrender
addiction
like
intro-logo
Blurb

"Sen benimsin,” diye hırladı kulağıma, sesi boğuk ve vahşi. “Anladın mı? Gitmek yok. Kaçmak yok. Sen buradasın. Benimle.”

Her darbede daha derine, daha sert. Jakuzinin suyu dalgalanıyor, kenara vuruyordu. Ellerim sırtını tırmaladı, inlemelerim çığlığa dönüştü. “Duman… ahh… yavaş…”

“Yavaş mı?” diye güldü, tehditkâr. “Hayır. Seni delirteceğim. Seni benim yapacağım.”

Beni kenara yasladı, bacaklarımı omuzlarına aldı. Bu açıdan daha derine ulaşıyordu. Her girişte nefesim kesiliyordu. Elleri göğüslerime gitti, sıktı, meme uçlarımı kıstırdı. Dudakları boynuma indi, emdi, ısırdı. Ritmi hızlandı; sert, ritmik, acımasız. Çığlıklarım artık jakuziyi dolduruyordu, suyun sesine karışıyordu.

Sonra beni kucağına aldı, jakuzinin içinde ayakta durdu. Bacaklarım beline dolandı, kollarım boynuna sarıldı. Duvara yasladı beni, suyun içinde. Her darbede bedenim duvara çarpıyor, su sıçrıyordu. Dudakları benimkileri buldu, öpücük sert ve derin. Elleri kalçalarımı tutuyor, beni kaldırıp indiriyordu.

“Bağır,” diye emretti, sesi hırıltılı. “Bağır ki herkes duysun. Duman Çelik’in karısı kimmiş… kimin malıymış… bağır!”

Çığlıklarım artık kontrolsüzdü. “Duman… Duman… ahh!”

“Evet… öyle bağır. Adımı söyle. Benimsin de. Söyle!”

“Duman… seninim… ahh!”

Güldü, vahşi bir kahkaha. “İyi kız. Şimdi devam ediyoruz.”

Ve devam etti.

Jakuzinin içinde, kenarında, suyun dalgalarıyla.

Sertçe, delirerek, doymadan.

Beni tamamen kendine ait kılarak...

***

Ellerini sertçe masanın üzerine vurdu ve ayağa kalkıp hızlıca bahçeye çıktı. Konağın bahçesindeki onlarca adamın gözü onun üzerindeydi. Karanlık, güçlü yapısı, onu koruyanların bile korkusuna şahit oluyordu.

"Gidin! Çabuk o kadını bana getirin!" diye gürledi.

Sesi bahçede yayıldığında, baş adamı Mirza ona yaklaşıp,

"Ona ne yapacaksın?" diye sordu.

"Yatağıma alacağım!"

Duman Çelik, karanlık bakışlarını onun gözlerine dikti.

"Madem kocası, benim karım olacak kadına nikâh kıydı, o hâlde karısını istemiyor demektir..."

"Abi kadının suçu ne?" diye sordum Mirza, zaten bunu sorabilecek tek insandı.

Ve o an, Duman Çelik, ona öyle bir baktı ki, "Tamamdır abi, anladım ben," dedi ve gitti.

O ise orada kaldığında gözlerini kin ve öfke bürümüştü. Düşündüğü tek şey, o aileye neler yapabileceğiydi...

Urfa'nın sıcak topraklarının ateşinde kavrulmuş, en güçlü aşiretin başındaydı. Kimseden korkusu yoktu ve buralarda herkes ondan korkardı.

Evleneceği kadını, onun elinden alanlar, elbette bunun bedelini ödeyecekti. Zira kime bulaştıklarını bilseler, o gece bu hatayı yapmamış olurlardı...

(Yetişkinler için yazılmıştır. +18)

chap-preview
Free preview
"Yatağıma alacağım!"
URFA Ellerini sertçe masanın üzerine vurdu ve ayağa kalkıp hızlıca bahçeye çıktı. Konağın bahçesindeki onlarca adamın gözü onun üzerindeydi. Karanlık, güçlü yapısı, onu koruyanların bile korkusuna şahit oluyordu. "Gidin! Çabuk o kadını bana getirin!" diye gürledi. Sesi bahçede yayıldığında, baş adamı Mirza ona yaklaşıp, "Ona ne yapacaksın?" diye sordu. "Yatağıma alacağım!" Duman Çelik, karanlık bakışlarını onun gözlerine dikti. "Madem kocası, benim karım olacak kadına nikâh kıydı, o hâlde karısını istemiyor demektir..." "Abi kadının suçu ne?" diye sordum Mirza, zaten bunu sorabilecek tek insandı. Ve o an, Duman Çelik, ona öyle bir baktı ki, "Tamamdır abi, anladım ben," dedi ve gitti. O ise orada kaldığında gözlerini kin ve öfke bürümüştü. Düşündüğü tek şey, o aileye neler yapabileceğiydi... Urfa'nın sıcak topraklarının ateşinde kavrulmuş, en güçlü aşiretin başındaydı. Kimseden korkusu yoktu ve buralarda herkes ondan korkardı. Evleneceği kadını, onun elinden alanlar, elbette bunun bedelini ödeyecekti. Zira kime bulaştıklarını bilseler, o gece bu hatayı yapmamış olurlardı... * * * * * SAPANCA Arabanın silecekleri durdu. Kontağı kapatıp çantamı aldım ve aşağı indim. Bu gece fena bir yağmur vardı. Hızlıca kapının önüne geldim; dış kapıyı açıp bahçeye girdim. Bu kısımda üstü kapalı olduğu için yağmurdan kurtulmuş oldum. Evin kapısını zaten kilitlemezdik, dış kapı da açık dururdu. Bugüne kadar bir sıkıntı yaşamamıştık ama elbette ikimizden biri evdeyse... Kapıyı açıp içeri girdim, botlarımı çıkardım ve “Alper, evde misin?” diye seslendim. Alper kocam; üç senelik evliyiz. Kendisi acil tıp uzmanı. Bazen iş saatlerimiz çakışıyor; ben eve gelince o çıkabiliyor. Sesini duyamadım. Mutfağa geçtim ve evet, yine her yer dağınıktı. Ortalık batmış, her yer kirliydi ve bu konuda ne kadar hassas olduğumu bile bile robot süpürgeyi bile çalıştırmamıştı. Ne kadar zor olabilirdi ki birkaç bulaşığı makineye dizmek ya da yediği tabağı, çatalı lavabonun içine bırakmak? Ona bile razıydım. Avukat olarak bir büroya bağlı çalışıyordum ve yeni işe girmiştim. Gelirimiz şimdilik iyiydi ama bu eve yeni taşınmıştık; henüz yardımcı temizlikçi gibi birini tutmamıştık ve işten döndükten sonra her şeyi ben yapıyordum. Yine bir yandan şikâyet ederek, diğer yandan ortalığı topladım, işleri yaptım. Kendime bir kahve yapıp üst kata çıktım. Yatak odasına baktığımda Alper uyuyordu; herhalde alarmı çalana kadar uyuyacaktı. Kapıyı kapatıp salona geçtim, oturdum ve kahve eşliğinde yağmuru dinlerken televizyonda haberlere baktım. Daha yeni ayaklarımı uzatmış dinleniyordum ki aşağıdan bir ses duydum. Bahçeye açılan demir kapı bulunduğum yerin tam altında kalıyordu ve açıldığında doğal olarak duyuyordum. Hemen kalkıp pencereden baktım. Kim gelmişti ki bu saatte? Saat gecenin onuydu ve bu saatte misafir de gelmezdi. Tanıdığımız herkesten uzakta, yeşillik bir alanda yaşıyorduk. Ayrıca biri gelseydi önceden haber vermez miydi? Karanlıktı, bir şey göremedim. Hemen salondan çıkıp aşağı indim. Bahçeden adım sesleri geliyordu ve bunun yanı sıra fısıltılar da duyuyordum; ama sanki kadın sesiydi. “Allah Allah,” diye mırıldanarak kapıyı açıp dışarı çıktım. Bahçedeki koridordan arka bahçeye geçen iki kişiyi karanlıkta seçebildim. Sessiz adımlarla peşlerinden gittim ve evin hemen yanındaki ışık düğmesine basarak bahçenin ışığını açtım. Şok oldum. Karşımda yaşlı bir kadın ve üzerinde gelinlik olan, esmer, uzun dalgalı saçlı, kara gözlü, çok güzel bir kız vardı. İkisi de çok korkmuş görünüyordu. “Ne yapıyorsunuz benim bahçemde? Ne işiniz var burada?” diye sordum tabii ki. Yaşlı kadın, “Kızım ne olur bağırma, atma bizi. Çıkamayız buradan,” demeye başladı. Kaşlarımı çatıp, “Anlamadım,” dedim. “Hanımefendi, bahçemde ne işiniz var? İzinsizce bahçeme dalıyorsunuz ve ‘bizi buradan çıkarmayın’ diyorsunuz. Hemen terk eder misiniz bahçemi?” “Çıkamayız,” dedi kadın. Anlamıyordum; bu ne demekti böyle? “İyi misiniz siz? Hemen çıkın bahçemden yoksa polisi arayacağım!” dedim ve eve doğru dönüp, “Alper, çabuk buraya gel!” diye bağırdım. Kadın bir anda yalvar yakar ayaklarıma kapandı. “Kızım ne olur yapma, ne olur kovma bizi.” Hemen bir adım geri çekildim. “Hanımefendi ne yapıyorsunuz, kalkın ayağa.” “Verme kızım bizi... Onlara yakalanırsak öldürecekler.” “Neden bahsediyorsunuz, kim öldürecek?” diye sorguluyordum ki Alper arkamda belirdi. “Ne oluyor burada?” diye sordu. Ona bakmadan kadına ve kıza baktım. “Ben de aynısını soruyorum ama garip şeyler söylüyorlar.” “Anlatacak zaman yok,” dedi kadın yalvarırcasına. “Ne olur saklayın bizi, vermeyin onlara.” “Kimden saklanıyorsunuz?” diye sordu Alper tekrar. Elbette bunu bilmeye hakkımız vardı ama tam o sırada sokaktan sesler duymaya başladık. Kadın telaşla, “Geldiler!” diyerek kızı bahçedeki küçük eve soktu. Bahçede iki odalı, kiler gibi kullandığımız küçük bir evimiz daha vardı ve kapısı açıktı. Onlar içeri girince Alper, “Sen yanlarında kal, ben bir bakıp geleceğim,” dedi. “Sakın kendini gösterme. Burada olduklarını bilseler çoktan içeri dalarlardı,” diyordum ki bir anda kapının zili çalmaya başladı. Dışarıdaki adam, “Tüm evlere bakacağız,” diyordu. “Polisi arayalım,” dedim. “O zamana kadar bunlar hepimizi öldürür. Sen içeri geç, ben onlarla konuşacağım,” dedi. Onu dinleyip ben de küçük eve geçtim, kapıyı kapatıp kilitledim. İçerideki odalara baktığımda o anne ve kızı göremedim. “Pencereden mi kaçtılar?” diye düşünüyordum ki dolaptan bir tıkırtı duydum. Yaklaşıp eski gardırobun kapaklarını açtım. İkisi de başını kaldırıp bana baktı. Çok korkmuş görünüyorlardı. Hiçbir şey olmamış gibi kapakları kapattım ve perdeleri örttüm. Artık ben de korkmaya başlamıştım ve telefonum yanımda değildi ki polisi arayayım. Ama Alper’in dediği gibi, polis gelene kadar çoktan buraya girmiş olacaklardı. Bir anda dış kapının tıklatıldığını duydum. Heyecanla kapıya koştuğum sırada Alper’in sesini duydum. “Duygu, benim. Aç kapıyı, tehlike geçti,” dedi ve ben de açtım. Ama gördüğüm manzara karşısında dehşete düştüm. İki kişi silahlarını Alper’in kafasına dayamış, ona bunu söylemesi için tehdit etmişlerdi. İkimizi de apar topar içeri sokup kapıyı kapattılar. Yaşlı adam Alper’i tutarken, onun yanındaki esmer genç adam da beni içerdeki odaya zorla sokup diz çöktürdü. Ellerimi yukarı kaldırmış, korkuyla titriyordum. Alper’in kafasına silahın kabzasıyla vurup yere yıktılar. Yaşlı adam önüme geçip, “Burada sizin evinizden başka ev yok. Bu tarafa geldiklerini gördük. Konuş, nereye sakladınız onları?” dedi. Adamın arkasındaki dolaptalardı ve ben bunu söyleyemezdim ki… İki ucu da boklu değnekti. Ne yapacağımı bilmiyordum. Adam silahını Alper’in kafasına yaslayıp, “Konuş yoksa kafasına sıkarım!” diye gürleyince, “Dur!” diye bağırdım. “Dur, tamam… Söyleyeceğim.” Alper kafasını tutarak yerden kalkmaya çalışırken genç olan adam onun karnına bir tekme attı; yeniden öksürerek yere serildi. “Konuş!” diye bağırdı adam. Elimi kaldırıp titreyen parmağımla ilerideki dolabı gösterdim. “Oradalar… Dolaptalar.” Adam arkasını dönüp dolaba doğru giderken, korkudan yüreğim ağzıma geldi. Onları öldürecekti ve ben evime sığınan bu iki kadını kurtaramamıştım…

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

HÜKÜM

read
227.2K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
535.3K
bc

AŞKLA BERDEL

read
85.0K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
72.7K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
50.0K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
30.9K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook