Ateş Zelal’in karşımdaki hâline bakıyordum. Hem utangaç hem de asi… İnatla dik durmaya çalışıyordu ama yanaklarındaki kızarıklık ve gözlerindeki kıvılcımlar beni kendimden alıyordu. - Çıkarmayacağım, dedi, kollarını göğsünde kavuşturarak. Derin bir nefes aldım. Ah, benim güzel inatçı kar tanem… Gözlerimi kısarak onu süzdüm. - Öyle mi? diye mırıldandım. Şimdiye kadar sabrettiysem, sadece onun daha fazla utanmasını istemediğim içindi. Ama bu inatçılığıyla oynuyorsa, ben de oynardım. Birden ayağa kalktım ve mağazanın içinde duran Tarık, Furkan ve Hakkı’ya döndüm. - Mağazayı kapatın. Kimse içeri girmeyecek. Zelal’in gözleri büyüdü. Korumalar ise bir saniye birbirlerine baktıktan sonra kahkaha atmaya başladılar. Furkan kıkırdadı. - Reis yine fişi çekti! Tarık başını sallay

