Zelal Sabahın erken saatlerinde uyanıp hızlıca hazırlanmıştım. Ateş, kahvaltıyı birlikte yapmamız konusunda ısrar etmişti ama ben üniversiteye yetişmem gerektiğini söyleyerek geçiştirmiştim. Altı aylık hamile olmama rağmen, hareketlerim hâlâ eskisi kadar hızlıydı. Kocamın bana sürekli koruma takması sinir bozucu olsa da onun endişesini anlıyordum. Dışarı çıktığımda korumalarım çoktan hazırdı. Furkan, Tarık ve Hakkı her zamanki gibi siyah takım elbiseleriyle arabaya yerleşmişti. Onlarla birlikte üniversiteye gitmek bazen gözleri üzerime çekse de Ateş’in güvenliğim konusunda ne kadar hassas olduğunu bildiğimden itiraz etmiyordum. Arabaya bindiğimde Furkan, aynadan bana göz ucuyla bakıyordu. - Bugün kendini nasıl hissediyorsun yenge? diye sordu. - Gayet iyiyim. Sadece dersler biraz yoğun

