Zelal Bir haftadır okula gidiyordum ve artık sabahları korumalarla karşılaşmak, gün içinde onların gözetiminde olmak bana garip gelmiyordu. Başlarda her adımımı izleyen gözlerden rahatsız olsam da zamanla alışmıştım. İsimlerini bile ezberlemiştim artık. En çok da Furkan, Tarık ve Hakkı ile konuşuyordum. Hakkı, sert bakışlarının ardında kocaman bir kalbi saklıyordu. Tarık ve Furkan ise daha konuşkandı, bazen espriler yapıp, beni güldürürlerdi. Derslerden sonra doğruca psikolog randevuma gittim. Psikoloğun odası huzur verici bir şekilde düzenlenmişti. Kitaplık, pencere kenarında bir saksı çiçeği ve karşılıklı iki rahat koltuk… - Bugün nasıl hissediyorsun, Zelal? diye sordu psikoloğum, gülümseyerek. - İyi diyebilirim. Okula alıştım. İnsanlarla iletişim kuruyorum. - O zaman geçmişe biraz

