Zelal Leyla ve Aslan, mutfağa adım attığında ortamın sessizliği yerini ince bir gerginliğe bıraktı. Çalışanlar yoktu. Gülsüm yenge izin vermişti; tabii ki sırf ben iş yapayım diye. İsyan etmemek için kendimi zor tutuyordum. Leyla, mutfak tezgahının kenarına yaslanıp kollarını kavuşturdu, yüzünde sinsice bir gülümseme. Aslan ise sessizce bir sandalye çekip oturdu. Gözleri, Leyla’nın her hareketini dikkatle takip ediyordu. - Gülsüm yenge’nin öfkeyle odadan çıktığını gördüm. Bir sorun mu var? diye sordum endişeyle. Leyla’nın gözlerinde şeytani bir ışık yandı. Kollarını kavuşturup Aslan’a bir bakış attıktan sonra, dudaklarını büzdü. - Yok, kız. Kaynanam olduğunu öğrenince gelinini kabul edemedi. Her kaynana gibi işte, dedi. Bu lafı duyar duymaz gözlerim büyüdü. - Ne? Gelin mi?!

