18

1434 Words
...APRİL'IN AĞZINDAN ... Gözlerimi yaklaşık bir haftadır kaldığım Bayan Min'in evinde açmaktan daha kötüsü bugünün heyecanı. Birkaç gün öncesinde, sadece bir hayran gibi Paradise'ı konserde izlerken ortaya çıkıp bana evlenme teklifi eden sevgilimi kabul edişim, hayranların çığlıkları. Hepsi kulaklarımla yankılanıyordu. Kabul etmekte hata yapmamıştım çünkü iki yıl boyunca sadece onlara İnanılmaz Ses olduğumu söylediğimde büyük bir kavga etmiştik ve bir hafta kadar hiçbir şey yapamamıştık. Sonrasında ise benimle yayına gelmişti ve Zee artı yönetmenimden güzel azar yemişti. Yayında kalbime sahip olan birinin var olduğunu söylediğimde kıpkırmızı kesilmiş ve yayınım biter bitmez benim yönetmenimin önünde duvara sıkıştırıp deli gibi- sanki on dakika içinde kaçacakmışım gibi öpmüştü. Kendimi yavaş yavaş belli ederken yanımda Minki ve Hoon Oppa ile durup bana destek oldular. Ne kadar zorlansam da yavaştan ortaya çıkmaya başlamam gerekiyordu. Kore Müzik Ödüllerin de sürekli sahne arkasında benimle durup beni sakinleştirmeye çalıştı, fazla başarılı olmasa da her daim insanlara kendimi gösterdim. İlişkimizi gizlemekte zorluklar yaşarken yönetmenimin ve WM başkanının onayı ile ortaya çıkardığımızda bana anti olan ve internet siteme küfürler gönderenlere karşı yanımda kaldı ve beni savundu. İkinci albümümde tüm grup ile çalışmalara başladık. Doyoon, Kran, HYO., Hyunshik Oppa'lar ile ses çalışması yaparken, Minki, Shin Oppa ve Bae ile dans çalışmaya başlamıştık. Haniel, Namkyu ve Cihoon Oppa'lar bana azıcık rep göstermişlerdi ve tüm grup ile WM prova odasında çalışmalar başlamıştı. Düet listesi yanlışlıkla da olsa internete düştüğünde üzülmek yerine hayranlarımı tepkilerini merak etmiştim ve patlama yaratan ikinci albümümde verilen partide Starss, Super Minnior gruplarının hepsi ile tanışmış ve yakınlaşmıştık. Haniel, Doyoon ve Shin Oppa'lardan aldığım özel Çince dersleri ile de Çince konuşmam düzelmişti. Ve şimdi. Bugün o gündü. Bir haftadır hazırlıkları yapılan, milyonlarca ünlünün ve insanın davetli olduğu o özel gün. Bae ile evlendiğim gün. Saçlarımı karıştırarak yataktan kalktım. Saat henüz sabahın sekizi olmasına rağmen meşhur lider ve abla kahvaltıya oturmuşlardı. '' Sonunda April! '' dedi gözünü yemeklerden ayırmayan lider. '' Bir saat sonra Luna ile kuaförde randevun var. Ayrıca kuaför randevusundan sonra bir röportajın var. Yönetmenin hiçbir taktirde aksatmamanı söyledi ve Bae'yi görmek için saat ikide kilisede olmalısın. Bir hafta oldu sadece ve seni çok özledi!'' dedi abla. '' Bende onu çok özledim! '' dedim ağzıma kızarmış patateslerden atarken. Kahvaltı boyunca kaç kilo verdiğimle ilgili konuşmalar geçti. Yaklaşık olarak 3 kilo birden vermiş ve heyecandan vermeye devam ediyordum. '' Eğer o gelinliğe olmazsan seni çuvala koyarım April! '' diye şakasına tehditler eden ablaya 'Sen yaparsın' bakışını atmaya başladım. Kahvaltıdan sonra bir ünlüye yakışır- Bayan Min'in meşhur sözü- şekilde giyindim. Kışın ortasında olacak olan evliliğim için beyaz askılı bir tişört üstüne yeşil hafif karnımı gösteren- tişörtten dolayı görünmeyen- ve pantolonumla botlarımı giydim ve Hoon Oppa'nın arabasına bindim. '' Gidelim! '' dedi ve gaza bastı. Sırf hava olsun diye yaptığı hızdan dolayı emniyet kemerime yapışma işlemini gerçekleştirmemi sağlamıştı. '' Oppa! '' '' Hı? '' ''Arka oda da yanımda olacaksın değil mi? Ben yoksa yapamam! '' '' Ne zaman seni bıraktım? Elbette ki ben ve mutluluk virüsü yanında olacağız! '' '' Teşekkürler ve çokça sevgi! '' dedim düzgün olmayan bir Çince ile. '' Sen sadece Çince şarkı söyle. Konuşma işlemini Doyoon Hyung'a bırak! '' Kuaförden çıkar çıkmaz röportaj için gazetecilerle buluşmaya gittim. Sıradan ama daha düzgün bir topuz yapılmıştı ve gazetecilerde sürekli 'Bunun doğru olduğuna inanıyor musunuz? Balayı bölümü nasıl geçecek? ' gibi sorular soruyorlardı. Sanki geleceği görüyormuşum gibi onlara aptalca cevaplar veriyordum. Sırada Bae'yi akşamdan önce görmek vardı. '' Geldik! '' dedi birden Hoon oppa. Arabadan çita hızında çıkarak kiliseye girdim. Kilisenin tam ortasında durmuş, süslemeleri yapan bir adam ile konuşan ve aynı benim gibi sade giyinen sevgilimin sırtına atladım. '' Bebeğim! '' dedi ve dönmeye başladı. '' Ya! Dönme. Zaten zayıfladım. Kusarsam daha da zayıflarım! '' dedim ve yere inip Bae'ye sıkıca sarıldım. Belimden sıkıca kavrayarak dudaklarıma yapıştı. '' Şunu yapmaktan vazgeç! '' dedim ondan ayrılarak. '' Bu geceden sonra sadece onu yapmayacağım! '' dedi pis pis sırıtarak. Öksürmeye başladım. Sapık. Başarı belgesi almış bir sapık. '' Nasıl gidiyor? '' diye sordu Hoon Oppa belgeli sapığı benden uzaklaştırarak. '' Az kaldı. Birazdan HYO. Hyung gelecek ben gideceğim. '' '' Ev nasıl? '' dedim. '' Dağınık! '' dedi. Güldüm. Ne zaman toplu olmuştu ki zaten? '' April! Artık gitmeliyiz. Fazla zaman kalmadı! '' dedi Hoon Oppa tüm o aptal sırıtışıyla. '' Yah! Zaten heyecanlıyım! Arabada bekle Oppa. Geliyorum! '' dedim ve surat astım. Bae bana masumca bakıyordu. Sıkıca ona sarıldım. '' Teşekkür ederim! '' '' Ne için? '' '' Sana her ne kadar laf atsam da seni gıcık etsem de hep yanımda oldun ve beni korudun. '' '' Bana yaşayamayacağım şeyler yaşattın. Ve artık seni ölene kadar koruyacak bir yemin ile birleşeceğiz! '' '' Korkuyorum! '' '' Neden? '' '' Ya beni bırakırsan?'' '' Bir aptal değilim ve seni asla bırakmayacağım! '' '' Sana hep inandım, şimdide inanıyorum! '' '' Git! Hyung çok kızacak yoksa! '' dedi ve istemese de sarılmayı bıraktı. İsteksiz adımlarla arabaya Hyoğru giderken boş durmayan gazetecileri umursamamaya çalıştım. *** '' Hyung onu görmek istiyorum!'' diye bağıran Bae'ye karşı sadece bir sağa bir sola yürümekle yetindim. Korkuyor, heyecanlı ve garip hissediyordum. '' Bae onu daha da endişelendiriyorsun. Git konuklarla uğraş. '' diye kapıyı zorlayan Namkyu oppa'ya bakarak bir yere oturdum. '' Sakin ol! Hiçbir şey yok. Bae abartıyor! '' dedi bana su getiren Hoon Oppa. Evet Bae abartıyordu. Her beş dakikada bir kapıya geliyordu ve beni delirtiyordu. Ayrıca artan kalabalık ve gazeteciler de beni korkutuyordu. İlk sahneye çıktığımdaki gibi hissettiriyordu. '' 20 dakika kaldı! '' dedi Namkyu Oppa kapıyı sıkıca kilitleyerek. '' Biliyorum! Çok hızlı ilerliyor! '' '' Korkmana gerek yok ki! Hoon Hyung seni Bae'nin yanına götürecek ve yemin edeceksiniz. Ondan sonrasını zaten biliyorsunuz! '' dedi sırıtarak Namkyu Oppa. ...-20 DAKİKA SONRA-... '' Hazır mısın? '' dedi kapının kilidini açarken Hoon Oppa. Başımı 'hayır ' anlamında salladım. Kapıyı açıp hafif çıkan slow müzik ile yürümeye başladık. Filmlerde de böyle olur değil mi? Slow müzik, yürümek, aşk dolu bakışlar, alkışlar, yemin ve kocanın vampir olması. O başka bir filmdendi. Ve şimdide onları yaşıyordum. Slow müzik, yürümek, Bae'nin aşk dolu bakışları- aslında altında yatan sapıklık-, alkışlar, fotoğraflar ve sıra yeminde. '' Ben Kim BaeIn, April'ı hayatım boyunca koruyup kollayacağıma, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi ayırana kadar seveceğime yemin ediyorum! '' Sağ elini kaldır ve et yeminini. '' Ben April Seaver, BaeIn'i hayatım boyunca seveceğime, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi ayırana kadar ona destek ve iyi bir eş olacağıma yemin ediyorum! '' Derin bir nefes al ve senin sonsuzluğa sürükleyen öpücüğe karşılık ver. Alkışları umursama ve öpücüğü daha da derinleştir. Akşam yapacağın şeyleri de şimdi yapma. '' Tebrikler! '' dedi bizi birbirimizden ayıran Minki. Fazla öpüşmüştük. '' Yola çıksanız iyi olacak. Akşama kadar adaya anca varırsınız! '' dedi ve bize tek tek sarıldı Hoon Oppa ve arkasından film çekimlerini erteleyerek yanımızda olan Chul Oppa. Soyunma odasına her ne kadar tek tek girmeyi söylesem de bunu inkâr ederek benimle gelen ve üstünü değiştiren sevgilime kaçamak bakışlar atmadan duramamış ve şimdi de odunluk yapıp iki bavulu da taşımasına yardım etmeyerek uçağa binmiştim. '' Gidelim! '' dedi yanıma neşe ile gelen ve kemerini bağlayan sevgilim. '' Cumartesi evdeyiz! '' dedim iç çekerek. '' Evet. Pazar günü de program var! '' '' Sadece iki günlük balayı mı olur? '' '' Sonraya da atarız! Sen sadece eğlen ve zevk al! '' '' Bu zevk alın altında başka şeyler yatıyor değil mi? '' '' Evet! '' '' Biliyordum! '' dedim ve ikimizde gülmeye başladık. Yol boyunca konuşmak yerine uyumuştuk. Bae gece boyunca uyanık olmakta kararlıydı. Ben ise uyumakta. Geldiğimiz yer küçük sevimli evlerin bulunduğu, adını bile hatırlama gereksinimi duymadığım bir balayı adasıydı. Çevrede fazla insan yoktu ve soğuk havanın hissi burada daha iyi anlaşılıyordu. '' Bavulumu ver! '' dedim Bae'ye inatlaşarak. '' Zaten çok yorulacaksın. Taşırım ben! '' dedi ve yürümeye başladı. Sadece takip et ve on dakika sonra olacaklara hazırlan. Sevimli küçük eve geldiğimde beyaz uyumu ile karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Mutfak, banyo, yatak odası ve salon... Her yer beyaz boya ile boyanmış gibiydi. Bae belimden yakalayarak beni yatak odasına çıkarttı ve yatağın üstüne yatırdı. '' Sonunda! '' dedi ve öpücüğü bıraktı. Öpücüğe karşılık ver. Sevgili Bae: Hayatıma eğlence katıp beni sevdiğin ve koruduğun için sana milyonlarca minnet borçluyum. Beni hiç bırakma. Çünkü ben seni ne olursa olsun, sonsuzluğun en sonunda bile olsak seni sevecek ve düşüneceğim. Yaşadığım şeyleri geride bırakacak ve seninle korkularımı yeneceğim. Ne olursa olsun yanında olacağım. Konserlerimizde, programlarımızda, yayınlarımızda, şimdi ve sonra. Kelimelerde ve şarkılarda. Tam bir müzik delisi olsam bile her notada seni hissediyor ve yaşıyorum. Genç yaşımda seninle evlenmek bir hata olmasa bile kimi zaman korkunç gelecektir ve ben bunun eğlenceli olacağını hissedeceğim. Tanıdığım günden beri birbirimize karşı oluşturduğumuz laflar en eğlenceli zamanların bir parçası. Yaşamda ne olursa olsun seni seveceğim. Seni çok çok seveceğim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD