Uyandığımda beni saran kalın, kaslı ve güven veren kollar yoktu. Beni öpen ve sapıklık yapan bir sevgilimde yoktu. Öpülerek de uyanmamış bulunuyordum. Bunlar yerine karanlık ve soğuk bir rüzgâr bedenimi sarıyordu. Çift kişilik bir yatakta, Bae'nin olması gereken yerde boşluk bulunuyordu. Beni öpmesi gereken dudaklar neredeydi bilmiyordum. Bana sarılması gereken kollar. Bana sapıklık yapması gereken bedenin sahibi. Neredeydi? Bilmiyorum. Kendime, Junggang’a, o gazetecilere ve lanetler okuyarak gözlerimi karanlığa açtım. Bae'ye lanet okuyamadım. Kalbim buna asla el vermemişti. Tanıdık ve boğuk gelen melodi ile kafamı iki yana salladım. Belki de Bae umuduyla yastığım altına fırlattığım telefonumu alıp hevesle açtım. '' April! '' '' Hı? Sen miydin? '' '' Bir Su

