GÜZEL MİYİM?
Mira'nın kalbi göğüs kafesini yırtacak gibi çarpıyordu. Odadaki hava buz kesmişti. Karşısındaki kadının kulaklarına kadar yırtılmış, kanlı ağzı dehşet vericiydi. Elindeki o devasa paslı makasın paslı kokusu odayı sarmıştı. Bu kabus, az önce telefonunda daldığı Instegram akışından çok daha gerçekçiydi. Kaçacak hiçbir yeri yoktu. Duvarlar üzerine geliyordu.
"Peki... Şimdi de güzel miyim?" Diye kükredi kadın.
Sesi hem hırıltılı hem de derinden geliyordu. Bir yandan bunu söylerken gecenin o tekinsiz sessiz saatinde makas birbirine sürtünüyordu. Çıkan o tiz ses, Mira'nın tüm tüylerini diken diken etmeye yetti. Kulaklarını tırmalayan bu ses, yaklaşan ölümün habercisi gibiydi.
Kırt... Kırt... Kırt...
Mira bu olayı internette bir sitede okumuştu. Bazı kuralların var olduğunu hatırladı ve kuralları şöyle bir gözden geçirdi.
"Ben güzel miyim?" Diye Sorar.
Eğer kurban "Evet" derse maskesini indirir ve tekrar sorar. Eğer yine "Evet" derse aynı kendisi gibi ağzını keser ve tekrar sorar "Hayır" derse öldürür.
Bu çok zor bir seçimdi. Neyi seçerse seçsin sonu felaketle sonuçlanacaktı. Kaçış yoktu, yardım çağıracak kimse yoktu.
Mira çaresizlikle gözlerini kapattı. Karşısındaki kadının nefesini, yüzüne yaklaşan o paslı makasın keskinliğini teninde hissetti. Ölümle burun burunaydı.
"Bunlar keşke rüya olsa" diye düşündü ve bunu tüm kalbiyle diledi.
Tak!
Büyük bir gürültüyle yere düştü. Sırtı sert parkeye çarpınca acıyla inledi. Nefes nefese kalmıştı, vücudu soğuk terler içindeydi. Gözlerini hızlıca açıp etrafına bakındı. Karşısında ne o kadın vardı ne de o kanlı makas. Sadece kendisi vardı.
Ancak odanın içi tuhaf, tekinsiz bir soğuk hava kaplamıştı. Derken, gardırobun kapağı kendiliğinden hafifçe açılıp kapandı. Ahşabın çıkardığı o gıcırtı, rüyasındaki o makasın çıkardığı sese o kadar çok benzeyordu ki... Mira'nın yüreği ağzına geldi. Derin bir nefes aldı ve elini yüzünü yıkamak, o kabusun etkisinden kurtulmak için banyoya doğru ilerledi. Musluğu açtı, soğuk suyu yüzüne çarptı.
Aklına bir şey takılmıştı. Banyodan çıkıp yatağının başucunda duran telefonu eline aldı. Rüyasında gördüğü o Instegram sayfası gerçekten var mı diye sayfaları gezmeye başladı. Parmakları titreyerek akışta aşağıya doğru kaydırdı. Birkaç saniye sonra kalbi duracak gibi oldu.
Korku günlükleri yazılı sayfaya denk gelmişti. Sayfanın başlığı ise "Kuchisake-onna Hikayesi" idi. Ekrandaki resme tıkladığında kanının çekildiğini hissetti. Resimdeki kişi, az önce rüyasında kanını donduran, kendisine o ölümcül soruyu soran kadın ile aynı soluk ten, aynı ürpertici bakışlar...
Mira, telefonun soğuk camına bakarken kendi kendine fısıldadı:
"Demek ki ben bu sayfayı zamanında okudum. Rüyamda da demiştim kuralları biliyorum diye bak burada da yazmışlar her şeyi."
Tamamen bilinçaltımın bir oyunuydu."
İçi rahatlamış bir şekilde, boğazındaki kuruluğu gidermek ve su içmek için mutfağa doğru gitmek üzere odadan çıktı. Koridorun karanlık ve sessiz oluşu içindeki korkuyu yeniden tetikledi, adımları yavaşladı. Ve tam o anda, bir anlığına bir ses duyar gibi oldu. Bu ses ona feci şekilde tanıdık geliyordu.
Kırt... Kırt... Kırt...
Mira bu sesi duyunca donakaldı. Kafasını yavaşça sesin geldiği yöne doğru çevirdi. Koridorun sonunda, uzakta belli belirsiz bir gölge ona doğru bakmaktaydı. Gölge ona doğru yaklaştıkça bunun rüyasındaki kadın olduğunu fark etti.
Kadın tam karşısında durdu. Gözlerinde vahşi bir parıltı vardı. Yavaş bir hareketle yüzündeki maskesini indirdi. Kulaklarına kadar yırtılmış o kanlı et parçaları mutfağın loş ışığında parlıyordu. Elindeki devasa makası havaya kaldırarak Mira'nın gözlerinin içine baktı:
"Sence de Instegram'daki hikayeden çok daha gerçekçi değil miyim?"