İLKYAZ Kucağımda birbirine kenetlenmiş ellerimle camdan dışarıyı izlerken yolun akışı içimdeki karmaşanın tam tersine sakindi; asfalt, geceye karışmış bir nehir gibi uzayıp gidiyor, arabanın içini dolduran o yumuşak melodi ise kalbimin en kırılgan yerlerine usulca dokunuyordu. İçerisi sıcaktı, huzurlu gibiydi… ama ben değildim. Bakışlarım kendiliğinden ona kaydı. Direksiyonu tutuşu, omuzlarının o kendinden emin duruşu, yüzüne düşen loş ışık… hepsi bir yabancı gibi değil, bir sığınak gibi görünüyordu artık. Sertçe yutkundum. Elim, farkında olmadan karnıma gitti. Orada, avucumun altında büyüyen o küçük hayat… ikimizin arasındaki en sessiz ama en güçlü bağdı. Radyodan yükselen sözler kalbime çarpıp geri dönüyordu. “Bir kadın gelir değiştirir seni…” Sanki biri içimdeki düğümü parmaklarıy

