İLKYAZ Önümde duran tatlının kokusu bile başımı döndürmeye yetiyordu; kahvenin hafif acılığıyla karışan o yoğun kakao ve krema kokusu, içimde garip bir açlık hissini körüklüyordu. Kaşığımı her daldırışımda, sanki sadece bir tatlı yemiyor, içimdeki o tarifsiz boşluğu da dolduruyordum. Daha önce hiçbir şeye böyle saldırdığımı hatırlamıyordum. Kendime bile yabancıydım ama umurumda değildi. Şu an tek gerçek, dilimde eriyen o yumuşak dokuydu. Karşımda oturan Boran’ın bakışlarını üzerimde hissetmemek mümkün değildi. Gözleri öyle bir parlıyordu ki, sanki ben tatlı yemiyordum da dünyanın en büyüleyici manzarasını izliyordu. Dudaklarının kenarında beliren o belli belirsiz gülümseme, içimi ısıtan bir şeye dönüşüyordu. “Sanırım çok beğendin.” Sesindeki o hafif eğlenceyle başımı kaldırdım, k

