Dirok'un son cümlesi adeta beynimde dönüp durdu. Ne diyeceğimi bilemedim. Şoka girmiştim. Kanser olduğuna inanamadım. Nasıl olurda hiç fark etmem diye kendime kızdım. Ayriyeten neden daha önceden bana söylemediği için ona da kızgındım. Ama ona ya da kendime kızarak bir yere varamayacaktım. Öylece sevdiğim kıza baktım. Gözlerim dolmuştu. Tek yaptığım onu kendime çekip sımsıkı sarılmaktı. Ne olursa olsun onun her daim yanında olacaktım. Bir süre ona sarılı kaldıktan onunla gittiğim yer olan ormanın sonundaki uçuruma doğru gitmek için ilerledik. Yol üstünde bir markete uğrayarak onun en çok sevdiği çikolata, cips, içecek ve tatlılardan aldım. Sonra marketten çıkıp yolumuza devam ettik. Dirok’un durgun olduğu her halinden belliydi ama yüzünden gülümseme eksik olmuyordu. Bu kadar iyimser olması

