İstanbul’un üzerine çöken o kurşun rengi sabah, Sancaktar Holding’in cam kulelerinde soğuk bir yansıma buluyordu. Tersanedeki o kanlı gecenin üzerinden henüz yirmi dört saat geçmişti ama Baran için her dakika, bir asır kadar ağır ilerliyordu. Çalışma odasında, elinde bir kadeh sert viskiyle pencerenin önünde duruyordu. Viktor Sokolov’un o tehdit dolu videosu, zihninde yankılanıp duruyordu: "Lara senin ganimetin olacak." Bu cümle, Baran’ın içindeki o karanlık canavarı besleyen en büyük zehirdi. O, sahip olduğu her şeyi yakabilirdi ama Lara’ya, o karnında taşıdığı cana gelecek en ufak bir gölgeyi bile kabul edemezdi. Kapı yavaşça açıldığında, Lara içeri girdi. Üzerinde Baran’ın siyah hırkalarından biri vardı; solgun yüzüne rağmen gözlerindeki o hırçın ateş sönmemişti. "Hala uyumadın," dedi L

