BÖLÜM 7- KADERİN MÜHRÜ

1391 Words
Babasının telefonundaki ses, zihninin derinliklerinde yankılanan bir çığlık gibiydi. "O, senin yirmi yıl önce öldü sanılan geçmişinin ta kendisi..." cümlesi, Lara’nın nefesini boğazına dizmiş, dünyayı bir anlığına sessizliğe bürümüştü. Telefonun ekranı kararmış olsa da Lara, elinde tuttuğu o ince metal parçasının bir bombadan farkı olmadığını biliyordu. Baran Sancaktar sadece bir iş adamı ya da bir mafya lideri değil, babasının hayatını mahveden o karanlık tarihin bir meyvesiydi. Pencerenin önündeki siyah arabaya baktı; Baran’ın ona gönderdiği korumalar şimdi birer gardiyan gibi görünüyordu. Kaçmalı mıydı, yoksa bu ateşin üzerine daha kararlı mı yürümeliydi? İçindeki o bitmek bilmeyen ses, korkusuna rağmen "İlle de o," diye fısıldıyordu. "Gerçekleri sadece onun gözlerinde bulabilirsin." Lara, dairesinin sessizliğinde hızla üzerini değiştirdi. Baran’ın masada bıraktığı o darmadağın hali, şimdi yerini soğukkanlı bir öfkeye bırakmıştı. Kapıya yöneldiğinde kalbi hala Mahzen’deki o ilk mermi sesi gibi atıyordu. Aşağı indiğinde korumalardan biri kapıyı açtı ama Lara ona bakmadan arka koltuğa yerleşti. "Beni Baran’a götür," dedi sesi hiç beklemediği kadar dikti. "Holdinge değil, o orman evine. Nerede olduğunu biliyorum." Koruma bir an tereddüt etse de, Baran’ın Lara’ya olan bakışlarını, o masanın üzerindeki yıkıcı sahiplenmeyi hatırlayarak itiraz etmedi. Araba, gecenin karanlığında, yağmurun hala dineceği yokmuş gibi yağan İstanbul sokaklarında hızla ilerlemeye başladı. Malikaneye vardığında, evin her bir köşesinden sızan loş ışıklar sanki bir pusunun habercisiydi. Lara, kapıdaki Vedat’ı bile dinlemeden içeri daldı. Baran, şöminenin başında, elinde bir kadeh kehribar rengi içkiyle oturuyordu. Üzerindeki gömleğin üst düğmeleri açıktı ve omuzları, taşıdığı yükün ağırlığıyla her zamankinden daha çökük görünüyordu. Lara’nın içeri girişini duymuştu ama dönüp bakmadı. Odadaki tek ses, şömineden gelen odun çıtırtıları ve dışarıdaki rüzgarın uğultusuydu. "Sana evde kalmanı söylemiştim," dedi Baran, sesi bir uçurumun dibinden geliyormuş kadar derinden ve yorgun çıkıyordu. "Benim evim burası değil, Baran. Benim evim artık hiçbir yer," dedi Lara, adamın tam karşısına geçerek. "Babam aradı. Senin kim olduğunu biliyormuş. Senin benim geçmişim olduğunu söyledi. Bu ne demek Baran? Yirmi yıl önce ne oldu?" Baran, kadehi masaya bıraktı ve yavaşça ayağa kalktı. Lara’ya doğru attığı her adımda, odadaki oksijenin çekildiğini hissediyordu. Baran, kadının tam önünde durduğunda boy farkı Lara’yı ezer gibiydi ama Lara başını kaldırdı, gözlerini o kapkara boşluktan ayırmadı. "Baban haklı," dedi Baran, elini Lara’nın yüzüne uzatıp parmak uçlarıyla kadının elmacık kemiğini okşayarak. "Ben senin babasının yarım bıraktığı o hikayenin sonuyum. Benim babam öldüğünde, senin baban o dosyayı kapatan isimdi. Ama o dosyayı kapatırken benim ruhumu da o mezara gömdü." Lara, hissettiği acıyla geri çekilmek istedi ama Baran’ın eli kadının ensesine dolandı. "Gitme," dedi Baran, bir emir gibi ama içinde bir yalvarış gizliydi. "Bana her ne kadar ihanet etmiş olabileceğini düşünsem de, babanın kızı olduğunu bilsem de... İlle de sen, Lara. Başka bir yolu yok. Seni yok etmek için her sebebe sahibim ama seni koklamadan geçen her saniye bana cehennem gibi geliyor." Baran, kadını kendine sertçe çekip dudaklarını Lara’nın dudaklarına bastırdığında; bu seferki öpücük bir öncekinden çok farklıydı. İçinde biriktirdiği tüm o nefret, şüphe ve arzu tek bir noktada patlıyordu. Lara, adamın göğsüne vursa da, tırnaklarını kollarına geçirse de, Baran durmadı. Onu şöminenin önündeki kalın halının üzerine yatırdığında, ateşin sıcaklığı tenlerine vurmaya başlamıştı bile. Baran, Lara’nın üzerindeki ince kazağı tek bir hamlede sıyırıp attı. Ay ışığının ve alevlerin dansı, Lara’nın bembeyaz teninde Baran’ın parmak izlerini birer sanat eseri gibi gösteriyordu. "Benden nefret et," diye fısıldadı Baran, kadının boynuna, o mühürlenmiş lekenin üzerine ıslak ve yakıcı öpücükler bırakırken. "Ama sakın benden başkasını isteme. Seni bu karanlığın içinde sadece ben yaşatabilirim." Baran, Lara’nın pantolonunun düğmesini çözerken elleri titriyordu; bu, onun gibi mutlak kontrol delisi bir adam için imkansız bir görüntüydü. Lara ise artık direnmeyi bırakmıştı. Babasının uyarıları, geçmişin gölgesi, holdingdeki o soğuk dosyalar... Hepsi o an yanıp kül oluyordu. Geriye sadece Baran’ın teninin sıcaklığı ve içine girmek için sabırsızlanan o vahşi arzu kalmıştı. Baran, kadının bacaklarını omuzlarına alıp onu kendine tamamen açtığında, gözlerindeki o 'ille de sen' diyen parıltı Lara’nın ruhunu eritiyordu. İçine tek bir hamleyle, tüm varlığıyla girdiğinde; Lara’nın çığlığı gecenin sessizliğini parçaladı. Bu, acıdan çok, bir ruhun diğerine tamamen karışmasının çıkardığı sesti. Baran, her bir itişinde kadına geçmişin intikamını değil, geleceğin sözleşmesini imzalatıyordu. Terleri birbirine karışırken, şöminenin alevleri tenlerinde parlıyor, dışarıdaki yağmur ise bu yangını söndürmeye yetmiyordu. Baran, Lara’nın ellerini kendi sırtına doladı; tırnaklarının etine girmesine, kanatmasına izin verdi. Acı, onlar için zevkin en saf haliydi. "Seninleyim," diye inledi Lara, Baran’ın hızıyla sarsılırken. "Her şeye rağmen... İlle de sen, Baran." Doruk noktasına ulaştıklarında, Baran kadının içine kendi hayatını boşaltıyormuşçasına sarsıldı. Başını Lara’nın boynuna gömdü ve bir süre öylece kaldı. Kalpleri, odanın içindeki sessizlikte tek bir ritimle dövüyordu. Baran, yavaşça geri çekilip Lara’yı kucağına aldı. Onu sıkıca sarmaladı, saçlarını öptü. "Bundan sonra kaçmak yok," dedi fısıltıyla. "Babanla yüzleşeceğiz. Ama o gün geldiğinde, benim yanımda mı duracaksın yoksa onun mu, karar vermen gerekecek." Lara, cevap vermedi ama Baran’ın göğsündeki o ritme teslim oldu. Biliyordu ki, bu savaşın galibi kim olursa olsun, kaybeden her zaman kalbi olacaktı. Ancak o kalp, çoktan tek bir ismin lekesiyle mühürlenmişti: Baran Sancaktar. Ertesi sabah, Baran’ın odasındaki gizli kasadan çıkardığı küçük, eski bir fotoğraf karesi her şeyi değiştirecekti. Fotoğrafta iki çocuk vardı; biri küçük bir erkek, diğeri ise yeni doğmuş bir kız bebek. Arkasında ise sadece şu not yazılıydı: "Leke, kanla silinmez; sadece sevgiyle gizlenir. 2006." Lara fotoğrafı eline aldığında, Baran’ın neden "İlle de sen," dediğini şimdi çok daha iyi anlıyordu. Onlar bu hikayenin kurbanları değil, yirmi yıl önce yazılmış bir senaryonun başrol oyuncularıydı. Ve asıl oyun, şimdi başlıyordu. Lara, elindeki fotoğraf karesine bakarken parmak uçlarının uyuştuğunu hissetti. Fotoğrafın kenarları hafifçe sararmıştı; geçen yirmi yılın tozu ve sırrı üzerine sinmişti. Küçük bir oğlan çocuğu —Baran olduğu her halinden belli olan o sert ve korumacı bakışlar— kucağındaki minik kız bebeği sanki dünyadaki tüm kötülüklerden sakınmak ister gibi sıkıca kavramıştı. Fotoğrafın arkasındaki o kısa not, Lara’nın zihninde bir balyoz gibi çınlıyordu: "Leke, kanla silinmez; sadece sevgiyle gizlenir. 2006." Bu tarih, babasının meslek hayatının en karanlık yılıydı. Bu tarih, Baran Sancaktar’ın çocukluğunun bittiği, babasının kan gölüne dönmüş ofisinde yetim kaldığı yıldı. "Bu... Bu biziz," diye fısıldadı Lara. Sesi, odadaki şöminenin çıtırtıları arasında neredeyse kaybolup gidecekti. "Sen beni tanıyordun. En başından beri kim olduğumu, kime ait olduğumu biliyordun." Baran, pencerenin önünden ayrılıp ağır adımlarla Lara’ya yaklaştı. Odanın loş ışığı, yüzündeki keskin hatları daha da belirginleştiriyordu. Lara’nın elindeki fotoğrafı nazikçe aldı ve kasanın üzerine bıraktı. "Seni tanımıyordum Lara. Ben sadece o bebeği hatırlıyordum," dedi sesi, buz tutmuş bir denizin altındaki akıntı kadar derinden gelerek. "Babamın öldürüldüğü gece, senin baban odaya girdiğinde elinde bu fotoğraf vardı. Onu düşürdü. Ben de aldım. Yıllarca o fotoğrafı, intikamımın pusulası yaptım. Ama o bebeğin büyüyüp karşıma bu kadar kusursuz, bu kadar canımı yakacak kadar güzel bir kadın olarak çıkacağını tahmin etmemiştim." Lara, başını iki yana salladı. Gözlerindeki yaşlar, yanaklarından aşağı süzülürken Baran’ın göğsüne tutundu. "O halde her şey bir oyun muydu? Beni işe alman, o asansördeki bakışların, Mahzen’deki o ilk dokunuşun... Hepsi sadece babamdan intikam almak için bir sahne miydi?" Baran, kadının yüzünü ellerinin arasına aldı. Başparmaklarıyla gözyaşlarını sildi ama dokunuşu bu sefer can yakacak kadar sertti. "Başlangıçta öyleydi," diye itiraf etti dürüstçe. "Seni kirletmek, babanın o tertemiz adalet dünyasına bir leke sürmek istedim. Ama sonra... İlle de sen dedirttin bana. Her dokunuşunda planlarımın biraz daha yıkıldığını gördüm. Seni mahvettiğimi sanırken, asıl ben senin kollarında paramparça oldum." Lara, adamın gözlerindeki o vahşi dürüstlüğü gördüğünde, kalbinin bir parçasının daha koptuğunu hissetti. Bu adam hem celladı hem de tek sığınağıydı. Baran, kadını kendine daha sıkı çekip alnını alnına dayadı. "Şimdi anlıyor musun neden kaçamıyorsun? Biz o gece mühürlendik Lara. Babalarımızın kanıyla, o karanlık odanın sessizliğiyle mühürlendik. Artık ne sen sadece bir İK uzmanısın, ne de ben sadece bir suç lideriyim. Biz, tamamlanması gereken o yarım hikayeyiz." Lara, Baran’ın boynuna kollarını dolarken, dışarıdaki fırtınanın artık onları etkileyemeyeceğini biliyordu. İçerideki yangın, dışarıdakinden çok daha büyüktü. Baran, kadını kucağına alıp yatağa doğru ilerlediğinde; aralarındaki o 'ille de sen' çekimi, artık sadece bir tutku değil, bir zorunluluk haline gelmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde, Lara uyku ile uyanıklık arasında gidip gelirken, Baran’ın dışarıda biriyle konuştuğunu duydu. Sesi alçaktı ama öfkesi duvarların arasından bile sızıyordu. "Vedat, Yavuz Aydın’ı buraya getirin. Yarın sabah bu evde her şey son bulacak. Ya o lekeyi temizleyeceğiz ya da bu malikaneyi hepimizin üzerine yıkacağım." Lara, gözlerini tamamen açtı. Yarın, hayatının en uzun günü olacaktı. Bir yanda onu korumak için yalanlar söyleyen babası, diğer yanda ruhunu teslim ettiği o karanlık adam... Ama o fotoğraf karesindeki çocuk ve bebek gibi, kaderin onları bir kez daha aynı noktada buluşturması tesadüf olamazdı. Leke, gerçekten kanla silinmiyordu; belki de sadece daha derin bir aşkın içinde kayboluyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD