En son Sinem'in de bize katılmasıyla tam bir grup oluşturmuştuk. Hepimiz aynı oda da kalmamıza rağmen birbirimize çok uzak duruyorduk. Oda o kadar büyüktü ki yataklar birbirinden çok uzaktaydı. Birbirimize seslenmek için baya uğraşlar veriyorduk, neden mi çünkü hepimiz kalkmaya fazlasıyla üşeniyorduk. Tembeldik biz.
Aslında bu evde kalmak pek kötü olmamıştı lakin elimizden telefonlarımızın alınması, boğazımıza bıçak dayanmasından daha beter bir duyguydu. Hepimiz yataklara oturmuş birbirimize bakıyorduk. Çünkü malız biz,gerizekalıyız.
"Evet. Ne yapalım?"
Sonunda aramızdan birisi konuştuğunda dikkatlerimizi ona verdik.
"Bana öyle bakmayın da bir şeyler söyleyin. Ölü gibisiniz." dedi Nazlı arkasındaki yastığı alarak kucağına koyarken. Aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Belki de bu evden çıkmak için planlar yapabilirdik. Belki evden çıkmamıza imkan yoktu ama denemeye değerdi öyle değil mi?
"Odanın dışında kaç tane koruma var?" diye sordum aniden. Deniz bana soru soran gözlerle bakarken Nazlı hatırlarmış gibi tavana bakıyordu.
"Sanırım üç taneydi. Birisi de Sinem'i getiren çocuk."
Kafami sallayarak ayaklandım hemen.
"Madem canınız sıkıldı, bizde eğlenceli bir şeyler yaparız."
Nazlı hemen ayağa kalktı benim gibi. Heyecanla kapıya kadar koştu.
"Onları kim oyalamak ister?" diye sorduğumda Sinem ayağa kalkarak elini kaldırmıştı.
"Ben yaparım."
Birden şaşırmıştım. Gerçekten Sinem'den bunu beklemiyordum.
"Gerçekten mi? Herkes den beklerdim de sen deyince garip oldu biraz." diyerek güldüm.
"Eh, sakin bir kıza benziyorum değil mi? Bunu en iyi Nazlı bilir."
Nazlı kafasını bana çevirerek "Kesinlikle sakin bir kız değil." dedi. Deniz de ayağa kalkarak Nazlı'nın yanına gitti. "Hadi biraz eğlenelim."
.
.
.
.
Kapıyı hiçbir şey olmamış gibi açtığımızda gerçekten bu evden gidip gitmemekle kararsız kalmıştım. Korumalar bile bu kadar yakışıklıyken neden bu evden gitmek isteyeyim ki? Kızların da aynı şekilde düşündüklerine emindim.
"Bir şey mi istemiştiniz?" diye sordu aralarından birisi.
"İlla bir şey istediğimizde size mi söylemeliyiz?" diye tersledi Sinem.
Semih, Sinem'in çıkışmasına gülmüştü.
"Tabi ki de hayir lakin sizin sorumluluğunuz bizim üzerimizde bu yüzden ne yaptığınızdan haberimiz olmalı."
Nazlı birden kulağıma eğildiğinde korkuyla geri çekildim.
"Sende amma korkak çıktın be kızım. Neyse dinle beni, belki odaları karıştırırsak bir çıkış yolu bulabiliriz ne dersin?"
Bu fikir mantıklı gelmişti. Belki kamera kayıtlarının olduğu odayı bulabilir ve çıkışı kontrol edebilirdik. Hemen aklıma gelen fikirle gülümsedim.
"Mutfak? Mutfağa gideceğiz. Gelmenize gerek yok. Yemek yapmak istiyoruz." dediğimde korumalar önce birbirlerine bakmıştı.
Kızlar kafalarını sallarken Semih tekrar sormuştu.
"Gene de aramızdan birisi sizinle gelse daha iyi olmaz mı?"
Semih bunu sorduğuna göre buna karar vermek bize kalmıştı.
"Hayır. Zahmet etmeyin. Hiç gerek yok."
Tekrar ettiğimde Semih geri çekildi ve kafasıyla onayladı.
"Mutfak bir alt katta, koridorun sonunda. Bir şeye ihtiyacınız olursa hizmetçiler ve kahyalardan yardım alabilirsiniz."
Semih neden bu kadar sakin karşılamıştı anlamamıştım. Çünkü bizden sorumlu olan kişilerden birisiydi. Egemen olsaydı bizi bırakmayacağına adım gibi emindim. Yani, güya Sinem onları oyalayacaktı ama hiç gerek kalmamıştı. Kendimi hiç tutsakmış gibi hissetmiyordum.
"Teşekkür ederiz." diyerek merdivenlere yöneldik. Hafifçe arkamızı döndüğümüzde arkamızdan gelmediklerini görünce rahatlamıştık. Hemen alt kata indik ve etrafı kontrol ettik. Kimseler görünmüyordu.
"Hadi! İlk önce bu kattaki odalara bakalım."
Hepimiz farklı yönlere dağılırken, ben mutfağın yanındaki odaya girdim. Kapısı yarım açık olduğu için girmeden önce birisinin olup olmadığını kontrol etmiştim.
İçeri girdikten sonra etrafıma baktım. Çalışma odası gibi bir yerdi burası. Kitaplıktaki kitaplar, alfabetik sıralamaya göre dizilmişti ve çalışma masasının üstünde de bir sürü dosya vardı.
Tam masanın yanına yaklaşacaktım ki omzumu tutan elle yerimden sıçradım.
"Neden suç işlemişsinde yakalanmış gibi hareket ediyorsun. Film çekmiyoruz burada."
"Korkuttun beni Deniz!" dediğimde zevkle kıkırdamıştı.
Hızla atan kalbim, yavaşça sakinleşirken Deniz hemen bilgisayar masasına geçmişti.
"Belki burada bir şey bulabiliriz." diyerek beni yanına çağırmıştı. Bu sırada diğer kızlar bir şey bulamamış olacaklardı ki hemen yanımıza gelmişlerdi.
"İyice kurcala belki Baran hakkında bir şeyler öğrenebiliriz." dedim elimle bir kaç dosyayı gösterirken.
Deniz hızla bir dosya açtığında dosyanın içerisinde sadece tek bir tane video vardı. Video'yu hızla açtığında korkuyla geri çekildik. Bu da neydi böyle?
Odanın içi siyahtı. Daha çok depoya benziyordu fakat depoyu andıracak hiç bişey yoktu.
"Şuna bakın." dedi Nazlı ekranda bir yeri gösterirken.
"Adam bağlı bir şekilde sandalyede oturuyor. Yaralı sanki."
Biz ekrana heyecanla olacakları izlerken aniden kapatılan ekranla yerimizden sıçradık.
"Bakın ne buldum." dedi Egemen bize bakarken. "Mutfak yan tarafta kızlar. Neden buradasınız?"
Ne diyeceğimizi şaşırmıştık. "Ev çok büyük. Karıştırmış olabiliriz." dediğimde imalı bir şekilde gülmüştü.
"Evet." dedi Egemen. "Fakat neden bilgisayarı kurcalıyorsunuz? Mutfağı aramak için google amcaya mı soruyorsunuz yoksa?"
Deniz hafifçe fısıldadı. "Espiri mi yaptı bu şimdi? "
"Çok komik." dedim ve yanından geçmek için ayaklandım.
"Hadi kızlar mutfağa gidelim."
.
.
.
.
"Tüh ya. Hiç zevk alamadım yaptığımızdan. Hemen yakalandık. Ayrıca ben o video da olanları çok merak ediyorum." dedi Nazlı sebzeleri doğrarken.
Kızlarla konuştuğumuz sırada içeriye Baran girmişti. Bizi yemek yaparken gördüğünde ilk başta şaşırmıştı fakat daha sonra kendine gelerek bize gülümsedi.
"Bahar, yemek yapabildiğini bilmiyordum." dedi dalga geçer gibi.
"Öyle mi? Artık öğrenmiş oldun." dedim sinirle ocaktaki yemeği karıştırırken.
"O zaman neden yanık kokusu alıyorum?" diye sorduğunda ilk başta anlamamıştım fakat daha sonra Deniz'in bağırmasıyla kendime gelmiştim.
"Bahar! Neden bunun derecesini yükselttin?! Ben bunu tam ayarlamıştım."
"Daha çabuk olur diye düşünmüştüm." diye söylendiğimde Baran kahkaha atmıştı. Fazlasıyla eğleniyor gibi görünüyordu.
"Ayrıca bu yemeğin hiç tadı yok. Yemek yapmasını bildiğinden emin misin?" dedi yemeğin tadına baktığında.
Elimdeki kaşığı sinirle lavobonun içine fırlatırken Baran'a baktım. "Seni ilgilendirmez."
Baran'a baktığımda beni hiç dinlemediğini gördüm. Yemeğin içine bir şeyler atıyor ve tadına bakarak ayarlamaya çalışıyordu.
Sinem, Baran kenara çekildikten sonra yemeğin tadına bakmak istedi bu yüzden hızla bir kaşık kaptı kendine. Ben Sinem'in tepkisini beklerken Baran emin bir surat ifadesiyle masaya yaslanmıştı.
"Bu...Muhteşem olmuş."
Hayretler içinde Sinem'e bakarken Baran bana 'Yemek böyle yapılır.' bakışlarını atıyordu. Hepsi onun yüzünden olmuştu. O video da her ne varsa zaten aklımdan çıkmıyordu bir de beni daha fazla sinirlendiriyordu.
"Küçükken yemek yapmayı çok severdim. Bu yüzden yemek dersleri almıştım."
Yemek yapan bir adam ha? Herkesin isteyeceği türden birisiydi. Şu anki sunduğu gülüşü bana çok sempatik gelmişti. Sanki beni burada zorla tutan kişi o değilmiş gibi. Ayrıca bize hiç kötü de davranmıyordu. Sorunu neydi bu adamın?
.
.
.
.
Akşam yemeği için hazırlıkları yapmak istemiştik ama Baran buna izin vermemişti. Üstüne birde bana 'Sen hiç elleme. Zehirlenmek istemiyorum.' demişti.
Ben bir kere çok güzel yemek yapardım. Kimseye kanıtlamaya ihtiyacım yok.
Hepimiz yemek masasına oturduğumuzda içimde garip bir his vardı. Sanki yıllardır bu evde yaşıyormuşum gibi hissediyordum. Rahat. Çok rahat.
Aniden Sinem'in beni çekiştirmesiyle ona döndüm.
"Sence o video da ne vardı? Ben gerçekten merak ediyorum."
"Bilmiyorum ki." dedim sessizce. "Nereden bilebilirim? Yakalanmamız yetmezmiş gibi bide başımızda bekleyen koruma sayısı arttı."
Elimdeki kaşığı çorbaya daldırdığımda düşündüm. Aslında Baran bizi zorla evde tutmasına rağmen hiç kötü davranmamıştı. Evin dışına çıkmadığımız sürece evde istediğimizi yapmakta serbest olduğumuzu söylemişti. Hatta hizmetçilere istediğimiz bir şey olduğunda para sıkıntısı olmadan dilediğimizi yapmalarını söylemişti. Garip bir adamdı. Egemen' den daha yumuşak bir kalbe sahipti. Adamları, Baran'ın tam tersiydi. İyi birisiydi. Ya da belkide bize iyi olan tarafını gösteriyordu.
.
.
.
.
Yemek yedikten sonra Baran beni çalışma odasına beklediğini ve işimi bitirdiğimde yanına gitmemi istediğini söylemişti.
Yemek yedikten sonra kızlar oturma odasına geçerken bende odamıza çıkarak bir duş aldım. Üstüme rahat bir şeyler giydikten sonra saçlarımı kuruladım ve odadan çıktım. Aşağı kata indikten sonra kızlarla önceden girdiğimiz odanın kapısını tıklatarak içeriye girdim.
"Otursana." dedi Baran bana bakmadan. Ellerindeki dosyayı birleştirip zımbalıyordu.
Hemen karşısına geçtim ve bana uzattığı kağıdı elime alarak inceledim.
"Nedir bu?"
"Bu bizim anlaşmamız. Eğer bu işi güvenli bir şekilde bitirirsek ve Nihal'i bulursak alacağın parayı ve bir çok şeyi daha oraya yazdım. Ayrıca bu evde kalırken de rahatın için elimden geleni yapacağım. Eğer anlattıklarım yetmediyse.." eliyle kağıdın en altını gösterdi. "Buradaki maddeleri okuyabilirsin."
Bakışlarımı kağıda çektiğimde maddeleri teker teker okumaya başladım.
'Madde1; Anlaşma sürecinde evden dışarıya adım atılmayacak. İstisnalar dışında.'
İstişnalar derken yani tek başıma degil de Baran veya koruma ile mi dışarıya çıkabilirim ancak?
'Madde2; Nihal bulunduğunda gerekçe olmadıkça bu evin yakınlarında gözükülmeyecek.'
'Madde3; Düğün tarihine kadar Nihal bulunmazsa onun yerine evlenecek ve Nihal bulunana kadar hiç bir şekilde yakınlaşmalar olmayacaktır.'
Bu madde içimi rahatlatmıştı. Zaten neden yakınlaşmak isteyeyim ki onunla? Zaten beni sevmiyordu. Umarım kısa sürede Nihal bulunurdu da kurtulurdum.
Diğer maddeleri de okuduktan sonra en son okuduğum madde sinirlerimi hoplatmıştı.
'Madde10; Bahar kesinlikle ve kesinlikle yemek yapmayacak. Arkadaşları hariç. '
Hah? Sanki ben yemek yapmaya çok meraklıydım. Belki yemek dersleri almamış olabilirim ama kendimi beslemek için bir şeyler öğrenmiştim.
"Anlaşılmayan bir şey yoksa lütfen imzala."
Masada duran kaleme uzandığımda bunu yapmak istediğime gerçekten emin değildim. Nihal gerçekten bulunmazsa ne olacak? Sonsuza kadar onunla mı yaşayacaktım?
"Peki Nihal bulunmazsa ne olacak?" diye sorduğumda bana bakmıştı.
"Merak etme. Onu bulacağım." Fazlasıyla kendinden emin konuşmuştu.
Elimde olmadan gülümsedim. Baran da aynı şekilde bana katılarak gülümsemişti. Belki de bu evde kalmak o kadar da kötü olmayacaktı?
Umarım beğenirsiniz. Uzun bir aradan sonra gelip düzenleme yapmaya başladım. Bu sefer saha iyi işler çıkaracağıma eminim. Şimdiden yorumlarınız ve oylarınız için teşekkürler hepinizi öpüyorum. <3