Bölüm 4

1512 Words
Bahar'ın Ağzından Oturduğum yerde bakışlarını bir kere bile benden ayırmayan kişiye baktım. Gerçekten neredeyse bir saat olmuştu ve bana bakmaktan bıkmamış gibi gözüküyordu. "Neden bana bakıyorsun?" Adam oturduğu yerde kıpırdanırken kendi kendine konuşmuştu. "Nasıl olur da bu kadar çok benzeyebilirsiniz?" diye mırıldanmıştı bir anda. Neyden bahsettiğini bilmediğim için tekrar sorma gereği duymuştum. "Neyden bahsediyorsun?" Adam cevap vermek yerine sağ tarafta duran çekmeceyi açtı ve içinden bir kaç tane fotoğraf çıkardı. Masaya yayacak şekilde koyarken şaşkınlıkla onu izliyordum. Resimlerden birisini elime aldıktan sonra adama baktım. "Bu kişi bana ne kadar çok benziyor böyle." "Resimde gördüğün kişi benimle yakında evlenecek olan kadındı. Adı Nihal. Adamların seni Nihal zannetmiş. Bu yüzden buradasın." Şimdi anlaşılmıştı. Herhalde kadını korkutup kaçırmıştı ki şimdi de onu arıyorlardı. "Nihal olmadığıma göre artık gidebilirim öyle değil mi?" dedim gülerek. Lakin karşımda oturan adamın hiç mimiği bile oynamamıştı. Ciddiyetle suratıma bakıyordu. "Seni böylece bırakacağımı sanmıyorsundur umarım." dediğinde sinirle ona bakmıştım. "Öyle sanmıştım." "Nihal'i bulana kadar maalesef seni yanımda tutmak zorundayım." Ne demek beni yanında tutacaktı? Adam kafayı yemiş herhalde. "Kabul edeceğimi kim söyledi?" dedim sinirle. Tabiki de burada kalacak değildim. Adamın bana ne yapacağı bile belli değildi. "Eğer kabul etmezsen, seni karakola kendi ellerimle götürürüm. Ayrıca Nihal'in yerine geçmeye çalıştığını ve Nihal'i de kaçırdığını söylerim. Ve emin ol, sahte kanıtlar bile yaratabilirim. Bu yüzden kabul etmen senin için en iyisi olacaktır." Adam rahat hareketlerle beni tehdit ederken şaşkınlıkla onu izliyordum. Resmen ağzım açık kalmıştı. Kesinlikle şu anda evet demekten başka çarem kalmamıştı. Çünkü adamın ne kadar varlıklı olduğu belliydi. Kendimi savunmam imkansızdı. Kimse bana inanmazdi. Bu tehdidine karşı hiçbir savunmam da yoktu. Ne yapabilirdim ki? "Kendini savunacak hiçbir şeyin yok anlaşılan. Öyleyse anlaştık. Bu arada adım Baran. Başka bir şey bilmene de gerek yok." Başka birşey bilmeme gerek yok mu? Hem beni alı koyuyor hemde bir şey bilmene gerek yok diyor. Sanki bunu kabul edebilirmişim gibi. "Burada kalacaksam bir süreliğine, bir şeyler bilmeliyim öyle değil mi?" dediğimde gülümsemeye çalıştım ama nafileydi. Baran istifini hiç bozmadan "Hayır." demişti. Ayrıca ben neden teklifini çok çabuk kabullendiysem. Sanki bu teklifi beklermişim gibi olmuştu. 'Kendinden utanmalısın Bahar' dedim kendi kendime. "Kabul etmezsem ne yapacaksın polise gitsen bile kanıtın yok elinde henüz. Yalan kanıtlar da bir yere kadar değil mi?" dedim gülerek. Fakat söylediklerime pek aldırış etmiş gibi gözükmüyordu. "Merak etme. Muhtarın evini boyarken çok güzel gözüküyordunuz. Acaba polise kayıtları götürsem mi ki?" Bildiğiniz tehditi geçti şantaj yapmaya başlamıştı. Baran'a baktığımda zevkle gülümsüyordu. Acayip gıcık olmuştum. Bu sırada açılan kapının sesiyle o tarafa dönerken saçı başı dağılmış iki kişi gördüm. "Nazlı." dedim kahkahamı saklayamayaraktan. Şu anda ortam gülünmeye müsait değildi ama kendimi tutamamıştım. Baran da aynı şekilde "Egemen?" diye sorduğunda Baran'ında güldüğünü görmüştüm. "Hayırdır Egemen kız kavgası mı?" Egemen sinirle Baran'ın yanına gelirken bağırmıştı. "Bu kız tam bir cadı! Resmen bana topukluyla girişti. Kafamı deldiğine eminim. Onu buraya getirene kadar canım çıktı!" Hızlı hızlı solurken, Egemen arkadaşımız, arkadaşını annesine şikayet eden küçük erkek çocuklarına benziyordu. Baran durmadan gülerken bende Nazlı'nın haline gülüyordum. Yanıma yavaş adımlarla gelip oturmuştu. "Gülme!" diye bağırsa da bir süre sonra kendisi de gülmeye başlamıştı. Eh, ortam az önce pek de tehdit edilmişim gibi gözükmüyordu. "Çocuğu neredeyse hastanelik etmişsin be kızım. Ne bu vahşilik?" diye sordum gülmemi durdurmaya çalışarak. "Arsız arsız konuşması yüzünden oldu. Neymiş, beni istiyomuş. Al verdim işte." dediğinde elimde olmadan gülmeye devam etmiştim. Bu sırada açık olan kapıdan bir çift daha gelmişti. Deniz, başka birisinin omzunda debeleniyor ve saydırıyordu. "Bırak lan beni! Kimsin oğlum sen? İndirsene ya kusucam şimdi!" "Üf! Yettin be." Adam, Deniz'i omzundan alıp indirdiğinde salonun ortasında kocaman bir tokat sesi yayıldı. Hepimiz şaşkınlıkla ikiliyi izliyorduk.Deniz attığı tokattan memnun olmuşcasına sırıtmaya başlamıştı. Adam yediği tokadı sindirememiş olacaktı ki Deniz'in üstüne yürümeye başlamıştı. "Ulan seni varya-!" Adam en sonunda bağırdığında Baran hemen sözünü kesmişti. "Ali! Kendine gel. Karşındaki bir bayan." Açıkcası şaşırmıştım. Kadınlara değer veren bir hali yoktu. Kaba bir adam zannetmiştim Baran'ı. Lakin gerçekten kadınlara saygısı varmış. Adam, Baran'ın kendisine seslenmesiyle adımlarını durdurmuştu. "Affedersin abi." Baran oturduğu yerden kalkarken bizi uyarmak istermiş gibi önümüzde dikilip masaya yaslandı. "Bundan böyle üçünüzde bu evde kalacaksınız. Düğüne kadar kimse bu evden çıkmayacak. Anlaşıldı mı?" Tüm kızlar hep bir ağızdan "Ne?" diye sormuşlardı. Eminim hayatlarında böyle absürt bir şey duymamışlardır. "Ben bir dükkan işletiyorum. Bunun imkani yok. Kiramı yetiştirmem gerek." Deniz ciddiyetle konuşmuştu. Eh, haklıydı. "Hallederiz." dedi Baran. "Başka bahane?" Nazlı ileri atıldı. "Bizi burada tutsak edemezsin! " "Sonsuza kadar değil. Sadece düğüne kadar. Bir ay bu evde kalacaksınız. Burda bir problem göremiyorum." "Ama ben görüyorum. Hepimizin bir hayati var. Burada bir yanlış anlaşılma olduğu belli. Biz gelmeden önce Bahar halletmiş olmalı. Değil mi? " son cümlesini Nazlı bana bakarak söylemişti ve emin olun bakışları hiç hoş değildi. "Halletti ve biz anlaştık. Değil mi Bahar?" Baran bana sinsi bir bakış attığında elim ayağım birbirine dolanmıştı. Kendimi şu anda arada kalmış gibi hissediyordum. Şu andan itibaren burada kalacağımızı öğrenirse Nazlı beni burada çiğ çiğ yerdi. "Arkadaşlarımın burada kalmasına gerek kalacağını sanmıyorum. Neden onları bırakmıyoruz-" diyecektim ki sözüm kesilmişti. Bu sefer lafa Egemen atılmıştı. Bu insanlar lafa atlamayı ne kadar çok seviyorlardı böyle ya, bırakın da bir konuşayım. "Olmaz." diyerek parmaklarıyla kızları göstermişti. "Polise gitme durumunu göze alamayız. Bu ikiliye belli olmaz. Ayrıca kendini yalnız hissetmez misin?" diye sorduğunda şaşırmıştım. Aslında haklıydı. Eğer onlar burada olmazsa kendimi yalnız hissedecektim. Aslında bu anlaşmayı kabul etmek istemiyordum ama Baran'ın beni tehdit etmesi çok kötü olmuştu. Belki bir kaç gün içinde onu tehdit edebileceğim bir şeyler bulabilirdim. "Kabul e-" Bu sırada içeriye giren adamlarla konuşmam bölünmüştü. Ama arkadaşım yeter ya, salın beni de bir konuşayım! "S-Sinem? Senin burada ne işin var?" Nazlı ayağa kalkarken sormuştu. Sinem isimli arkadaşımızı getiren adam kızı önümüze ittirerek Baran'a bakmaya başladı. "Bu bayanı Bahar ve Nazlı'nın evine gizlice girerken yakaladık. Bu yüzden de buraya getirdik." Bizim eve mi? Ne işi olabilirdi ki bizim evde? Hırsızlık mı yapacaktı? Anladığım kadarıyla Nazlı bu kişiyi tanıyordu. "Evimde ne işin vardi Sinem?" "Bugün işe gelmeyince, Patron seni aramamı istedi. Bilirsin, seni hep aradığımda meşgule alır ya da mesaj atarsın. Fakat bu sefer ulaşamayınca evine geleyim dedim. Zile saatlerce bastım ama açan olmayınca telaşlandım ve açık olan mutfak penceresinden girmeye çalıştım lakin yakalanana kadar. " Nazlı birden mutlu olmuş gibi gidip Sinem'e sarılırken bağırdı. "Düşmanım beni mi merak etmiş." "Hayır. Bana söyleneni yaptım sadece." Baran birden alkışlamaya başlayınca yerimden sıçradım. Gülerek bize bakıyordu. "Kızlar şanslısınız. Bir ev arkadaşınız daha oldu." Deniz hayretler içerisinde sordu. "Herkesi böyle alı koyarmısınız normalde?" dediğinde bende kafamı sallamıştım. "Aslında bizim işimiz insanlarla 2 günde biter. Tabi bu konuyu nasıl algılamak istersen." dediğinde tüylerim ürpermişti. Karşımızdaki adam hiç de masum görünmüyordu. Deniz gerildiğinde bana döndü bir anda. 'Ne var?' bakışı yollarken Sinem yanıma gelip oturmuştu çoktan. Biz dördümüz koltukta oturmuş Baran'a bakarken beni göz hapsine aldı. "Sen. Benim sahte eşim olacaksın. Eğer bir ay içinde Nihal bulunmazsa benimle sen evlenmek zorundasın." E-Evlenmek? Ben daha yirmi iki yaşindayım be adam sen ne evliliğinden bahsediyorsun?! "Hiç sanmıyorum." dedim çekinerek. Neden çekiniyorsam? Ağzına geleni söyle işte. "Bu kızla evlenmek istediğine emin misin? Çok zahmetlidir. Ayrıca çok çabuk depresyona girip haftalarca ağlayabiliyor." Nazlı ağzına geleni düşünmeden söylerken ona hayretle bakmıştım. "Şimdi beni kurtarmaya mı çalışıyorsun yoksa kötülüyor musun?" "Hiç olur mu? Sen benim ev arkadaşımsın senden neler çektim ben." Tekrar Baran'a dönüp devam etti. "Ayrıca çok beceriksizdir de. " Kafami salladım. Gerçekten de hepsi doğruydu. Garip alışkanlıklarım vardı. Mesela kendi kokum sinmiş olan küçük bir yastığım vardır. Ona gece sarılmadan yatamıyordum. Gerçekten. "Kötü alışkanlıklarını da unutmamak gerek tabi." Deniz birden Nazlı'ya vurunca fısıldadı. "Yeter kötülediğin kızı. Zaten zor durumda. Sus iki dakika. Ne çene var sende de be kızım." Nazlı kafasıyla onaylarken arkasına yaslandı. Sinem'e baktığımda halinden çok memnun bir ifade varmış gibi geldi. "Burada olmaktan mutlu musun?" diye sordum. Bana bakma zahmetinde bile bulunmamıştı. "Hemde çok. En azından sayende bir süre tatil yapacağim. Minnettarım." dedi sahte bir mutlulukla ve kafasını arkaya yatırarak esnemeye başladı. Ne kadar garip bir kızdı. "Konumuza dönecek olursak senden vazgeçmem. Çünkü Nihal'e benzeyen birisini bir daha bulamam." Baran konuşmaya başlayınca dikkatimi ona vermiştim. "Nedir bu Nihal konusu? İlla ki onunla mi evleneceksin? Ülkemizde kız mi kalmadı?" "Bilmesende olur." Baran bu sefer sinirli bir sesle söylemişti. Bir sakin bir sinirliydi bu adam da. Ne yaptığı belli değildi. Karakter bozukluğu falan mı vardı acaba? Bipolardı, eminim. "Tekrar söylüyorum. Bu evden hiçbiriniz çıkmayacak. Ev gördüğünüz üzere çok büyük. Her istediğiniz karşılanacak. Yeterli oldu mu?" Kaşlarını soru sorar gibi kaldırdığında hiçbirimiz sesimizi çıkarmıyorduk. "Öyleyse, Egemen vahşi kızımız Nazlı dan sorumlu olacak." dediğinde Egemen oturduğu yerden fırlayarak bağırmıştı. "Hayatta olmaz." Nazli, Egemen'in söylediklerine gözlerini devirmişti. "Sanki ben sana çok meraklıyım. Kepçe kulak." Egemen duyduğu şey ile sinirle kulaklarını tuttu. İnanamıyorum, kızarmaya başlamıştı. "Sana ne benim kulaklarımdan." Aslında şöyle Egemen'e baktığımda çok hoş bir oğlandı. Yakışıklı ve Baran dan daha uzundu. Buna gülerim işte. "Deniz tarafından mağdur edilen Ali de Deniz'den sorumlu." "Sinem'den de-" diyerek etrafına bakındı. Kapının önünde duran oğlanı gördüğünde parmağını ona uzattı. "Semih ilgilenecek." Semih hiç sesini çıkarmadan kabul ederken aptalca bir soru yöneltmiştim. "Peki benimle kim ilgilenecek?" Baran bana bakarak güldü. "Seninle bizzat ilgilenmekten onur duyacağım." Daha önceden kitabımı okuyan arkadaşlar garipseyebilir ama kızlar hariç tüm erkek karakterleri değiştiriyorum ve ilk bölümden itibaren bölümü de düzenlemeye başladım. Umarım bu sefer hoşunuza gider. Öpüldünüz. :* <3
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD